Görevini kötüye kullandığı iddasıyla ulaştırma bakanı binali yıldırım hakkında meclis soruşturması açılması (9/2)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 3. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Ekim 2003 · 1.214 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 7 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDASIYLA ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI (9/2)); konuşma 1.214 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Görevini kötüye kullandığı iddasıyla ulaştırma bakanı binali yıldırım hakkında meclis soruşturması açılması (9/2)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-10-07-gorevini-kotuye-kullandigi-iddasiyla-ulastirma-bakani-binali-yildirim (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akşamın bu saatinde, Türkiye'de siyasî ahlakın yerleşmesi açısından çok önemli bir Meclis soruşturması önergesini görüşüyoruz. Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım'ın oğluna sağlanan olanaklarla ilgili olarak, kendisi hakkında verilen soruşturma önergesinin kabul edilmesi dileğiyle sözlerime başlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 17 Nisan 2003 tarihinde Sancak Lines firmasının bir gemisi yanıyor; yanış nedeninin sigara izmariti olduğu söyleniyor. Bu gemi nisan ayında yandıktan sonra, 28 Mayısta, Türkiye Denizcilik İşletmelerine bağlı Ankara Feribotu, ihalesiz ve bir başka teklif alınmadan, Almanya'da kurulu Santour GMBH firmasına kiralanıyor. Bu kiralamada garantör firma Gayret Denizcilik Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketidir.
Sayın Bakanın oğlu Erkan Yıldırım ve kızı Bahar Büşra Yıldırım 6 Şubat 2002'de bir şirket kuruyorlar; şirketin adı "Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi." Şirketin sermayesi 10 000 000 000 lira ve Sayın Erkan Yıldırım 25 Mart 2003 tarihinde İtalya'da açılan bir gemi ihalesine katılıyor ve 445 000 euroya bu gemiyi satın alıyor. Bu gemiyi satın alıyor; ama, gemiyi satın alırken 200 000 euroyu Santour firmasından alıyor.
Şimdi, şöyle bir tablo çıkıyor önümüze. Sayın Bakana bağlı veya Bakanın ilgi alanına giren Türkiye Denizcilik İşletmelerinden Santour firmasına bir gemi kiralanıyor; kiralamadan bir süre sonra Sayın Bakanın oğlu İtalya'da ihaleye girerken 200 000 euroyu bu kiralanan firmadan alıyor. Şimdi, bu olay, doğal olarak basının ilgi alanına girdiği süre içerisinde, özellikle Vatan Gazetesi sürekli yayım yapıyor, diğer gazeteler de benzer yayımlar yapıyorlar ve Sayın Bakanın yaptığı iki açıklama var. İzninizle, o iki açıklamayı aynen okumak istiyorum. Sayın Bakan diyor ki: "Kendimin veya oğlum Erkan Yıldırım'ın Santour'la ortaklığı söz konusu değildir. Ben, hiçbir zaman bu firmada hiçbir pozisyonda çalışmadım. Türkiye Denizcilik İşletmelerinden bu şirketin gemi kiralamasıyla hiçbir ilgimiz yoktur." 14 Temmuzda Vatan'a gönderdiği açıklama bu.
Aynı şekilde, Sayın Yalçın Bayer'in konuyu işlemesi üzerine, ona da bir açıklama gönderiyor Sayın Bakan. Yaptığı açıklama da şöyle: "Almanya'da kurulu Sancak Holding ve Santour Şirketlerine ortaklığım olmadığı gibi genel müdürlük yapmam da söz konusu olmamıştır." Sayın Bakan, tabiî, bu açıklamaları, herhalde, Almanya'ya kimse ulaşamaz, Almanya'dan bilgi alamaz, dolayısıyla, ben, bu açıklamayı rahatlıkla yaparım mantığıyla yaptı. Neden bunu söylüyorum; şunun için değerli arkadaşlar: Sancak Lines ile Santour firması Almanya'da kurulu; bunlar kardeş şirketler, beraber çalışan şirketler. Şimdi, o kadar beraber çalışıyorlar ki, normal yaptıkları çalışmaları bile ortak davetiyeyle açıklıyorlar. Nitekim, Sancak Lines ve Santour Şirketleri, bütün acentelerle yapacağı yeni sezonu açış toplantısı düzenliyorlar ve bu açış toplantısı için bir davetiye bastırılıyor. Ben, davetiyenin sadece bir bölümünü okuyacağım: "14.45-15.15 Santour-Sancak Lines Genel Koordinatörü Recai Berber'in konuşması -yarım saat konuşma hakkı veriyorlar Sayın Recai Berber'e- "15.15-15.45 Sancak Lines Genel Müdürü Binali Yıldırım'ın konuşması." Sayın Binali Yıldırım açıklamasında ne diyordu; "Sancak'la ilgili hiçbir yerde çalışmadım; bunlarla hiçbir ilgimiz yoktur" ama, basılan davetiyede "Sancak Lines Genel Müdürü Binali Yıldırım'ın konuşması" var.
