İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 58. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mart 2003 · 1.012 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR); konuşma 1.012 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevi yasa yapmak olan bir parlamentonun her şeyden önce yasalara uyması gerekiyor. Biz, görevimizi yaparken, Anayasaya aykırılık olduğunu bildiğimiz bazı hükümleri Bütçe Yasasına koyduğumuz zaman, öncelikle, Parlamento olarak görevimizi yerine getirmemiş oluruz. Eğer, bunu, bir bürokrat yapsaydı, görevi kötüye kullanmaktan, memuriyete sona kadar varan pek çok cezayla karşılaşabilirdi; ama, maalesef, hukuku uygulama görevi olan bir Parlamento, hukuku çiğnemekten kendisini alamıyor.

Şimdi, bakınız değerli milletvekilleri, Bütçe Yasasının 28 inci maddesine (h) bendinin eklenmesini Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri istedi. Peki, 24 saatte ne oldu da bunu tekrar, yeniden görüşüyoruz?! Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunun konulamayacağını, İhale Yasasıyla ilgili değişikliklerin, ancak, İhale Yasasında yapılması gerektiğini, 20'yi aşkın maddeyle ilgili de bu düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledik; ama, maalesef, bizim önerilerimiz dikkate alınmadı; ki, Sayın Başbakan az önce yaptığı konuşmada, Cumhuriyet Halk Partisinin öneri getirmediğini vurguladı. Oysa, biz, öneri getiriyoruz; ama, Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri, bırakın öneriye uymayı, hukuka uymamayı genel kural haline getiriyorlar.

Şimdi, bakınız değerli milletvekilleri, eğer bir madde görüşülecekse, Danışma Kurulunun ittifakı gerekiyor. Danışma Kurulunun ittifakı olmadan bu tür kararları getirmek mümkün değil. Kaldı ki, Danışma Kurulunun ittifakı olsa dahi, ancak 1 madde getirilebilir. Bakın, İçtüzüğün 89 uncu maddesinde "tasarı veya teklifin tümünün oylanmasından önce, belli bir maddesinin yeniden görüşülmesi teklif edilir" deniyor. "Belli bir madde." Yani, 1 madde...

Belki, Sayın Başkan, şunu yorumlamış olabilir: Buradaki "belli bir madde" diğer maddeleri de içerebilir, birden fazla madde de olabilir. O zaman, bakın, İçtüzüğün 88 inci maddesi... Orada da, bir maddenin geri istenmesiyle ilgili bir düzenlemeye yer verilmiş. Oradaki ifade de, aynen şöyle: "Esas komisyon veya Hükümet, tasarı veya teklifin tümünün, belli bir veya birkaç maddesinin..." Yani, 89 uncu maddede -özellikle kastettiği- bir maddeden fazla maddenin yeniden görüşülemeyeceği açıklıkla ortaya konuyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bazı kamu kuruluşlarının, İhale Yasasının kapsamı dışında tutulması kabul edilmişti. Merak ediyorum; İhale Yasasında, Adalet ve Kalkınma Partisinin rahatsız olmasını gerektiren, acaba, ne tür bir düzenleme var? Eğer, böyle bir düzenlemeye gerek yoksa, niçin, İhale Yasası çalıştırılmasın ve özellikle enerji ihalelerini öngören bir düzenleme açısından İhale Kanunu devredışı bırakılmak istensin?

Bu yapılıyor; aradan 24 saat geçmeden "biz bunu geri alacağız" deniliyor. 24 saatte ne değişti arkadaşlar?

Şimdi, verilen önergenin gerekçesine baktım, olur ya belki de bizim bilmediğimiz bir gerekçe vardır da bu önergede, o nedenle, İhale Kanununun belli hükümleri, belli kamu kuruluşları için askıya alınıyordur diye. Belirtilen gerekçe şu: Efendim, bu Devlet İhale Kanunuyla, biz hızlı ihale yapamıyoruz, o nedenle biz bunu devredışı bırakalım, daha sonra da çok hızlı ihale yapacağız.

Peki, değerli arkadaşlar, bu hükümet, acaba bürokrasiyi çalıştıramıyor mu? Acaba, İhale Yasasında şöyle bir hüküm mü var: "İhaleye çıkılacak; konu, altı ay sonra yürürlüğe girer" gibi bir düzenleme mi var; böyle bir şey yok. Özellikle baktım, ihaleyi geciktirecek belli kurallar da yok. O zaman, hükümetin görevi, bürokrasiyi çalıştırmak, ihaleleri hızlandırmak; kuralına, yasaya uygun düzenlemeler yapmak. Siz, Anayasaya aykırı -ki, Anayasa Mahkemesinin bu konuyla ilgili 10'un üzerinde kararı var- yeni bir düzenlemeyi, Parlamentoyu âdeta bir onay makamı gibi görüp, buraya getiriyorsunuz ve bunu, bizim itirazlarımıza rağmen koyuyorsunuz; şimdi de "biz, bunu kaldıracağız, geri çekeceğiz" diyorsunuz. Ne oldu arkadaşlar? Özellikle, bu önergeyi veren arkadaşlardan, bu konunun burada açıklanmasını istiyorum. Bir diğer konu...

Değerli arkadaşlar, Yüce Parlamentoya iyi düşünülmüş taşınılmış yasalarla gelinir, o yasalar görüşülür ve karara varılır. Gece yarısı operasyonlarıyla yasa yaparsanız, hata yaparsınız ve nitekim, biz, hata yaptık; İçtüzüğe aykırı 2 tane yasayı, burada, getirdik koyduk bütçe kanununa; şimdi, hata yaptığımızı fark ediyoruz, geri alıyoruz. Peki, bütün bu 550 kişilik saygıdeğer milletvekillerinin iradeleriyle, bir anlamda, bir günden ertesi güne oynamak, onları, bir anlamda, dilim söylemeye varmıyor ama...

Değerli arkadaşlar, Parlamentoda, milletvekillerini bu kadar zor duruma, iki çelişik kararı 24 saat içerisinde alma durumuna getirmek, acaba, bir siyasal iktidarın, bir siyasal partinin başvurabileceği bir yöntem mi?! Üstelik, 365 milletvekiliniz var; getirirsiniz doğru dürüst bir yasa, burada tartışılır, doğrusu eğrisi ortaya konulur ve biz de karar veririz; ama, dediğim gibi, gece yarısı operasyonlarıyla getiriyorsunuz bir düzenleme, ondan sonra da geri alacağız diyorsunuz. Bir hükümetin, bu kadar kısa süre içerisinde zikzak çizmesi, o hükümete halkın duyabileceği güvenin duyulmaması sonucunu doğurur. Sayın Başbakan, altını çizerek vurguladı; siyaset kurumu yıpranıyor. Doğru, siyaset kurumu yıpranıyor. Siyaset kurumu nasıl yıpranır; bir söylediğini ertesi gün değiştirirse, siyaset kurumu yıpranır. (CHP sıralarından alkışlar) Bizim yapmak istediğimiz, siyasete saygınlık kazandırmak değerli milletvekilleri. Biz, Parlamento olarak, yasama organı olarak, Yüce Türk Halkına layık olmak istiyoruz; onların isteklerine tercüman olmak istiyoruz, onların sorunlarını çözmek istiyoruz. Eskiden, koalisyon hükümetleri döneminde, yasa çıkarmak zordu; şimdi, artık, yasa çıkarmak zor diye bir kavram yok. Parlamento çalışacak, hükümet çalışacak, gündeme getirecek ve biz, çözeceğiz ülkenin sorunlarını. Biz, buraya kavga etmek için gelmedik, ülkenin sorunlarını kararlı bir parlamento olarak çözmek için geldik. Şimdi, eğer, bir sayın başbakan çıkar, gerçekten de ortamı gererse, kullanacağı üslup itibariyle, Parlamentonun saygınlığına -özür dileyerek söylüyorum- gölge düşürecek ifadeler kullanırsa, bunlar Parlamentoda rahatsızlık yaratır değerli arkadaşlar, bunları yapmamamız lazım.

Şimdi, bakınız, yasaları bu kadar sık değiştirmenin, daha doğrusu kararları bu kadar sık değiştirmenin hata olduğunu vurguladım. Sanıyorum, her sağduyulu yurttaş da, bu tür uygulamaların hata olduğu konusunda aynı karara varır. Bu, yeni bir olay da değil. Geçenlerde Vergi Yasası görüşülürken Plan ve Bütçe Komisyonunda hayat standardı esası birden bire bir önergeyle dahil edildi. Hata olduğunu söyledik, kimse dinlemedi. Sonra, Genel Kurula geldi. Tıpkı burada olduğu gibi, Genel Kurulda, yine, AKP'li arkadaşların verdiği önergeyle, bu, geri çekildi. Uygulamadan kalkan bir şey uygulamaya konuluyordu; ama, daha sonra bir sayın milletvekili kalktı dedi ki: "Hayat standardını kaldırmak Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından gerçekleştirilecektir." Yahu, kalkan şey nasıl kalkacak? Zaten kalkmış. (CHP sıralarından alkışlar) Uygulamaya koymak istiyorsunuz reddediyoruz; bu, uygulanamaz diyoruz, uygulamayın diyoruz; ama, söylediklerimizi anlatamıyoruz ve Sayın Başbakan, kalkıyor, burada diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi öneri getirmiyor." Çok özür dilerim arkadaşlar, biz, öneri getiriyoruz. Bakın, Sayın Kemal Derviş konuştu ve Türkiye'nin öncelikle ele alması gereken konulardan birisinin sosyal güvenlik olduğunu söyledi. Öneri de getirdi. Nasıl çözülmesi gerektiğini de getirdi; ama, iktidar partisini oluşturan Sayın Başbakan ve Bakanlar kulaklarını tıkamışlarsa, biz, kime anlatacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, biz, ne derseniz deyin, hangi üslubu kullanırsanız kullanın, halkımıza, Parlamentoya doğruları söylemekten asla ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 29 Mart 2003

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook