Vergi barışı kanun tasarısı
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 23. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Ocak 2003 · 807 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 16 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 807 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-01-16-vergi-barisi-kanun-tasarisi-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izin verirseniz, maddenin -hukukçuların deyimiyle- matlabını bir kez daha okumak istiyorum: "Kayıtlarda yer aldığı halde, işletmede mevcut olmayan mallar..." Yani, kayıtlarda böyle bir mal var; fakat, işletmede yok. Nasıl olur bu; almışsınız malı, faturalı; satmışsınız; ama, fatura kesmemişsiniz. Hangi amaçla; herhalde, devlete katkısı olsun diye değil, ben, acaba nasıl vergi kaçırırım diye bu işlemi yaparsınız; çünkü, bunun başka bir izahı yok. Biz, şimdi, buna af getiriyoruz "vergi barışı" adı altında af getiriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir kişi, niçin fatura düzenler veya düzenlemez? Bir kişi, eğer, aldığı malı faturalar, sattığı malı faturalar, alınteriyle kazandığı kazancın vergisini öderse, o insan toplumun en makbul ve en saygın insanıdır. O insanı, biz, Parlamento olarak da, Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşları olarak da baştacı etmek zorundayız; çünkü, o insanın ödediği vergilerle bu Parlamento çalışır, Türkiye Büyük Millet Meclisi onurlu görev yapar, ülkede sağlıklı, dengeli kalkınma olur, biz, ele güne muhtaç bir ülke konumuna gelmeyiz; ama, maalesef, 36 kez çıkardığımız af yasasına rağmen, bu sistem böyle devam ediyor.
Değerli arkadaşlarım, Maliye Bakanlığında uzun yıllar görev yaptım. Maliye Bakanlığının çok değerli kadroları barındırdığını biliyorum, Sayın Bakanımız da bu değerli kadrolarla çalışıyor; ama, şu ana kadar naylon faturanın önlenmesi konusunda hiçbir ciddî adım atılmamıştır. Ben, Sayın Bakan bunu yapmadı diye söylemiyorum, Sayın Bakan henüz daha yeni. Biz, bunu, Sayın Bakandan özellikle istirham ediyoruz: Naylon faturanın engellenmediği bir sistemde, vergi kaçakçılığıyla mücadele edilemez.
Bakın, bir ülkenin iki tane vazgeçilmez değeri vardır; birincisi askerliktir, gönüllü askerlik olmaz, herkes askere gitmek zorundadır; ikincisi vergidir, kazandığınız yerde vergi ödersiniz, yoksa devlet olmaz.
O halde, biz, vergi barışı getireceksek, vergi barışından sonra uyumlu çalışan, vergisini ödeyen, ahlakı egemen kıldığımız bir toplum yaratmak zorundayız, onun yasalarını getirmek zorundayız. Onu yapmadığımız zaman, vergi kaçakçılığına kucak açan, kayıtdışı ekonomiyi büyüten, rüşvete kaynaklık eden bir sistemi ödüllendirmiş oluruz.
Kimler naylon fatura düzenler? Değerli arkadaşlarım, hiçbir sanayici naylon fatura düzenlemez, hiçbir tacir naylon fatura düzenlemez; naylon faturayı, işi gücü olmayan, buradan komisyon alarak, naylon fatura basıp, pazarlayan insanlar düzenler ve bu insanları da polis bulamaz. Bulsa da, zaten bir şey yok üzerinde. Peki, bu insanlardan kim naylon fatura alır? Saygın bir işadamının, saygın bir tüccarın, sanayicinin naylon faturayla ne işi vardır?!
ALİ TOPUZ (İstanbul)Bravo...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Biz sistemi sağlıklı kurmadıkça, biz sistemi düzgün işletmedikçe, zor alıma dayalı bir sistemde kuralları ve cezaları dengeli koymadıkça, olmaz.
Bakın, iğneyi bir başka açıdan da batıralım: Verginin, yükümlü açısından katlanılabilir olması lazım, ödenebilir olması lazım. Ağır vergi getirirseniz, kaçakçılığı engelleyemezsiniz. Vergide adaleti o açıdan istiyoruz, vergi yükünün dengeli dağılımını o açıdan istiyoruz. Acil eylem planında var, AKP'nin programında var; bizim isteğimiz, bu programın gereklerinin süratle ve ivedilikle yerine getirilmesidir.
Bakın değerli arkadaşlarım, bu tasarıda, biz, adil olma açısından birkaç noktaya değindik. Dedik ki, deprem bölgesindeki depremzedelerin ödeme sürelerini, diğer bölgelerdeki mükelleflerin ödeme sürelerinin 2 katına çıkaralım; reddettiniz.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)18 ay demiştiniz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Evet, 18 eşit taksitte demiştik, reddedildi. 18 eşit taksit -depremzedeler için- reddedildi; çünkü, 9 eşit taksitte... 9 eşit taksit olunca 18 ay ediyor, 18 eşit taksit olunca da 36 ay ediyor. Biz, depremzedelere şu avantajın verilmesini istedik: Bu insanlar depremin yarattığı ekonomik krizden henüz çıkmış değiller, bunlara bir ayrıcalık tanıyalım dedik reddettiniz, teşekkür ediyoruz! Deprem bölgesine gidince, oradaki yurttaşlarımıza anlatırsınız...
Yine, biz, aynı şekilde, şunu söyledik: Bir insan düşünün, vergisini düzenli ödüyor, bu adama da bir ayrıcalık getirelim; yani, ertesi yıl beyanname verirken, hiç vergi borcu yoksa ve düzenli ödemişse, bu da yüzde 10 eksik vergi ödesin. Niye, hep, çalan insanı koruyoruz da, vergisini düzenli ödeyen insanı ödüllendirmiyoruz?! (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bunları -çok samimî söylüyorum- seçim propagandası yapmak ya da halka şirin görünmek için söylemiyorum, doğruları yapalım diye söylüyorum; çünkü, bunu yapacak olan Parlamento, biz yapacağız.
Bakın, şimdi -adalet dedik- bu maddenin içinde de adaletsizlik var. Adaletsizliğin nasıl olduğuna dair örnek vereceğim size: Malı faturalı aldınız, çıkışı faturasız yaptınız, gelir elde ettiniz, kazanç elde ettiniz; ama, fatura düzenlemediğiniz için, mallar sizin işletmede görünüyor.
Şimdi, madde getiriyor ve diyorsunuz ki: "Bu yıl, bunu, o günkü kâr esasını dikkate alarak, ortalama kâra göre faturala, onun vergisini öde" güzel... "Vergiyi alacağız; faiz, ceza alınmayacak" deniliyor. Peki, 2 nci maddede de şu var değerli arkadaşlar: Bir mükellef düşünün, dürüst, namuslu bir şekilde, gitmiş, vergisini ödemiş "ben, şu kadar lira kazandım" diye vergisini beyan etmiş. Arkasından, ekonomik kriz çıktı, vergisini ödeyemedi, faizi geldi vesaire; diyoruz ki o kişiye de: "Sen, dürüst, namusluca vergini beyan ettin, senin verginin aslını alacağım; ama, faizinin de şu kadarını alacağım."
Şimdi, bu adalet mi arkadaşlar?! Bir tarafta "sen fatura düzenlemedin, ben hiç faiz almayacağım, sadece verginin aslını alacağım" diyorsunuz; öbür adam da, dürüst, namusluca, götürüp, vergisini beyan ediyor, kriz nedeniyle ödeyemiyor "onun da faizinin bir miktarını alacağım anaparayla beraber" diyorsunuz.
Bunun adalet olup olmadığını, tek tek, lütfen, vicdanlarınızda sorgulayın; bu adaletse, bu maddeye "evet" deyin, adalet değilse, lütfen "hayır" oyunuzu kullanın.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 16 Ocak 2003