Sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması ile desteklenmesi hk.kan.tas.(ss.640)
Çanakkale Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 115. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Temmuz 2004 · 1.173 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Köşdere (AK Parti), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HK.KAN.TAS.(SS.640)); konuşma 1.173 kelime.
İbrahim Köşdere (AK Parti, Çanakkale). “Sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması ile desteklenmesi hk.kan.tas.(ss.640)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-kosdere-22-2004-07-14-sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasi-ile-destekle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; ben, sürem 20 dakika olmasına rağmen, bu görüşmemi fazla uzun tutmayacağım, kısa sürede bitirmeye gayret edeceğim; buna rağmen, sabırla dinleyeceğiniz için, şimdiden teşekkür ediyorum.
Görüşülmekte olan 640 sıra sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile 641 sıra sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.
Kültürün oluşturulmasında ve gelecek kuşaklara aktarılmasındaki yeri ve önemi sebebiyle, sinema alanına ilişkin ekonomilerin güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi, yerli ve yabancı yatırımların teşvik edilmesiyle ilgili, sinema filmlerinin değerlendirilmesinin ve sınıflandırılmasının yapılması amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığınca bir kanun tasarısı taslağı hazırlanmıştır.
Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısıyla, sinema sektörünün, eğitim, yatırım, dağıtım ve gösterim alanlarında güçlendirilmesi, yapım ve ortak yapımların desteklenmesi, toplumun sinema filmlerinden yararlandırılmasına ilişkin imkânların artırılması hedeflenmektedir. Bu çerçevede, taslakta, bahse konu alanlara ilişkin temel yaklaşımların belirlenmesi ve bu amaca yönelik olarak, ilgili alan meslek birlikleri, sektörel sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin ilgili bölümlerinde görevli öğretim elemanlarından yılda bir kez toplanacak ve tavsiye niteliğinde karar alarak bir danışma kurulu oluşturulması öngörülmektedir.
Taslak ile ayrıca film yapımı, senaryo yazımı, arşiv, teknik altyapı, eğitim, araştırma-geliştirme, tanıtım, dağıtım, pazarlama, gösterim konularına ilişkin projeleri desteklemeye yönelik mekanizmalar da oluşturulmaktadır. Bu amaçla, taslakta, bakanlık temsilcisi ile, ilgili alan meslek birliklerinin üyeleri arasından seçtiği birer üye ve alanlarında temayüz etmiş uzman kişilerden bakanlıkça belirlenecek üç üyenin görev yapacağı bir destekleme kurulunun oluşturulması hüküm altına alınmaktadır.
Destekleme kurulu, tasarı taslağı kapsamında bulunan alanlara ilişkin projeleri değerlendirecek ve uygun görülenlerin desteklenmesi karara bağlanacaktır.
Projeler doğrudan veya dolaylı destek şekillerinden faydalandırılabilecektir. Doğrudan destekler, bakanlık bütçesinden her yıl ayrılan paydan belirlenen oranda verilen geri ödemeli veya geri ödemesiz şekilde ve dolaylı destekler de, bankalardan sağlanan kredilerin, anaparalarının dışında kalan ödemelerin geri ödemeli olarak karşılanması şeklinde düzenlenmiştir.
Tasarıda, film yapımlarına sağlanan doğrudan desteklere ilişkin geri ödemelerin, yapım maliyeti karşılandıktan sonra elde edilen gelirlerden bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yapımcı tarafından geri ödenmesi; filmin, yapım giderlerini karşılayacak miktarda gelir elde edememesi halinde, geri ödemeli desteklerin geri ödenmesi sayılması hükme bağlanmıştır. Destekleme kurulunca belirlenen uluslararası festivallere davet edilen veya bunlardan birinde ödül kazanan filmler hariç olmak üzere, geri ödemesi tamamlanamayan filmlerin yönetmeni beş yıl süreyle, yapımcısı ise bir daha bu kanunda yer alan desteklerden faydalanamayacaktır; ancak, geri ödemesiz sayılan miktarların, yapımcı tarafından yasal faiziyle birlikte bakanlığa geri ödenmesi halinde, yapımcı, desteklerden faydalanmak üzere tekrar başvuruda bulunabilecektir.
Belgesel, kısa metrajlı ve animasyon filmleri için geri ödemesiz destek sağlanabilecektir. Destekleme kurulunca, her yıl belirlenecek limit ve oranlar çerçevesinde film yapımlarına sağlanacak destekler, yapım giderlerinin yüzde 30'undan, diğer projelere sağlanacak destekler ise proje giderlerinin yüzde 50'sinden fazla olamayacaktır.
Taslakta yer alan bir başka önemli düzenleme de, sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasına ilişkindir. Ülke içinde üretilen veya ithal edilen sinema filmlerinin, ticarî dolaşıma ve gösterime sunulmadan önce, kamu düzeni, genel ahlak ile küçüklerin ve gençlerin ruh sağlığının korunması, insan onuruna uygunluk ve Anayasada öngörülen diğer ilkeler doğrultusunda denetlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması yapılacaktır.
Bu hususta yapılan düzenlemeyle getirilen en önemli değişiklik ise, sınıflandırılması yapılan filmlerin, yapılan sınıflandırmayı gösterir işaret ve ibareleri taşımasının zorunlu tutulabilmesi ve söz konusu filmlerin, bu işaret ve işaretleri her türlü tanıtım alanında ve taşıyıcı materyal üzerinde kullanmalarının zorunlu olmasıdır. Bu şekilde, ebeveynlerin, küçüklerin ve gençlerin izlemeleri uygun olmayan filmlerle ilgili uyarılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, taslağın yasalaşmasıyla, sinema sektörü ve diğer ilgili sektörlerin desteklenmesini, nitelikli eser üretiminin artırılmasını ve sektör ekonomilerinin güçlendirilmesini sağlayacak bir model meydana getirilmesi mümkün olacaktır. Diğer taraftan, kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına imkân verilecek bir arşiv ve dokümantasyon sistemi oluşturulabilecektir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; dünya kültüre yöneliyor; ülkeler kültürlerini yeniden keşfediyor. Küreselleşmenin ortaya çıkardığı fırsatları değerlendirmek ve yol açtığı tehditlerle baş etmek için, kültür, hem bir sığınma hem de kendini ifade etmenin kaynağı olarak öne çıkıyor. Nedeni ne olursa olsun, kültür ve değerler, ülkelerin kendi kimliklerini, farklılıklarını, özgürlüklerini ve zenginliklerini ifade etmenin ve göstermenin yoludur. Günümüzde, ülkeler, hem küresel rekabette mevzi kazanmak hem de insanlığa katkıda bulunmak için kendi özgün değerlerine dayanmaya çalışmaktadırlar. Bu çerçevede, başta UNESCO olmak üzere, uluslararası kuruluşlar ve çağdaş ülkeler, kültür politikalarını gözden geçirmekte, yeni arayışlara yönelmekte, yeni yaklaşım ve stratejiler geliştirmektedirler. Bu süreçte, kültür alanının yönetimi, ademimerkezîleşme, sponsorluk, kültür finansmanı gibi konular öne çıkmış bulunmaktadır. Kısaca, çağdaş ülkeler, kültür alanında bir yeniden yapılanma sürecini yaşamaktadırlar.
Türkiye, her yönüyle bu gelişmelerin ortasında, merkezinde yer almak zorundadır. Kültür politikalarımızın, güvenlik, dışpolitika, kalkınma ve küresel rekabet bağlamında yaşanan çağdaş gelişmeler çerçevesinde ve ülkemizin, halkımızın ihtiyaçları ve öncelikleri doğrultusunda gözden geçirilmesi ve bu alanda yeni açılımlar getirilmesi zorunludur. Türkiye, sahip olduğu kültür, uygarlık ve tarih birikimini daha etkin, daha verimli, daha güçlü bir şekilde ayağa kaldıracak bu yeniden yapılanmayı daha fazla geciktiremez. Her köşesinde bir uygarlık kalıntısı bulunduran ve her yöresinde ayrı bir kültür zenginliğini yaşayan Anadolu, bu uygarlıkların maddî ve manevî değerlerini bünyesinde barındırmaktadır.
