İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 1.115 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU, SENDİKALAR KANUNU İLE BASIN MES.ÇALIŞANLARLA ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TAN.HAK.KAN.DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (SS.82)); konuşma 1.115 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-03-16-is-kanunu-sendikalar-kanunu-ile-basin-mes-calisanlarla-calistiranlar (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 15.3.2003 tarihinde, yani dün yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasanın yürürlük tarihinin 30 Haziran 2003'e ertelenmesiyle ilgili görüşlerimizi açıklayacağım.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bir bardak suda büyük fırtınalar kopartıldı ülkemizde. Biraz geriye doğru gidecek olursak, ülkemiz, uzun yıllar Uluslararası Çalışma Örgütünün kara listelerinden kurtulamadı. Ben de, zaman zaman, ülkem adına ILO çalışmalarına katılan birisiyim. Çalışanların feshe karşı korunması konusunda bir tedbir almadığımız için, pek çok kez kara listelerde yargılandık.
Tabiî, Avrupa Birliği süreci hızlandığı zaman, geçtiğimiz yıl içerisinde, seçim kararının alınmasına rağmen -Avrupa Birliğine girebilmek için- ağustos ayı içerisinde 4773 sayılı Yasa, 8 Ağustosta görüşüldü, 15 Mart 2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 15 Ağustos 2002 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tabiî, o günden bugüne geçen süre içerisinde, 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinden sonra bugüne kadar, 2 000 000'dan fazla çalışanımız, işsizler ordusuna katıldı.
Gerçekten, bu bir iş güvencesi sağlıyor mu; ben, önce, kısaca buna -teknik bir konu olduğu için- bakmak istiyorum. İşyerlerimizin yaklaşık yüzde 90'ı, 10 ve daha az işçi çalıştıran işletmeler. Bu yasa, işçilere güvence getirmekten çok, işyerinde 10 veya daha fazla işçinin olduğu işletmelerde, altı aydan fazla kıdemi olan işçileri ve işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili niteliğinde bulunmayan çalışanlar ile belirsiz süreli hizmet akdine dayalı çalışan işçileri kapsıyor.
Değerli arkadaşlarım, ben, sizleri, bu yasa hakkında birazcık aydınlatmak açısından, işverenin yayın organından bazı bölümler getirdim. Tabiî, geçtiğimiz hafta içerisinde, MESS "Akıllı Kitap-İş Güvencesi" diye büyük bir kitap yayımladı. Onun da, sadece girişini taşıdım yanımda, aldım dosyasından, çıkarıp getirdim. İş güvencesinin, hem ülkemiz için, çalışma yaşamında yeni gelişmelere, yeni değişimlere neden olacağını anlatıyor ve bu yeni döneme katkı sunmak amacıyla böyle bir kitap hazırladıklarını yazıyorlar hem de iş güvencesi konusunda, bundan böyle, işverenlerin ne yapacağı, nasıl işçi atacağı konusunda -yani, çok büyük bir klasör, belki sizlerde de var- işverenlerini aydınlatıyorlar. Ben, işverenlerimizi kutluyorum; sınıfına, üyelerine büyük hizmet sunuyor. Keşke, o hizmeti, ülkemize de sunsalar. Keşke, ülkemizdeki haksız rekabet kaynağı olan kayıtdışının kayda alınması için, ülkemizde kazanılan paraların, kazançların adil ölçülerde vergilendirilmesini sağlayabilmek, adil vergi düzenini ortaya çıkarabilmek için hükümetlere katkı verseler. Keşke -dürüst ve namuslu olanları yine tenzih ediyorum- ülkedeki kazançlarını ülkemizde yatırıma çevirseler, yurtdışına kaçırıp İsviçre bankalarına yatıracaklarına, yeni istihdam olanakları yaratsalar; ama, öylesi çalışmalar yerine, İş Güvencesi Yasası kapsamı dışında kimlerin kalacağını, isterseniz onların -yaramaz çocuklar gibi- dilinden dinleyelim.
Bakınız, kanunun gerekçesinde örnek olarak verilen geçerli fesih nedenleri: "İşçinin yetersizliğinden, hangi işçileri atabilirsiniz" diyor. Bir güvence değil aslında iş güvencesi. Yani, işçinin yetersizliğinden kaynaklanan sebepler; ortalama olarak benzer işi görenlerden daha az verimli olanları atabilirsin, gösterdiği niteliklerden beklenenden daha düşük performansa sahip olanları atabilirsin, işe yatkın olmayanları, sık sık hasta olanları, öğrenme ve kendisini yetiştirme yetersizliği olanları, uyum yetersizliği içinde bulunanları, işyerinden kaynaklanan sebeplerle yapılacak fesihlerde emeklilik yaşına gelmiş olanları, ayrıca İş Kanununun 17 nci maddesine tabi olanları; yani, şunu söylemek istiyorum -çok uzun, sürem kısa olduğu için ayrıntısına girmiyorum- değerli arkadaşlarım, bu 4773 sayılı Yasa, fesih için geçerli sebepleri şunlar için sağlıyor: Sendika üyesi olmak veya çalışma saatleri içinde işverenin haberi olmadan sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği veya işçi temsilciliği yapmış olmak -ki, yeni bir kavram giriyor- işveren aleyhine idarî veya adlî yargıya başvurmak, ırk, renk, cinsiyet, medenî hal, hamilelik gibi yükümlülükler nedeniyle iş akdini feshetmek, doğum izni esnasında işe gelmeme gibi nedenlerle işçiyi çıkarırsan ispat yükümlülüğü var, yargı karar verecek. Bu ertelemeye çalıştığımız yasa, belki, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 30 uncu maddesinde temsilcilere verilen güvenceyi de geriye götürmüş olmasına rağmen fırtınalar koparılıyor.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, size -vaktinizi fazla almak istemiyorum- bir belge okuyacağım : "Türkiye'nin uluslararası alanda itibarını daha da artırmak ve Avrupa Birliğine girmek için işçimize iş güvenliği sağlanması gerekmektedir. Türkiye, 158 sayılı ILO Sözleşmesini onaylamıştır. Türkiye, Avrupa Birliğine verdiği Türkiye Ulusal Programında, İş Güvencesi Yasasını çıkarma sözü vermiştir, bu yasanın çıkarılması, Avrupa Birliğine giriş sürecini kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. İş güvencesi, işyerinin ve çalışma barışının güvencesidir. Avrupa Birliği ülkelerinin tümünde, 158 sayılı ILO Sözleşmesiyle sağlanan hakları aşan düzeyde iş güvencesi vardır. Örneğin Hollanda'da geçerli bir neden bile olsa, işten çıkarılabilmesi için, bölge çalışma müdürlüğünden izin alınması gerekmektedir. Bugüne kadarki uygulamalarda, iş güvencesi sağlanan hiçbir ülkede ekonomi kötüye gitmemiş, hiçbir ülkede bu sebepten dolayı kriz de doğmamıştır. Tam tersine, iş güvencesi sağlanan tüm ülkelerde, iş güvenliği ve çalışma barışı sağlanmış, üretimin artmasına katkıda bulunulmuştur. Geleceğinden emin olarak çalışan işçinin, alınteri kurumadan ücretini alan emekçinin çok daha verimli olduğu kesin olarak görülmektedir."
Değerli arkadaşlarım, okuduğum bu sözcükler doğru mu, katılır mısınız?! Evet; değerli arkadaşlarım, bunlar, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanımız Mahfuz Güler'in, geçtiğimiz yıl -yine aynı komisyonda üyeyken- bu kanun çıkarılırken burada yapmış olduğu konuşma metnidir. Bunları ben söylemiyorum; bunları, halen içinizde milletvekili olan ve halen Komisyon Başkanı olarak burada bulunan arkadaşımız söylüyor.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, iki günden bu yana tartıştığımız iş kanunu değişiklikleri üzerinde, AKP sayın sözcüleri, burada, sendikalarla mutabakata varıldığını dile getirdiler. Biraz evvel bu konu görüşülürken de, yine, aynı şekilde, sendikaların görüşünün olduğu dile getirildi. Üzülerek ifade ediyorum, bir sendikacı arkadaşımı, bir konfederasyon başkanını rencide etmek, eleştirmek asla işime gelmez; fakat, siyaseten belki size daha yakın olduğu için, o konuda ikircikli tutum sergileyen arkadaşımız, Sayın Uslu "iş güvencesinin ertelenmesi ayıbı çağdaş dünyaya nasıl anlatılacak. İş güvencesinin ertelenmesinin zararları ve yeni iş yasasının yarattığı kaygılara yönelik tartışmalar asla bir uzlaşma olarak takdim edilemez" diyor.
Yine, biraz evvel, değerli hukukçu, Ankara Milletvekilimiz, Anayasa Hukuku Profesörü Sayın Oya Araslı, yürürlük tarihinin değiştirilmesinin Anayasaya aykırılığını anlattı.
Bir de, yine, saygı duyduğum, Anayasa Hukuku Profesörü Sayın Kuzu'nun bu konuda söyledikleri. "Burhan Kuzu, bu tür erteleme yasalarının geçmişte çıkarıldığını vurguladı. Hukuk tekniği açısından da sıkıntılı bir durumun söz konusu olduğunu ifade eden Kuzu "erteleme yasası çıkana kadar İş Güvencesi Yasasının verdiği haklar kazanılmış haktır. Bu nedenle de uygulama alanı bulur; ancak, sıkıntı yaratır dedi."
Değerli arkadaşlarım, bizim amacımız, Yüce Meclisin amacı, çalışma ortamını ve ülkemizi yeni sıkıntılara taşımak, yeni kavga ve kargaşa ortamı yaratmak olmamalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İZZET ÇETİN (Devamla)Bitiriyorum, Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla)Gerçekten, çalışanlar açısından kısmî bir iş güvencesi; bir bakıma, sendikalı üye sayısı son derece azaldı, sendikalaşmak isteyen, örgütlenmek isteyen işçileri korumak amacına yönelik olarak yürürlüğe girmiş olan bu 4773 sayılı Kanunun, zannedildiği kadar çalışma yaşamımızı alt üst edecek olmasını kabul etmenin olanağı yok. Gerçekten, bizim ülkemiz, demokrasiyi içine sindirmeli; dürüst ve namuslu işverenlerimiz, zaten bunu içine sindiriyor, diğerleri de içine sindirebilmeli. Katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü demokrasiyi ülkemize yerleştirmek istiyorsak, sendikal hak ve özgürlükleri geliştirmek, korumak, başta bizim görevimiz, sendikaların görevi. O nedenle, üç günden bu yana yapmış olduğumuz tüm çalışma ve çabalar, ya işçiden ya memurdan ya emekliden bir şeyler tırtıklamaya yönelik; bu, Yüce Meclisimize yakışmıyor. Gerçekten, bu Meclis, varsılların olduğu kadar yoksulların da Meclisi, onların da sorunlarını çözmek için bir aradayız.
Hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 16 Mart 2003