2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd.
Rize Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 763 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İmdat Sütlüoğlu (AK Parti), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(9 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE) ENERJİ VE TABİİ KAY.BAK.,PETROL İŞL.GEN.MÜD.,DSİ GEN.MÜD.,ÇEVRE VE ORMAN BAK.,ORMAN GEN.MÜD.,METEOROLOJİ İŞL.GEN.MÜD.); konuşma 763 kelime.
İmdat Sütlüoğlu (AK Parti, Rize). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/imdat-sutluoglu-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-9-uncu-tur-gorusmelerinde-enerji-ve-tab (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA İMDAT SÜTLÜOĞLU (Rize)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
İnsan, en kutsal yaşama hakkına sahip olan bir varlıktır; bu kutsal yaşama hakkını icra edeceği mekân ise sağlıklı ve güzel bir çevredir. Dolayısıyla, çevre de kutsal bir değerdir, insanlığın ortak paydasıdır.
Çevre kavramını, hava, su ve toprak oluşturmaktadır. Ormanlar ve diğer unsurlar, çevrenin altyapısı mesabesindedirler. Anayasamızın 56 ncı maddesi, insanımızın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirtmekte, ayrıca devletin ve vatandaşlarımızın çevreyi korumak, çevreyi geliştirmek gibi bir yükümlülükle karşı karşıya olduğunu ifade etmektedir.
Çevre, uluslararası evrensel bir kavramdır. Bununla ilgili olarak, çevresel problemlerin uluslararası boyutlara taşınması neticesinde, uluslararası çalışmalar ve organizasyonlar gerçekleşmiştir ve bu kapsamda, Dünya Çevre Evinin, Stockholm'de 1970'lerde temeli atılmış, 1992'de Rio'da bu evin duvarları inşa edilmiş ve Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer Beyin başkanlığında, başarılı bir şekilde, ülkemizin en üst düzeyde temsil edildiği 2002 Ekim ayı Johannesburg Zirvesinde de bu evin çatısı çatılmıştır.
Johannesburg'ta, sürdürülebilir kalkınma kavramı, bütün dünyanın ortak kabul ettiği bir kavram olarak kabul görmüştür. Sürdürülebilir kalkınma, kaynakların tüketilmeden gelecek nesillere devredilmesi ve yaşanacak mekânların, işyerlerinin bu prensip dahilinde yapılması manasına gelmektedir.
Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, 22 nci başlık altında, çevre konusunda Türkiye'de ilerlemeler olduğu; ancak, çevre açısından yapılacak çok şeyin olduğu ifade edilmektedir. Evet, bu raporda söylenilenler doğrudur; Türkiyemizin, Avrupa Birliği sürecinde, çevre açısından yapacağı çok şey vardır. Çevre konusunda, bizden önceki hükümetler döneminde uyum yasaları çıkarılamadığı için, Türkiye, aday ülkelerin kullandığı hibe kaynakları ve diğer kaynakları maalesef kullanamamıştır. AK Parti İktidarından sonra, hızlı bir şekilde, çevreyle ilgili yasalar ve uluslararası anlaşmalar Meclisimize sevk edilmiş ve bunlar birer birer kanunlaşmıştır. Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, sadece Kyoto Protokolünün Türkiye tarafından imzalanmadığı belirtilmektedir.
Aday ülkeler, Avrupa Birliği hibe çevre fonlarından çok önemli kaynaklar kullanmışlardır. Bulgaristan 650 000 000 euro, Romanya ise 1 400 000 000 euro hibe kaynak kullanmıştır. Sadece Köstence Vilayetinin kullandığı hibe kaynak 115 000 000 eurodur. Türkiye, uyum yasalarını zamanında çıkaramadığı için, maalesef, bu kaynakları kullanamamıştır. Romanya'nın çevre polisi, çevre zabıtası, yine bu hibe kaynaklarla motorize olarak oluşturulmuştur. Tabiî ki, bu kaynaklara ulaşmak için önce proje üretmek gerekmektedir. Onun için, Çevre ve Orman Bakanlığımızın, üniversitelerimiz, proje bürolarımız ve yerel yönetimlerimizle işbirliği yaparak, projeler üretmesi; Avrupa Birliği, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, İslam Kalkınma Bankası fonlarına ve kaynaklarına ulaşması ve Türkiye'nin çevreyle ilgili yapması gereken yatırımları bu süreç içerisinde gerçekleştirmesi gerekmektedir.
NECATİ UZDİL (Osmaniye)İkibuçuk senede ne kadar proje yaptınız?
İMDAT SÜTLÜOĞLU (Devamla)Sayın milletvekilleri, bu konudaki çalışmalar Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından tabiî ki yürütülmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde çevre bakanlıkları, güçlü bakanlıklardır, önemli bakanlıklardır ve genel bütçenin yüzde 1 ile 3'ü arasındaki bir payı bu bakanlıklar almaktadır. Yine, uyum süreci içinde, adaylık süreci içinde Türkiye'nin, Bakanlığımızı bu standarda ulaştırması gerekmektedir. Bu ağır çevre problemlerinin altından kalkabilmek için, Çevre ve Orman Bakanlığının bütçe bakımından güçlendirilmesi, kadrosunun güçlendirilmesi ve değerli, gerçekten uzman insanların bu Bakanlıkta çalışmasını temin etmek açısından, uzman kişileri bu Bakanlıkta tutmak açısından personelin ücret durumlarının da iyileştirilmesi gerekmektedir.
3 225 belediyemizden 44 tanesinde fiziksel arıtma, 65 tanesinde biyolojik arıtma, 3 tanesinde ise ileri arıtma bulunmaktadır, gerisinde ise, maalesef, arıtma yoktur. 1 879 belediyede kanalizasyon şebekesi vardır; yani, yüzde 75 oranında kanalizasyon yapılmıştır; ama, arıtmada, maalesef, bu seviyenin çok gerisindeyiz.
Türkiye'nin çevre problemlerini çözebilmek için, 35 milyar dolar gibi çok ciddî bir yatırıma ihtiyaç vardır. Bu kaynakların, tabiî ki, bulunması kolay değildir; ama, biraz evvel de bahsettiğim gibi, projeler hazırlanır, ilgili yerlere ulaştırılırsa, gerek hibe kaynaklara ve gerekse uygun vadeli ve uygun faizli kaynaklara ulaşmak, tabiî ki, mümkün olacaktır.
Türkiye'de Çevre Kanunu 1983 yılında çıkmıştır. Çevrede en ucuz yatırım, çevreyi bozmamak, çevreyi korumaktır. Sanayileşmiş ülkeler, önce çevreyi bozmuşlardır; sanayileşelim de nasıl olursa olsun anlayışıyla, çevreyi alabildiğine tahrip etmişlerdir; ancak, bunun bedelini, daha sonra çok ağır bir şekilde ödemişlerdir. Çok büyük harcamalar yapmalarına rağmen, çevreyi eski haline getirememişlerdir. Bunun içindir ki, uluslararası alanda "ÇED" diye bir kavram ortaya çıkmıştır; yani, çevreyi bozmadan, çevresel etki değerlendirme raporunu elde etmek suretiyle, yapılaşmayı ve sanayileşmeyi sürdürmek.
Nitekim, yeni Kamu İhale Yasasında da, ÇED raporu almadan yatırımların yapılamayacağı düzenlemesi getirilmiştir. Bu meyanda, Çevre ve Orman Bakanlığında yapılan çalışmalar sonucunda, aynı zamanda, yatırımlara en önemli engel olarak görülen ÇED raporlarındaki süreç kısaltılmış, 120 gün süren süreçler 30 güne, 75 gün süren süreçler ise 25 güne çekilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman konusunda, çok değerli arkadaşım Sayın Münir Erkal konuşacakları için, bu konuya çok kısa değineceğim.
Türkiye toplam arazisinin yüzde 27'si oranında ormanlık alana sahiptir ve bu manada oldukça da zengin sayılabilecek bir ülkedir. Ormanlarımızın yüzde 70'i ise doğal ormanlardır. Avrupa'da bu oran yüzde 3-3,5 mesabesindedir. Bu zenginliklerimizi korumamız ve gelecek nesillere intikal ettirmemiz son derece önemlidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 24 Aralık 2004