İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Nisan 2010 · 576 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 15 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 576 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-04-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın son oylamasından önce oyumun rengini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii ki ülkemizin çağdaş, laik, ilerici bir eğitim sistemine kavuşması hepimizin arzusudur. Ülkemizin kaynaklarının, insanlarımızın bu yönde akılcılığa dayalı bir eğitim sistemine kavuşturulması için bu kaynakların en iyi şekilde kullanılmasını istemek bizim hakkımızdır ve görevimizdir de. Ama AKP iktidara geldiği günden beri ve bu AKP’nin liderleri, işte Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Mehmet Ali Şahin’in geçmişte birtakım söylemleri vardır. Yani söyledikleri tarihe göre “yetmiş yıldır veya seksen yıldır bu millet ,bu rejim altında, bu baskı rejimi altında inim inim inliyor.” diyorlardı. Bu inim inim inledikleri rejimi, Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti devletini kastediyorlardı. Bunu kendi yüzlerine de burada söyledim.

Şimdi, gözünüz aydın, geldiniz, laik Türkiye Cumhuriyeti devletini yok ettiniz, onun yerine -buradaki konuşmalarda da görüyoruz- işte cemaatler ve tarikatlara dayalı bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum)Boş konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla)Dolayısıyla başarıya ulaştınız, sizi tebrik ederiz! Ne yapalım ki, işte o çağdaş, ilerici ve bu Türkiye Cumhuriyeti devletini kurup da yedi düvele karşı İstiklal Savaşı’nı veren ve Türkiye’yi çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmak konusunda gayret sarf eden kişilerin emekleri sizin İktidarınıza kadar sürdü ama ondan sonra da maalesef güç kaybetti. Bakalım siz ne kadar devam edeceksiniz bu işe?

Şimdi, İktidarınızla beraber Türkiye’ye iki tane adam geldi Malezya’dan: Birisi Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığına getirdiniz; birisi de YÖK Başkanı.

Ahmet Davutoğlu’nun Türk dış politikasını nereye getirdiğini, “o sıfır problem”in sıfır sonuçlar verdiğini, hatta eksi sonuçlar verdiğini, Türkiye’yi bir Orta Doğu ülkesi hâline getirmek için çok gayret sarf ettiğini herkes biliyor artık.

YÖK Başkanlığına getirdiğiniz kişi… Bir üniversitedeki, bir memleketteki eğitim seviyesini anlayabilmek için en üst yerdeki YÖK Başkanının seviyesine bir bakmak lazım. YÖK Başkanı buraya atanırken Abdullah Gül’le Tayyip Erdoğan bunu çağırdılar ve bununla özel bir konuşmalar yaptılar. İşte, kendisi Meclise, Meclis Başkanını ziyarete geldiği zaman dedi ki: “Abdullah Gül’le Tayyip Erdoğan bana dediler ki: ‘Aman ha Hocam, bu söylediklerimizi başkasına söyleme, yoksa ipimizi çekerler.’” Ben hâlâ bunların arasındaki, iplerini çekmesine götürebilecek konuşmanın mahiyetinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Arkadaşlar, yani bir yiğit çıksın burada, “Biz bu konuşmaları yaptık…” Ama belli, YÖK Başkanının uygulamalarından belli.

Burada medrese eğitiminden bahsediyorlar. İşte sizin özlem duyduğunuz eğitim sistemi medrese eğitimi sistemidir. Yani çalışmayan, üretmeyen, işte, böyle bir gençlik, miskin bir toplum yaratarak orada kazandığınız büyük kaynakları burada sarf etmektir, kullanmaktır.

Şimdi, bu vakıfların kimlerle ilişkisi olduğu belli. Bu vakıflara, bunların destek vericileri ile İlim Yayma Cemiyetini, kimler destekledikleri belli. Şimdi, bu üniversiteleri kurmakla bunların tarafsız bir eğitim getireceklerine kesinlikle şüphe ile bakıyorum, zaten inanamıyorum. Ne yapacaklar? Daha önce de söylediğim gibi, devletin kıymetli arazilerini, hazinelerini bunlara verecek -zaten kendilerine bir parça- ondan sonra, onlar da o yollarla büyük servet sahibi olacaklar. Yoksa ki, böyle, Türk eğitimi, gençleri okutma konusunda ciddi bir çabaları olacağına inansam ben de desteklerim. Onun için, bu konuda bunların böyle ciddi bir çaba içinde olduklarını… Zaten uygulamaları da belli, işte, zaten cemaatlerin Türkiye’de yaptıkları uygulamalar da belli. Onun için, böyle bir şey yapacaklarına kesinlikle inanmıyorum. İnşallah ben aldanırım da siz haklı çıkarsınız ama uygulamalarda göreceğiz, uygulamalarda neler yapacaklarını göreceğiz.

Ya o kadar keyfî uygulamalar var ki… Şimdi biraz önce sizden birisi konuştu, diyor ki: “Türkiye'nin sosyolojik yapısı cemaatler ve tarikatlara dayanıyor.” Yani tamam, kendiniz de itiraf ediyorsunuz, yani Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığını da artık bırakıyoruz, ümmetçiliğe doğru gidiyoruz ve burada bunlar söyleniyor, ben söylemiyorum, siz söylüyorsunuz. Ama öyle yapıyorsunuz ki mesela Samandağı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 15 Nisan 2010

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook