İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mart 2010 · 600 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 3 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDAKİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S.:462)); konuşma 600 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-03-03-anayasa-degisikliklerinin-halkoyuna-sunulmasi-hakkindaki-kanunda-degis-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde verdiğim önergeyle ilgili görüşlerimi bildirmek üzere söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, sabahtan beri burada çok şeyler dinledik. Tabii, beş dakikalık bir zaman içinde bir şey söyleyemezsiniz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, aklın yolu birdir, eğer akıllı olanlar varsa onların aklının yolu da birdir. Şimdi, eğer demokratikleşmek istiyorsanız, evvela şu barajları bir indirin. Şimdi, çıktınız, AKP’liler dediniz ki, “barış ve kardeşlik projesini getirdik.” Peki “barış ve kardeşlik projesi”ni getirdikten sonra Doğu ve Güneydoğu’da o kadar belediye başkanını kelepçelerle tek sıra hâlinde mahkemelere getirmek, barış ve kardeşlik konusu mudur? Bilakis, o konuya darbe vurdunuz. (BDP sıralarından alkışlar) Yani, şimdi, söylediğiniz şeylere siz hiç riayet etmiyorsunuz.

Şimdi, bakınız değerli arkadaşlar, eğer bir ülkede ciddi bir sıkıntı varsa, o ülkenin insanları, parlamentoları rizikoyu göze alır, gerekirse belirli bir problemin çözümü için hukuku bile askıya alır. Mesela, Habur konusunda yapılan eleştirileri ben şahsen çok fazla da yerinde görmüyorum. Neden yerinde görmüyorum? Eğer, o tür olaylar silahlı eylemleri sonlandıracaksa, belli bir süre için bu gibi uygulamaları yaparak o silah taşıyan insanları getirelim, silahı bırakırlarsa… Burada memleketin menfaati var. Amaç nedir? Amaç, yeni kan dökülmesini önlemektir. (BDP sıralarından alkışlar) Devlet yönetiminde sorumlu olan kişiler, sorumluluk alan kişiler gerektiği zaman rizikoyu göze alır, problemini çözer ve onun sonucuna da katlanır. Devlet adamlığının vasfı budur. Böyle olmadan, şimdi çıkıp da burada… Ben sabahtan beri dinliyorum.

Bakın değerli arkadaşlarım, şimdi, ben 1980’den beri bu Meclisteyim, gördüğüm olay şu: Birileri çıkıyor hep yani böyle, işte kimisi darbelere vuruyor, kimisi işte partilere vuruyor, işte o Danışma Meclisinde de ondan önceki partileri kötülüyorlardı, siz de biliyorsunuz. Yani şimdi mesele şu: Mesele, biz ne yapıyoruz? Biz bu memleketi hakikaten sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Bir adım ileriye götürebiliyor muyuz? Türkiye Cumhuriyeti devletine bir itibar kazandırabiliyor muyuz? Bu memleketin kaynaklarını en iyi şekilde kullanabiliyor muyuz? Bu memlekette işsizliği halledebiliyor muyuz? Bu memlekette yapılan soygunları cezalandırabiliyor muyuz? Bütün mesele bu. Bütün mesele, bu memleketi sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Burada bizim meselelerin üzerine gitmemiz lazım.

Şimdi, burada, bir Anayasa değişikliğini getirecekseniz, bir getirin bakalım neyi getireceksiniz, evvela onun üzerinde konuşalım. Şimdi havanda su dövüyoruz.

Ben size bir eşek meselesini anlatayım arkadaşlar. Şimdi, kervanın birinde bir deve ile bir eşek çok zayıflamış. Kervancı “Bunları bir dağa bırakalım, gitsin.” demiş. Gelmişler, bir yerde dağa bırakmışlar o eşekle deveyi. Bir süre sonra, eşekle deve dağda yemiş, içmiş, semirmiş. Bir gün o yoldan geçerken yine bir gürültü kopmuş, çok gürültü kopunca, eşek “Ben anıracağım.” demiş. Deve demiş ki: “Anırma, bak, bizim yerimiz rahat, anırmaya gerek yok, burada güzel güzel geçinip gidiyoruz.” “Yok, anıracağım.” demiş. “Peki.” Anırınca, bu defa, gelmişler, bakmışlar ki böyle semirmiş eşekle bir deve orada. Almışlar deveyle eşeği götürmüşler, eşeğin sırtına palansız yük yüklemişler, devenin de sırtına yük yüklemişler. Bir süre sonra, eşek bakmış ki yükü taşıyacak durumda değil. “Bu eşek bu yükü taşımıyor. Ne yapalım? Bu eşeği devenin sırtına bindirelim.” demişler. Onu da bindirmişler fakat deve de bir yarın başına gelince “Vallahi benim canım oynamak istiyor. Ne yapalım?” demiş. Eşek “Ya, oynama, bizi tehlikeye atarsın.” demiş. “Yok, ben oynayacağım.” demiş. Oynayınca, deveyle eşek yardan düşmüşler. Aşağı gidince eşek sormuş: “Ne yaptık biz?” “Ya, sen anırdın gereksiz yere, ben de gereksiz yere oynadım, işte bu hâle geldik.” Bundan herkesin kendisine bir ders alması lazım. Bakın, bu memleket elden gidiyor, bu memlekette çok ciddi sıkıntılar yaratıyorsunuz. Bu memleketi ciddi ciddi yönetseniz, 340 milletvekilisiniz, bu memlekette…

Bakın, sabahtan beri burada birtakım şeyler söyleniyor. Yahu Allah rızası için, sizin İktidarınız zamanında, sizin belirli makamlara getirdiğiniz insanlar doğru dürüst bir atama yaptılar mı? Sol düşünceli insanların hepsini ezdiler. İmtihanlara giriyor, hâkimlik imtihanına giriyor, savcılık imtihanına giriyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 3 Mart 2010

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook