Çalışma saatleri hakkında
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 49. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Ocak 2008 · 950 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 15 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 950 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-01-15-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her hafta Danışma Kurulu bir öneri getiriyor, çalışma süresini uzatıyor.
İç Tüzük’ümüzün 98’inci maddesinde der ki: Her haftada iki birleşim ve her birleşimde de bir saatten aşağı olmamak üzere soru sorulur. Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerinin başında denetim görevi gelir. Denetim görevi: Bir, soruyla yerine getirilebilir. İki, Meclis araştırması, Meclis soruşturması ve genel görüşmeyle dile getirilebilir. Ama maalesef, burada, Parlamentoda, bu denetim konuları, AKP grubunun 340 milletvekili olması nedeniyle, böyle büyük bir çoğunluk karşısında denetim konuları dile gelmiyor ve birçok sorumuza burada yeteri kadar cevap verilmiyor. Bu sorularımız, burada -birçok suistimaller, keyfî işlemler- kamuoyunun dikkatinden çekiliyor.
Şimdi, Türkiye çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Daha önce de ben bu kürsüde ifade ettim. Sayın milletvekilleri, bakın, şimdi, AKP Grubu, ciddi bir, Anayasa’yı yeniden değiştirme -yeniden yapıyor yani- Anayasa’yı yeniden yapıyor. Bakın, eğer Türkiye’de bir hukuk devleti varsa, bu hukuk devletinin hukuk çerçevesi içinde hareket etmesi lazım. Hukuk devletinde de Parlamentonun da...
Şimdi siz, İç Tüzük’ü değiştiriyorsunuz fiilen. Ben, muhalefetteki grup başkan vekillerine de yani, bu konuda gerçekten soruyorum. Peki, sizin göreviniz, iktidarın her şeyini desteklemek mi? İç Tüzük’ü değiştirmek mi? Kardeşim, İç Tüzük’te açık hüküm var. Her hafta iki birleşim ve birleşimin başında, birer saat soru sorma zorunluluğu var. Değiştirin o zaman İç Tüzük’ü. Niye bunu şey ediyorsunuz?
Şimdi, Anayasa’yı getiriyorsunuz. Yeniden Anayasa yapma yetkiniz yoktur. Yeniden Anayasa yaptığınız zaman Anayasa’yı ihlal edersiniz. Anayasa’nın 175’inci maddesinde, Parlamentoların Anayasa’yı yeniden yapma yetkisi yoktur.
İkincisi, Anayasa’yı yapmayı getirdiğiniz zaman ne olacak biliyor musunuz sayın milletvekilleri? Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü tartışmaya açacaksınız. Ne olacak? Türkiye’de kaç tane etnisite var? Her birisinin de şeyler… Kaç tane dil konuşulacak? Anayasa’nın neresine koyalım? Bunlar, devamlı Anayasa’da tartışılacak. Bir iktidar bu kadar ateşle oynamaz.
Diğer taraftan, Türkiye’nin laik sistemini kaldıracaksınız. Şimdi, Endülüs yolunda Tayyip Erdoğan diyor ki: “Efendim, yani, dinî simge.” diyor. “Yani türban dinî simgeyse, ben dinî simgeyi de getiririm.” Peki, saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye’de bir hukuk sistemi var mı? Anayasa’nın 138’inci maddesi var mı? 138’inci madde ne diyor? Kimse mahkeme kararlarını değiştiremez, mahkeme kararları yasama, yürütme, herkesi de bağlar. E, peki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı var. Danıştayın kararı var ve Anayasa Mahkemesinin kararı var, diyor ki: “Bu simge, dinî işaretleri siz kamusal alanda kullanamazsınız.” E, peki, sizin için bu kararlar eğer gerçek ifade etmiyorsa, bir değeri yoksa o zaman Parlamentonun da bir değeri yok! Yani, biz, hepimiz Parlamento, Anayasa Mahkemesi yargı yetkimizi, gücümüzü nereden alıyoruz? Anayasa’dan alıyoruz. Anayasa’nın başka kurumlara verdiği yetkiyi tanımıyorsunuz. Ondan sonra, getiriyorsunuz “Ben kralım.” diyorsunuz. Siz, kral olamazsınız. Parlamentoda olsanız, Parlamentoda çoğunluğunuz da olsa siz bağlı bir yetki içindesiniz. Bağlı yetki nedir? Anayasa’da gösterilen sınırlardır. Anayasa’da gösterilen sınırları yok sayarak siz “Ben istediğim işlemi yaparım.” diyemezsiniz. “Yargının aldığı kararları ben tanımam.” diyemezsiniz.
Sayın milletvekilleri, bakın, bunlar çok önemli meseleler. Bu söylem, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin ortadan kaldırılması konusunda en büyük girişim ve başarıdır. Ben size bunu buradan da söylüyorum. Bu, Türkiye’ye hayır getirmeyecektir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Su iç de şu krallığı biraz anlat bize.
KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi, bu memleketin bir cumhuriyet başsavcısı var. Bakın, bir yerde, bir gazeteci “Feto’yla Apo” dediği için hemen savcı gidiyor. “Vay, sen Fethullah Efendi’ye nasıl Feto dersin!” diye hakkında soruşturma açıyor. Ama, öte tarafta, bu memlekette bu devletin kurucusu olan Atatürk’le ilgili yapılan bunca hakaretler hakkında bir şey söylenmiyor. Hiçbir savcı da harekete… Yani, belki geçen varsa bizim haberimiz yok. Peki, bakın, Türkiye bir hukuk devleti ise eğer bir siyasi partinin Genel Başkanı çıkıyorsa “Ben bu Anayasa’yı yok sayacağım, bu Anayasa’nın temellerini kaldıracağım.” diyorsa, ey sayın başsavcı, siz hangi görevi yapıyorsunuz? Bu Anayasa, Anayasa’nın kurumları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımları, bu memleketi kuran Yüce Atatürk’ün getirdiği temel ilkeler ortadan kaldırıldığı zaman sen başsavcı olarak orada oturacak mısın?
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Atma, atma!
KAMER GENÇ (Devamla)Neden acaba sayın başsavcı, sen, AKP’nin kapatılması konusunda dava açmıyorsun? Yani Partinin Genel Başkanı “Ben laikliği tanımam.” diyor, “Dinî simge de olsa ben bunu getiririm.” diyor.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Sayın Başkan, ne diyor? Atıyor, atıyor…
KAMER GENÇ (Devamla)Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devleti Anayasası’nda nitelikleri belirtilmiştir. Siz hangi kişi olursanız olun, hangi sıfatta olursanız olun, bu sıfatınız ne olursa olsun, gücünüz ne olursa olsun bu ilkeleri ortadan kaldıramazsınız. Kaldırmaya teşebbüs ettiğiniz an burada hukuk işleyecektir. Ha bugün çoğunluğunuz var, bu çoğunluğunuza güvenerek birtakım teşebbüslerde de bulunsanız, bu, size de bir hayır getirmeyecektir. Bakın, memlekette bir sürü işsiz var, aç insan var. Bakın, bir insan çıkıyor 6 tane evladını öldürüyor. Efendiler, 6 tane evladını öldürüyor! Bu Türkiye ne duruma geldi? İnsanlarımız aç, çöp topluyorlar. Efendim, açlıktan ölen insanlarımız var kış günü. Gittiniz, bakın, geçmişte şey yaptınız İran’la, 96’da -hani İran sizin çok dostunuzdu ya- sizin o zamanki bir Genel Başkanınız da Enerji Bakanıydı, gitti Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaati yerine İran’ın menfaatini gözetti ve doğal gaz anlaşmasını yaptı. Ee, hani bu doğal gaz? Haydi kesti… Şimdi, neden kesti? Sonra, doğal gazın metreküpünü kaça alıyorsunuz? Bunlar ortada yok. Ondan sonra biz zannediyorduk ki, Türkiye’de İslamcı bir zihniyeti güden insanların iktidarda bulunduğu bir zamanda, bu İslam ülkeleri de hiç olmazsa Türkiye’ye biraz müsamaha gösterirler. Bilakis…
MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Sayın Başkan, ne diyor?
KAMER GENÇ (Devamla)Bilakis, Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücünü kendi lehine kullanmaya çalışan insanlar var.
MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Meclisin çalışmasıyla ne alakası var?
KAMER GENÇ (Devamla)Bunlar Meclisin çalışmasıyla ilgili beyefendi. Niye rahatsız oluyorsun? Burada rahatsız şeyler mi söylüyorum?
MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Hangisi Meclisin çalışmasıyla ilgili?
KAMER GENÇ (Devamla)Doğal gazda sen İran’dan neyi getirdin kardeşim? Bugün en soğuk günde, eksi 15’lerde, 16’larda Türkiye’de insanları doğal gazsız nasıl bırakacaksın? Sen Hükûmetsin, anlaşma yapmışsın, “Bu anlaşmanın gereğini, Türkiye Cumhuriyeti devletini gözet.” dediğim zaman niye sizi rahatsız ediyor?
MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Ne alakası var?
KAMER GENÇ (Devamla)Hani İran Cumhurbaşkanı sizin dostunuzdu?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 15 Ocak 2008