Kültür varlıklarımızın, değerlerimizin tarihsel ve kültürel gelişimin esaslı bir unsuru olduğu gözardı edilemez. Çağdaş dünyaya koşut olarak bu alanın yeniden yapılanması, Türkiye'nin uygarlığa katkısının önünü açacak, kültürel değerlerimizi küresel alana taşıması için bereketli bir iklimin oluşmasına hizmet edecektir. Zengin tarih ve kültürel mirasının yanı sıra, doğal değerleri açısından da büyük bir zenginlik ve çeşitliliği olan ülkemizin sahip olduğu ve hepimize emanet olan bu değerlerimizin yaşatılması, korunması, dünyayla buluşturulması için koruma kavramını çağdaş formda yeniden tanımlamak zorundayız.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tasarının dayandığı modelden ve bu yaklaşımın temel kavramlarından ve ilkelerinden bahsetmek istiyorum.
Bu tasarıyla, bir yandan, çağdaş kavram ve tanımlar mevzuata kazandırılırken, diğer yandan, yeni koruma ve uygulama araçları geliştirilmekte ve korumanın temel aktörü olarak vatandaşı merkeze alan yeni bir model ortaya konulmaktadır. Kültürün ancak toplumla birlikte korunacağı ve yaşatılacağı bilinciyle tarihî ve tescilli yapıları yaşatarak koruma anlayışı başat hale getirilmekte, vatandaşlarımızın "çivi çakmak bile yasak" diye algılayıp yorumladıkları koruma mantığı, vatandaşın işini kolaylaştıracak şekilde değiştirilmektedir.
Bugüne kadar korunması gereken yapıların tüm sorumluluğunu bu yapıların sahiplerine yükledik. Bir yandan, çok basit onarımlar için bile milyarlarca lira harcama gerektiren röleve, restorasyon projeleri isteyen bir düzeni kurduk. Diğer yandan, bu yapı sahiplerine devlet olarak finansal bir destek sağlayamadığımız gibi, bu yapıların sahiplerinin mülkiyet haklarını da, kamu yararı adına kısıtladık. Dolayısıyla, korumanın tüm külfetini, hepimizin ortak mirası olan bu yapıların sahiplerine yükledik ve esasen, kimliğimizin aslî unsurları olan bu yapıların çökmesine, yitip gitmesine göz yumduk. Artık, mevcut sistem değiştirilerek, kamu yararı-özel mülkiyet dengesini gözeten, makul, uygulanabilir ve çağdaş bir sistem kurulmak zorundadır. Nitekim, tasarı, bu sorunu çözen bir yaklaşım getirmiştir.
Bu kapsamda, kesin yapılaşma yasağı getiren alanlar dışında, müktesep haklar ile zilyetlik uygulamaları yeniden düzenlenmiş, sadece belediyelerin değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının da tescilli yapılarının korunması amacıyla, kamulaştırma yapılabilmesi imkânı verilmiştir.
Bu tasarıyla oldukça çağdaş bir koruma uygulama aracı da ülkemize kazandırılmaktadır. Tüm dünyada, özellikle Amerika'da yaygın şekilde uygulanan imar hakkı transfer sistemi, ilk defa mevzuatımıza girmekte ve böylece, kamulaştırmaya alternatif bir mekanizma hayata geçirilmektedir.
Bu kapsamda, tasarıyla, belediyeler ve valililiklere, imar haklarının kısıtlandığı alanlardaki maliklerin imar haklarını yapılaşmaya açık bir alana aktarma hakkı ve menkulü kıymetleştirme yetkisi verilmektedir.
Ayrıca, hazine arazileri yanı sıra, il özel idaresi ve belediye mülkiyetlerindeki arazi ve gayrimenkullerimize takas imkânı getirilmektedir.
Bu tasarı...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 14 Temmuz 2004