Bu yetiyor mu; hayır, daha başka şeyler de var. Ocak 2002'deki, Türkiye Gazetesinin Almanya baskısında bir haber ve bir fotoğraf yer alıyor. İzninizle, fotoğrafın altındaki ifadeleri aynen okuyorum: "Sancak Lines Genel Müdürü Binali Yıldırım ve Santour Genel Müdürü Mehmet Koç, gazetemize nezaket ziyaretinde bulunarak, gazetemizin Avrupa temsilcisi Kenan Kubilay ve reklamlardan sorumlu arkadaşımız Ahmet Dörtkaşlı ile görüştü." Gazetede yer alıyor bu haber.
6 Haziran 2003 tarihli Milliyet Gazetesinin yine Almanya baskısı ve orada da bir haber yer alıyor ve açıklama -Sayın Bakanın açıklaması- aynen şöyle: "Sancak Lines Şirketini ben kurdum, isim babası benim."
Değerli arkadaşlar, şimdi, böyle ilişkiler içinde Sayın Bakanın durumunu görüşeceğiz. Tabiî, haklı olarak, aklımıza şu soru geliyor: Sayın Bakan bütün bunları bildiği halde gazeteye niçin öyle bir açıklama gönderdi "benim bunlarla ilgim yoktur, ben hiç bu şirketlerle çalışmadım" diye.
Önümde bir örnek var; daha doğrusu, bunu, Milliyet Gazetesinden bir arkadaşımız, köşeyazarımız yazmıştı: Amerika'da yalan söyleyen bir bakan, şu anda, yüz yıl mahkûmiyetle yargılanıyor arkadaşlar; bizde hiç kimsenin kılı dahi kıpırdamıyor. Şimdi hep beraber göreceğiz ve eminim, eğer vicdanımızın sesini dinleyeceksek, bu konunun soruşturulmasını isteyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, size bu tablo içinde yer alan bazı isimleri anlatacağım. İlk isim, Bakanımız Sayın Binali Yıldırım. Kendisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde İDO Genel Müdürlüğü yapıyor, ayrıca Almanya'da Sancak Lines'ın Genel Müdürlüğünü yapıyor -az önce söylemiştim, garantör firma diye- Santour'a gemi kiralanırken garantör firma olarak imza atan Gayret Denizciliğin de kâr ortaklığını yapıyor. Tabiî, doğal olarak, seçimlere giriyor her yurttaşın girdiği gibi ve ulaştırma alanındaki, herhalde, başarılarından ötürü de Ulaştırma Bakanı olarak şu anda oturuyor koltuğunda.
İkinci ismimiz Sayın Erkan Yıldırım; Sayın Bakanımızın 24 yaşındaki oğlu. Oldukça parlak bir geçmişi var mı bilemiyorum; ama, liseyi terk ettiği söyleniyor. Herkes, herhalde, bilmiyorum, bir anda Allah "yürü ya kulum" diyor yürüyor; Erkan Yıldırım da öyle başarılı bir performans çiziyor, özellikle Sayın Bakan bakan olduktan sonra... Kendisi Santour'un Çeşme'deki acentesi; öyle çok büyük bir gelir kaynağı falan yok; ama, Erkan Yıldırım'ın enteresan şirketleri var.
İzninizle o şirketlerin isimlerini okuyayım. Bunları nereden buldunuz derseniz; internetten İstanbul Ticaret Odasının sitesine girerseniz, hepsini görürsünüz. Anadolu İhracat ve Nakliyat Ticaret Anonim Şirketi, Kemal Ürker Soğutma Cihazları Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi, Ersiem Net Bilgisayar Sistemleri Telekomünikasyon Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi, Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi, Nemus İnşaat Turizm ve Elektronik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, Altun Kuyumculuk Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi; bunda eski ortak. Bunlar, Sayın Bakanımızın 24 yaşındaki oğlunun ortak olduğu veya kurucu olduğu şirketler.
Gelelim üçüncü isme. Üçüncü isim, Sayın Recai Berber; az önce de ismini söylemiştik bir vesileyle. Sayın Recai Berber, Almanya'daki Santour'un Genel Müdürü. Sayın Berber, 1994-1996 yılları arasında İSKİ'de Genel Müdür Yardımcılığı yapmıştır. Kendisi, Ramsnet İnternet ve İletişim Teknoloji Anonim Şirketinin, Serhat Denizcilik ve Ticaret Limitet Şirketinin, Kapital Yatırım gibi pek çok şirketin ortağı. Herhalde çok yetenekli bir kişi ki Sayın Recai Berber, AKP iktidarı tarafından Ereğli Demir ve Çelik İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanlığına getiriliyor. Tabiî, kim öneriyor; benim kişisel tahminim, Sayın Binali Yıldırım'ın önerdiği yönündedir; çok yetenekli olduğu için, denizcilikte büyük başarıları var, biraz da demir-çelik alanına girsin diye.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Dördüncü kişi, Sayın Mehmet Koç. Sayın Mehmet Koç da Santour'un büyük ortağıdır; yani, Sayın Binali Yıldırım'ın oğluna 200 000 euroluk olanağı sağlayan şirketin ortağıdır. Kendisinin de pek çok şirkette ortaklığı var; ama, sahibi olduğu şirketlerin hepsi, ne hikmetse, aynı adreste, bazılarının telefon numaraları da aynı.
Son ismimiz de Bayram Ali Çakır, bu tablonun içinde yer alan. Sayın Çakır, Gayret Denizciliğin ortaklarından ve aynı zamanda, Sayın Bakan da ortaklarındandır. Diyeceksiniz ki, nereden biliyorsunuz; bunu da, Sayın Bakanın açıklamalarından biliyorum. Sayın Bakan, 14 Temmuz 2003 tarihli Vatan Gazetesindeki bir açıklamasında aynen şöyle diyor; onu da izninizle okuyayım:
"Sayın Bakan - Gayret Denizcilik diye bir firma var. Bu firma Çeşme-Birindisi hattında gemi çalıştırıyordu. Hattın adı Sancak Lines idi. Gayret Denizcilik 2000 yılında bir gemi kiralamıştı. Sancak Lines hattında çalışan geminin işletmesini yaptım.
Vatan Gazetesi - Maaşlı iş mi bu?
Sayın Bakan - Hayır, hayır. O hattın kâr ortağıydım.
Vatan Gazetesi - Dolayısıyla geminin kâr ortağısınız?..
Sayın Bakan - Evet, öyle de denebilir."
Sayın Bakan, orada kâr ortaklığı yaptığını da itiraf ediyor.
Değerli arkadaşlar, gazetelerde buna "al gülüm, ver gülüm" diyorlar. Sen bana 200 000 euro ver, ben sana gemi kiralayacağım; hem de -çok iyi- ihalesiz kiralayacağım, bütün olanakları vereceğim sana; dolayısıyla, böyle, alıp gidelim.
Şimdi, gelelim, Erkan Yıldırım'a. Bu gencin, 445 000 euroluk gemiyi alırken -herhalde bu kadar şirketin sahibidir- kaynağı nereden bulduğunu doğal olarak hepimiz düşünebiliriz; yani, herkes işadamı olabilir, herkes çalışabilir; bu da çalışacaktır doğal olarak. Sayın Erkan Yıldırım "bu parayı nereden buldun"...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Grup adına...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
8 konuşma daha · 7 Ekim 2003