İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kültür yatırımları ve girişimlerini teşvik kan.tas.(ss.644)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 115. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Temmuz 2004 · 723 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR YATIRIMLARI VE GİRİŞİMLERİNİ TEŞVİK KAN.TAS.(SS.644)); konuşma 723 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Kültür yatırımları ve girişimlerini teşvik kan.tas.(ss.644)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-07-14-kultur-yatirimlari-ve-girisimlerini-tesvik-kan-tas-ss-644 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben, Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu Tasarısı konusunda, kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, şu noktanın altını çizmek istiyorum: Bu yasa tasarısıyla, kanımca, son otuz-kırk yılın, teşvik, özendirme, güçlendirme, destek bağlamında atılan önemli adımlara bir yenisi katılmakla birlikte, bunun niteliği, özü ve yapısı itibariyle, kanımca, öbür teşviklerden çok farklı, çok daha değerli ve çok olumlu olduğunu sözlerime başlarken vurgulamak isterim.

Değerli arkadaşlar, kütür dediğimiz olgu, insan ürünüdür; insan türünün yarattığı, ürettiği, yaptığı maddî ve maddî olmayan her şeyin bütünüdür kültür. Dil, düşünce, gelenek, inanç, yasalar, kurumlarla birlikte kullanılan araç ve gereçler, teknikler ve benzerlerinin birliğidir kültür olayı. O nedenle, kültür, gerçek tanımıyla insan yeteneğinin, insan yaratıcılığının, insan bilgi, görgü ve inceliğinin düzeyini yansıtır, düzeyini gösterir. Önemli olan, bilgiyi, tekniği içselleştirme, özümseme ve ona katkı yapma becerisinin, onun bir parçası olma, onunla birlikte olma becerisinin güçlendirilmesidir. Eğer, bilgi, beceri, yaratma, üretme işi düzgün, etkin, dengeli olmazsa, sonuçta ortaya çıkan, çoğu zaman kültür ile uygarlık dediğimiz maddî üretimler arasındaki kopukluktur, giderek ayrı düşmedir, çelişkidir, çatışmadır.

Kimi kültürlerin uygarlıkla uyumsuzluğu ortada; ama, kendi toplumumuzun, kendi kültürümüzün bu bağlamda, yani uygarlık-kültür eklemlenmesi bağlamında dünyaya örnek olacak çok büyük güzellikler, çok büyük birikimler taşıdığının altını çizmemiz gerekiyor. Şu nedenle altını çizmemiz gerekiyor: Bizim kültürümüzde, hoşgörü, insanseverlik, dayanışma egemendir; bizim kültürümüz, kişiyi insancıl yapmanın, onu güçlendirmenin, geliştirmenin yolunu açar; ancak, üzülerek belirtmek isterim ki, yine, bizim, demiryolu uzunluğu, baraj yapımı, beton dökme ya da demir-çelik üretimi gibi maddî değerlere çok önem verip, buna karşılık, bütün türleriyle sanatı, kültürü bir tarafa koyduğumuz dönemler oldu. Cumhuriyetin kuruluşunda vurgulanan en önemli noktaların başında, ekonomik kalkınmanın, kültürel gelişmeyle, eğitimle, bilgiyle, sanatla, müzikle, tiyatroyla, sinemayla birlikte götürülmesiydi. 1950'li yıllardan sonra, bu bakış açısı, maalesef -izin verirseniz söyleyeyim- çoğu sağcı iktidarlar döneminde değişti ve kültürel gelişmenin, sanatın değişik türlerinin -müziğin, resmin, tiyatronun- büyük ölçüde ihmal edildiğini gördük; yani, Türkiye'nin maddî gelişmesi ile sanatsal gelişmesi dengeli, birbirine koşut götürülemedi.

İşte, bu tasarıyla o açığın kapatılmaya çalışılması, o dengenin tutturulmak istenmesi, çok doğru ve çok olumlu bir yaklaşım olarak görülmelidir diye düşünüyorum; çünkü, dünyadaki son gelişmeler bir kez daha kanıtlamaktadır ki, insangücü, üretim sürecine beyniyle katılma dönemine girmektedir. Şimdi, insanoğlunun, kişinin, bireyin üretim sürecine beyniyle katılabilmesinin yolu, sadece dar kalıplarla, sadece bazı teknik şeyleri bilmesinden geçmiyor, ek olarak, bunun yanında, kendi görgüsünü, inceliğini, kültürünü de birlikte geliştirmesinden geçiyor. O ikisini; yani kişinin kişiliğini geliştirmesiyle, yeteneklerini geliştirmesiyle, üretime katkısını bir araya getirebildiğimiz ölçüde, biz, gelecekte toplum olarak çok daha başarılı, çok daha güçlü olacağız diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, cumhuriyetin bu ekonomik kalkınma ile kültürel kalkınmanın mutlaka birlikte olması gerektiği yönündeki egemen görüşü, 1990'lı yıllardan itibaren dünyada bir başka düzlemde, bir başka noktada yeniden güç kazandı. Bir başka nitelikde bu güç kazanma alanı, bildiğiniz gibi, küreselleşmedir ve o bağlamda sosyal sermayedir.

Nedir toplumsal sermaye; sosyal sermaye, maddî olmayan ama insan türü, insan tarafından üretilen, yaratılan her şey. Şimdi, bunun içerisinde sanatın tüm kolları vardır, bunun içerisinde insan ilişkileri vardır, bunun içerisinde dayanışma vardır, hoşgörü vardır, eşitlik anlayışı vardır, mutlak anlamda demokratik dünya görüşü vardır ve bunlar kadar önemli olan, insanlar arasında, kişiler arasında güven duygusu vardır. Bütün bunların bileşiminden oluşmaktadır insan sermayesi ve insan sermayesinin bir araya gelmesi, beşerî sermayelerin bir araya gelmesi, bize, toplumsal sermayeyi vermektedir.

Ulusumuzun çağdaşlaşması, gelişmesi, ilerlemesi için, maddî yatırımlar kadar, kültür, sanat ve o alandaki gelişmeler ile üretimdeki bağı hep gözönünde tutarak, o bağı hiç koparmadan, o ikisini birlikte özümseyerek gerçekleştirmemiz gerekiyor. Neyi gerçekleştirmemiz gerekiyor; fiziksel üretimimiz ile (yani tekstil üretimi, mobilya üretimi, otomobil üretimi gibi) kültürel gelişmemizi aynı biçimde, aynı hızda, aynı nitelikte ileri düzeye taşımamız gerekiyor; bunları bir arada, güçlü bir şekilde yürütmemiz gerekiyor.

Bunu yapabilmenin yolu şuradan geçiyor: Toplumun bireylerinin, bebeklikten çocukluğa geçişinde aile içinde, sonra okulda, sonra yaşam boyu, yaratıcı yeteneklerinin ortaya çıkmasının zeminini hazırlamamız gerekiyor. Şunu söylemek istiyorum: Bu toplum, iyi bir müzisyenini kırda bırakmamalı; bu toplum, yoksul olduğu için, çok iyi bir mühendis olabilecek bir kişiyi, çok iyi bir şairini, yolda, izde, sokak ortalarında bırakmamalı; kültürünü, gelişmesini burada aramalı. Ancak böyle yaparsak toplumsal yarar sağlarız; ancak böyle yaparsak, bu ikiliyi, yani, maddî üretimin getirisi ile bireylerinin yeteneklerinin geliştirilmesinden doğan getiriyi iç içe harmanlar ve ulusal katmadeğerimizi çok daha üst noktalara çıkarırız; böyle yaptığımız zaman güçleniriz.

Ben, görüşmekte olduğumuz tasarının, bu doğrultuda önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum, böyle düşünüyorum. Bu anlayışla, yasanın, ulusumuza, hepimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 14 Temmuz 2004

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook