İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PAZAR

Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 1.138 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 1.138 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-03-16-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 61 yaşında emeklilik söz konusu olunca, elbette ki, en çok gündeme gelen kesimlerden biri, sanatçılarımızdır. Kültür eski Bakanı, yeni Millî Eğitim Bakanı olarak, öncelikle, şunu, hemen söyleyeyim...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Hayırlı olsun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Çok teşekkür ederim.

Sanatçılarımız, gök kubbemizin yıldızlarıdır; onlar, gerçekten, hayatımızı renklendirirler, bediî zevklerimizin zemin bulmasını, karşılık bulmasını sağlarlar. Ben, muhalefetten, sanatçılar konusunda hassasiyet gösteren arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Dün akşam, Kültür Bakanlığının bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, orada da değerli arkadaşlarımız bu konuyu gündeme getirdiler. Bendeniz, yine, Kültür Bakanı sıfatıyla, arkadaşlara gerekenleri söyledim.

Berhan Bey haklıdır; 61 yaşına geldikten sonra da insanlar sanat icra edebilirler, sanatlarını sürdürebilirler; hatta, birikmiş tecrübeleriyle bu işi daha iyi yapabilirler. Tabiî ki, bu, her sanat dalında böyle değil. Yıldız Kenter Hanımefendi, hepimizin tanıdığı ve takdir ettiği bir tiyatro sanatçısıdır; kendisi 78 yaşındadır, hâlâ, icrayi sanat ediyor; ama, devlet memuru değildir. Tiyatro yapabilmek için, sahnede sanatını icra edebilmesi için bir insanın, ille de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olması gerekmiyor.

Ben, dün akşam komisyonda şunu söyledim, dedim ki; 61 yaş sınırlamasıyla, eğer, bu sanatçılarımız emekli olursa, bunlardan, mutlaka, karakter oyuncu olarak, olmazsa olmaz dediğimiz, mutlaka tiyatroda bulunması gereken insanlar varsa, biz, bu insanları, yine, sözleşmeyle tiyatrolarımızda çalıştırmaya devam ederiz. Zaten, şu anda, tiyatro sanatçılarımızın hemen hemen hepsi, kadro karşılığı sözleşmeli personeldir; bunu sürdürmek mümkündür.

İkinci olarak da, hemen şunu ifade etmek istiyorum: Bakanlar Kurulunun yetkisindedir, istisna tanınabilir. Bakanlar Kurulu bunu ne kadar çalıştırır, ne kadar çalıştırmaz; o, Bakanlar Kurulunun takdirinde, yetkisindedir; ama, üçbuçuk aylık Kültür Bakanlığım süresince, hemen, şunu ifade edeyim; bakınız, bana, yüzlerce bay ve bayan gencecik insan geldi. Bunlar, konservatuar mezunu ve iş bulamıyorlar. Gencecik insanlar, iş istiyorlar; Devlet Tiyatrolarında, Devlet Opera ve Balesinde iş istiyorlar; ancak, bu sıkışmadan dolayı, maalesef, kendilerine "evet" diyemedim.

Bakınız, biz, iktidarımız döneminde, Devlet Tiyatrolarının gelişmesi, daha çok, daha geniş kesimlere hizmet etmesi için elimizden geleni yaptık. Gaziantep'te bir bölge tiyatrosu kurulması için olağanüstü gayret gösterdim. Sayın Maliye Bakanımıza, 48 sanatçı kadrosu tahsis edilmesi için müracaatta bulundum. Dün akşam, Devlet Tiyatroları Genel Müdürüyle birlikte Sayın Bakanımızı aradık ve Sayın Bakanımız bu konuda, bu kadro meselesini çözeceklerini bize ifade ettiler. Ben, ayrıca, kendisine, hem Gaziantep adına hem Devlet Tiyatroları adına hem de sanat dünyamız adına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Ne olacak; bu 48 kadro tahsis edildiği zaman, oraya elbette işe yeni başlayan gencecik insanlar alacağız. Elbette, onların yanına, onlara ağabeyleri, ablaları mahiyetinde, onları eğitecek insanlar da göndereceğiz; yeni insanlara iş kapısı açılacak.

Biraz önce Sayın Bakanımız yine ifade etti, 61 yaşında değerli sanatçılarımız emekli olduğu zaman, onların yerine başka ülkelerden, başka gezegenlerden insanlar getirip tayin etmeyeceğiz. Onlar, bir şekilde emekliliklerini hak etmişler, mağdur olmaları söz konusu değil; ama, yeni yeni insanlara, gencecik insanlara bir iş kapısı bulacağız; bundan daha güzel bir gelişme olabilir mi?!.

Tekrar söylüyorum, bu emekli olacak insanların sayısı zaten son derece azdır; ama, bunlardan vazgeçilmez kabul ettiğimiz hâlâ sanatından istifade edilmesi gerekiyor dediğimiz insanları da tekrar tutacağız.

Bakınız, Türk sineması, aşağı yukarı, 1914'ten bu yana kendi ayakları üstünde duruyor, spontane bir gelişme içerisindedir; bu konuda da emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bakanlığa başladığım günden itibaren, Türk sinemasının daha kaliteli yerli yapımlar gerçekleştirmesi için, ortak yapımların özendirilmesi için, dünyadaki sinema devlerinin Türkiye'ye getirilebilmesi için gayret içerisinde oldum; "Ulusal Sinema Yasası" hazırladık; bu sıralar, diğer bakanlıkların görüşü alınmak üzere gönderiliyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelecek.

Niçin sinemayı bu kadar çok önemsiyoruz; sinema, televizyon boyutu da olduğu için, aşağı yukarı, 70 000 000 insanın hepsini ilgilendiriyor. Ayrıca, sinema dış tanıtım açısından, dünyada imaj oluşturmamız açısından çok, ama, çok önemli bir propaganda aracıdır, bir tanıtım aracıdır. Maalesef, biz, bu konuda, üzerimize düşeni yapmamışız, yurt dışında, ya "Ararat" filmiyle ya da "Gece Yarısı Ekpsresi" ile anılıyoruz.

Dün akşam komisyonda da söyledim, biz, dünyaya kabul ettirebileceğimiz, dünya sinemalarıyla eşzamanlı olarak vizyona sokabileceğimiz, bir yılda 2 tane film yapsak; ama, peyzajları ve platoları bizim ülkemizde olması şartıyla, ben inanıyorum ki, Turizm Bakanlığının, Kültür Bakanlığının, Dışişleri Bakanlığının iki yıl boyunca yaptığı tanıtımdan çok daha iyi sonuç alırız ve bunu yapacağız. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakınız, 14 üncü Ankara Film Festivalinde çok iddialı bir şey söyledim, benden sonra Kültür Bakanı olacak arkadaşım Sayın Erkan Mumcu da bunu sürdürecektir, buna inanıyorum, dedim ki: "Türk sineması, altın çağını bizim dönemimizde yaşayacak. Bunu, hep birlikte göreceğiz. "

Değerli arkadaşlar, bakınız, yine sanatçılara olan saygımızdan, sanatçıların emeğine olan saygımızdan dolayı, Türkiye'de, korsan yayıncılıkla ilgili en ciddî adımları atan hükümet bizim hükümetimizdir. İstanbul'da, gerek müzik yapımcılarını gerek sinema yapımcılarını, sektörün temsilcilerini, onları temsil eden meslek birliklerini, televizyonların sahiplerini, televizyonlarla ilgili sivil toplum örgütlerini bir araya topladık, Atatürk Kültür Merkezinde, 5-6 saat boyunca, bu konuda ne yapılması gerekiyor, ne yapılmaması gerekiyor konusunda fikir alışverişinde bulunduk ve bunun sonucu olarak, 5846 sayılı Yasa ile 3257 sayılı Yasa arasındaki çelişkilerden dolayı korsanla mücadele edilemediği hükmüne varıldı. Bu konuda yaptığımız değişiklik de, bugün yarın Büyük Millet Meclisinin önüne gelecek.

Biz, şuna inanıyoruz: Emek kutsaldır, her insanın farklı bir sermayesi vardır; bazı insanların parası sermayesidir, bazı insanların gayrimenkulu sermayesidir, bazı insanların entelektüel birikimi sermayesidir, kiminin sesi onun sermayesidir, bazı insanların ise tiyatral kabiliyeti sermayesidir. Bir insanın parasını çalmakla onun emeğini çalmak arasında hiçbir fark yoktur. Bu, sanata ve sanatçıya verdiğimiz saygının bir ifadesidir. Korsanla mücadeleyle ilgili de, sonuna kadar, ne yapılması gerekiyorsa yapacağız.

Telif hakları meselesinde, meslek birlikleri ile televizyoncular arasında çok ciddî bir kapışma vardır, radyolar arasında çok ciddî bir kapışma vardır. Meslek birlikleri diyorlar ki: "Siz bizim hakkımızı ödemiyorsunuz" Bakınız, bu meslek birliğinin üyelerinin hepsi bizim sanatçılarımızdır. Yine, İstanbul'da Golden Age Otelde 5 saat süren bir toplantıda, bugüne kadar âdeta kangren olmuş, çözümsüz hale getirilmiş olan bu meseleyi de çözme noktasına getirdik.

Değerli milletvekilleri, özetle şunu ifade etmeye çalışıyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, sanatçıya, sanatkâra ve sanata değer veren, önem veren yüce bir kurumdur. "Muhalefet, sanatçıyı ve sanatkârı yüceltiyor da, onları tutuyor da, onlardan yana da, iktidar kanadı sanatçılardan yana değildir, sanata saygı duymuyor" şeklinde bir görüntü vermek Türkiye Büyük Millet Meclisinin mehabetine yakışmaz. Tekrar ifade ediyorum, hep birlikte, gerçekten, bizim hayatımızı renklendiren, anlamlandıran "zevki bediî" dediğimiz estetik zevklerimizin zemin bulmasını temin eden sanatkârlarımızı, sanatçılarımızı, tiyatro sanatçılarımızı, müzik yapımcılarımızı, sinema sanatçılarımızı, diğer sanat kollarına mensup bütün sanatkârlarımızı el üstünde tutmak, korumak ve kollamak zorundayız.

Bakınız, bu yaş sınırlamasıyla ilgili başka -biraz önce değerli arkadaşlarımdan Recep Bey isabetle temas etti- misaller de var. Mesela, bir maden ocağında günde birkaç kilo kömür tozu yutan insanla park bahçede çalışan insanı aynı yaşta emekli ederseniz haksızlık olur. Bir futbolcunun kaç yaşına kadar futbol oynayabileceği bellidir. Dolayısıyla bir bale sanatçısının, bir balerinin veya bir baletin kaç yaşına kadar icrayı sanat edebileceği bellidir. Elbette, 60 yaşında, 65 yaşında karakter rollerde oynayacak veya tecrübeli olduğu için koreograf olarak çalışacak sanatçılarımız vardır, onları da tutmak ve korumak boynumuzun borcudur. Bu açıdan "bir taraf sanatkârdan yana, diğer taraf sanatkâra karşı" şeklinde bir görüntü verilmesi kesinlikle doğru değildir.

Bu düşüncelerle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 16 Mart 2003

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook