İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

Kamil Erdal Sipahi

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Kasım 2008 · 1.069 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamil Erdal Sipahi (MHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.069 kelime.

Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2008-11-12-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 275 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bilindiği gibi, serbest bölgelerle ilgili temel düzenlemeler 1985 yılında kabul edilen 3218 sayılı Yasa’yla yapılmış ve 1987 yılından itibaren yapılan uygulamalarla en sonuncusu Sakarya ilimizde 2007 yılında açılan bir serbest bölgeyle geçtiğimiz yirmi üç yılda serbest bölge sayısı da 20’ye ulaşmıştır. Ancak serbest bölgelerle ilgili ilk yasanın 1927 yılında çıkmış olduğu anımsanırsa yetmiş yıl sonra saygıyla, kıvançla ve şükranla andığımız Yüce Ata’mızın her konuda olduğu gibi bu konuya da öncülük ettiğini ve bu uygulamanın yararlarını elli sekiz yıl önceden gördüğünü belirtmekte yarar görüyorum.

Serbest bölgelerin kurulmasında ana amaçlardan birincisi, yatırım ve üretimi ihracat amacıyla artırmaktır, yani asıl olarak bir ihracat projesidir. Ancak şu anda gelinen noktada 20 serbest bölgenin toplam ticaret hacminin ancak beşte 1’inin ihracat olduğunu düşündüğümüzde asıl amaçtan nasıl bir sapma olduğunu daha iyi değerlendirebiliriz. Hâlen 647’si yabancı 3.711 firmanın faaliyet gösterdiği serbest bölgelerde 50 bine yakın insanımıza istihdam imkânı sağlanmış olup, bu bölgelerle bağlantılı iş ve faaliyetler de dikkate alınırsa 200 bin civarında bir dolaylı istihdam söz konusudur. Bu bölgelerin vergilendirme ve denetlemelerinde bazı sorunların olduğu bir vakıadır. Birçok konuşmacımız tarafından da yüce Meclisin gündemine getirilmiş, söz konusu yapılmıştır.

Bu serbest bölgelerden bazıları maksadına uygun hareket ederken bazılarında çok ciddi ekonomik sıkıntılar vardır. Bunun yanında Mersin Serbest Bölgesi gibi bazılarında ise millî güvenliğimize tehdit olarak algılanabilecek sıkıntılar mevcuttur. Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Cumali Durmuş tarafından da ifade edildiği gibi, Mersin Serbest Bölgesinde bölücü örgüt yandaşları, hatta Barzani’nin ortak olduğu firmaların faaliyetleri denetlenememekte, sorgulanamamakta, kontrol edilememektedir. Bu serbest bölge ve bahse konu firmalar hakkında gerekli kontrol, denetim ve adli takibat mutlaka sağlanmalıdır. Bunların bölücü terör ve siyasal bölücülükle ilişki ve iltisakları ortaya çıkartılmalı ve bunun bedeli ödetilmelidir.

Üzerinde duracağım diğer bir konu, bu serbest bölgelerin ticaret hacmi konusundaki dengesizliktir. 20 serbest bölgeden sadece 1’i olan İzmir Serbest Bölgesi tek başına toplam ticaret hacminin yüzde 26,6’sını, yani 1/4’ünden fazlasını ihtiva etmektedir. İzmir, Bursa ve Mersin serbest bölgeleri, yani 20’de 3 serbest bölge yine toplam ticaret hacminin yüzde 50’sini, yani yarısını ihtiva etmektedir. Seçim bölgem olan İzmir’de, İzmir Serbest Bölgesi, biraz önce ifade ettiğim gibi, toplamın 1/4’ünden fazlası ticaret hacmine sahipken, Menemen’deki Deri Serbest Bölgesi âdeta can çekişmektedir. O hâlde bu serbest bölgeler arasında ciddi bir dengesizlik vardır ve bu dengesizliğe karşı bir tedbir getirilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, yapılmış bazı düzenlemelerin bu bölgelerdeki firmaların avantajlarını, dolayısıyla istek ve taleplerini azalttığı da bir vakıadır. Eğer bu talepler ülkemizin çıkarlarına ve bu serbest bölgelerin kuruluş amaçlarına ve beklentilerimize tenakuz göstermiyorsa bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Nitekim Milliyetçi Hareket Partisi bu doğrultuda bir yasa teklifi vermiştir.

Hükûmetin getirdiği bu tasarıda, 5 sayın milletvekilinin, özellikle 3218 sayılı Yasa’nın 5’inci maddesi hakkında ayrışık oy yazısı bulunmaktadır. MHP Grubu, tasarının 1, 2 ve 6’ncı maddeleri ağırlıklı olarak muhalefet şerhi koymuştur. Bir sayın milletvekili ise karşı oy yazısı ile tasarının büyük kısmına karşı olduğunu beyan etmektedir. Demek ki bu tasarıya getirilen itirazlar, serbest bölge uygulamasına veya tasarının tamamına değildir, getirilen bazı maddeleredir. 5’inci maddede -ki şu anda benim söz konusu yaptığım madde budur- bedeli 5 bin Amerikan doları veya karşılığı YTL’yi geçmeyen Türkiye mahreçli malların isteğe bağlı olarak ihracat işlemine tabi tutulmayabileceği belirlenmiştir. Bu bedel, yani 5 bin ABD doları tavanı, daha önce 3218 sayılı Yasa’nın 8’inci maddesinde 500 ABD doları olarak öngörülmekteydi. Yani bu tasarıda bu 10 misline çıkartılmaktadır.

Biz, MHP Grubu olarak, bu maddeye değil, ama muhalefet şerhimizde belirlenen nedenlerle tasarının bütününe karşıyız.

Bu vesileyle, ben, konuyu ilgili olduğu bir başka alana aktarmak istiyorum. Zira tasarının başlığında “gümrük bölgeleri” sözcükleri de yer almaktadır. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisinin sınır güvenliği olduğu yüce Meclisin malumlarıdır. Sınırdaki gümrük kapıları ve bölgeleri de bu sınır güvenliğinin ayrılmaz birer parçası, yani bütünün birer parçasıdır.

Sayın milletvekilleri, sınırın dikiş tutmadığı yerde güvenlik dikiş tutmayacağı gibi bir ülke ekonomisinin de dikiş tutmayacağı açıktır. Türkiye, bir kaçakçı ve kaçak mal cenneti hâline gelmiştir. Ülkemizde 1 milyona yakın kaçak insan yaşamaktadır ve bu insanlar benim insanımın, zaten fakruzarûret içerisinde, her gün daralan ekonomik sıkıntılarla boğuşan insanımın işine ve aşına kanunsuz olarak ortak olmaktadır. Her yıl binlerce kaçak insan, tonlarca uyuşturucu, tonlarca kaçak mal, binlerce silah ülkenin doğusundan girmekte, batısına kadar binlerce kilometre yol almaktadır.

İki gün önce İçişleri Bakanlığı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri esnasında da Sayın Bakana ve komisyona dile getirdim. Bugün ben seçim bölgem olan İzmir’e her gidişim ve gelişimde en az üç dört noktada trafik polisi tarafından durduruluyorum. Bu durdurmayı da gayet anlayışla karşılıyorum. Nereye gittiğim veya bir trafik kuralını ihlal edip etmediğim konusunda sorgulanıyorum. Şimdi ben size soruyorum: Binlerce kaçak insan, yüzlerce ton kaçak, sınırın bir tarafından girip öbür tarafından çıkıyor. O hâlde çok ciddi bir kontrol ve denetim mekanizmasında noksanlık var. Buna Mersin Serbest Bölgesindeki gibi hassasiyetleri de ekleyebilirsiniz. Mersin’den Erbil’e sevk edilen malların kaçak olarak geriye döndüğü, hatta bazen bu işlemin mal gitmeden kâğıt üzerinde yapıldığı, bu kaçakçılıktan ele geçen kara paranın önemli bölümünün bölücü örgütün finansman kaynağı olduğu konusunda çok ciddi iddialar olduğu malumlarıdır. Biraz önce belirttiğim gibi, bu konu benden önce de bazı sayın milletvekillerimiz tarafından ve özellikle Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Cumali Durmuş tarafından dile getirilmiştir. Bu konuyu daha sonra somut bilgi ve belgelerle Meclis gündemine tekrar sunacağız.

Ben tekrar sınır kapılarına dönüyorum. Sınır gümrük kapılarımızda en az yedi sekiz bakanlığın temsilcisi vardır. Merkezî bir otorite yoktur. Diğer yandan, bu sınır kapıları bir yandan birinci derece kara askerî yasak bölgesi ama bu gümrük sahalarında askerin de, yani hudut güvenliği sağlayan askerî birliğin de bir yetkisi bulunmamaktadır. Yani sınırın kapı olmayan yerlerinden geçiremediğiniz şeyleri bazen gümrük sahasından, yani kapıdan daha rahat geçiriyorsunuz. Bunun örnekleri Habur Sınır Kapısı’nda kaçak akaryakıt konusunda tarafımdan bizzat yaşanmış bir konudur. Bazı yerlerde birinci mülki amir, yani genelde vali yardımcısı gibi bir görevli bu kapılarda koordinatör olarak görevlendirilmektedir. Biliyorum, bu uygulamayı ben de yaşadım ama onların da yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Aslında sınır güvenliği konusunun gümrük sahalarını da kapsayacak şekilde çok boyutlu bir problem olarak gerek Hükûmetiniz tarafından gerekse yüce Meclis tarafından araştırılmasında ve bir hâl tarzı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

…bulunmasında yarar bulmaktayım. Konu gümrük bölgelerini de kapsayınca sizlerle bu hassasiyeti paylaşmak istedim.

Görüştüğümüz tasarıda ise görüş belirttiğim 5’inci maddede önemli bir karşıtlığımız olmamakla birlikte, tasarının bütünüyle ilgili çekincelerimiz muhalefet şerhinde belirttiğim esaslar dâhilinde devam etmektedir.

Sözlerime son veriyorum, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 12 Kasım 2008

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook