İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 850 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 850 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Paksoy’un PISA sınavıyla ilgili bir sorusu var. Bu Yükseköğretim Yasası’yla ilgili olmasa da değerli milletvekili sorduğu için söylüyorum.

Değerli milletvekilleri, PISA Programı’na ilk defa Türkiye AK Parti Hükûmeti döneminde, benim Bakanlığım döneminde dâhil olmuştur ve biz buna para vererek dâhil olduk. Sebep şudur: Uluslararası bir ölçme değerlendirme müessesesi bizim başarımızı ve bizim eğitimdeki niteliğimizi ölçsün diye bu yapılmıştır. Ancak PISA Programı bizim eski müfredatımıza değil, bizim yeni müfredatımızın mantığına dayanmaktadır. 2006’da yapılan son PISA sınavı da, yine, dediğim gibi, soru şekli, soru stili itibarıyla eski müfredatımızla uyumlu olmadığı için öğrencilerimiz yeterli başarı göstermemişlerdir. Pratik bir örnekle ifade etmem gerekirse, siz öğrencilere Fransızca ders verip, soruları Almanca sorarsanız onlardan doğru cevap alamazsınız. Esas, öğrencilerimizin başarısı yeni müfredatımız yürürlükteyken yapılan sınavlarla ölçülecektir. Kaldı ki, sekizinci ve dokuzuncu sınıf öğrencileri bu sınava girmektedir ve özellikle dokuzuncu sınıflardan, yani, lise öğrencilerinden öğrenci seçerken, OECD, 71 genel liseden, 17 Anadolu lisesinden öğrenci seçmiştir. 71 genel lise, genellikle genel liselere giden öğrencilerimizin başarı düzeyi düşüktür. Anadolu liselerine giden öğrencilerin başarısı çok daha yüksektir. Örneklemeyle bunu aldıkları için bu da başarıyı düşüren etkenlerden birisidir.

Evet, bu benim içime sinmektedir. Çünkü, biz zaten böyle bir sonucun ortaya çıkacağını biliyorduk. Müfredat değişikliği yapmamızın ne kadar sağlam bir zemine ve nedene dayandığını da bu ortaya koymuştur.

Sayın Doğru’nun, “Tokat’taki Gaziosmanpaşa Üniversitesine, mimarlık ve mühendislik fakültesi ile güzel sanatlar üniversitesi kurulması için bir çalışma var mıdır, ne zaman kurulacaktır?” şeklinde bir sorusu var. Güzel sanatlar fakültesiyle ilgili Maliye Bakanlığından görüş beklenmektedir. Daha önce de ben arkadaşlarıma söyledim, kuruluş çalışmaları sürüyor ve bu kurulacaktır. Kurulması gereken bir fakülte varsa Hükûmetimiz döneminde mutlaka kurulur, kimsenin bundan endişesi olmasın.

Sayın Sümer, Akdeniz Üniversitesinde binası olmayan fakültelerden söz etmektedir, “Bunlara ne zaman daha fazla kaynak aktarılıp bunlar bitirilecektir?” diye soru sormaktadır. Değerli arkadaşlarım, netice itibarıyla bütün üniversitelerimizin bir gelişme seyri vardır. İstanbul Üniversitesi 1453’te kurulmuş olmasına rağmen, İstanbul Üniversitesinin hâlâ fiziki altyapıya ihtiyacı vardır, hâlâ bina yapılmaktadır. Dolayısıyla bir üniversitenin tüm binalarının bir anda, bir günde, bir yılda yapılması söz konusu değildir. Bütçe imkânlarına göre bunların hepsi yapılacaktır.

Sayın Bal’ın öğrenci affıyla ilgili bir sorusu vardır. Ben, olabildiğince bütün arkadaşlarıma cevap vermeye çalışıyorum. Şu anda, değerli arkadaşlar, biz, kapsamlı bir araştırma yapmaktayız. Sadece popülizm olsun diye öğrenci affı çıkarmak, aslında eğitimdeki niteliği düşürmektedir. Eğer gerekiyorsa gerçekten, bunu yapacağız. O 800 bin, 1 milyon rakamları son derece afaki rakamlardır. Bu, sağlam, doğru bir bilgiye dayanmamaktadır. Gerekirse yaparız ama sadece popülizm olsun diye böyle bir af bugün itibarıyla gündemimizde değil.

Yardımcı doçentlerin yabancı dil problemini dile getirdi Sayın Bal. Değerli arkadaşlar, yabancı dil elbette amaç olmamalıdır, elbette araç olmalıdır. Ama bir bilim adamı bilimsel araştırmalarında şüphesiz ki yabancı dili bir araç olarak kullanabilmek için de buna sahip olmalıdır. Onun için, bütün yardımcı doçentleri yabancı dil sınavından muaf kabul etmek gibi bir tavır olamaz. Bu, öğretim üyeliği mesleğine de aykırı bir durum teşkil eder. Böyle bir şey söz konusu değildir.

Sayın Varlı’nın ve Sayın Akkuş’un benzer soruları vardır. Biraz önce Sayın İnan’ın da Tarsus için “Tarsus’ta niye bir devlet üniversitesi kurulmasın.” şeklinde bir talebi var.

Değerli arkadaşlarım, sadece nüfus kriterine göre üniversite kurulmaz. Efendim, İskenderun’un, Tarsus’un, İnegöl’ün nüfusu belki birçok vilayetten daha büyüktür ama mesele bu değildir değerli arkadaşlar. Bakın, Oxford Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi kurulduktan sonra Oxford ve Cambridge şehirleri kurulmuştur. Yani orada önce üniversite kurulmuştur, üniversite etrafında bir şehir oluşmuştur. Bayburt’un nüfusu küçüktür diye, Gümüşhane’nin nüfusu, Yalova’nın, Bartın’ın nüfusu küçüktür diye “buralarda üniversite olmaz” diye bir yaklaşım doğru değildir. Kaldı ki bu sözünü ettiğiniz yerlerde de fakülteler vardır. Tarsus’ta bir vakıf üniversitesi vardır.

“Adana’da yeni bir devlet üniversitesi kurmayı düşünüyor musunuz?” diye soruyor arkadaşlarım. Aslında, Kayseri’de de, Bursa’da da, Adana’da da, Samsun’da da, Diyarbakır’da da, birçok metropol şehirde de ikinci bir devlet üniversitesi elbette kurulabilir. Ama bugün itibarıyla seksen bir vilayetimizdeki üniversiteleri gerçekleştirmeden -buna Konya’yı da, Mersin’i de, on altı metropolü de dâhil edebilirsiniz- böyle bir şey söz konusu değil ama vakıf üniversitesi kurmak isteyen insanlar var. Biz onları teşvik ediyoruz ve onlara destek olacağız.

Öte taraftan, Sayın Akcan’ın, yine, öğretim üyelerinin özlük haklarıyla ilgili sorusunda da cevap verdiğim için buna tekrar dönmeyeceğim.

Sayın Yaman, Muş Alparslan Üniversitesinin kampüs alanı için uzakta bir mekân seçildiğini duyduğunu ifade ediyor. Bir heyet gitmiştir, Maliye Bakanlığı Müsteşarının Başkanlığında bir heyet gitmiştir. Ancak 30 - 40 kilometre ötede bir yer seçilmesi söz konusu değil değerli milletvekilleri. Muş, kısa sürede çok büyüyecek olan bir metropol değildir. Dolayısıyla, Muş’ta kurulacak bir üniversitenin 6-7 kilometreden daha fazla uzak olması, Muş’a ve o üniversitenin esprisine bence uygun düşmez. Böyle bir şey söz konusu olmayacaktır.

Sayın Çalık’ın Turgut Özal Tıp Merkezinin kadrolarıyla ilgili sorusu var. Değerli arkadaşlar, sadece Turgut Özal Tıp Merkezinin değil, biraz önce Maraş Milletvekilimiz Değerli Mehmet Sağlam ki, Millî Eğitim Komisyonu üyesidir- “1996’da Maraş’ta tıp fakültesi kurulmuş, hâlâ kadroları yok.” Biz son bizim dönemde kurduğumuz beş üniversite bünyesindeki tıp fakültesinin kadrolarını bu kanunda getiriyoruz. Ama Türkiye’de daha kadro ihdas edilmesi gereken, kadro verilmesi gereken birçok fakülte ve üniversite var. Turgut Özal Tıp Merkezini de bu çerçevede değerlendireceğiz. Ümit ediyorum ki, 2008 yılı içerisinde bunu da çözmüş olacağız.

Değerli Başkan, milletvekili arkadaşlarımızın birçoğunun birbirine benzer soruları vardı, ama sanırım cevaplarımda hepsine cevap vermiş oldum.

Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook