İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yüksek öğrenim öğrencilerine burs,kredi verilmesine ilişkin kan.tas.(s.sayısı :385 )

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili ·

Genel Kurul, 62. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Mart 2004 · 904 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan, 3 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRENİM ÖĞRENCİLERİNE BURS,KREDİ VERİLMESİNE İLİŞKİN KAN.TAS.(S.SAYISI :385 )); konuşma 904 kelime.

Hüseyin Özcan (Mersin). “Yüksek öğrenim öğrencilerine burs,kredi verilmesine ilişkin kan.tas.(s.sayısı :385 )”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2004-03-03-yuksek-ogrenim-ogrencilerine-burs-kredi-verilmesine-iliskin-kan-tas-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 385 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılan kanun tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

3 Mart 1924, laikliğin ve öğretim birliği sistemine geçişimizin 80 inci yılı. Maalesef, 2004'te, hâlâ, AKP, laiklik ve eğitim birliği ilkesiyle bir hesaplaşma içerisinde. Seksen yıldır eğitim sistemimizin sorunlarını çözememiş olmak büyük bir talihsizliktir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kuşkusuz ki, bir ülkenin kalkınmasında, çağdaşlaşmasında, refah seviyesinin yükselmesinde temel faktör, insan ve insan unsuruna sağlanan eğitim olanaklarıdır. Ne yazık ki, bizler, gençlerimize, gurur duyabileceğimiz bir eğitim olanağı sağlamış değiliz. Ülkemizde her yıl 1 200 000'e yakın çocuğumuz eğitim sürecine dahil oluyor, her geçen gün sorunları daha da büyüyor. Türkiye'de ivedilikle kamusal eğitimin niteliğini yükseltmemiz gerekmektedir. Bunu gerçekleştirmek için, genel bütçeden eğitime daha fazla kaynak aktarmak gerekmektedir. Bakın, İsviçre'de eğitime, bütçenin yüzde 14,3'ü, Fransa'da 11,1'i, Senegal'de 33'ü, Japonya'da 16,2'si gibi kayda değer kaynaklar aktarılmaktadır. Ülkemizde ise, hâlâ, eğitimimiz, bütçeden hak ettiği kaynağı alamamaktadır. 1993'te, eğitime, bütçenin yüzde 14,35'i ayrılırken, AKP İktidarında geçen yıl 6,9; bu yıl ise 7,9 gibi bir pay ayrılmıştır.

Devletin özelleştirmeci uygulamaları ve paralı eğitimin yarattığı fırsat eşitsizliği, kamusal ve ulusal eğitim anlayışına ağırlık verilerek çözülmelidir.

Anayasamızın 42 nci maddesi, devletin, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilere burslar ve başka yollarla gerekli yardımda bulunacağını öngörmektedir. Bu da, sosyal devlet ilkesinin gereğidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yoksulluk ve gelir dağılımı adaletsizliğinin derinleştiği bir dönemde, harç parasını yatıramadığı için kayıt yaptıramayan, yurt parasını ödeyemediği için barınma sorununu çözemeyen gençlerimiz olduğunu gördük.

Üniversite öğrencilerinin barınak sorunu büyük önem arz etmektedir. Devletin, yaşam koşulları çağı yakalamış yurtlar inşa etmesi gerekmektedir. Bunun yanında, yurtlarda yuvalanan radikal siyasal çevrelerin öğrenciler üzerinde baskı oluşturmasının önüne geçilmesi de çok önemlidir. Bu yapılmadığında, gençlerimiz, çarpık ideolojik amaçlarına ulaşmak için üniversite gençliği içerisinde var olmaya çalışan irticaî çevrelerin kucağına itilmiş olacaktır.

Hazırlamış olduğumuz bu tasarı, koordinasyonu kolaylaştıracağı ve kredi, burs olanaklarının artırılmasına olanak sağlayacağı için, yerinde bir çalışma olmuştur. Komisyon aşamasında da, bu özü nedeniyle, bizlerin de desteğiyle, oybirliğiyle kabul edilmişti bu tasarı.

Bu tasarının 2 nci maddesinin Genel Kurulca değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka ki, ülke geleceğine yapılacak en büyük yatırımlardan biri, gençlerimize sağlanacak burs ve kredi olanaklarıdır; fakat, öğrencilere verilen burslar, çoğu zaman, siyasal reklam kampanyalarının aracı olarak kullanılmış ve istismar edilmiştir.

Bu tasarının 2 nci maddesi, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna burs ve kredi verme olanağı sağlıyor; diğer kamu kuruluşlarının, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu aracılığıyla burs verebileceğini düzenliyor. Bu, doğru bir uygulama olacaktır; ancak, belediyeler, bu sistemin dışında tutulmamalıdır. Bir yerel yönetim birimi olan il özel idarelerinin bursları Kredi ve Yurtlar Kurumu aracılığıyla vermesi öngörülürken, başka bir yerel yönetim birimi olan belediyeler bu kapsam içine alınmıyor. Burs uygulamasının siyasal kaygılarla istismarının önüne geçmek için, belediyelerin de diğer kurumlarla aynı kapsamda ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle, tasarıdan 3 üncü maddenin çıkarılarak, 2 nci maddenin ikinci paragrafında yer alan "kamu kurum ve kuruluşları" ibaresinden sonra "belediyeler ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler" ibaresi eklenmeli diye düşünüyoruz

Burs ve kredilerin, öğrencilerin, beslenme ve temel ihtiyaçlarını karşılamaları, sağlıklı bir biçimde öğrenimlerini sürdürebilmeleri maksadıyla verildiğini düşünürsek, 90 000 000 olarak ödenen bursların yetersiz olduğunu görüyoruz.

Biraz önce konuşan AKP'li arkadaşlarımız, gençleri çok sevdiklerini iddia ettiler. Eğer, gençleri seviyorsak... Biraz önce vermiş olduğumuz öneriyi keşke kabul etseydiniz. Gerçekten, biz, gençlerin gençliklerini yaşamaları, öğrencilerin öğrenci olarak yaşayacakları bir seviyeye getirilmesi için bu önerimizi sunmuştuk.

Öğrenci, bu parayla, karnını mı doyursun, kitap mı alsın, ulaşım giderleri olarak mı kullansın? Gençlerimizin sosyalleşeceği alanlar olan sinema, tiyatro giderlerini bu miktarlarla karşılamak mümkün müdür?

Eğitimin, sadece ders kitaplarından ibaret olmadığını biliyorsunuz. Öğrencilerimiz gazete, dergi alabilmeli, dünyadaki gelişmeleri takip edebilmelidir. Burs ve kredi miktarları öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir düzeye çıkarılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, üniversite gençliğinin gerçek durumunu, Maliye Bakanlığı Bütçe Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Keskin'in araştırmasından irdeleyelim.

Her 4 öğrenciden 1'i ailesinin gönderdiği 45 000 000 lirayla bir ay geçiniyor. Sonraki yüzde 20'lik dilime, ailesi ancak 119 000 000 lira gönderebiliyor.

Her 10 öğrenciden 1'i çalışarak eğitimini sürdürüyor.

Üniversite öğrencisi başına, Amerika'da 19 802 dolar, İsrail'de 10 765 dolar, Şili'de 8 697 dolar, Yunanistan'da 4 157 dolar, Uruguay'da 2 081 dolar kaynak ayrılırken, ülkemizde ise, devlet, sadece 1 328 dolar kaynakla eğitim sistemimizi ayakta tutmaya çalışıyor.

Üniversitelerin, öğrencilerin gerçek sorunları bunlar. Öğrenci velilerimizin yüzde 80'inin 600 000 000 ve altında gelire sahip olduğunu biliyoruz. En azından, burs ve krediler asgarî ücretin yarısına endekslenseydi, bu velilerimizin sıkıntıları bir nebze de olsa giderilirdi.

Eğitim sistemindeki sorunları çözebilmemiz için, mutlak surette, eğitime genel bütçeden daha fazla kaynak aktarmamız gerekmektedir.

Eğitim-Senin yaptığı bir araştırmaya göre, 1979 yılında, 20 yıllık, 2 çocuklu bir öğretmen, aylık beslenme giderleri için maaşının yüzde 59'unu ayırırken, günümüzde bu oran yüzde 73'e yükselmiştir. Bunun anlamı şu, değerli arkadaşlar: Öğretmenlerimiz, artık, karın tokluğuna çalışır durumdadır. İçlerinden şanslı olanları, taksicilik, boyacılık, seyyar satıcılık gibi öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayacak işler yapmak durumunda kalmaktadır. Dersine kafasında binbir türlü sorunla giren öğretmenin ne kadar verimli olabileceği tartışılmalıdır. Yaşadıkları ekonomik sıkıntı sebebiyle, öğretmenlerimizin, kendilerini geliştirebilecek aktivitelere zaman ayıramadığını görüyoruz.

Eğitim emekçilerinin özlük haklarının ve maaşlarının insanca, onurluca yaşayabilecekleri bir seviyeye getirilmesi, hükümetin öncelikli görevi olmalıdır.

Yine, üniversitelerimiz, ayrılan ödeneklerin yetersizliği sebebiyle, araştırma, geliştirme projelerinde yeteri kadar kaynak aktarılmadığından, çalışamamaktadır.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında işsizlik oranı en yüksek ülkedir. En vahimi de, ülkemizde yükseköğrenim görmüş olan gençlerimizin artan işsizlik oranıdır. Ülke kaynaklarıyla yetiştirdiğimiz gençleri üretime katamıyor, onları yurt dışında gelecek aramaya itiyoruz.

Gençlerimize, bir an önce yeni istihdam olanakları yaratmalıyız; beyin göçünün önüne geçerek, gençliğimizi ülke kalkınmasının dinamiği haline getirecek özgüveni onlara kazandırmalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 3 Mart 2004

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook