2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur
Ordu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 38. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2005 · 1.143 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kazım Türkmen (CHP), 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DIŞİŞLERİ BAK., TARIM VE KÖY İŞLERİ BAK.,TARIM REFORMU GENEL MÜD.,KÖY HİZMETLERİ GEN.MÜD.) ONİKİNCİ TUR); konuşma 1.143 kelime.
Kazım Türkmen (CHP, Ordu). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-disisleri-bak-tarim-ve-koy-isleri-bak-t (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KÂZIM TÜRKMEN (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarım kesimi, Türkiye'de, nüfusun yüzde 35'ini direkt, çok yakından ilgilendirdiği için, burada, tarım kesimini, 10 dakikalık bir zaman dilimi içerisinde, enine boyuna konuşmak, ne yazık ki mümkün değil.
Sayın Maliye Bakanı ve Sayın Başbakan, burada, tarımla ilgili konuşmalarında -Türkiye âdeta bir tarım cenneti, tarım memleketi, her şey çok güzel- insanların yüzünün güldüğünü, mutlu olduğunu söyleyen ifadelerle hepimize hitap ettiler.
Değerli arkadaşlarım, her birimiz, Türkiye'nin her bölgesindeki olayları yakından takip ediyoruz. Burada şunu ifade etmek istiyorum: Yalnız tarım kesimi değil, tarım kesimiyle direkt tüm insanlarımız ilgilidir.
2002 yılında, burada, tarım kesiminin çok mutlu olduğunu söyleyen, tarım kesimine 2 katın üzerinde ödenek ödeyerek onların bütün sorunlarını çözdüğünü söyleyen Başbakan, Ordu'nun meydanında, tüm Türkiye'ye, Ordululara, çay ve simit hesabı yaptı. Çay ve simit hesabında, aynen şöyle ifade ediyordu: "Bir aileyi 4 kişi kabul edelim. Bugün almış olduğu asgarî ücretle sadece çay ve simit yemiş olsa, o para yetmiyor." Değerli milletvekilleri, bugün, Türkiye'de simit 500 000 lira, çay 250 000 lira. Dört kişilik bir aile, sadece simit yeyip çay içse, Başbakanın ifade ettiği gibi, aylık 270 000 000 lira; geriye kalıyor 50 000 000 lira. Bu 50 000 000 Türk Lirasıyla, asgarî ücret 320 000 000 olduğuna göre, Sayın Grup Başkanı, o zaman, bu 50 000 000 Türk Lirasıyla, insanlar, her türlü geçimini, her türlü ihtiyacını karşılayacak duruma gelmiş oluyorlar. Bu, hiçbir zaman mümkün değil ve tamamen altını çizin.
Değerli arkadaşlarım, elbette ki, her bölgenin kendine göre sorunları var. Bu sorunları çözebilme görevi de hükümete aittir. Özellikle burada tarım kesiminin çok geniş bir bölümünü ilgilendiren, Karadenizin yıllardan beri çilesini çektiği, bir türlü mutlu olamadığı fındık sorunuyla bir defa daha bu hükümet döneminde karşı karşıyayız.
Hepinizin yakından hatırladığı ve bildiği gibi, 2004 yılında Türkiye'nin her tarafındaki don olayı en çok Karadeniz halkını mağdur etmiştir; özellikle Ordu, Giresun, Trabzon başta olmak üzere. Çünkü, bu üç ilimizde fındıktan başka tarım ürünü yoktur. Öyle ki, o gün, Cumhuriyet Halk Partisinin kurmuş olduğu heyetlerle yerinde yaptığımız çalışmalarla, zararın 1 trilyonun üzerinde olduğu, 1 katrilyona yaklaşan bir zararla karşı karşıya olduğu tespit edilmiş, daha sonra, Tarım Bakanlığının yetkili elemanları, aynı bölgeleri dolaşmışlar, resmî rakamlarla 633 trilyon resmî zarar olduğunu tespit etmişlerdir. Bu zararın 296 trilyonluk kısmının ödenmesi yasal olarak gerekirken, sadece 44 trilyon lirası ödenmiştir.
Şimdi, burada, Başbakan, kalktı, Türkiye'ye "ey köylüm, ey üreticim, biz sana 2 katrilyon para ödedik" dedi. Şimdi, burada, sormak istiyorum: Geriye kalan 252 trilyon, fındık üreticisine ödenmesi gereken para 2004 yılında ödenmedi, 2005 yılında ödemedi. Hani siz tarımdan yanaydınız?! Plan ve Bütçe Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın devletin resmî borcunun ödenmesi gerektiğine ait vermiş olduğu önerge, ne yazık ki, AKP'li milletvekilleri ve komisyon üyeleri tarafından reddedildi, 2006 yılı bütçesine hiç para konmadı. Nasıl tarımdan yanasınız?! Nasıl fakirden yanasınız?! Nasıl köylüden yanasınız?! Türkiye'de, sizin bütün uğraşlarınız, bir avuç insanı mutlu etmek için mi uğraşmaktır?! Eğer, siz, gerçekten, tarımcının yanında, köylünün yanında, üreticinin yanında olsaydınız, en az 2006 yılına bu ödeneği koyardınız. Bu ödeneğin resmî rakamları, Tarım Bakanlığının resmî rakamlarıyla elimizde belgelidir.
Değerli arkadaşlarım, neden bu para ödenmiyor? Bu paranın ödenmemesi çok doğaldır. Biz bu işin aslını biliyoruz. Bu işin aslını Sayın Tarım Bakanı da biliyor; ama, önlem almaya gücü yetmez; çünkü, fındığın başında, fındığı piyasaya süren, onun esas nemasından yararlananın Sayın Başbakanın danışmanı olduğu herkesçe söylenmektedir. Bu doğru mudur? Bunun cevabını, burada, Sayın Tarım Bakanından öğrenmek istiyoruz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)İsmini de söyle.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)İsmi de ver, ismi de…
KÂZIM TÜRKMEN (Devamla)Çünkü, 2004 yılında don olayı dolayısıyla Ordu'da fındık mitingi düzenlenirken, Sayın Başbakana, Cüneyt Zapsu tarafından, İstanbul'da, altın fındık ödülü veriliyordu. Bunun manası şudur: Fındık fiyatlarının -az olduğu için- düşmesine mâni olmak. Fiskobirlik direndi, elindeki fındığı satmak istemedi; ama, bir avuç alivreci dediğimiz satış… Bunun yanında namuslu, işini bilir, alınteriyle kazanan tüm tüccarları tenzih ediyorum. Onlar, daha önceki Avrupa'ya satış karşılığı olarak Fiskobirlikten ucuz fındık alabilmek için olağanüstü baskı yaptılar; ancak, Fiskobirlik yönetimi, Türkiye'deki tüm muhtarlarımız, köylümüz, ziraat odası omuz omuza vererek Fiskobirlik'in yanında, köylünün yanında, üreticilerin yanında yer aldı, elindeki bir avuç fındığı piyasaya indirmedi. Buna rağmen Fiskobirlik üzerindeki baskılar devam etti; çünkü, ucuz fındık alınırsa Avrupa'ya satacağı fındıktan dolayı zarar etmeyecekti.
Değerli arkadaşlarım, bu arada farklı şeyler de oldu; 2005 yılında Fiskobirlik'in dışındaki 2000 yılı öncesi tüm Hazine borçları silindi; ama, Fiskobirlik'in borcu silinmedi. Bu sene, yine bir avuç insan tarafından, hükümetin tüm müdahalesini istemiş olmamıza rağmen, fındık üreticisi yalnız bırakıldı.
Geçen sene, hatırlıyorsunuz, fındıkla ilgili her türlü destekleme hükümet tarafından kaldırıldı; ama, bu sene elde fındık kalmadığı için, fındıklarımız boşaldığı için Fiskobirlik, köylünün yüzünü güldürecek çok güzel bir fiyat verdi; ama, bundan iki kesim memnun olmadı. Birinci kesim, hükümet; ikinci kesim, hükümete çok yakın olduğu söylenen bu insanlar.
İşte, bu arada, Sayın Tarım Bakanı, Ordu'ya koşarak geldi, bir fındık zirvesi düzenledi. Sayın Bakan, tek Ordu'ya gelmeseydiniz… Ordu'ya gelmeniz Ordu halkını mutlu etmedi. Siz Ordu'ya geldiğiniz zaman Karadenizde ve Ordu'da fındığın kilosu 6 500 000 lira idi. Siz zaten fındığa, üreticiye önem vermediniz ki, oraya birilerinin adına geldiniz, 3 saat geç geldiniz, hiçbir bölgenin milletvekilini orada konuşturmadınız; ama, siz geriye hemen döndükten sonra ne oldu biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; fındık fiyatları 6 500 000 liradan 5 200 000-5 300 000 liraya düştü. Şu anda, fındık 5 200 000 lira ve 5 300 000 lira arasında değişmektedir. Yani, 1 ton fındık için Karadeniz üreticisi cebine 1 300 000 000'dan az para almaktadır. Halbuki, bu para bizim köylümüzün bir senelik geçim kaynağıdır. Şimdi, buna mâni olmak, bunu gidermek mümkün değil miydi; elbette mümkün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.
KÂZIM TÜRKMEN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
Bunun için, bugüne kadar, istikrar destekleme fonundan Fiskobirlik bir tek kuruş para almamıştır. Geldiler, hükümete yalvardılar "bize kredi verin; eldeki fındığımız altın gibi, Avrupalı istiyor; size rehin verelim" dediler; ancak, bu konuda malum kimselerin olağanüstü baskıları neticesinde Fiskobirlik'e kredi verilmedi. 2,5 ay önce Fiskobirlik'e fındık verenler, hâlâ parasını alamadı. Bu kesim, aynen, bütün Ordu'nun her tarafında, muhtarlar kanalıyla "Fiskobirlik paranızı ödeyemeyecek, sakın vermeyin" diye görülmemiş, akla hayale sığmayan, utanç verici propagandalar yaptılar ve Fiskobirlik'e kredi verilmedi. Sonra, 2000 yılı öncesi, 1994 yılı borçları silindi; ama, özel bankaların kapısına gidildi, orada da şu anda kredi alınamadı. Bu mağduriyet devam ediyor. Bunun sonunda ne oldu; bu sene, 2 milyar dolar gibi, Hazine için çok önemli, köylüm için çok önemli bir kaynak elde etmemiz gerekirken, vatandaşımız bir defa daha perişan oldu.
Yazık oldu köylüye, üreticiye. Altın yıl yaşayabilirdi üretici; ama, o altın yılı, şimdi, bir avuç insanın yaşaması için 8 000 000 insan bu hükümet tarafından feda edildi. Onun için, Siz, 8 000 000 insanı, sevgili milletvekilleri, sadece Karadenizin halkı zannetmeyin, doğunun ve güneydoğunun birçok ili de bundan nemalanıyor. Ağustos ve eylül ayında Diyarbakır'dan, Urfa'dan, Mardin'den, Batman'dan binlerce insan, iş için Karadenize akıyor. Bu sene fındık fiyatları güzel oldu diye…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 21 Aralık 2005