İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ocak 2008 · 608 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 16 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 608 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-01-16-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tabii, getirilen tasarı üzerinde, daha önce 433’üncü maddede önerge vermiştim, buradan çıkarıldı. Çıkarılınca da tabii, konuşma imkânımız da olmadı. Tek de milletvekili olduğumuz için, bu şeylerde her an önerge verme imkânımız da yok. Bu önergede bana katkıda bulunan CHP’li milletvekili arkadaşlara da saygılar sunuyorum, kendilerine teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, aslında, tabii, bu Anıtlar Kurulu ve eski eserleri koruma ile ilgili olarak Türkiye'nin çok ciddi bir hassasiyet göstermesi lazım. Biliyorsunuz, Türkiye’de çok büyük güç sahipleri en güzel tarihî eserleri, sit alanlarını yok etmek suretiyle bunları imara açmaktadırlar. Bunların üzerinde istedikleri kadar imar izinlerini almaktadırlar. Biraz önce soruldu Hükûmete “Efendim, koruma kurullarını sık sık değiştiriyor musunuz?” Tabii ki, değişiyor. Koruma kuruluna herhangi bir konuda Hükûmetin arzusu dışında bir talep gittiği zaman, işte o talep aleyhine hareket edildiği zaman hemen onların yerinde yeller esiyor. Tabii, güçlü basın patronları var, güçlü sermaye patronları var. İşte, İETT arazisini verdik İstanbul’da bir şeyhe, çok düşük bir fiyata aldı ve çok muazzam bir imar değişikliği için İstanbul’da bunun üzerinde imar değişikliği yaptı. Yine, kara yolları arazisi üzerinde çok ciddi bir imar değişikliği yapıldı. Bunlar devletin elinde iken bu imar değişiklikleri yapılsaydı, herhâlde devlet buradan çok büyük rant sağlayacaktı, çok büyük kazanç sağlayacaktı. Ama, tabii, o zaman bu değişiklikler yapılmadı. Bu kişilere verildi. Ondan sonra da şimdi, Hükûmetin de desteğiyle bu alanlarda çok büyük imar değişiklikleri yapılıyor. Yani, koruma kurulu Türkiye'nin tarihî varlıklarını, sit alanlarını çok hassasiyetle koruması lazım. Ama, maalesef, dediğim gibi, bunların arkasında güç odakları olunca bu görevleri yapmıyorlar.

Bugün, İstanbul, artık, İstanbul’luk vasfını kaybetmiş. Bir Levent’te, birçok o alanlarda yüz katlı binalar çıkıyor sayın milletvekilleri. Oradaki trafikteki yollara bakıyorsunuz, yani, zaten şimdi adım atılmıyor. Bu Hükûmet ne yapıyor? Yani, burada o insanlar yaşayamaz hâle geliyor. İstanbul’da bir yanda hiç trafiği rahatlatan en ufak bir şey yapılmıyor. Ama, yüzlerce kat imara izin veriliyor. Bu, ne kadar sorumsuz bir davranış biçimi. Bu ne kadar bir şeyler, ben de hayret ediyorum. Yani, bu devletin sahibi yok mudur? Devlet, tabii, derken bir şey de söyleyeyim, ben, dün burada başsavcıya bir çağrıda bulunmuştum -inşallah benim çağrımı yerine getirir- demiştim ki: “Sayın başsavcı, sen Türkiye Cumhuriyeti’nin laik düzenini korumak zorundasın. Bu laik düzeni ortadan kaldırmak için Türkiye’de ciddi eylemler var. Bu, Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddesine göre siyasi partinin kapatılmasına nedendir. Seni göreve davet ediyorum.” Bugün bir şey çıkmadı. İnşallah, zaman zaman bu kürsüde de kendisini bu görevi yapmaya da davet edeceğim.

Değerli milletvekilleri, tabii, büyük basın patronlarının arkasında Hükûmet, zaman zaman kendilerini korumak için, büyük destek veriyor. Şimdi, Aydın Doğan’a verdiniz Hilton arazisini o zaman. Şimdi de duyuyoruz ki, oradaki sit alanı kararının kaldırılması için yoğun bir baskı var.

Şimdi, sayın milletvekilleri, basın mensuplarını okuyoruz, zaman zaman televizyonlarda, basında izliyoruz, deniliyor ki: “Efendim, Mecliste muhalefet yok.” Be kardeşim, siz, burada söylenen bir kelimeyi yazıyor musunuz? Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan bir konuşmayı, bir mücadeleyi, iktidarla ilgili olarak verilen bir suistimali, keyfî işlemleri yazıyor musunuz? Yazmıyorsunuz. Niye? Çünkü, iktidarla iş birliği içindesiniz. Vallahi, tabii, ben, burada zaman zaman da söyleyeceğim, bundan sonra da söyleyeceğim: Benim konuşmalarımı yazarlarsa yazsınlar, yazmazlarsa ben bütün basın patronlarının ne olduğunu burada açıklayacağım. Bunu önce kendilerine ihtar edeyim. Tabii, birtakım basın patronlarının 371 trilyon liralık borcunu getirip de dört sene almayan bir iktidar, tabii ki basın patronu bununla ilgili yazmaz. Şimdi, Hilton arazisinin sit alanı kararını kaldıracak, orada tabii çok yüksek katlı binalar yapacak. Ee, bundan dolayı da tabii ki, büyük rantlar elde edince artık ülkenin kültür varlıklarının, sit alanlarının hiçbir anlamı yok, önemli olan iki tane grup var: Biri basın, biri Hükûmet. Bunlar anlaşmışlar, o diyor ki: “Sen benim üzerime gelme, ben de senin istediklerini veririm.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 16 Ocak 2008

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook