Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Bursa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmet Büyükataman (MHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 917 kelime.
İsmet Büyükataman (MHP, Bursa). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 91’inci maddesinden 120’nci maddesine kadar olan dördüncü bölümü üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
(x) 56 S. Sayılı Basmayazı 3/1/2008 tarihli 45’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.
Saygıdeğer milletvekilleri, bütün arkadaşlarımızın bildiği gibi, bu kanun tasarısıyla yaklaşık yüz yetmiş kanunda, altı yüz elli bir maddelik, “uyum” adı altında değişiklik yapılmaktadır. Böyle bir kanun taslağı cumhuriyet tarihinde Meclise ilk defa gelmektedir.
Her kanunun kendi içerisinde, kendine ilişkin maddelerinin değiştirilmesi tüm dünyanın kabul ettiği bir sistemdir. Böyle bir uygulama tercih edilmesi icap ederken “toptancı”, “kolaycı” ve “torba kanun” diye nitelendirilen bir uygulama tercihinde bulunulmuş olmasını doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.
Bu kanun taslağının dördüncü bölümünde yer alan maddelerinin tamamı üzerinde bu zaman dilimi içerisinde konuşmak mümkün değildir. Bu nedenle, ben, bu bölüm içerisinde yer alan 104, 105 ve 115’inci maddelere kısaca değinmek istiyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, 3573 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinin üçüncü fıkrası “Yukarıdaki fıkra gereğince kurulacak birliklerin kuruluş ve çalışma esasları ile zeytinliklerin bakımı Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca üç ay içinde hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. Belirlenecek bu kurallara göre zeytinliklerine bakmayan üreticiden ağaç başına yirmi beş bin lira hafif para cezası alınır.” hükmü taşırken, “Yirmi beş bin lira hafif para cezası alınır.” ibaresi “On Türk lirası idari para cezası verilir.” şeklinde değiştirilmiştir. İdari para cezasının günümüz ekonomik şartlarına göre yeniden belirlenmesi, zeytinliklerin korunması ve zeytinciliğin devamı adına uygun bir düzenleme olmakla birlikte, bize göre, yeterli bir düzenleme değildir.
3573 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin ikinci fıkrası “Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması halinde, altyapı ve sosyal tesisler dahil, toplam yapılaşma zeytinlik alanının yüzde 10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitüsünün ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu halde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlerden ağaç başına iki milyon liradan beş milyon liraya kadar hafif para cezası alınır. Kesilen ve sökülen ağaçlar müsadere edilir.” şeklindeyken, “İzinsiz kesenler veya sökenlerden ağaç başına iki milyon liradan beş milyon liraya kadar hafif para cezası alınır. Kesilen ve sökülen ağaçlar müsadere edilir.” ibaresi “İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk lirası idari para cezası verilir.” şeklinde değiştirilmesi uygun görülmüştür. Bu değişimde de idari para cezasının günümüz ekonomik şartlarına göre düzenlenmesi yapılmıştır.
Geçmiş yıllarda, bu Yasa, uygulamadan uzak kalmıştır. Zeytin sahalarının yerine apartmanlar konulmuştur. Umut ediyoruz ki, değiştirilen bu yasa uygulamadan uzak kalmaz.
Belediyelerimiz bu ve buna benzer gerek tarımı gerekse çevreyi korumayı amaçlayan kanunların uygulanmasında yetersiz kalmaktadır. Yerel yönetimler, bu kanun paralelinde kendi bölgelerini daha sıkı bir denetimle korumalıdırlar. Ancak bu zamana kadarki uygulamalara baktığımızda, belediyelerimiz, imar planı çalışmalarında maalesef yetersiz kalmışlardır.
Netice itibarıyla, zeytin alanlarının korunması adına bu yasayı desteklediğimizi bu vesileyle, burada ifade etmek istiyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, yine bu vesileyle, zeytincilik üzerine önemli birkaç konuya da huzurlarınızda değinmek istiyorum.
Bilindiği gibi, ülkemizde plansız olarak zeytin dikimi yapılmaktadır. Çeşitli bölgelerde Tarım Bakanlığının zeytin dikimini teşvik etmesi zeytinciliğe büyük zarar vermektedir. Zeytin açığı olan zeytin türleri, yağlık zeytin ve kalamatadır. Yeşil zeytine yönelik, belli bölgelerde zeytin fidanı dağıtımı yapılabilir ancak ısrarla, Güneydoğu Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Gemlik tipi siyah zeytin fidanlarının dağıtılması, uzun vadede zeytinciliğe ve Türk tarımına zarar verecektir. Gemlik tipi zeytinin anavatanı olan güney Marmara Bölgesi dışında yetiştirilen Gemlik tipi zeytinler, bölge zeytini gibi piyasaya sunulabilmektedir. Gemlik tipi zeytinin coğrafi işareti olmasına rağmen, gerekli kontroller yapılmadığı için tüketicileri yanıltan, bölge üreticisini mağdur eden uygulamalar olabilmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının zeytinle ilgili bir politika belirlemesi, bu politika çerçevesinde planlama yapması, arz ettiğim hilelerin önüne geçmek üzere, başta Hal Kanunu olmak üzere çeşitli düzenlemeler yapması, uzun vadede üreticimizin zarar görmemesi için yararlı olacaktır.
Saygıdeğer milletvekilleri, 2/7/1941 tarihli 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’un 10’uncu maddesi: “Bu kanunda yazılı istisnalar dışında koruma ve ihtiyar meclislerinin bu kanun hükümlerine tevfikan verecekleri kararlar aleyhine alakalılar tarafından kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren on gün zarfında murakabe heyetine müracaat ve itiraz olunabilir. Müddeti zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen veya (murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) ve bunlar derhal icra olunur.” hükmü taşırken “…müddeti zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen veya (murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz) ve bunlar derhal icra olunur.” ibaresi, “Murakabe heyetinin verdiği;
a) İdarî para cezasına ilişkin kararlarına karşı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre,
b) Diğer kararlarına karşı bu kanun hükümlerine göre,
kanun yoluna başvurabilir.” şeklinde değiştirilmesi uygun görülmüştür.
Aslında, 4081 sayılı Kanun yeni teşekkül etmiş ilçeler ve az nüfuslu bölgelerdeki ilçelerde sürekli ve başarılı bir uygulama sağlayamamıştır. Kanun hükümlerinin yurt genelinde uygulanabilir olması gerekirken bu kanun genel tatbik kabiliyetini kazanamamıştır. Kanun’un tatbikatında çok güçlük çekilmekte, bu üzüntü vesilesi olmakta, dolayısıyla uygulandığı yerlerde etkili ve başarılı bir tatbikat kazanamamaktadır.
Bize göre, Kanun’un uygulanamamasının başlıca iki sebebi vardır: Kanun tatbikatçılarının gerekli ilgiyi göstermemeleri ve vazifelerini hakkıyla yapmamaları ve Kanun icaplarını yerine getirecek koruma meclisi ve ihtiyar heyeti üyelerinin gerekli ve zaruri nitelikli yetişmiş olmamalarıdır. Koruma ve ihtiyar kurulları ile denetleme kurulunun görev ve yetkileri genişletilmelidir. Köy, şehir ve kasabalarda çiftçilikle uğraşan yurttaşların hayat seviyesini göz önünde bulundurarak, hiç olmazsa ilçe ve illerde murakabe heyetleri yerine kaim olacak kurullarda vazife alacaklara verilecek huzur hakkı devletçe karşılanmalıdır. Yurdumuz bakımından özel bir önemi olan kışlık yaylak hareketlerini düzenleme bakımından ilçe ve il murakabe heyetlerine…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 9 Ocak 2008