Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Rize Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Şubat 2004 · 397 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İmdat Sütlüoğlu (AK Parti), 19 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 397 kelime.
İmdat Sütlüoğlu (AK Parti, Rize). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/imdat-sutluoglu-22-2004-02-19-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda ülke nüfusu 13 600 000 iken, bu nüfusun yüzde 25'i belediyelerde yaşamaktaydı ve o dönemde toplam bütçe gelirlerinin yüzde 25'i yerel yönetimlere verilmekteydi. Sonraki yıllarda yerel yönetimlerin gelirleri sürekli olarak düşüş göstermiş ve bugün, maalesef, yüzde 10'ların altına düşmüştür.
Yerel yönetimlerin ağırlıklı olarak idarede yer almaları demokrasinin gereğidir ve ileri demokrasilerle yönetilen tüm ülkelerde, kamu hizmetleri, ağırlıklı olarak, yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu oran, yüzde 35 ile yüzde 80 arasında değişmektedir. Batı demokrasilerinde, gelişmiş olan ülkelerde kamu hizmetlerinin çoğunu yerel yönetimler yapmaktadır ve kamuda çalışan personelin de çoğu yerel yönetimlerde çalışmaktadır.
Avrupa Birliği ortalaması, yerel yönetimlerin genel bütçeden aldıkları pay itibariyle yüzde 42'dir; ki, ayrıca, vergi koyma yetkileriyle beraber bu oran yüzde 50'lerin üzerine çıkmaktadır. Türkiye'de, tabiî ki, sadece seçimle gelmek, birtakım kişilerin ve organların seçilmiş olması önemlidir; ama, yeterli değildir. Seçilen insanların, seçilen organların görevlerini yapabilecek gelir seviyesine kavuşturulmaları da yine demokrasinin gereğidir.
Yerel yönetimler, şehir yönetimleri, demokrasilerin beşiğidir, kaynağıdır. Gerçek demokrasiler, yerel yönetimlerle aşağıdan yukarıya doğru katılıma dayalı olarak kurulabilir ve sürdürülebilir. Ülkemiz için idarî desantralizasyon, yani, yetkilerin merkezden taşraya, yerele devredilmesi, gereklilikten de öte bir zorunluluktur. Teferruatın yerel yönetimlere devredilmesi, merkezî yönetime aslî görevlerini yapma, makro düzeydeki işlevlerine ağırlıklı olarak konsantre olma imkânını verir.
Yapılan değişiklik, hiçbir zaman üniter yapıyı zedeler mahiyette bir değişiklik değildir. Yerel yönetimlere yetki devri itibariyle Fransa örnek bir ülkedir; çok ileri seviyededir. Fransa, üniter yapıyla idare edilen bir ülkedir ve Türkiye de, üniter yapısı içerisinde, bu çerçeve içerisinde bu değişikliği gerçekleştirmektedir.
Sayın Kılıçdaroğlu, bunun yeteri kadar tartışılmadığını ve çok acele olarak gündeme getirildiğini ifade ettiler. Bu, doğru değildir. Her partinin programında, her hükümetin programında yerel yönetimler reformunun yapılacağı vardır; ama, maalesef, bugüne kadar, bunu, hiçbir hükümet gerçekleştirememiştir. Bu, birçok kuşağın rüyasıdır. Birden çok kuşak bunu göremeden bu dünyayı terk etmiştir. Bugün, biz, bu değişikliği yapmanın huzuru içindeyiz, bahtiyarlığı içindeyiz. Ankara teferruattan kurtulacak, sayın vekillerimiz, çok değerli kabine üyelerimiz teferruatla uğraşmayacaklar, esasa geçecekler, vatandaş, artık, çok basit işlemleri için, köyüne 500 metre yol yapılacak, 300 metre su borusu alınacak diye Ankara'ya gelmeyecek. Vatandaş, ilçesinde, en fazla il merkezinde ihtiyaçlarını karşılayacak, problemlerini halledecek. Vatandaşımızı çok büyük bir işkenceden kurtarıyoruz. Bu, aslında, gönülden alkışlanacak bir değişimdir.
Vergi tahsilatları konusunun Anayasaya aykırı olduğu hususu da, hiçbir şekilde doğru değildir. Mevcut sistemde de, vergiyi, merkezî yönetim takdir eder, tahsil eder, belediyelere dağıtır; değişik bir şey yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 19 Şubat 2004