Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 3. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Ekim 2003 · 1.040 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 7 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDASIYLA İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI (9/1)); konuşma 1.040 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-10-07-gorevini-kotuye-kullandigi-iddasiyla-icisleri-bakani-abdulkadir-aksu-h (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, önemli bir görüşmenin sonrasında, sıra Ankara'ya geldi, Ankara konusunu konuşacağız. Ankara'yı konuşmamızın güncelliği bir başka önem kazanıyor. Bildiğiniz gibi, gelecek pazartesi Ankara'nın başkent oluşunun 80 inci yıldönümüdür. Burada bir duyuru yapmak istiyorum, Sayın Bakanlarımıza, başta İçişleri Bakanımız olmak üzere ve siz sayın milletvekillerimize. Başkent Ankara kötü yönetiliyor. Biz, görkemli açılışlara, büyük festivallere, açılan yollara, metro işlerine bakarak değerlendirme yaparsak çok da doğru yapmayız.
Bazı noktaların altını çizerek sözlerimi şöyle sürdürmek istiyorum: Bir, önce, Ankara keyfî yönetiliyor. Hak ve hukuk tanımayan, mahkeme kararlarını uygulamayan, sanat ve kültür düşmanı sayılabilecek bir başkan tarafından yönetiliyor.
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Neden sanat düşmanı?
YAKUP KEPENEK (Devamla)Hemen söyleyeyim. "Ben böyle sanatı ne yapayım; böyle sanatın içine tükürürüm" ünlü sözü Sayın Gökçek'indir ve bu çok doğru bir söz değildir. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)
Şimdi, bir dakika... Sinirlenmeyin, kızmayın ve dinleyin.
Şimdi, değerli arkadaşlar, tarihi öğrenin, bazı şeyleri lütfen öğrenin. Güvenpark, Ankara'nın simgesidir; Güvenpark, cumhuriyetin simgesidir. 1930'lu yıllarda Nazilerden, Nazilerin zulmünden, Almanya'dan kaçan ünlü hukukçu Ernest Hirsch, cumhuriyetin Güvenpark anıtını, simgesini, Türkiye'nin geleceğinin kaynağı diye över. Türkiye'nin nesilleri bundan güç alır, gurur duyar. Neden gurur duyar; çünkü, orada "Türk övün, çalış, güven" der. (AK Parti sıralarından "nerede" sesleri)
Birkaç metre aşağıda, sayın milletvekilleri. Bana laf atacağınıza, gidin ve görün. Bu park, inşaat alanı haline dönüştürülmüştür. Bu park, dolmuş park yeridir. Bu park, otobüslerle satış yapılan bir yerdir. Güvenpark, kötüye kullanılmaktadır. Peki, nereden çıkarıyorsunuz bunu diyeceksiniz; şuradan çıkıyor: Gerek koruma kurulunun gerek idare mahkemesinin bu konudaki kararları Ankara Belediye Başkanımız tarafından uygulanmamaktadır. Ankara Belediye Başkanı, Güvenpark'la ilgili mahkeme kararlarını uygulamamaktadır.
Yine, aynı Ankara Belediye Başkanı Ankara'nın amblemini değiştirmiştir. Bu konuda birkaç kez Danıştay kararı çıkmıştır; ama, Sayın Başkan, Ankara ambleminin değişik halini uygulamakta, yani, Danıştay kararını uygulamaktan kaçınabilmektedir, kaçabilmektedir ve bu, başkentte olmaktadır.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Ne zaman değişti?..
YAKUP KEPENEK (Devamla)Danıştay kararı en son martta çıktı, Melih Gökçek başa geldiği zaman.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Ne zaman değişti?..
YAKUP KEPENEK (Devamla)Evet, evet, daha evvel; ama, iptal edildi mahkeme kararıyla; onun yerine Hitit güneşinin uygulanması istendi; olmadı.
Değerli arkadaşlar, bununla bitmiyor. Şimdi, yapılan işlerin maliyeti, kayıpları, hesabı kitabı mutlaka bu soruşturma sonunda açığa çıkacaktır. Ankara, 1'e mal edebileceği geçitleri, tünelleri, metroları ve başka şeyleri, 4'e, 5'e mal etmektedir. Bunu yaptırmaya Bakanlar Kurulunun da, Ankara Valisinin de, bu Meclisin de hakkı yoktur. 1'e mal edeceğinizi 5'e, 10'a mal ederek bu ülkeye zarar vermeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ankara Belediye Başkanı, bu nedenle mercek altına alınmalıdır; çünkü, çok yakında burada yerel yönetimleri konuşacağız, o konudaki yasaları konuşacağız. Bunları konuşmak için, bu keyfîliğin, bu vurdumduymazlığın, bu savurganlığın mutlaka neşterlenmesi ve kamuoyunun gözlerinin önüne serilmesi gerekiyor.
Bir başka şey daha söyleyeyim...
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Kaç tane geçit yapmış...
YAKUP KEPENEK (Devamla)Dinleyin, değerli arkadaşlar, iyi dinleyin, burayı iyi dinleyin.
Bay Melih Gökçek, sosyal devlet kavramı yerine, tebaa devleti, köleci devlet, bağımlı insan kavramını yerleştirmede çok hızla yol almaktadır. Ne mi yapıyor; şunu yapıyor: Hiçbir ölçüye bağlı olmadan, tamamen tam bir keyfîlikle, objektif, nesnel, açık, kararlara bağlı olmadan insanlara gıda, giyecek, başka şeyler dağıtıyor. Bakın, şunu söyleyeyim; bunu aklınıza iyi yazın: Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, yoksula gidecek bir kuruşun her zaman savunucusu oluruz, onun peşindeyiz, bunu alkışlarız. Bunu alkışlarız. Gökçek'in yaptığı bu değil. Verin; ama, böyle değil; bana oy verirseniz veririm gibi değil. İşportacı tezgahlarının sahiplerine 300 000 000-500 000 000 ceza verip onu yoksula dağıtmaya bakmayın. Siz, daha doğrusu Bay Gökçek, yalnızca kapıkulu arıyor, yalnızca kendisine oy verecek kimselere bu dağıtımı yapıyor. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Dinleyin, burada hak kavramı yok oluyor, vatandaşın sosyal hak kavramı yok oluyor; onun yerine, muhtaç olan, dilenci olan, bağımlı olan, onursuzlaştırılan, yoksullaştırılan yurttaş bırakılıyor. Bu, yanlıştır. Fakire iyilik yapmanın yolu şudur, öğrenin: Bir, önce fakirliğin objektif, nesnel, açık kurallarını koyalım. İki -daha da önemlisi- ta Çinlilerin dediği gibi, fakire balık dağıtmak yerine, balık nasıl tutuluru öğretmek daha önemlidir. Yoksula iş verin, iş alanı yaratın...
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)İş alanı yaratılıyor.
YAKUP KEPENEK (Devamla)Laf atmayı bırakın! İş alanı yaratın. Şimdi, bu konudaki çabalarınızı sonuna kadar destekleriz; ama, burada yapılan o değil. Burada yapılan, hak kavramının yerini dilencilik kavramının almış olmasıdır; rahatsız edici olan da budur; yani, yurttaş muhtaç olacak, eğilecek büzülecek "oy veririm" diyecek, yalvaracak ve bir parça bir şey alacak. Bu, hak kavramıyla bağdaşmaz, sosyal devlet anlayışına uygun düşmez. Bu, modern köleliktir. Bu modern köleliğe, hak kavramı tanıkları, sahipleri, mutlaka karşı çıkmalıdır. Bu modern köleliği, Ankara'nın göbeğindeki bu çağdaş köleliği elbirliğiyle reddetmek durumundayız.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Ankara çok güzel oldu bu arada...
YAKUP KEPENEK (Devamla)Devam ediyorum...
Üçüncüsü, hayalî kentlerden, parklardan, şovlardan söz ettiniz.
Değerli arkadaşlar, doğru da, bugün Değerli Gazeteci Emin Çölaşan'ın yazdığı gibi, maaşı verilmeyen onca belediye var; parasını alamayan, yol bulamayan, su bulamayan onca küçük kent ve belediye var. Bu, keyfîlik, bu lale devri!.. Bu Hazineden 2 500 000 000 dolar Hazine kefaletiyle para alıp har vurup harman savurmaya, 1'e mal edilecek olan işi 10'a mal etmeye kimin hakkı var?! Bu, büyük yanlıştır.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Kim diyor bunu?!
YAKUP KEPENEK (Devamla)Şimdi soruşturalım... Eğer, kim diyoru soruyorsanız, soruşturalım, oy verin, soruşturalım ve bunlar açıklansın. Dürüst olun...
MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Dürüstüz biz; dürüstlüğümüzden şüpheniz mi var?!
YAKUP KEPENEK (Devamla)O zaman açığa çıkaracağız; gayet iyi, çok iyi olacak. Dolayısıyla, bu savurganlığın, bu har vurup harman savurmanın objektif altına alınması, açıklık kazanması, netleşmesi gerekiyor. Bütün bu nedenlerle, soruşturmanın açılması, sizin de merak ettiğiniz "ne var" dediğiniz bu soruların yanıtlanması için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Kepenek.
YAKUP KEPENEK (Devamla)Çünkü, siz, Melih Gökçek modelini, yani, vatandaşı köleleştirip oy alma modelini, Melih Gökçek'in uygulamasını, öyle anlaşılıyor ki, kömür dağıtarak ve başka yollarla, bütün Türkiye'ye yaygınlaştırmak istiyorsunuz.
Şimdi, hak eden alsın ve vatandaşa hakkı olduğunu gösterelim, elbirliğiyle gösterelim. Vatandaş, yurttaş, hak sahibi olarak alsın, birilerine muhtaç, birilerinin kölesi olarak değil. Bunu istiyoruz.
MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Martta göreceğiz.
YAKUP KEPENEK (Devamla)Göreceğiz tabiî.
Eğer açık olursak, eğer objektif olursak, eğer soruşturmayı açar ve bunları, burada, santim santim, milim milim tartışırsak, görüşürsek, o zaman, Türkiye'nin de, başkent oluşunun 80 inci yılını kutlayan bu Ankara'nın da geleceği çok daha aydınlık olur.
Bu duygularla, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
8 konuşma daha · 7 Ekim 2003