İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile türk kültür ve sanatları ortak yönetimi (türksoy) arasında türksoya ilave arsa tahsisi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:532)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 17. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Kasım 2010 · 1.555 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (CHP), 10 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TÜRK KÜLTÜR VE SANATLARI ORTAK YÖNETİMİ (TÜRKSOY) ARASINDA TÜRKSOYA İLAVE ARSA TAHSİSİ HAKKINDA PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:532)); konuşma 1.555 kelime.

Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile türk kültür ve sanatları ortak yönetimi (türksoy) arasında türksoya ilave arsa tahsisi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:532)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-11-10-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-turk-kultur-ve-sanatlari-ortak-yoneti (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Türk Kültür ve Sanat Ortak Yönetimi (TÜRKSOY) arasında yapılan protokol anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Kanun tasarısı belli: Türk Kültür ve Sanat Ortak Yönetimi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da bir kültür birliği oluşturulmuş. Bu kültür birliğine 1999’da galiba bin metrekarelik bir arazi tahsis edilmiş. Sonradan bu tahsis edilen arazi yetersiz kaldığı için, bunu yerine bin metrekarelik yeni bir arsa tahsisi öngörülüyor. Genel olarak, tabii ki biz buna karşı çıkmamız mümkün değil, yerinde bir tasarruf ancak bu vesileyle, AKP Hükûmetinin Türkiye’nin dış politikasına ve iç politikasına getirdiği bazı sorunlarla ilgili düşüncelerimizi dile getirmek istiyoruz.

Şimdi, Abdullah Gül İngiltere’ye gitti, bir ödül aldı ama kimden alıyor? Ermenilerin soykırımı olduğuna dair Mavi Kitap’ı yazan kuruluştan alıyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, devletin belli bir kademesinde bulunan insanların, evvela o devleti korumuyorlarsa, o devletin içeride ve dışarıda itibarını korumuyorlarsa kim koruyacak devletin itibarını? Bir parlamentoda bir devletin itibarı korunmuyorsa, kurumları korunmuyorsa kim koruyacak? Hükûmet korumuyorsa kim koruyacak? Maalesef, AKP İktidarıyla beraber Türkiye Cumhuriyeti devleti hem içte hem dışta savunmasız kalan bir devlet hâline gelmiş. Bu nedenle de çok büyük sıkıntılar içine girmiş bir devlettir. Tayyip Bey diyor ki: “Biz dışarıya gidince dışarıdaki ülkeler bize itibar gösteriyorlar, Türkiye’de bize itibar gösterilmiyor.” Sen tabii ki dış devletlerin hoşuna gidecek şeyler yaparsan elbette ki onlar sana itibar gösterirler ama önemli olan, bu ülkede hakikaten hizmete ihtiyaç duyulan, hizmet yapılması gereken insanlara hizmet ediyor musun? Dürüst bir yönetim gösteriyor musun? Devletin kurumlarını dürüst yönetiyor musun?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Yönetiyor tabii, dürüst yönetiyor. Ne biçim konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla)Hak ve özgürlükleri uygun tatbik ediyor musun? Buna göre, böyle bir keyfîlik içindeysen, böyle bir şeysen tabii ki senin Türkiye’de itibarın olmaz.

Şimdi, Elâzığ’a 8 Mart depreminden dolayı yapılan 1.474 tane evin tapusunu daha doğrusu afet konutlarını dağıtmaya gittik. Teşekkür ederiz, bizim komşu vilayetimiz. Hakikaten bir deprem meydana geldi, bu depremden dolayı zarar gören insanlarımıza ev yapmak hükûmetin doğal görevidir, dahasını da yapması lazım. Ama orada bir 30 kilometre ileride, 40 kilometre ileride bir Tunceli var. 8 Mart tarihindeki depremde, defalarca bu kürsüde dile getirdim, 873 tane ağır hasarlı bina var, 1.400 tane orta hasarlı bina var, 1.700 tane de hafif hasarlı bina var. Bugüne kadar bu Hükûmetten buraya bir ses çıkmadı kardeşim. Peki niye acaba? Şimdi, Tayyip Bey Elâzığ’da diyor ki: “Efendim, biz herkese karşı tarafsızız. Yüzde 58’i de koruyoruz, yüzde 42’yi de koruyoruz -bilmiyorum Elâzığ’da yüzde 82 mi “evet” çıkmış- yüzde 82’yi de koruyoruz, yüzde 18’i de koruyoruz.” Peki, Tayyip Bey, sen koruyorsan, işte, bitişikteki Tunceli, Tunceli’de referandumda yüzde 82 ret çıktı diye o insanları cezalandırıyor musun?

AHMET YENİ (Samsun)Üniversite yaptık oraya, üniversite.

KAMER GENÇ (Devamla)Ya, sen şimdi ne karışıyorsun üniversiteye? Senin aklın ermez böyle şeylere.

