İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PAZAR

Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

İzzet Çetin

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 861 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İzzet Çetin (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 861 kelime.

İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-03-16-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu maddeye ilişkin olarak söylenmesi gereken çok şey yok. Gerçekten "kamuda geçirdikleri hizmet süreleri toplam 30 yıldan aşağı olmamak şartıyla" ibaresi, ek geçici 6 ncı madde sorun yarattığından, halihazırda yürürlükte olmasının bir mantığı kalmadığından, çıkarılması öngörülmüş.

Tabiî ki, böyle bir hükme katılmamak, yürürlükte sorun teşkil ediyorsa mümkün değil; ancak, ben, 5 inci maddeyle getirilen hükme katılmakla birlikte, değiştirilmek istenilen Emekli Sandığı Kanununa ilişkin, özellikle, emeklilik yaşının 65'ten 61'e çekilmesi ve de yüzde 15'lik primin yüzde 16'ya çıkarılması konusunda bazı şeyleri belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Anayasamızın 49 uncu maddesi,

"Çalışma hakkı ve ödevi

Madde 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları -ve işsizleri- korumak, çalışmayı desteklemek..." diyor ve . "...için gerekli tedbirleri alır." diye devam ediyor.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23 üncü maddesinde: "Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, bir üzüntümü sizlerle paylaşmak istiyorum. İki üç günden bu yana, bir yandan, çalışma yaşamını ilgilendiren, neredeyse nüfusumuzun yarıdan fazlasını doğrudan etkileyen 1475 sayılı Yasayı değiştiren tasarının görüşülmesine devam ederken, kesiyoruz, hemen akabinde, devlet memurlarını ilgilendiren Emekli Sandığına ilişkin yasayı görüşüyoruz, arkasından bir başka önerge geliyor, bir başka konuya geçiyoruz; ama, gerçekten, ülkemizin sorunlarına yönelik çözücü tedbirleri almak gibi aslî görevimize bir türlü dönemiyoruz.

Bugün, bu tasarıyla, biz, ortalama 400 000 000-500 000 000 lira arasında maaş alan, belki, öğleyin dairede yemek bile yemeden, çocuklarının daha iyi okuyabilmesi, evinin komşularına muhtaç olmadan geçinebilmesi için çalışan, çabalayan devlet memurlarının kesintilerini yüzde 1 nispetinde artırıyoruz.. Diğer taraftan, yine, çalışma yaşamının içerisinde belli birikime ulaşmış, belli deneyime ulaşmış, devlet memuru statüsünde çalışan arkadaşlarımızın bir an önce emekliliğe sevkini ilgilendiren bir konuyu görüşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Türkiye'de çalışma yaşamının bütününe bakıldığı zaman büyük sorunlar var; yani, devlet memurları da çalışma yaşamının alanı içerisinde. Bizim yapmamız gereken esas çalışma, çalışma süresini ve yaşama süresini bir bütün olarak ele alıp, ülkemiz koşullarına uygun emeklilik durumunu gözden geçirmek olmalı. Sadece, böylesi ekonomik kriz dönemlerinde, bir yerlerden tasarruf edebilmek için, ille çalışanları huzursuz etmek, çalışanların primlerini artırmakla, belki, ülkesi için son derece önemli görevlerde bulunmuş ve bulunacak olan, sayıları da 2 000 civarını geçmeyecek miktardaki devlet memurlarımızı, belki otuz yıl, kırk yıl gibi uzun yıllar, memur olarak devletine hizmet etmiş, kamuya hizmet etmiş kamu görevlilerini, devletine küskün bir biçimde göndermekle sosyal barışı sağlayamayız diye düşünüyorum.

Memurlara ilişkin yapılması gereken, gerçekten çok büyük görevlerimiz var; bunlar, bizden çözüm bekliyor. Mesela, memurlar arasında sorun olan aynı unvan içinde adaletsizlikler var. Nedir bu diye soracak olursanız, dünyadaki ücret seviyeleri, ücret farklılıkları arasında belli oranlar var- bizim, belli kurumlarımızdaki maaş farkına baktığımız zaman, işe ilk giren ile son giren arasında son giren ile emekli olacak arkadaşlarımızın durumu arasında, çok cüzi, küçücük belki 50 000 000-60 000 000 lira gibi, liyakati, kıdemi, bilgiyi, beceriyi gözetmeyen ücret skalası var.

Kurumlar arasında adaletsizlik var. Bazı kurumların kendilerine özgü eködemeleri var; o da devlet memuru, eködemesi olmayan kurumlarda çalışanlar da devlet memuru.

Unvanlar arasında adaletsizlik var; yani, aynı unvanda; fakat, kamunun farklı kurumlarında çalıştığı için farklı ücretler alıyor. Örneğin, bir bakanlıktaki mühendis ile bir başka bakanlıktaki mühendis ya da bir bakanlıktaki arşiv memuru ile bir başka bakanlıktaki ya da Meclisteki arşiv memuru arkadaşlarımız arasındaki farklılıklar, verimliliği olumsuz etkilemektedir. Devlet memurlarının bir kurumdan diğer kuruma torpil arayarak, siyasî iktidarda kim varsa, oradaki tanıdığını, milletvekili arkadaşını, akrabasını devreye sokarak kurum değiştirme arayışları var, ki, bunlar verimliliği gerçekten olumsuz etkileyen faktörler.

Yine, kamuda çalışanlar arasında, çalışanların statülerinden kaynaklanan farklılıklar var. Örneğin, kamuda memurlarımız var, sözleşmeli personelimiz var, 1475'e tabi olan işçilerimiz var, geçiciler var, üst kurullarda çok yüksek maaş alarak çalışanlar var. Şimdi, bu kurumlarda çalışanlar arasındaki büyük adaletsizlikleri gidermek gibi görevlerimizin yanında, hepimizin rahatsızlık duyduğu "benim memurum işini bilir" felsefesini terk edeceği, bu ülkeye dürüstçe, namusluca hizmet edeceği -yani, bulunduğu görevi, bulunduğu makamı, eğer devlete ait bir kasası varsa onu kendi cüzdanı gibi görüp, el uzatmaktan uzak tutacak- insanca yaşayabileceği, çoluğuna çocuğuna kimseye muhtaç olmadan gelecek hazırlayabileceği bir ücret seviyesine çıkarabilmek gibi bir görevimiz varken, biz -tabirimi mazur görünüz- sinekten yağ çıkarırcasına, 400 000 000-500 000 000 maaş alan memurun maaşını yüzde 1 daha kesintiye uğratılarak devlete kaynak yaratmaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, kamunun kaynağa ihtiyacı var. Kamu kaynaklarının çok kötüye kullanıldığı hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Hepimiz, ülkemizin değişik yerlerinden geldik ve hepimiz, Türkiye'de, kamu görevlilerinin kamu hizmetlerini çok iyi şekilde yürüttüğüne tanık olamadık. Biz, burada, onların, hem ahlakî yönden hem de meslekî yönden dürüst bir yurttaş olarak yaşabilecekleri olanakları, kaynakları onlara sunabiliriz, yaratabiliriz. Yeter ki, biz, onları, bu ülkenin verimliliğine katkıda bulunması, kalkınmasına katkıda bulunması için, incitmeden emekli edelim. Emekli olduklarında da, gel kardeşim dediğimizde, ona fikir danışacağımızda, onun düşüncesini alacağımızda, ben bu kuruma hizmet ettim, evet, buranın otuz yıl, kırk yıl ekmeğini yedim ve güzelce ayrıldım, törenle ayrıldım, yeniden bilgime başvurulması benim için bir onurdur deyip, o göreve koşarak gitmelerini sağlamamız gerekir, o şekilde göndermemiz gerekir. Vazgeçelim, çalışanları, memurdur, işçidir, emeklidir deyip huzursuz etmekten, rahatsız etmekten, kurtaralım kendimizi bazı komplekslerden diyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 16 Mart 2003

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook