İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · SALI

Eğitim sistemi hk

Hüseyin Ekmekcioğlu

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Ekim 2004 · 863 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 26 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EĞİTİM SİSTEMİ HK); konuşma 863 kelime.

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Eğitim sistemi hk”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 26 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2004-10-26-egitim-sistemi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'deki eğitim sistemiyle ilgili söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yeni eğitim öğretim yılı yaklaşık birbuçuk ay önce başladı. Yeni Parlamento döneminde eğitim sisteminin yeniden irdelenmesinin bir görev olduğuna inanıyorum. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu yıllarda, ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşması için, eğitimin gerekliliğine verilen önem, günümüzde, fırsat eşitliğinin bozulması nedeniyle toplumun gözünde olması gereken değeri kaybetmiştir.

Şu an, Türkiye'deki eğitimdeki sorunun kaynağında fırsat eşitsizliği yatmaktadır. Çocuklarını özel okullara gönderebilenler bir ölçüde onların geleceklerini kurtarıyorlar; ama ya diğerleri; köylü çocukları, işçi çocukları, memur çocukları, dargelirliler ne yapsın!

Eğitimdeki sorunu çözmek için, sorunun asıl kaynağını bulmak ve buna göre çözüm üretmek gerekmektedir. Bu sorun nereden kaynaklanmaktadır; en önemli sorunlardan biri, çağdaş eğitim standartlarıyla hiç bağdaşmayan ezberci eğitimle ilişkilidir. 1970'li yıllardan başlayarak önemi artan seçme sınavları nedeniyle, eğitim sistemi bütünüyle yozlaşmış, sınava odaklı eğitim ortaya çıkmıştır.

Geliştirmeyi ve topluma yararlı birey yetiştirmeyi esas alan sistem yerine elemeyi esas alan bu yeni sistemde, öğrenmenin, gerçek bilgi edinme ve beceri kazandırma yerine sınavlara hazırlanmak şeklinde algılanması, sınavı amaç, eğitimi araç durumuna getirmiştir. İyi bir sınav başarısı için, ezberci eğitim, kaçınılmaz bir seçenek durumuna konulmuştur. Eğitimin omurgası olan öğretmenler de, sistemin zorlaması sonucu, ezberci eğitim ve öğretim veren insanlar durumuna getirilmişlerdir.

Peki, çözüm nedir? Eğitimde nasıl bir yol izlenmelidir? Dünyada çağdaşlarıyla yarışabilecek yarının gençlerini yetiştirmek, ancak çağdaş eğitim yaklaşımlarıyla olabilir. Bu yaklaşımlar nasıl bir genç yetiştirmeyi hedeflemektedir; günümüzün evrensel ölçütleri, özgür düşünen, bağımsız karar verebilen, yenilikçi, hayata olumlu bakabilen, barışçı, sorun çözme ve iletişim kurma yeteneği gelişmiş, bilim, sanat ve teknoloji üretebilen, ulusal ve evrensel değerleri özümsemiş ve evrensel düzeyde özgüveni olan bir kuşağın yetiştirilmesini öngörmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ölçütler, cumhuriyetin ilk yıllarında uygulamaya konulan eğitim ilkeleriyle tam olarak örtüşmektedir. Bu eğitim hedeflerine ulaşmada en büyük engel, elbette sınav odaklı eğitimdir. Eğitim, sınava odaklı olduğu sürece, ezberci yapısından kurtulamayarak, düşünen, tartışan, soran, sorgulayan gençlik yetiştirme hedefleri boş söylemlerden ileri gitmeyecektir.

Ülkemizde okulların ve öğretmenlerin başarılarının sınav kazandırmayla ölçüldüğü, bir gerçek olarak önümüzdedir. Sınava odaklı eğitim sürdükçe, eğitim sisteminin düzeltilmesi bir yana, dershanelerin sayısı çığ gibi artacak, okulların yerini bütünüyle dershaneler alacaktır. Ülkemiz, eğitimde özelleştirmeyi, paralı eğitime geçişi, kendine özgü bir modelle sağlamış durumdadır.

Özel dershanelerin varlığı konusundaki eleştiriler, genel olarak iki ana noktada toplanabilir; bunlardan birincisi, özel dershanelerin paralı eğitim vererek eğitimdeki fırsat eşitliğini bozması; bir diğeri ise, kalıp halinde bilgiler vererek test cambazlığı yapması; dolayısıyla, eğitimin bozulması ve okulların zor durumda bırakılmasıdır. Dershanelerin varlığı ve çokluğu, eğitim sisteminin iflasının ispatıdır.

Okullarda eğitim kalitesinin artmasına yönelik çaba içine girmeyen, başta tarikat okulları olmak üzere, özel okulları destekleyen hükümetlerin geçmişten bugüne izledikleri politikalar, eğitimin özelleştirilmesi anlamında ülkemize özgü bir modelin yaratıcısı olmuştur.

Eğitim, yaratılan özel dershane sistemiyle ilköğretimden başlayarak paralı hale getirildi. Gerek üniversiteye giriş sistemi gerek anadolu ve fen liselerine giriş sınavlarına hazırlanan öğrencilerin yarattığı pazar, ülkenin her kentinde, kasabasında özel dershanelerin mantar gibi türemesine yol açtı. Her yıl sınav dönemine iki ay kala boşalan okullar, kesilen dersler ve dolup taşan dershaneler paralı eğitimin yeni bir modelini yarattı. Bu model, küçük yaştaki çocuktan, üniversiteyi bitirmiş meslek sahibi olmuş henüz işe girememiş genç ve orta yaşlara kadar çok geniş bir yelpazede insanı içine alan bir yapı oluşturdu.

1 700 000'in üzerinde gencimiz üniversite sınavlarına girdi. Bunlardan bir bölümü geçen yılda bekleyen, diğer bölümü liselerden bu yıl mezun olanlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Ekmekcioğlu.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Umut kapısında bekleyen bu gençlerden 400 000 kadarı yükseköğrenim kapılarından içeri girerken, yaklaşık 1 300 000'i açıkta kalmıştır. Türkiye'deki her öğrenci üniversitede okumak zorunda değildir ve bu hedef yanlıştır; Türkiye'nin araelemana da ihtiyacı vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ülkemizde eğitimde özelleştirmenin özendirilmesi ve desteklenmesi nedeniyle ülke genelinde özel okul sayısında büyük bir artış yaşanıyor. Bir yandan özel eğitim kurumlarına devlet eliyle kaynak aktarılıp destek verilirken, diğer yandan çocuklarını devlet okullarına gönderenler özel okula göndermediklerine pişman edilmeye çalışılıyor.

Her yıl veliler tarafından yapılan ve sözde zorunlu olmayan katkıların "bağış" adı altında giderek ağırlaştırılması, eğitimin paralı eğitimin paralı eğitime dönüşmesine neden oluyor. Devlet tarafından yapılması zorunlu anayasal görev olan eğitim yatırımları yeterince ve zamanında yapılmayarak devlet okullarındaki eğitimin kalitesi geriletiliyor.

Gelişmiş ülkelerde eğitim oranı çok yüksektir. Eğitimi daha kaliteli bir hale getirmek için çocuğa daha küçük yaşlardan itibaren söz hakkı verilir; haklarını savunması için fırsat eşitliği yaratılır. 10 öğrenciye 1 öğretmen düştüğü için, öğretmen, çocuklarla ve onların sorunlarıyla daha fazla ilgilenir. Oysa, bizim ülkemizde özellikle de büyük şehirlerde tek bir öğretmenin çok sayıdaki öğrenciyle ilgilendiğini, bir eğitim yılının sonuna gelinmiş olmasına rağmen öğretmenin pek çok çocuğun ismini dahi bilmediğini söylemek abartı olmaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelişmiş ülkelerin çoğunda eğitim parasız yapılmakta ve devlet tarafından karşılanmaktadır. 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde de açıklandığı gibi herkesin eğitim hakkı vardır. Temel eğitim aşaması parasızdır. Devlet, bireyin eğitim hakkını yerine getirmekle yükümlüdür. Hiçbir AB ülkesinde özel sermayeye teslim edilmiş bir eğitim sistemi bulamazsınız; özel okullara rağbet edildiğini göremezsiniz. Aynı şekilde, hiçbir AB ülkesinde özel dershane de bulamazsınız, yoktur. Parası olan da olmayan da çocuğunu uygun okulda okutma hakkına sahiptir.

Bir ülkenin asıl güvenliği eğitim sistemidir. Türkiye'de öğretmen yetiştiren okullar ve köy enstitüleri kapatılmıştır. Kapatılan bu kurumların yerine daha iyileri kurulamamıştır. Bilindiği gibi, eğitim ve öğretimin temel taşı öğretmenlerimiz, yaklaşık çeyrek yüzyıldır iyi bir şekilde yetiştirilememektedir, yetiştirdiklerimize de sahip çıkılmamaktadır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

4 konuşma daha · 26 Ekim 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook