İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 110. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Haziran 2009 · 750 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 25 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)); konuşma 750 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 410 sıra sayılı Yasa’nın 1’inci maddesiyle ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii, kaymakamlar bir ülkenin yöneticileri, devletin ilçedeki temsilcileri, hâkimler yargının temsilcileri. Devlette eğer yargı ve yönetim objektif, dürüst, devletin temel felsefesine sahip çıkar, hiçbir siyasi etki altında kalmaz, şerefiyle, namusuyla, onuruyla devlette görev yaparsa o devlet büyür. Yargı eğer hakkaniyet ölçüleri içinde, yargı kuralları içinde, objektif kurallar içinde yargı görevini yaparsa o devlet büyür. Ama yargı ve yöneticiler eğer siyasi erkin emrine girerse, eğer siyasi erkin emir ve komutası doğrultusunda hizmet ederse o devlet çökmeye mahkûm bir devlettir.

Şimdi, burada, hiçbir gerek de yok bana göre… İşte, bir torba kanun getirmişler... Biraz önce Sayın Bakan diyor ki: “Ben torba kanuna karşıyım.” Kardeşim, sen hükûmetsin ya, karşıysan önle o zaman.

Şimdi, ne yapıyorsunuz? Kaymakamların yazılı sınavını İçişleri Bakanlığı bir sistem getirsin kabul etsin.

Bakın, sayın milletvekilleri, devlet devamlıdır. Bugün siz varsınız… Bakın, cumhuriyet kurulduğundan beri kaç tane iktidar gelmiş gitmiş. Bu size gelinceye kadar bu iktidarlardan, biz, bu devletin organlarını kendi irademiz, kendi düşüncemiz, kendi felsefemiz, ideolojimiz paralelinde teşkilatlandıralım, yönlendirelim, diye bir iktidar çıkmamış ve demişler ki: Biz bir iktidara gelmişiz, objektif kurallar koyalım, bizden sonra gelen… Yani öyle bir sistem getirelim ki o sistemle bu ülke rahatlığa kavuşsun, siyasi erk olmasın, bu etki altında insanlar kalmasın. Bunların tek hedefleri yani yöneticilerin bir kamu hizmetine alımında tek ilke liyakat olsun, dürüstlük olsun, bilgi olsun ama ben bunu kaldırıyorum.

Şimdi, bakın, ben bu konularda çok büyük sıkıntı çeken bir ilin milletvekiliyim. Benim ilim Tunceli. Tunceli’de gerçekten çok sağlıklı, çok dürüst, çok zeki insanlar yetişiyor. Benim ilimin inancı da yüzde 90 seviyesinde Alevi inançlı insanlarımızdır. Ben insanların inançlarına da saygı duyuyorum. Bugün de Regaip Kandili, herkesin kandilini de kutluyorum. Şimdi, çok duymuşumdur, adam, yazılı imtihanlarda en başlarda, ilk 10’un içinde bir puan alıyor, ilçeye gidiyor, sözlüde “Sen nerelisin? Tuncelilisin. Git kardeşim, sen giremezsin buraya.” deniyor. Bunu yapan onursuz zihniyete burada hizmet ediyorsunuz. Diyoruz ki yani ÖSM yapsın, ÖSM işte buradaki insanların hiç olmazsa yazılıda belli bir bilgi birikimine sahip olduğunu kanıtlasın. Bunun ölçüsü nedir? İşte ÖSM devletin bir kurumu, objektif kurallara göre imtihanı, yazılıyı yapsın, hiç olmazsa belli bir bilgisi olsun, belli bir birikimi olsun. Şimdi adamı hiçbir bilgisi yokken, işte… Yani sizin devri zamanınızda hangi kıstasın kamu hizmetine alınmada ölçü olduğunu biliyoruz zaten. Bunu zaten siz de biliyorsunuz, her gün de bunları söylemeye gerek yok. Dolayısıyla, ÖSM yaparsa bu imtihan objektif olur.

Peki, İçişleri Bakanı neye göre yapacak? İşte İçişleri Bakanlığının başında bulunan kişi… “İrticaın rektörü.” diye kendisini görevden alan kişi söyledi bunu, yani işte o zamanki YÖK Başkanı söyledi: “Yahu bu irticaın rektörüydü, ben onun için görevden aldım.” dedi. Şimdi, bu zihniyette olan insanlar ülkenin geleceğini tayin eden kaymakamları yazılı sınava tabi tutar iken hangi ölçüler şey edebilir, hangi kıstasları alabilir? O da kendi düşüncesine göre, hatta Türkiye’yi tabii, temel kuruluş felsefesinden saptırmaya çalışan, dengesini bozan, kimyasını bozan bir siyasi iktidar zihniyetini taşıyan bir iktidar var memlekette. Şimdi böyle olunca bunların paralelinde yazılı sorular sorulacaktır. Dolayısıyla, gelecek yönetici Türkiye'nin hayrına değil, memleketin hayrına değil, kişilik gelişmemiş, bilgi gelişmemiş, objektiflik gelişmemiş, belli bir emir ve komuta içinde hareket eden bir yönetici sınıf gibi ortaya çıkacak. Yani bu sizi niye rahatsız ediyor arkadaşlar, ben öğrenmek istiyorum. Yani dürüstlük bir memlekette geçerli akçe midir, değil midir? Dürüstlük geçerli akçeyse, objektiflik geçerli akçeyse gelin bunlara göre kabul edelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla)Yani siyasi iktidarın “Her şey benim dediğim gibi olur…” Böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Böyle bir şey olsaydı zaten şimdiye kadar bu devlet ayakta kalmazdı. Onun için diyoruz ki: ÖSYM yapsın bunları. Ondan sonra hiç olmazsa ilk yazılı sınavları objektif kıstaslara göre yapan bir şey gelsin.

Şimdi Danıştay karar vermiş, diyor ki: “Arkadaş, sözlüyü yaparken…” İmtihana giriyor. Bana gelen insanlar diyor. Hâkimlik sınavı da öyle, kaymakamlık sınavı da. “Nerelisin?” “Tunceliliyim.” “O zaman git kardeşim, sana hizmet yok.” diyor. Şimdi Danıştay da diyor ki -mademki bir hukuk devleti- “Arkadaş, sen sözlüde ne sormuşsan bunu videoya alalım, kontrol edelim.” Yani Danıştaydaki insanlar veya yargıdaki insanlar vicdansız ve memleket haini insanlar değil ki. Adam bakıyor, videoya alıyor imtihanı, ne sormuş bu adam, ne cevap vermiş. Bunlar niye sizi rahatsız ediyor? “İlle benim.” dediğiniz… Arkadaşlar, yani hak ve adaletin yok olduğu, Allah korkusunun yok olduğu bir toplum ayakta kalamaz. Kişisel iradenin hâkim olduğu bir toplum ayakta kalamaz. Bence getirilen bu madde Türkiye’nin geleceğini karanlığa götüren yöneticilerin oraya gelmesi için yapılmış bir tuzaktır.

O nedenle önergemin kabulünü istiyorum efendim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 25 Haziran 2009

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook