Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 64. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2006 · 919 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 919 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1066 sıra sayılı yasanın 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün Türk ekonomisinin en büyük sorunu kayıtdışılıktır. Kayıtdışı ekonomi, devletin vergi idaresinden sosyal güvenlik kurumlarımızın kaynak yetersizliğine ve masraf yüküne kadar, uzun yıllar başımızı ağrıtmıştır; hâlâ da ekonomimizin sırtının kamburu olan ne kadar mesele varsa hepsi kayıtdışı ekonominin olumsuz etkisine maruzdur.
Kayıtdışı ekonomi sorununun boyutlarına şöyle bir göz attığımız zaman, durumun vahametini daha iyi kavrama fırsatı buluruz. Türkiye İstatistik Kurumunun 2004 yılı açıklanan rakamlarından, bugünlere kadar kayıtdışılığın seyri hayli ürkütücüdür. Türkiye'de kayıtdışı ekonominin millî gelire oranı OECD ülkelerinin 2 katına ulaşmıştır. Kayıtdışılığın millî gelire oranı, 2004 yılında, Türkiye'de yüzde 30 seviyelerinde gerçekleşirken, OECD ülkelerinde yüzde 16,4; sanayileşmiş, gelişmiş ülkeler liginde yüzde 8-10 arası, gelişmiş ülkelerde yüzde 10-30, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 30-60, az gelişmiş ülkelerde ise yüzde 60-80 düzeyindedir.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye'de çalışanların neredeyse yarısı sosyal güvenlik sistemimizin kaydı altında değildir. Kayıtdışı çalışan kesim, doğal olarak, prim ödemesi yapmamaktadır; ama, buradan yola çıkıp da, bu insanlar sosyal güvenlik sisteminin dışındadır diyemeyiz. Sosyal güvenlik kurumlarına prim yatırmayan bu insanlar, ihtiyaç duydukları anda, özellikle de sağlık hizmetlerinde sosyal güvenlik sisteminin imkânlarından bir şekilde yararlanmaktadır; gelirini saklayıp, prim yatırmadığı sisteme külfet olmaktadır. Yakın geçmişte yeşilkart uygulamasına yönelik olarak yapılan teftişlerde, aslında, yoksul olmayan çok sayıda insanın da yeşilkart için başvurup, bu kartı bir şekilde temin ettiği gerçeğinin işaret ettiği durum da budur.
Türkiye'de kayıtdışılık vardır. Kayıtdışındaki kesim, sosyal güvenlik sistemine gelir beyan edip prim yatırmamakta; ama, iş, o sistemden yararlanmaya geldiğinde, bir yolunu bulup sistemden faydalanmaktadırlar.
Bu çarpık düzende hakkı yenen, vergisini, primini yatıran, kayıt altındaki dürüst vatandaştır; bu çarpık düzende talan edilen, Türkiye Cumhuriyetinin hazinesidir; bu çarpık düzende çökertilen, bizim sosyal güvenlik kuruluşlarımızdır, bizim geleceğimizdir. Sosyal güvenliğin tek ve en büyük sorunu da budur değerli arkadaşlar.
Bize, bakan değil, gören lazımdır. Buradan, gören gözlere sesleniyorum, buradan, nasır tutmamış vicdanlara sesleniyorum: Sosyal güvenlik sistemimizin sorunu, ikide bir af çıkararak, ödeme kolaylığı düzenlemeleri yaparak çözülemez. Ödeme kolaylığını bugün çıkarırsınız, o da kesin değil; ama, yarın belki kasanız dolar. Peki, ertesi gün ne yapacaksınız? O kasa yine boşalacak; çünkü, senin sorunun, kayıtlı kişi ve kuruluşların ödeme güçlüğü değil, kayıtdışılığın üzerinde oluşturduğu baskı ve sen, bu baskıdan kurtulmak için, kayıtlı çalışanına yükleneceksin, vatandaşı dehşete düşüren prim oranları uygulayacaksın; vatandaş ödeyemeyince de, af diyeceksin, ödeme kolaylığı diyeceksin, taksit diyeceksin, günü kurtarmaya bakacaksın. Yarın öbür gün, yine keşmekeş çıkacak. Neden çıkacak; çünkü, kayıtdışılıkla mücadele etmek için dişe dokunur tek bir icraatınız yok; bütün icraatlarınız, kayıt altındaki dürüst vatandaşın canına okumak üzere. Bu yüzden, AK Partinin oy oranı sürekli düşüyor.
Anavatan Partisi olarak biz gördüğümüzü söylüyoruz, Anavatan Partisi olarak biz devletin istatistik kurumunun bize gösterdiğini söylüyoruz; ama, bu gerçekler, iktidarın görmek, bilmek, duymak istemediği gerçeklerdir. Sosyal güvenlik prim oranları indirilmelidir. Çalışan, üreten, kayıt altındaki vatandaşın sırtına daha fazla binilmemelidir ve kayıtdışı istihdamı aynı hızla kayıt altına almak için girişimlerde bulunulmalıdır. Kayıtdışı istihdam, kayıt altına girmesi için teşvik edilmelidir. Hâlâ kayıt altına girmeyenler sistematik olarak cezalandırılmalı, dürüst vatandaşın hakkı korunmalıdır. Anavatan Partisinin görüşü budur. Yoksa, prim borcu ödeme kolaylığıyla, afla, taksite bağlamayla ancak günü kurtarırsınız; yarın vatandaşın karşısına çıkacak yüzünüz olmaz.
Peki, nedir bu kayıtdışılık, kökü, kaynağı nerededir? Nerede olduğu apaçık ortadadır. Türkiye genelinde tüm çalışabilir nüfusun yüzde 28'i, çalışanların ise yüzde 26'sı üç büyük kentte yaşıyor. Tarım hariç tutulduğunda ise, bu illerin çalışanlarının nüfusu yüzde 37'ye yükseliyor. Türkiye İstatistik Kurumu verileri kullanılarak hazırlanan rapora göre, Türkiye genelinde yüzde 53'e yükselen kayıtdışı çalışmada, üç büyük il ortalamaların altında kalıyor. Üç ilde kayıtdışı çalışanlar, Türkiye genelinde kayıtdışı çalışanların yüzde 16'sını oluşturuyor. Üç ilin kayıtdışılık maliyeti de, 2004 yılı verilerine göre, yıllık 3,2 katrilyonu buluyor.
Beklentilerin aksine, üç büyük şehirde kayıtdışılık oranları Türkiye ortalamasının altında seyrediyor. Türkiye'de her 100 çalışandan 53'ü kayıtdışı çalışırken, bu oran, İstanbul'da, yüzde 32, Ankara'da yüzde 29, İzmir'de de yüzde 42'dir değerli arkadaşlar. Üç ilde kayıtdışı çalışanlar, Türkiye genelinde, kayıtdışı çalışanların yüzde 16'sını oluşturuyor.
Tarım sektörü hariç tutulduğunda, Türkiye'de kayıtdışılık oranı yüzde 34'e geriliyor. Tarım hariç, İstanbul'da her 100 kişinin 32'si, Ankara'da 25'i, İzmir'de 31'i kayıtdışı istihdam ediliyor.
Açıklanan verilere baktığınız zaman, kayıtdışılığın en çok tarım sektöründe olduğunu, bunun hemen arkasından da inşaat sektörü geldiğini görüyorsunuz. Liste böyle devam edip gidiyor.
Kayıtdışılığın sektörlere göre dağılımından, illere göre dağılımına kadar her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz. Bu kayıtdışılığın adresi bellidir, kimliği bellidir; ama, ne hikmetse, hükümet bunu bulamamaktadır. Bunu bulamadığı için de kayıtlı vatandaşın canına okumaktadır. Bu, resmen, iktidarın popülist uygulamasıdır. AK Parti İktidarı, bir de, muhalefeti popülizmle suçlamaktadır. Asıl popülist kendileridir. Bu popülizmin ilacı da Anavatan Partisidir.
Diğer taraftan, Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli işletmelerle ilgili 2000 yılı verileri, KOBİ'lerin, işgücünün büyük bir bölümünü istihdam etmesine rağmen -yaklaşık yüzde 64- meydana getirilen toplam katmadeğer içindeki paylarının oldukça düşük olduğunu -yaklaşık yüzde 36 göstermektedir. Bunun nedeni, değerli arkadaşlar, kayıtdışılıktır. İşletmelerin çalışan sayısı arttıkça kayıtdışılık azalıyor. Türkiye genelinde kayıtdışı olarak çalışanlar, toplam çalışanların yüzde 53'ü iken, kayıtdışı çalışan her 100 kişiden 75'i mikro işletmelerde, yüzde 2'si ise 50 kişiden fazla çalışanı olan işletmelerde çalışıyor. Rakamların verdiği mesaj yeterince açık değil midir?!
Kayıt altındaki işletmelere o kadar çok yüklenilmiş ki, bu işletmelerden orta ve küçük olanları bu baskıyı kaldıramamakta, prim ödeme sadakati düşmekte, kayıt dışına kayma eğilimi artmaktadır. Eksik beyan, düşük verimi getirmektedir. Verimlilik ölçüsü ortadadır, olan, dürüst vatandaşa olmaktadır.
Sosyal güvenliğimizin belini büken nedenler ayan beyan ortadadır. İktidarın günübirlikçi zihniyeti, önerdiği çözümün derinliği de ortadadır. Tüm bunların çözümü de Anavatan Partisidir. Dürüst vatandaşlarımızı ve çalışanlarımızı zulümden kurtarma adına, iktidarımızda, kayıtdışılıkla ve her türlü yolsuzlukla mücadele edeceğiz. Gün ola harman ola.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 16 Şubat 2006