Şimdi, üniversite yapmak ayrı bir şey, depremde ev, dışarıda oturup… Şimdi, senin, Samsun’da deprem olsaydı, insanlar dışarıda olsaydı sen gelip de buna ev yapmayan insanları tebrik mi ederdin Ahmet Efendi, öyle mi yapacaktın? Ya, siz, iyi ki benim, bu dışarıda yatan insanlar kar kış içinde yatsınlar… Ben size, bakın… Vicdanı olan insanlar benim konuşmamın ne anlama geldiğini bilir.

Şimdi, orada 873 tane ağır hasarlı tespit yapılmış. Kim yapmış? Devletin teknik elemanları yapmış. Ne zaman yapmış? 8 Martta yapmış. Ben burada defalarca bunu dile getirdim. Getirmedim mi kardeşim? “Hükûmet, ey sağır Hükûmet, niye sesin çıkmıyor, senin sesinin çıkması için sana ne yapmak lazım?” dedim. Hükûmet suspus. Ee, Tayyip Bey, madem ki milletvekiliyiz, burada konuşuyoruz, oraya, Elâzığ’a gittin, iki adım da Tunceli’ye gitseydin. Bacaklarına mı acıdın? Sana bacaklarının kirasını da verirdik. Git bakalım, o adamlar şimdi, kış geldi, dışarıdalar. Ne olacak peki?

Yahu, arkadaşlar, insanları bu kadar acılı olaylar karşısında hâlâ alaya almaları için onur ve haysiyetten yoksun olmaları lazım. Böyle bir şey olur mu yani? Şimdi, adam dışarıda -zabıt tutulmuş- bu adamın evi ağır hasarlı; devlet çadır vermiş, adam dışarıda oturuyor. Yahu, bu devletin parası yok mu kardeşim? Size gelince var. Her gün uçakları tutuyorsunuz, dışarıya gidiyorsunuz. Abdullah Bey her yurt dışına gidişinde 500 bin dolar harcıyor. Ayrıca da şimdiye kadar harcadığı para 40 küsur milyon doları geçmiş.

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Başkaları harcamamış mıydı? Daha öncekiler harcamadı mı? Kesesinden mi gitti? Konuşuyorsun...

KAMER GENÇ (Devamla)Bunu soru önergesiyle verdik. Tayyip Bey 100 milyon doları geçmiş. Yahu, bu insanlar da Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları arkadaşlar. Niye peki bunlara şey etmiyor?

Sonra, efendim, benim, burada, işte, Başbakanlığa getirip de siyah çelenk bırakmaya kalkıştığım zaman onu da benim arabamdan çaldılar, el koydular polisler. Tabii, onun da hesabını soracağım. Onun üzerine bir, 47 metrekarelik bir prefabrik ev, o da 60-70 tane. Güya prefabrik ev... Yahu, arkadaş, sen şimdi depremde evi yıkılan adama 47 metrekarelik prefabrik ev, o da 40-50 tane... Daha ne olduğu da bize söylenmiyor. Yahu arkadaşlar, bakın, ben size, vicdanlarınıza sesleniyorum. Yani bu kış gelmişken, bu insanlar depremde evleri yıkılmışken niye bu insanlara el uzatılmıyor? Ben soruyorum size, iktidarsınız, buyurun, gelin Tunceli’ye gidelim. Ben size söyleyeyim. Yani yalan söylüyorsam o zaman milletvekilliğinden istifa ederim arkadaş. Buyurun, açın, kendi valinize sorun, il afet işleri genel müdürüne sorun, açın, sorun. Peki, bana diyorlar ki: “Efendim, 6 büyüklüğünde bir deprem Elâzığ’da meydana geldi, o çapta Tunceli’ye etkisini gösteremez.” Peki, bu evler neden yıkıldı? Bana il afet genel müdürü diyor ki: “Yahu, vallahi ölen yok, yaralanan yok.” “Senin hatırın için birkaç tane adam öldürelim.” dedim, ne olacak yani onu şey etmek için.

Peki, Bingöl vilayetimiz Tunceli’ye nazaran, oraya nazaran en azından bir 100 kilometre ileride. Bingöl’de de 1.400 tane afet konutu yapıyorsunuz. Bence daha fazlasını yapın ama şimdi Bingöl’deki arkadaşlarımıza yapıyorsunuz da, peki Tunceli’dekine niye yapmıyorsunuz değerli arkadaşlarım? Yani bakın, o kadar keyfîliğiniz yüzünüzden akıyor ki, bu siyasi iktidarın o kadar yüzünden akıyor ki hak yok, adalet yok, keyfîlik almış yürümüş.

Şimdi, Abdullah Gül diyor ki... Yahu, arkadaşlar, bakın, bu, sizin bir yerlere getirdiğiniz adamlar diyor ki: “Ben Alevi de rektör seçtim.” Şimdi, 25 milyon Alevi var. Alevilerin içinde de Fethullahçı var, Fethullah Gülenci var. Şimdi, sen gitmişsin, birisini… Demiyor ki, ben rektör seçerken bilimsel kariyeri yerinde, bilgisi yerinde, liyakati yerinde insanları seçtim. “Alevi de seçtim.” diyor.

Peki, bu lafı söyleyen adamı başka bir ülkede olsa orada oturtmazlar. İstifa eder, istifa eder arkadaşlar. Kullandığı kelimenin ne anlama geldiğini idrakten yoksun insanların devleti dışarıda temsil niteliği olamaz zaten. Yani bizim Hükûmet ve işte belli temsilciler yurt dışına gittikleri zaman, o yurt dışındaki aklı başındaki insanlarla konuştukları zaman “Tüü, bunlar ne biçim adamlar; bu Türkiye bize nasıl adam göndermiş, kişiliği, bunlar buysa, bu devleti nasıl yönetirler?” diyorlar.

AHMET YENİ (Samsun)Hakaret etme.

KAMER GENÇ (Devamla)Ben hakaret etmiyorum. Gerçek kişiliklerini koyuyorum ortaya.

AHMET YENİ (Samsun)Hep hakaret ediyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla)Dolayısıyla, yani, insanlar neyle ölçülüyor? Bir yabancı ülkeye gittiğiniz zaman, sizin temsilci olarak gönderdiğiniz insanlar aklı başında, hakikaten oradaki insanların gözünde göz dolduracak nitelikte söz ve davranışlarda bulunduğu zaman, onlar size karşı bir saygı duyarlar ama bakıyorlar ki, yani öyle laflar söyleniyor ki, yani dam üstünde saksağan, vur beline kazma. Böyle bir şey olur mu yani? Bu tür şeyler söyleniyor değerli arkadaşlar. Onlar da olmadığı gibi…

Ben şimdi Tunceli vilayetinde bu deprem evlerinin yapılmasını istiyorum arkadaş. Efendim, bize zaman zaman…

AHMET YENİ (Samsun)Ne anlattın? Ne anlattığın belli değil.

KAMER GENÇ (Devamla)Bu uluslararası anlaşmadır. Senin aklın ermezse gel sana öğreteyim bunları.

Şimdi, arkadaş, il afet müdürüne gidiyor arkadaşlar, evi yıkılmış, diyor ki: “Senin sosyal güvencen var.” Neymiş? Sigortadan emekliymiş. Arkadaş, adamın evi yıkılmış, sosyal güvencesi olsa ne olacak yani. 500-600 milyon liralık emekli maaşı olması bunu engeller mi? Yani Tunceli hudutları içinde maalesef AKP İktidarıyla beraber hak denilen şey kalmadı, hukuk denilen şey kalmadı, keyfîlikler aldı yürüdü. Ben, şimdi, bu kadar açıkça, defalarca bunu dile getirdim. Ben AKP grup başkan vekilleri ve milletvekillerinin yerinde olsaydım, giderdim şu Hükûmetin böyle, yakasına yapışırdım: Ya, arkadaş, bu insan bir milletvekili, bir ilde olan sıkıntıyı dile getiriyor. Sizde hiç mi vicdan yok?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla)Ee, “Bir el atın buna.” deyin. Demek gerekmiyor mu arkadaşlar? Demek gerekmiyor mu? Ee, şimdi yok.

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Biz araştırıyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi kışa da giriyorlar, bu adamlar ne yapacak? Hayır, ne yapacak, yani dışarıda nasıl kalacak bu insanlar?

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Araştırmaya başladılar. Varsa öyle bir şey gereken yapılacak.

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayınız Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla)Ya, “varsa” ne demek? Ben elli defa bunu dile getirdim burada. Bakın, burada gündem dışı konuşma verdim, soru önergesini verdim, Meclis araştırma önergesini verdim, yetmedi, baktım susuyor, bu Hükûmeti konuşturmak için bir siyah çelenk yaptırdım getirdim Başbakanlık kapısına bırakmak için gittim, çelengi arabamızdan aldılar. Daha ne diyeyim arkadaş? Yani başka bir eylem mi yapmamı istiyorsunuz? Onun için, bundan önce benim... Bakın, siz diyorsunuz ki: “Konuşuyorsun.” Ee, tabii konuşurum ya! Benim insanım sıkıntı içinde olursa ben niye konuşmayayım? Öte taraftan devletin paraları birtakım yandaşlarınızın cebine gidiyor. Bir TOKİ yapmışsınız, getirmişsiniz Halk Bankasından, Merkez Bankasından, Vakıflar Bankasından 1 katrilyonun üzerinde para veriyorsunuz. Bu getirsin bari hiç olmazsa burada deprem evlerinde bir katkıda bulunsun arkadaşlar ya? Yani bu bizim hakkımız değil mi? Bu insanlar insan değil mi? Bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı değil mi? Ee, ne olacak şimdi bu insanların hâli? Sizde vicdan varsa işte siz müdahale edin ya! Açın Tunceli Valisine, söyleyin bakalım kaç tane ağır hasarlı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla)...kaç tane orta hasarlı, kaç tane hafif hasarlı bina var arkadaşlar. Sekiz tane orta...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 10 Kasım 2010

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook