İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 64. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2006 · 950 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 950 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1066 sıra sayılı yasa tasarısının 12 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce bu kürsüye çıkan Kütahya Milletvekilimiz Sayın Abdullah Erdem Cantürk, benim geçmiş bu yasayla alakalı bir…

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Cantimur…

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Özür diliyorum… Özür diliyorum…

...işte, sigorta primleri ödendiği takdirde, bunun vergiyle alakası yok. Benim, alakam varmış gibi gösterdiğimi söylediler; doğru, o ifadeleri kullandım.

Şimdi, bu 12 nci maddeyi okuduğumuz zaman, çok direkt ve sert bir şekilde alakasının olduğunu göreceğiz. Esnaf kardeşlerimiz bizi buradan izliyorlarsa, izlemeyenlere anlatsınlar. Madde 12 ne diyor: "1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 68 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Kamu denetim elemanları ile sigorta müfettişleri ve sigorta yoklama memurları kendi mevzuatı gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü inceleme ve denetim sırasında ilgililerin Kuruma kayıt ve tescili olup olmadığını incelemeye yetkilidirler."

Değerli arkadaşlar, bu ne manaya geliyor; bu Abdullah Bey kardeşime bir cevap olmakla birlikte, bu yasa maddesiyle ceberut devlet anlayışının esnafımızın boynuna binmesi anlayışıdır değerli arkadaşlar. Sigorta müfettişleri, bir işyerine, bir esnaf dükkânına gittikleri zaman, kendi denetim konuları dışında vergi kayıt sistemlerini de denetleyecek anlamına geliyordur. Bu böyle değil mi, Türkçe değil mi Abdullah Bey kardeşim?! Çok çok açık burada. Ceberut devlet anlayışı bizim esnafımızın boğazını sıkacaktır bundan sonra. Bu madde çok açıktır ve şimdiye kadar İktidar Partisinden çıkan arkadaşlar, bu yasanın hazırlanma gerekçesi olarak veya iddiası olarak hep 2000 ve 2001 krizini göstermiştir kendi ekranlarından. Bakalım, bizim ekranımızdan, bu yasa bu krize dayalı olarak mı çıkarılmıştır, İktidar Partisinin bu konuda hiç suçu yok mudur, esnafımız, bu İktidar Partisi yüzünden krize girmemiş midir; rakamların dilini burada konuşturmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, burada gündeme getirilen tasarı, 2001 ekonomik krizinden etkilenmiş, krizin neden olduğu parasal bunalımla sosyal güvenlik primlerini ödeyememiş esnaf ve sanatkâra primlerini ödeyebilmeleri için kolaylık sağlanması amacına yönelmiştir. Anavatan Partisi olarak, tasarının içeriğine ilişkin görüş ve önerilerimizi, itirazlarımızı çeşitli yollardan dile getirdik ve esnafımızın, sanatkârımızın sıkıntılarına tercüman olmaya çalıştık.

Şimdi, önemli bir gerçeği ortaya koyalım. Tasarının gerekçesinde, hükümet, ödeme kolaylığının, 2001 krizi ve takip eden dönemde esnafımızın içine düştüğü buhranı gidermek için çıkarıldığını iddia etmektedir. Bu gerekçenin içinde masummuş gibi görünen esaslı bir politik cambazlık vardır. Hükümet, esnafın yaşadığı tüm sorunları, 2001 yılında gerçekleşen ekonomik krize bağlamakta, esnafın belini büken aymazlığının, hatalı icraatlarının duyarsızlığının sorumluluğundan kaçmaktadır.

Her şeyden önce, esnafın geçmişten gelen borçlarını ödeyebilmesi için, bugün, belini doğrultmuş olması lazımdır. Siftahsız dükkân kapatan, çekinin arkası yazılan, senedi protesto edilen, varlığı rivayet edilen ekonomik iyileşmenin zerresini hissetmemiş esnaf, hangi güce dayanarak borcunu ödeme iradesi gösterebilecektir?! Siz, esnafın belini doğrultunuz da, esnaf kasten mi borcunu ödememiştir?! Buradan hükümete sormak lazımdır; esnafın hayrına olacak hangi icraat yapılmıştır?! Anavatan Partisi olarak, biz, bu sorunun cevabını biliyoruz. Biz, esnafın sorunlarını birkaç beylik cümleyle geçiştirmeyiz; biz susarız, rakamlar konuşur.

Türkiye tarihinin en ağır krizinin yaşandığı 2001 yılında 1 768 653 olan Gelir Vergisi mükellefi sayısı, 2005 yılı eylül sonu itibariyle 1 699 862'ye gerilemiştir. KDV mükellefi sayısı da azalma göstermiştir. 2001 yılında 2 870 826 olan KDV mükellefi sayısı yüzde 24,4 gerileyerek 2005 Eylül sonunda 2 168 925'e düşmüştür. 2001 yılında 808 787 olan basit usule tabi mükellef sayısı ise, 2005 Eylül sonunda 797 466 olmuştur.

Vatandaştan toplanan vergilerin yatırıma yönlendirilmediği, borç ve faiz ödemelerinde kullanıldığı da çok açıktır. Bütçeden yatırıma ayrılan paydaki düşüş de bunun en bariz göstergesidir. 2001 yılında yatırıma ayrılan pay millî gelirin yüzde 2,4'ü olarak gerçekleşirken, 2004 yılında bu oranın 1,8'e gerilediği yer aldı. Yani, AK Partinin rüzgârıyla krizden çıkması gereken Türkiye, her nedense bir adım daha gerilemiştir.

2002 yılında 498 748 adet olan protestolu senetlerin, 2004 yılı sonu itibariyle 589 892 adede çıktığı saptanmıştır. 2005 yılının aynı döneminde yüzde 54 artış göstererek 634 841'e ulaşmıştır. Protestolu senet tutarlarının izlediği seyir ise daha vahim bir tabloyu resmetmektedir. 2002 yılında 816,1 trilyon olan protestolu senet tutarı, 2003 yılında 907,9 trilyona, 2004 yılında 1 katrilyon 652 trilyona tırmandı. 2005 yılının ilk dokuz ayında ise 1 katrilyon 905 trilyona ulaşarak 2004 yılının toplamını aşmıştır. 2005 yılının ilk dokuz ayında 813 368 olarak gerçekleşen karşılıksız çek sayısı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18 artış göstermiştir.

Şimdi, bu rakamların üzerine iktidarın cevaplaması gereken mühim bir soru vardır; esnafın durumu 2001 krizi sonrası süreçte AK Parti İktidarının yaşandığı dönemde iyiye mi gitmiştir, yoksa kötüye mi gitmiştir? Rakamlar söylenmesi gereken her şeyi söylemektedir; ama, iktidar kendi oluşturduğu sahte iyimserlik havasında ısrar ederse, onlara herhangi bir ticaret ya da sanayi odasına gidip, esnafın durumunu bizzat görmelerini önerebiliriz.

Özellikle makro verilerde görülen düzelme ve piyasalarda oluşan iyimserlik havası esnaf ve sanatkârlarımızı umutlandırmaya devam etmekle beraber, halen çok geniş bir kitleyi kapsayan esnaf ve sanatkârlarımızın günlük yaşamlarına somut olarak yansıyan hiçbir şey olmadığı gibi, üretimi ve yatırımı artırıcı sonuçlar da görülmemektedir.

Biz Anavatan Partisi olarak diyoruz ki: Uygulanan ekonomik programlar göstermiştir ki, ekonomik ve malî politikalar ilgili kurumların koordinasyonu sağlanarak ve sosyal boyut kesinlikle göz önünde tutularak, üretimi, yatırımı, istihdamı, vergiyi ve teşvikleri bir bütün olarak ele aldığı takdirde başarıya ulaşabilmektedir.

Vergi uygulamalarında ilgili kesimlerin işbirliği sağlanmalı, yapılan yasal düzenlemenin uygulanabilirliği, sürdürülebilirliği ve getirileri bizzat bu uygulamanın muhatabı olacak olan kesimin temsilcileriyle ve her yönüyle tartışılmalıdır.

Yeni vergi düzenlemeleri yükümlülükler getirirken, esnaf ve sanatkârlar sadece kazancının belli bir kısmını vergi olarak ödeyen kesim olarak değerlendirilmemeli, esnaf ve sanatkârların üretime, yatırıma, istihdama, genel anlamda gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesine ve toplumsal barışın sağlanmasına yaptığı katkılar gözardı edilmemelidir; ama, AK Parti Hükümeti ne yapmaktadır; İvedik Organize Sanayi Bölgesinin açılışına katılan Ticaret Bakanı "kayıtdışı ekonomiye de esnafımızı, tüccarımızı, sanayicimizi iten, devlettir" demiştir. Sayın Ticaret Bakanı kayıtdışını kayıt altına almaktansa, vergisini ödeyen kayıtlı esnafa yüklenen hem akılsız hem de merhametsiz bir maliye yönetiminin kayıtlı esnafı da kayıtdışına ittiğini belirtmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 16 Şubat 2006

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook