Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma
Bitlis Milletvekili ·
DEM Parti
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu · 5. yasama yılı · 14 Ekim 2026 · 998 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Olan (DEM Parti), 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 998 kelime.
Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis). “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu tutanağı, 14 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-olan-2026-10-14-tutanak-metni (erişim: 14 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90391
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HÜSEYİN OLAN (Bitlis)Teşekkürler Başkanım.
Değerli milletvekili arkadaşlar, Sayıştayın ve Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün değerli temsilcileri; önümüzde bu ülkenin en kârlı sanayi kuruluşunun hesapları var. Eti Maden 2024'ü 23 milyar 209 milyon lira net kârla kapatmış, borcu yok. Dünya bor pazarının yüzde 61'i elinde. Sayıştay mali tablolarını doğru bulmuş, bu hakları teslim ediyorum fakat gelgelelim, bizler burada şirketin genel kurulunda değiliz. Anayasa’nın 165'inci maddesi bize kâr sayma görevi vermiyor, denetleme görevi veriyor. O yüzden bazı soruların cevabını aramak lazım. Bu kâr kimin emeğiyle üretiliyor, kimin denetiminde, doğaya bedeli ne ve halk için ne ifade ediyor?
Sayın Genel Müdürün konuşmasını, konuşma metnini dikkatle okudum ve dinledim aynı zamanda. Konuşma metninde lityum var, nadir topraklar var, Nijer'de altın var, Suriye'de fosfat var ve birçok yerde nadir elementler var ama bunları üreten, bunları piyasaya çıkaran, burada emek veren "emekçi" kelimesi ne yazık ki geçmiyor. Oysa Sayıştay raporunun birinci bulgusu emekçilere dair. Rakamları okuyorum: 2024 Eti Madenin 2.526 kadrolu, 2.865 taşeron emekçisi var. Kurumun kendi faaliyet raporuna göre 2025 sonunda kadrolu emekçi 2.449'a inmiş, taşeron ise 3.010'a çıkmış yani ocakta, fabrikada, yükleme bandında çalışan her yüz emekçiden 55'i bu kurumun işçisi sayılmıyor. Ben genellikle konuşmalarımda bu noktada emek veren çalışanlara önem veriyorum. Onun için her kamu iktisadi teşebbüsünde her birimdeki emekçiden söz etmek zorunda kalıyorum ne yazık ki çünkü orada ciddi bir mağduriyet var.
Bu emekçiler ne iş yapıyor? Sayıştay onu da yazmış. Ocaktan cevheri yüklüyor, taşıyor, ayıklıyor, torbalıyor, istifliyor, gemiye yüklüyor. Mahkemelerde bakmış ve ne demiş? "Bu iş yardımcı iş değil, asıl iş. Emri Eti Madenin mühendisi veriyor, izni Eti Maden kullandırıyor, puantajı Eti Maden tutuyor; bu işçiler en başından beri Eti Madenin işçisidir." 8 ayrı hizmet alımında 1.053 işçi için bu karar kesinleşmiş. Son beş yılda 1.387 işçi dava açmış. Sayıştay buna "kar topu" diyor çünkü işçi çalıştıkça yeni dönem için yeniden dava açıyor. 2020'de 14 dosya vardı, 2024'te 263 dosya var.
Burada Kuruma bir hakkı teslim etmem gerekiyor. Kurum bu bulguya cevaben bu işçilerin özel bir kanunla kadroya alınmasını talep ettiğini yazıyor. Bu talebi destekliyoruz ve komisyon raporuna yazılmasını öneriyorum ama Sayıştayın önerdiği öbür yola yani işçilerin kurumun şirketlerine devredilmesine karşıyız. Emekçiyi bir taşerondan alıp kurumun kendi kurduğu kamu personel mevzuatına tabi olmayan bir şirkete vermek sorunu çözmüyor. Taşeronun tabelasını değiştirir sadece.
Bir şey daha var: Bu işçilerin büyük bir kısmı ihaleyle değil, PTT ve iştirakleri üzerinden çalıştırılıyor. 2023'te PTT'yle 4 milyar 146 milyon liralık sözleşme yapılmış. Sayıştay diyor ki: "Yaklaşık maliyet olması gerekenden yüksek belirlenmiş." Bir kamu kurumu işçisini başka bir kamu şirketinin bordrosunda gösteriyor ne yazık ki. Kamu kurumları kendi içinde taşeronluk hizmeti veriyor.
İş güvenliğine geliyoruz. Dört yıllık Sayıştay raporunda, faaliyet raporunda bize gönderilen dosyada tek bir iş kazası rakamı yok ne yazık ki. Oysa basına yansıdığına göre 25 Haziran 2026'da Kırka'da 34 yaşında bir emekçi Osman Uysal 3 metreden düşerek hayatını kaybetti, buradan ailesine başsağlığı diliyorum. Bir emekçi iş başında yaşamını kaybediyorsa buna biz iş kazası değil, iş cinayeti diyoruz. Sayın Genel Müdüre soruyorum: Bu işçi kadrolu muydu, taşeron muydu, son beş yılda kaç işçi yaralandı, kaç işçi yaşamını yitirdi ve daha önemlisi bu rakamlar neden hiç raporda yok?
Denetim konusunu değerlendirecek olursak Eti Maden 2024'te sattığı ürünün dörtte 3'ünü kendi yurt dışı şirketlerine satmış, Lüksemburg'a, Finlandiya'ya, Amerika'ya, Hong Kong'a toplam 967 milyon dolar, yalnızca Hong Kong'daki şirkete 585 milyon dolar; yıl sonunda bu şirketlerden 6 milyar 887 milyon lira alacağı var. Bu komisyon 2005'te bir karar almış, "Bu şirketlerin denetim raporları Sayıştaya gönderilecek." Sayıştay 2022 yılında raporunu yazmış ama göndermemiş, 2023'te raporunu yazmış, yine göndermemiş, 2024'te raporunu yazmış, yine göndermemiş. Biz bugün bu kurumu ibra edersek satışlarının dörtte 3'ünü görmeden ibra etmiş olacağız, biz parti olarak buna imza atmıyoruz.
Diğer bir soru: Peki, doğaya bedeli nedir? Sayın Genel Müdürün 2025 faaliyet raporunda sunuşu "Önce insan ve çevre" diye başlıyor, raporun içinde tek bir çevre rakamı yok, ne su tüketimi ne atık miktarı ne emisyon ne çevre cezası. Bu konuda da ayrıntılı bir değerlendirme yapılması, en azından Genel Müdürümüzün ekoloji açısından özel bir başlık açması gerekiyor diye düşünüyorum. Faaliyet raporunun girişinde "Önce insan ve çevre" diyerek cümleye giriyorsanız değerlendirmeyi de önce insan ve çevre üzerinde yapmak lazım.
Bu minvalde, son iki yıldır özellikle vekili olduğum bölgede korkunç anlamda bir GES, HES, RES, maden ocakları açılmaktadır ve bunların hiçbirinde şeye dikkat edilmiyor, yani ormanlık alandır, meradır, diğer şeydir, bunlara dikkat edilmiyor, yeter ki enerji gelsin, yeter ki orada birileri pay kapsın. Elbette ki biz enerjiye karşı değiliz ancak o enerji elde edildiğinde de doğayı tahrip etmeden, suyu kirletmeden, insanlara zarar vermeden bu enerjinin üretilmesine yani temiz enerji dediğimiz enerjinin üretilmesine taraftarız. Peki, toplumun refahına dönüşü neresi? Tam da benim tarif ettiğim gibi herkes payını aldı, halka kalan nedir, halk ne alıyor buradan ya da hazinenin aldığı 26 milyar bu toplum için nasıl kullanıldı? Yani biz buna talan diyoruz, bir yerde bizim bölge insansızlaştırılmak isteniyor, açık söyleyelim. 90'larda güvenlik tedbirleri adı altında bölge insansızlaştırılıyordu, şimdi de değişik projelerle yine bölge insansızlaştırılmak isteniyor. Tarım öldü, hayvancılık öldü, birçok konuda bölge boşaldı.
Konuşmada bir cümle daha var: "Yurt içinde altın, gümüş, bakır, kurşun, çinko sahaları alternatif işletme modelleriyle ekonomiye kazandırılacaktır." Bu modelin de ne olduğunu bu kurumun kendi tarihinden biliyoruz. Rödovans ve azınlık ortaklığı, hangi sahalar, hangi illerden bahsediyoruz? Kısacası, çoğu yerlerde ne yazık ki sermayeye peşkeş çekiliyor.
Bununla beraber birkaç sorum var, onu sormak istiyorum: Bir, yurt dışı şirketlerin bağımsız denetim raporlarından bahsettik, kurumun bu şirketlere ilişkin denetim raporları neden Sayıştaya gönderilmemiştir, 2025 raporları gönderilmiş midir? İki, yurt dışı şirketlerin yönetim kurullarında kimler görev yapmaktadır? Kurumun mevcut ve eski yöneticilerinden bu kurullarda görev alan ve ücret alan var mıdır? Üçüncü sorum: Kurumun veya ortaklarının Bitlis, Van, Muş, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Bingöl, Dersim, Diyarbakır ve Mardin gibi bölge illerinde ruhsatlı arama sahası ve ortaklık görüşmesi var mıdır?
Son bir sorum... Yine, konuşmanızda Suriye'deki fosfattan bahsediyorsunuz. Şunu çok iyi biliyoruz, çatışma döneminde özellikle Afrin'de, Rojava'da bulunan zeytin ağaçları sökülüp geldi, oradaki fabrikaların birçoğunun parçası sökülüp Türkiye'ye geldi. Şimdi, o zaman yer üstü kaynakları talan edildi, şimdi de niyet yer altı kaynaklarını mı talan etmektir?
Teşekkür ediyorum, sağ olun.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
14 konuşma daha · 14 Ekim 2026