Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile türk kültür ve sanatları ortak yönetimi (türksoy) arasında türksoya ilave arsa tahsisi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:532)
Tunceli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 17. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Kasım 2010 · 674 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (CHP), 10 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE TÜRK KÜLTÜR VE SANATLARI ORTAK YÖNETİMİ (TÜRKSOY) ARASINDA TÜRKSOYA İLAVE ARSA TAHSİSİ HAKKINDA PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:532)); konuşma 674 kelime.
Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile türk kültür ve sanatları ortak yönetimi (türksoy) arasında türksoya ilave arsa tahsisi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:532)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-11-10-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-turk-kultur-ve-sanatlari-ortak-yoneti-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, tabii, tasarının tümü üzerinde yaptığım konuşmaya Sayın Bakan karşılık verdiği için söz aldım. Bu vesileyle hepinize saygılarımı sunuyorum.
Sayın Bakan, tabii, hemşehrimiz. Hemşehrimizin bakan olmasından da gurur duyduk. Sayın Bakanımız, evet, Tunceli’ye birkaç defa geldi ama Sayın Bakan, Tunceli halkı sizden sadaka istemiyor.
Bir deprem olmuş. Diyorsunuz ki: “Depremin etkileşim alanı dışında.” Peki, 8 Martta meydana gelen bu deprem dolayısıyla sizin teknik elemanlar gitti, yani başkası gitmedi. Devletin İl Afet Müdürlüğünden ve Ankara’dan giden teknik elemanlar burada tespit yapmış. Sekiz yüz yetmiş üç tane ev ağır hasarlı. Yani şimdi hizmet başka yere gitmiş meselesi ayrı bir olay da... Peki, bu sekiz yüz yetmiş üç ev ağır hasarlı ve içinde oturulmuyorsa Hükûmetin yapması gereken nedir? Bunlar için deprem evi yapmak. Yani bunun başka bir çaresi var mı arkadaşlar? Yok. Siz de gittiniz ama gitmediniz köye, görmediniz bunları. Yani, tamam, vilayete gidiyorsunuz, ondan sonra bir iki ilçeye de uğrayıp, gelip veya uğradınız mı ilçelere bilmiyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada gün gibi açık, aşikâr. Deprem olmuş. Sayın Bakan diyor ki: “Etkileşim alanı dışında.” Sayın Bakanım, sizin Bingöl bizim Tunceli’ye göre Elâzığ’a çok daha uzak, 100 kilometre daha ileride. Sizin orada, yani bakın, Bingöl’de -o evlerin- herhâlde 350- 400 tane afet konutu yapıyorsunuz. Keşke, 1.500 tane vatandaş müracaat etmiş, hepsine yapsaydı. Ben, bakın, onun için kıskanmıyorum ama bu Tunceli’ye de 10 tane hiç olmazsa deprem evini yapsaydınız canım yani! Bu kadar adaletsizliği vurgulamak için söylüyorum.
Bakın, diyorsunuz ki: “Duble yol yapılmış.” Sayın Bakanım, Tunceli hudutları içinde yapılan duble yol 20 kilometre, Seyitler Köprüsü ile Mazgirt Köprüsü arasında. Şimdi, Ulaştırma Bakanı Erzincanlı, siz Bingöllüsünüz, 2 tane hemşehrimiz yani komşu vilayetin milletvekilleri bakan. Bizim bütün ilçe yollarımız çok kötü durumda. Çemişgezek yolumuzu devamlı burada dile getire getire bu sene daha yeni iade edildi, yapıldı. Öteki Nazımiye’si de, Pülümür’ü de, ondan sonra Mazgirt’i de, Ovacık yolları da çok kötü vaziyette, yani kara yolları. Bunlar asırlık ilçelerimiz.
O bakımdan, tabii ki orada üniversitelerin yapılması doğal bir şey. Şimdi, seksen bir ile üniversite yapmışsınız. Yani seksen ile yapıp da herhâlde Tunceli’yi de bunun dışında tutamazdınız değil mi? Yani tutacaksanız tutsaydınız. Onun için, zaten benim 1990’da Tunceli’de üniversite yapılması için teklifim var. O zaman yapılmadı.
Bizim istediğimiz, bakın, açık seçik ve net söylüyorum: Bu deprem burada yıkım tesiri yapmıştır. Bu insanların depremden hemen sonra yani 8 Mart depreminden sonra bu evleri yıkılmıştır veya ağır hasar görmüştür. Bunlara bir çare bulalım diyoruz. Yani biz başka sadaka istemiyoruz. Üniversite yapıldı. Tabii, yurt sıkıntısı var, biliyorum ama yani bunu tabii yeni olduğu için ben de çok şey etmiyorum. Bakın, ama eskiden orada Millî Savunmaya devredilen 500 kişilik bir yurt vardı. İşte, burada defalarca bunu dile getirmem sonucunda Millî Savunma Bakanlığı bunu üniversiteye devretti. Yani bizim çabalarımızla bunlar oldu. Yani şurada önemli olan acil ihtiyaç neyse ona çözüm bulalım. Vatandaş şimdi kışa giriyor, çadırda mı yaşayacak, evde mi yaşayacak? Eğer… Peki, orada, o evlere diyorsunuz ki şey dışı bir yardım ettik. Böyle şey dışı olmaz ki. Benim buradaki çabalarım üzerine, tuttunuz, galiba önce 1 trilyon gönderdiniz veyahut arkasından da 1-2 trilyon bir para gitmiş ama bunu da orada, işte, 47 metre büyüklüğünde 60-70 tane prefabrik ev yapıyorsunuz. Mesela Elâzığ’da yapılan afet konutlarının altı ahır, üstü ev. Doğal olarak böyle yapılması lazım. Peki, bu ayrımcılık değil de nedir yani? Biz sormak istiyoruz, yani burada siz Hükûmetsiniz. Diyorum ki: Buyurun, hangi teknik elemanlarınız varsa gidelim, o evlerin durumuna bakalım. Daha önce de söyledim. İl Afet Genel Müdürü olan arkadaş daha önce bizim ilçede kaymakamlık yapmış, “Yahu, orası uzak.” diyor. Yahu, kardeşim bu uzaklık yakınlık meselesi değil ki yıkılmış işte. Senin teknik elemanın gidip zabıt tutmuş. Benim buradaki konuşmalarım üzerine beni yalancı çıkarmak için defalarca teknik eleman göndermişsiniz ve yine ben doğru çıkmışım. Diyoruz ki bu insanlara hizmet götürmek lazım, kışta bu insanları karın altından, kışın altından kurtarmak lazım Sayın Bakan. Yani bizim istediğimiz o. Başka, efendim, KÖYDES, BELDES’miş, yani çok öyle fazla da para gitmemiş. Gel gidelim, işte gezelim köylerimizi Sayın Bakanım, Tunceli’nin kaç tane köy yolunda asfalt var, kaç tane yerine doğru dürüst hizmet gitmiş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 10 Kasım 2010