2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 38. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2005 · 1.147 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tuncay Ercenk (CHP), 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(SAN.VE TİC.BAK.,REKABET KURUMU,MİLLİ PRODÜKTİVİTE KURUMU,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞK.,TÜRK AKREDİTASYON KURUMU,TSE,TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ,ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI,ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DEVLET METEOROLOJİ,ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU BŞK.)ONÜÇÜNCÜ TUR); konuşma 1.147 kelime.
Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-san-ve-tic-bak-rekabet-kurumu-milli-produ (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Orman Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Efendim, Bakanlığın görevleri arasında, özellikle kanunla ilgili, düzenlenmiş "çevrenin korunması, kirliliğin önlenmesi, iyileştirilmesi için gerekli tedbirleri almak, çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek…" Çevre ve Orman Bakanlığının çevreyle ilgili bölümdeki görevleri.
Şimdi, ülkemizin doğasını, coğrafyasını, denizini, suyunu, gölünü gerçekten kirlenmekten kurtarmak gerektiği konusunda kimsenin bir kuşkusunun olmadığını düşünüyorum.
Şimdi, ben bakıyorum, geçen gün gazetelere de yansıdı, Akşehir Gölü yüzde 90 kurumuş; Nasrettin Hoca'nın maya çaldığı göl. Elmalı'da Avlan Gölü aynı şekilde kurumak üzere. Burdur Gölü, yanından geçtiğimiz zaman içimiz sızlıyor, kurumak üzere. Kestel Gölü, aynı şekilde, gerçekten acı bir tabloyla karşımızda duruyor. O güzelim doğa parçaları tamamen kirlenmekte ve elimizden çıkmaya başlamaktadır.
Şimdi, bu durumda, bu yörelerdeki tesislerin arıtma sistemlerinin bu konudaki kirlenmeye ne kadar etkili olduğunu tartışmaya gerek yok diye düşünüyorum. Böylesine bir kirlenme, üstünde yaşadığımız ve gözümüz gibi bakmamızı gerektiren coğrafyayı maalesef tahrip etmektedir. Bakın, Antalya'da çok ciddî bir kirlenme var Sayın Başkanım. Lara, Manavgat ve Side bölgesindeki tesislerin arıtmalarının olmaması nedeniyle, çok ciddî kirlenmeye yol açmıştır. Orada, turist rezervasyon iptallerinin gündeme geldiğini özellikle görüyoruz. Burada, bu tesislerin akarsulara ve denize akıtmış oldukları atıklarla deniz kirlenmekte ve Avrupa'da, Almanya'da, "Türkiye'de deniz kirlenmektedir, insan sağlığı tehdit altındadır" diye yayınlar yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak da, mavi bayrak uygulaması sona ermektedir Antalya'da. Mavi bayrak uygulamasının sona ermesi demek, turizmin baştan aşağı yok edilmesi demektir.
Şimdi, Antalya'da şu anda 8 tane mavi bayrak uygulaması sona erdirilmiştir. Şu anda, 2-3 tane daha, Konyaaltı bölgesinde mavi bayrak uygulamasının iptal edileceği konusunda görüşler alıyoruz, düşünceler alıyoruz, bu konuyla ilgili duyumlar alıyoruz, maalesef; bu konuda gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasında yarar vardır.
Şimdi, Kundu bölgesinde otelciler diyor ki, biz, 12,5 milyon dolar arıtma tesisi için para yatırdık, altyapı için para yatırdık; ama, şu ana kadar bu konuda gerekli çalışmalar yapılmadı ve Kundu bölgesindeki oteller gerçekten çok zor durumda, turistler buradan kaçma noktasına gelmiş vaziyetteler. Bu konuda, Sayın Çevre Bakanının özellikle önlem alması gerekir diye düşünüyorum. Sayın Bakan, yasanın size verdiği çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusundaki görevinizi, lütfen, en kısa zamanda, tüm Türkiye adına yerine getirmenizi diliyorum.
Şimdi, tabiî, bu arıtmayla ilgili konu gündeme gelince, Sayın Başbakan geçen bütçe konuşmasında, Antalya'da 37 500 metreküp olan arıtma tesisi miktarının 2 katına çıkarıldığını, burada, kürsüden söyledi; ama, ben de Antalya'da yaşıyorum; bu arıtma tesisi miktarı 37 500'den 2 katına çıkarılmış ise, peki, bu mavi bayrakların iptali nereden geliyor?.. Bunu, özellikle bir Antalya Milletvekili olarak sormak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Malatya'da yaşanan olayları hepimiz acıyla izledik. Kanalizasyonların karıştığı içmesuyundan kaynaklanan hastalıklar ve 10 000 kişinin hastanede yatması…
Van Gölü ve çevresindeki kirlenmeyi takdirlerinize sunuyorum. Çevredeki bütün ilçelerin kanalizasyonları Van Gölüne akmakta ve Van Gölü gerçekten elimizden çıkmak üzeredir. O konuda acilen tedbir alınması… Bu konuda Mehmet Kartal arkadaşımızın verdiği Meclis araştırması önergesi de, şu anda, hâlâ gündeme alınmış değildir; bu konuda da gerekli tedbirlerin alınacağını düşünüyorum Sayın Bakanım.
Ayrıca, Ergene Havzasında, Çerkezköy'den başlayan sahil tesislerinin bu havzayı kirlettiği konusunda çeşitli duyumlar, şikâyetler, basında yer alan haberleri izliyoruz. Bunlara duyarsız kalmamak lazım. Biraz önce, arkadaşımız, buna benzer bir tedbir alındığını söyledi, güzel; ama, çok kısa sürede olması gerektiğini düşünüyorum. Lüleburgaz, Alpullu, Pehlivanköy'ün bu konuda çok zor durumda olduklarını bizzat izliyoruz ve görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes, tarih boyunca o yöreye bereket getirmiş, gerçekten, uygarlık açısından çok önemli görevler üstlenmiş akarsularımızdır; ancak, şimdi bakıyorum, o güzelim Aydın Ovasından geçen Menderes Nehri, maalesef kirlenmeyle karşı karşıya. Onun yanında Gediz ve Küçük Menderes, yine aynı şekilde kirlenmeyle karşı karşıya.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu konuda, en kısa zamanda gerekli tedbirlerin alınmasını ve Aydın Ovasının, İzmirimizin o yiğit, efe -gâvur İzmir değil- yiğit İzmir'in, Efe İzmir'in bir an evvel kurtarılmasını talep ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Koçhisar Gölünden tuz üretildiği hepimizce biliniyor. O yörenin de kirlenmekte olduğunu ve tuz üretimine olumsuz katkıları olduğunu izliyoruz, görüyoruz. Bunların da bir an evvel çözülmesinde yarar vardır.
Ayrıca, Köprülü Kanyonun suyuna dokunmaya kalkmayın. Köprülü Kanyonun suyuna dokunulduğu anda, oradaki tarih, uygarlık, turizm, tamamen sıfıra inecektir. Bu konuda da, Sayın Çevre Bakanının dikkatlerini çekmek istiyorum.
Sayın Başkan, Bakanlığımızın ormanla ilgili de görevleri var tabiî. Ormanların korunması, imarı ve ıslahı, Orman Bakanlığının görevlerinden birisi. Ağaçlandırma yapmak, devamlı ve geçici fidanlıklar kurmak da, yine Orman Bakanlığının görevi. Bu arada benim fidanlığı unutmayalım, park ve bahçelerde duruyor Sayın Bakanım. Onu da, bir an evvel, nasıl kurtaracaksak kurtaralım. Ayrıca, devlet ormanları içinde ve bitişiğinde oturan köylüleri, sosyal ve ekonomik gelişmelerini sağlamak amacıyla desteklemek, yine Orman Bakanlığına verilen görevlerden birisi. Ayrıca, millî parklar, orman içi mesire yerlerinin korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak…
Bu hizmetlerin tümünün, bu görevlerin tümünün Belek'te, Sorgun'da, Lara'da yapıldığı konusunda benim kuşkularım var. Bu saydığım bölgelerde, maalesef, ağaçları artırmakla görevli, orman alanlarını artırmakla görevli Bakanlığın, buralarda ağaç kesimine dönük uygulamalara çok da kayıtsız kaldığı konusunda bir düşüncem var. Bunun ciddiyetle ele alınması, Belek'te, Sorgun'da ve Lara bölgesinde ağaç kıyımına son verilerek… Yapılacaksa bir tesisleşme, bunlara dikkat edilerek yapılmalı. Yol falan yapılmasın diyen yok, otel yapılmasın diyen yok; ama, orman alanını tahrip ederek değil, ormanları koruyarak… Çünkü, Orman Bakanlığının görevi ormanı korumak. Bu konuda, Sayın Bakanın, özellikle dikkatli davranmasını talep ediyorum.
Tabiî "devlet ormanları devletçe yönetilir ve işletilir" hükmüne rağmen, bunu özel sektöre devretme gibi bir anlayışla hareket etmek, çok doğru bir yaklaşım değil. Ayrıca, yine, orman alanlarını artırmakla görevli bir bakanlığın, orman alanlarını satmakla suç işlediği konusunda da bir görüşümüz vardır. Sizin göreviniz orman alanını fazlalaştırmaktır, ağaç sayısını artırmaktır; ama, siz, orman alanlarını daraltarak, Orman Bakanlığını, görevinin sorumluluğunu yerine getirmiş olmazsınız diye düşünüyorum.
Bu hükümette bir sorun var; bakanlık kanununun kendine verdiği yetkileri kullanan bakanlar, maalesef, icraatlarıyla ters orantılı durumdalar. Şimdi, Maliye Bakanı vergi toplamakla görevli bir bakan, Maliye Bakanı devletin gelirini artırmakla görevli bir bakan; ama, vergi kaçırma iddiasıyla yargılanıyor. Orman Bakanlığına baktığınız zaman, bu şekilde davranışlar içinde görüyorsunuz. İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık, yaptıkları görevlerle ters orantılı davranışlar içindeler. Haklarında birsürü yolsuzluk dosyaları var; doğrudur, yanlıştır…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
TUNCAY ERCENK (Devamla)…ama, bunların bir an evvel çözülmesi ve gerçekten, Türkiye'nin, hak ettiği noktaya taşınması gerekir diye düşünüyorum.
Bir de, Sayın Bakanım, millî parklar çok önemli; sizin görev alanlarınızdan birisi, biraz önce saydım. Antalya'da Olimpos ve Bey Dağları Millî Parkı var. Bu, 64 800 hektardı, 88'de 34 425 hektara indirildi; son olarak da, 2 Eylül tarihinde yayımlanan Resmî Gazetede, 820 hektarlık bölüm daraltıldı. Şimdi, biraz önce okuduğum görevlerinizden birisi de, millî park alanlarını çoğaltmak; ama, millî park alanlarını daraltarak, Orman Bakanlığının sorumluluğunu yerine getirmemiş oluyorsunuz. Burada, Orman Bakanlığı bu sınırı daralttığı zaman Kındılçeşme, Göynük, Çaltıcak ve Sarısu gibi, doğanın en güzel, coğrafyanın en güzel coğrafyalarının daraltıldığı ve buraların yapılaşmaya açılacağı konusunda tereddütlerimiz var. Bu tereddütlerimizin bir an evvel giderilmesi lazım. Sayın Bakanın bu konuda açıklamasını bekliyorum.
Antalya'ya sahip çıkmak gerekiyor; Türkiye'ye nasıl sahip çıkmak gerekiyorsa, Antalya'ya da sahip çıkmak gerekiyor. Antalya çok üzüldü son yıllarda. 80 yılından bu yana Antalya'yı çok kırdık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 21 Aralık 2005