İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile fransa cumhuriyeti hükümeti arasında yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşması ve eki protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:318)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 73. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Nisan 2009 · 1.024 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 7 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE FRANSA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASI ANLAŞMASI VE EKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:318)); konuşma 1.024 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile fransa cumhuriyeti hükümeti arasında yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşması ve eki protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:318)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-04-07-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-fransa-cumhuriyeti-hukumeti-arasinda-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Fransa Cumhuriyeti Hükûmeti arasında yatırımların karşılıklı teşviki ile ilgili olarak yapılan uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısının tümü üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, daha önce de belirttiğim gibi, uluslararası anlaşmalar aslında çok önemli anlaşmalardır. Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre, bu anlaşmalar kanundan daha yüksek mertebede ve Anayasa’nın bir altındaki bir hiyerarşi içinde yer alıyorlar ve bu anlaşmalara karşı, biliyorsunuz, Anayasa Mahkemesine dava açılmıyor ama tabii bu anlaşmaların enine boyuna görüşülmesi lazım, tartışılması lazım. Maalesef, işte bunlar da ekonomik konularla ilgili anlaşmalar. Burada, ben, pek fazla bunların Dışişleri Komisyonunda enine boyuna tartışıldığına inanmıyorum çünkü bunlar ekonomik konularla ilgili anlaşmalardır. Ekonomik konularla ilgili olan anlaşmaların, herhâlde, Dışişleri Komisyonunda görüşülmeden önce Bütçe Plan Komisyonuna gitmesi lazım. Çünkü ekonomik yatırımların karşılıklı teşviki konusu, teşvikler nelerdir, hangi konularda teşvik edilmesi gerekir yatırımların, bunların ilk ihtisas sahası, bence Bütçe Plan Komisyonudur, Maliye teşkilatıdır. Ama tabii, AKP iktidara geldiği günden beri, yani “Nasıl olsa, işte bir adamımız ne derse o doğrudur.” deyip bunları sıradan geçiriyorlar.

Yine, tabii, Dışişleri Bakanlığı bürokratları daha çok, maalesef, Türkiye’de AKP İktidarıyla beraber emekliye ayrıldılar. Oradaki o bürokratlar, işte, şeyler, elçiler, tabii en üst seviyedeki AKP’nin yöneticileri tarafından bunlar “monşer” kabul ediliyorlar. Tabii, hakaret anlamında “monşer” kabul ediliyorlar. Bunun için, bunlar aradan çekildiler, ondan sonra da, bilmem işte AKP’nin yöneticileri tarafından öne gelen Ahmet Davutoğlu veya bir başkaları, dış işleri politikasını vermişiz bunların eline, yönetiyorlar. Böyle bir devlet yönetimi olmaz değerli milletvekilleri!

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 318 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bakın, Fransa, Avrupa Birliği içinde bize en karşı olan bir devlet ve her vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’ni küçümseyen, küçülten, ondan sonra birçok yerlerde -yani çok da kullanmak istemiyorum kelimeyi- çok seviyesizce bize karşı davranan bir devlet. Bir başkanları var, çok şımarık, ne olduğu belirsiz bir adam. Ama bizim devletimizin yöneticileri bu kadar şımarık, bu kadar kendini bilmez bir kişinin karşısında maalesef Türkiye Cumhuriyeti devletinin ağırlığını hissettirmiyorlar. En sonunda, işte bu NATO sırasında, Fransa’nın NATO’nun askerî kanadına dönmesi meselesi vardı. Yahu, insan en azından bir muhalefet eder, bir karşı koyar çünkü Fransa her yerde bize karşı, Avrupa Birliğinde en fazla bize güçlük çıkaran bir devlet. Ee, sen de tam eline fırsat düşmüşken işte Avrupa… NATO’nun askerî kanadına dönmesi konusunda Fransa’ya hiçbir güçlük çıkarmıyorsunuz “Hayhay, başüstüne.” diyorsunuz. Böyle devlet yönetilmez. Devletler, devleti yöneten insanların yaratacakları itibarlarla itibarlı olurlar. Yoksa efendim yani böyle gidip de Amerikan Cumhurbaşkanının eline sarılmakla, onunla bilmem poz vermekle devlet liderliği olmaz. Liderlik demek, kendisinin bünyesinde bulunan insanlara karşı… Mesela, Türk Silahlı Kuvvetlerinin askerlerinin başına çuval geçirildiği zaman sen çıkıp bir diyebildin mi ki “Ey Amerika, benim Silahlı Kuvvetlerimin başına sen nasıl çuval geçirdin?” Diyebildin mi? İşte liderlik orada belli olur. Yoksa ondan sonra git, eline sarıl, getir, bilmem… Zaten, şimdi bu Amerikalılar kimi lider kabul ederler biliyor musunuz? İşte Suudi Arabistan lideri çünkü kendilerine göre bir lider ama Türkiye’ninki onlara göre bir lider çünkü hiçbir isteklerine karşı çıkmıyorlar “Başüstüne, başüstüne.” diyorlar. Ama İran Cumhurbaşkanına lider diyor mu? Demiyor çünkü o İran milletinin kişiliğini koruyor, haysiyetini koruyor, devletin itibarını koruyor. Ama bizimkiler ne yapıyor? Dışarıya hep gösteriş yapıyorlar. İşte ben beklerdim ki Türk askerinin başına çuval geçirildiği zaman orada Amerikan Dışişleri, Başkan Yardımcısı “Yaa, işte Tayyip Bey, bizim hareketimiz sana karşı değil. İşte sizin Hükûmetinize karşı olan bazı unsurlara bir ders vermek için sizin askerlerin başına çuval geçirdik.” diyen o adamın ağzına o lafı tıkaması lazımdı. İşte liderlik orada meydana gelir, orada gösterilir.

Ondan sonra, Fransa’nın askerî kanada dönmesi söz konusu. Kaç senedir dönemiyor ama nedense işte bu Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten kişilerin dünyadan haberleri yok, sadece her gün işte ne olduğu belirsiz olan o danışmanları var. O danışmanların dünya siyasetinden haberleri yok. Ondan sonra, doğru dürüst bir tek bağlı oldukları Arap ülkelerine işte, o Arap ülkeleri arasında gidip geliyorlar, devletin dış siyasetinin başrollerini oynuyorlar.

Değerli milletvekilleri, bu memleketin Dışişleri Bakanlığı teşkilatları, o “monşer” dediğiniz büyükelçileri, o makamlara gelmek için bu dünya siyasetini enine boyuna en iyi inceleyen, en iyi bilen, her devletle nasıl bir ilişki kurulması gereken konularda ihtisas sahibi insanlardır. Bunlar, ömürleri boyunca birçok devletin normal olarak uygulaması gereken sistemi uyguluyorlar. Bugün her devletin, her dış devletle ilgili ihtisas yapan özel elçileri var, yetkili elemanları var. Siz bunların hepsini bir tarafa atıyorsunuz, ondan sonra tutuyorsunuz, size bir kişi eğer ne kadar… İşte, çok da fazla bazı şeyleri de tarif etmek istemiyorum, hiç bilgisiz, beceriksiz, ondan sonra kültürü olmayan ama sizinle aynı kafada olan adamları getirip ondan sonra Dışişleri Bakanının politikasını belirlemeye çalışıyorsunuz. İşte, bunlar olmaz.

İşte, Rasmussen’le yapılan, ona karşı önce yiğitlik taslayıp da “Ben onun NATO Genel Sekreterliğine karşıyım.” dedi, ondan sonra da… Neden dolayı? İşte “Hazreti Peygamber Efendimize orada karikatürler dolayısıyla hakaret edildi.” denildi. Ondan sonra “Roj TV kapatılmıyor.” denildi ama ne değiştiyse hiçbir şey değişmeden ondan sonra durup dururken, yani sanki o sözleri söyleyen Tayyip Erdoğan değil de sokaktaki Ahmet Efendiymiş gibi o sözler unutuldu, birdenbire Rasmussen’i Genel Sekreter atadılar.

İşte, Fransa’ya karşı bir tepki aslında konulsaydı, orada hiçbir zaman diğer devletlerden de bir tepki gelmezdi ama ona o tepki konulmadı.

Şimdi, Fransızlar niye Türkiye Cumhuriyeti devletinin Avrupa Birliğine karşılar? Çünkü, ben zaman zaman Fransızlarla –ben Fransa’da da bulundum- konuşuyorum. Yani, orta yaştaki insanlar diyor ki: “Kardeşim, evvela sizin yöneticilerinizin kıyafeti bize uygun değil. Yani işte, sizin Cumhurbaşkanının makamında oturan, Başbakanın makamında oturanların eşlerinin o davranışları, işte, sokaklarda baş örtüsünün artması… Dolayısıyla, siz 70 milyon bir insansınız, yarına bizi de o kılığa sokarsınız. Bütün mesele buraya geliyor yani evvela kılık ve kıyafetimiz birbirine uymuyor. Kılık ve kıyafeti birbirine uymayan iki milletin bir arada birlikte olması mümkün değil.” diyorlar. Şimdi, efendim, kıyafetleri öyle işte…

OKTAY VURAL (İzmir)Kılık kıyafetimizde utanacak bir şeyimiz yok.

KAMER GENÇ (Devamla)Neyse canım, ben o kişilerin söylediği lafları söylüyorum. Yani siz de çıkarsınız arkasını söylersiniz. Mesele değil. Ben…

ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır)Boş konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, bakın, boş konuşan sizlersiniz aslında. Keşke konuştuklarımı da anlasanız da… Ben size aslında anlamanız gereken şeyler söylüyorum ama…

ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır)Senden mi öğreneceğiz?

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Doğru söylüyor, doğru söylüyor.

KAMER GENÇ (Devamla)Siz bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası düzeyde haysiyetini düşüren iktidarlarsınız.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 7 Nisan 2009

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook