İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 126. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile çin halk cumhuriyeti hükümeti arasında hayvan sağlığı ve karantina konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:241)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 126. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Temmuz 2008 · 700 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 3 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ÇİN HALK CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAYVAN SAĞLIĞI VE KARANTİNA KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:241)); konuşma 700 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile çin halk cumhuriyeti hükümeti arasında hayvan sağlığı ve karantina konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:241)”. TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-07-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-cin-halk-cumhuriyeti-hukumeti-arasind-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ile Çin Cumhuriyeti Hükûmeti arasında hayvan hastalıklarının önlenmesine ilişkin olarak yapılan bir anlaşmanın 1’inci maddesi üzerinde söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Tabii, Türkiye’de hayvan sağlığı çok önemli bir unsur. Biliyorsunuz geçen dönemlerde Türkiye’de çok ciddi hayvan hastalıkları çıktı. İşte, kuş gribi. Ondan sonra, kuş gribi sonucunda ülkemizin her tarafındaki -tabii bence de çok akılsızca hareket edildi- birçok tavuk, özellikle köylü vatandaşımızın ana, temel gıda maddesi olan tavuk yok edildi. Bu arada tabii iktidar mensubu bakanlar da bundan payını aldılar. Hemen onu fırsat bilerek birtakım -pişmiş yumurtadan- fabrikalar kurdular, bayağı büyük bir ticaret hacmini elde ettiler. İşte, bunlar aslında tabii bir fırsatçılık olmaması lazımdı.

Tabii, ben biraz önce Sayın Bakana birtakım sorular sordum. Bir arkadaşımız gayriihtiyari bize karşı böyle bir güldürecek hareketler yaptı. Ama ben de gayriihtiyari ona uydum. Aslında özür diliyorum. Yani tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddi bir kurumdur. Bu kurumda ciddi işler yapmak lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlar, gerçekten benim ilimde çok büyük miktarda koyun beslenmektedir. Bu Erzincan peynirinin esas aslı, Tunceli’nin Pertek ve Çemişgezek ilçesindeki koyunlardan ve Tunceli dağlarından, Munzur ve Pülümür yaylalarından, Ovacık yaylalarından beslenen hayvanlardan elde edilen peynirdir. Buralarda bu hayvan besleyicilerimizin çok ciddi sıkıntıları var.

Şimdi, bir defa bu yaylalar ihale edilirken burada birtakım objektif olmayan kurallar getiriliyor. Ben bunları tabii bu vesileyle şey etmek istiyorum. Konu hayvan sağlığı olunca, Türkiye’de sağlıklı bir hayvan beslenmesinin yaratılması için evvela yaylaların, meraların iyi ıslah edilmesi lazım. İnsan hayatının yaşamında, özellikle bizim orada hayvan besleyicilerinin çok büyük sıkıntıları var. Yani, bir bakıyorsunuz, kışın karın altına gidiyorlar. Yaylada eski 10’larda, 20’lerde daha küçük küçük bebeklerini beraberlerinde getiriyorlar. Oralara aslında, çağdaş bir ülkenin insanları olarak, o yaylaya giden insanlara bir şeyler yapmak lazım. Yani, o ilkelliklerinden, o ilkel… Mesela, bir de Beritanlar da var, bunlar Elâzığ bölümünde; Şavaklar var bizim Tunceli’de.

Şimdi, artık gelişen, ilerleyen, çağ atlayan diyorsunuz ya, bir ülkede bu insanların da o hayvanlarını yaylalara getirirken, o yaylalarda hiç olmazsa çadır yerine, onların işte sağlıklı yaşayabilecekleri bir konut yapmak lazım.

Ayrıca, bu yaylaların ıslahı konusunda devletin ciddi bir ıslah programı uygulaması lazım. Bu meralarda alınan paraların... İşte özel idarelere alınıyor, mülki idare amirlerine alınıyor. Bunların bir kısmına, oradaki mülki idare amirleri kendilerine işte otomobil alıyorlar, makam arabalarını alıyorlar. Şimdi bu haksız bir şey. Yani, devletin parası var; getirsinler orada kendilerine devletin parasıyla makam araçlarını alsınlar. Bu insanların çektikleri bu işkence, eziyet ve insanlık dışı bir hayattan bir an önce kurtulmasını istiyorum.

Sonra, işte yazın yaylalara çıkarken bu vatandaşlarımız çok büyük sıkıntı çekiyorlar. Efendim, işte inerken büyük sıkıntı çekiyorlar. Yollarda, o elde ettikleri o mahsullerin bir kısmı heba oluyor. Bence, yine o yaylalarda işte peynir yapılması için, onun taşınması için bu insanlara birtakım kolaylıklar sağlanması lazım. Bu olayları ben yakından bilen bir insanım. Yani, işte, yeteri kadar veteriner gönderilip o yaylalarda gerekli ıslah yapılmıyor. Hayvan hastalıklarının tedavisi için gerekli tedbir alınmıyor. Ben Hükûmeti bu yönden de uyarıyorum. Yani, bu insanlarımız çok ilkel şartlarda yaşıyor, inanmanızı istiyorum. Düşünebiliyor musunuz, kadın yani üç aylık, beş aylık bebeğini arkasında torbasına alıyor ve eksi 10’larda, eksi 20’lerde o karlı alanlara götürüyor. Bu insanlara da el uzatılması gerektiğine inanıyorum. Benim bölgemde çok gördüm, yani inanmanızı istiyorum. Zaten ilkbaharda yaylaya giderler, sonbaharda inerler ama giderken ve gelirken o insanların yolda çektiklerini, çok büyük sıkıntı çektiklerini gördüm ve bu vesileyle onu dile getirmek istedim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla)Bu benim ilimin çok ciddi bir sıkıntısıdır. Bu sıkıntıyı yaşayanlar bilir. Yani size bir hikâye anlatayım, hikâye değil olan bir olayı anlatayım: Ben 1995’lerde 1996’larda bir gün sabahleyin Pülümür’de çıktım, bir karakolda 20 tane aile çocuklarıyla beraber, eşeklerle beraber orada bekliyorlar. “Niye bekliyorsunuz?”, “Efendim buradaki güvenlik kuvvetleri bizim hüviyetimizi aldı.” dediler. Sabah saat yedi buçuk, sekiz… “Ne dediler size?”, “Akşam saat sekizden sonra, karanlık bastıktan sonra gideceksiniz. Yolları işgal etmeyeceksiniz.” Gittim dedim: “Kardeş niye bunların hüviyetlerini aldın?”, “Efendim, almadık da… Vereceğim.” dedi. “Peki” dedim, verdirdim. Sonra gittim orada kahvede oturdum, geldim baktım yine orada bekliyorlar. “Niye vermedin?”, “Vermedim.” dedi. Yani bu insanlara hakikaten çok keyfî işlemler yapılıyor. Yani bunları vicdanımda hissettiğim için söylüyorum. Özellikle Hükûmetin bu koyun besleyicilerine bir yardım elini uzatmasını ve bunların şartlarını iyileştirmesi konusunda çaba göstermesini diliyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 3 Temmuz 2008

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook