İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 3. BİRLEŞİM · SALI

Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)

Ali Dinçer

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 3. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Ekim 2003 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Dinçer (CHP), 7 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDASIYLA İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI (9/1)); konuşma 1.112 kelime.

Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2003-10-07-gorevini-kotuye-kullandigi-iddasiyla-icisleri-bakani-abdulkadir-aksu-h (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ DİNÇER (Bursa)Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun Sayın Dinçer. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; ben, konuyu değişik bir açıdan size aktarmak istiyorum.

Hepimiz Ankara'da yaşıyoruz, Başkentte yaşıyoruz ve Başkentin de bir Büyükşehir Belediyesi var, alt belediyeleri var. Zaman zaman şehrin çeşitli semtlerine gidiyoruz, yolculuk yapıyoruz. Bakarsanız, minibüslerin arkasında bol bol renkli afişler, otobüslerin içinde afişler görürsünüz. Hepsinde bir kişi size gülümsüyor: Büyükşehir Belediye Başkanı. Bu afişlerde çeşitli belediye çalışmaları aktarılıyor. Koca koca bez afişler, pankartlar görüyorsunuz. Bizim vergilerimizle, kısıtlı belediye olanaklarıyla kişilerin reklamı bol bol yapılıyor. Bu, en fazla Ankara'da yapıldığı için söylüyorum, başka yerlerde de benzer yanlışları yapıyoruz; trilyonlarca lira parayı boşu boşuna harcıyoruz.

Düşünebiliyor musunuz, bir televizyon reklamında, belediye başkanıyla birlikte bir toplutaşım (Ankaray, tramvay, metro) sisteminin reklamını görüyorsünüz. O toplutaşım aracı zaten kullanılacak, reklamla ona müşteri bulmanın anlamı yok, zaten ihtiyaç, yapılmış, kullanılıyor; ama, israf, burada olağanüstü boyutlarda. Sadece bu kalemlerde, eşe dosta trilyonlarca liralık kaynak aktarılıyor; verimli alanlarda, halka yararlı alanlarda kullanılacak para heba ediliyor.

Size bir başka örnek vereyim. Özellikle, teknik eleman olanlar anlarlar. Şurada, Balgat'tan Konya Yoluyla Gölbaşı'na doğru gidelim. İki yıla yakın bir zamandır, orada 11 kilometrelik bir yol yapılma durumu oldu. O, yılların çift yoludur, çevre yoludur. İhtiyacı karşılıyordu, genişletilmesi gerekebilirdi, bir iki line daha olabilirdi; ama, onunla kalınmadı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Ormanının olduğu bölgede, zemin sert olduğu halde, kaya tıraşlanarak yıllardır idare edildiği halde, oraya 4-5 metre yüksekliğinde kilometrelerce derzli taş duvar yapıldı; yola yapılan masraftan çok daha büyük masraf, trilyonlarca liralık masraf. Haydi, düzenli olsun diyorsunuz, 1-2 metre beton perde duvar atarsınız, yeşillendirerek orayı düzenlersiniz ve trilyonlarca lira fazla para, kaynak gitmez. Bu, israfın dik alası.

Bir başka olay; medyaya musallat olan promosyonculuk bizim belediyelere de musallat oldu. Eskiden, seçim öncesi kap kacak dağıtılırdı, şimdi, devamlı artık, kap kacak, top, oyuncak, yiyecek, giyecek; akla ne gelirse. Yine, medya organları, adamlarıyla birlikte dünyayı dolaşıyorlar, çeşitli yerlerde stok fazlası ucuz malları alarak, medya organları kanalıyla dağıtıyorlar; bu da yanlış; ama, yapıyorlar. Belediyelerdeki tam tersine; bu malların kalitesi belli olmadan çeşitli yandaşlardan alındığı ve halka gelişigüzel dağıtıldığı, bazı dağıtım manzaralarının içler acısı olduğu, insanların kişiliğini ezecek şekilde olduğu biliniyor. Halbuki, bir yardımı yaparken -atasözü vardır- yardım, yardım alanı mağdur etmemeli, kişiliğini ezmemeli, onu kapıkulu haline getirmemeli. Bu promosyonculuk da bu halde.

Bir başka olay, müthiş bir israf hepimizin gözünün önünde oluyor. Ankara nâzım imar planı 1978'de kararlaştırıldı. Buna göre, Ankara, batı koridorunda ve doğu koridorunda gelişecek. Batı koridorunda, İstanbul yolunun üst tarafı, tepelik yerler, üçüncü, dördüncü derecede tarım arazisi, Kurtboğazı Barajına doğru yüzbinlerce konut yapılabilecek alan, yerleşim alanı. Burada bir avantaj var; su, Ankara'ya, artık, yarıdan fazlasıyla Gerede, Çamlıdere ve Kızılcahamam yöresi barajlarından geliyor, hepsi Kurtboğazı Barajında toplanıyor. Kurtboğazı Barajında toplanan su, buradaki yerleşim alanlarına doğal cazibeyle gelir, fazla masrafı olmaz. Aynı şekilde, buradaki yerleşim alanları, yine doğal cazibeyle, fazla büyük altyapı yatırımı yapmadan, kanalizasyonlarını Ankara Çayı vadisine getirirler, Etimesgut, Sincan, Yenikent'in ötesine doğru ve altyapı masrafı ucuz olur.

Doğukent de aynı şekilde, Elmadağ'a doğru geliştiği zaman benzer avantajlara sahip; ama, ne yapıldı; yoğunluk Eskişehir yolu üzerine verildi. Dediğim gibi, buraya su Kurtboğazı Barajından gelirken, İstanbul yolunun altından geçecek, Ankara Çayı vadisinden geçecek -yumuşak zemin- çayın altından geçecek, Sincan Etimesgut Derelerinin altından geçecek, öyle varacak, pompajla. Kanalizasyon da aynı şekilde. Olağanüstü derecede çok fazla altyapı maliyeti getiren, trilyonlar, hatta katrilyonlarca lira, ülkeye zarar veren bir yaklaşım, nâzım plana aykırı; hâlâ, en uygun yerlerde, nâzım planın gösterdiği yerlerde yerleşim yerleri, işyerleri, sanayi bölgeleri teşvik edileceğine, bu yere ağırlık veriliyor; bu da büyük israf getiriyor.

Değerli arkadaşlarım, bir başka olay, yapılan işin kötüsü olmaz derler; ama, bazı iş, bazen, yapıldığında çok büyük kaynakları götürür ve işe yaramaz, çok uzun seneler sonra getirisi vardır.

Ankara'nın etrafında bir çevre yolu var, belediyenin de dahli var, zamanında yapıldı, 1 250 000 000 dolar para harcandı. Zaman zaman hepimiz o yolu kullanıyoruz ve havaalanına gidiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Dinçer.

ALİ DİNÇER (Devamla) -Bastırıyor arkadaşlar, araba kullananlar "helal olsun bunu yapana; bak, nasıl 120, 150 bastırıp gidiyoruz" diyorlar. Peki kardeşim, 1 250 000 000 dolar yatırılarak çok pahalıya çıkmış olan bu yolu kaç araba kullanıyor; o yolu kullanma standardının yüzde 1'i kadar dahi araba kullanmıyor. Biz, şimdi, dışpara ihtiyacımızı karşılayabilmek için, dışpolitikamızı bile satılığa çıkarıyoruz. 1 250 000 000 dolar... Kim bilir ne kadar zaman geçecek o yolun normal kapasitesine ulaşabilmesi için. Burada da büyük israf var.

Bir başka büyük israf -İsmail arkadaşımız da ortaya koydu- kavşaklara köprülü geçiş yapmak. Şimdi, basit bir mantıkla düşünelim; bir su şebekesi düşünün ki, bir parmaklık, iki parmaklık borulardan oluşuyor. Yollar da öyledir; kimisi çift yoldur, iki parmaklık boruya tekabül eder, kimisi tek yönlü yoldur, tek yoldur, tek parmaklık boruya tekabül eder. Siz, tek parmaklık veya çift parmaklık borulardan oluşan su şebekesinde, ilgili yerlere, kavşaklara, 10 parmaklık, 20 parmaklık musluk koysanız, akan su miktarı değişir mi; musluğun kapasitesi ne kadar yüksek olursa olsun, borunun kapasitesi ne kadarsa o kadar su akar.

Yolların kapasitesi belli; yani, 40, 50, bazen 70, 80, 90, 100 trilyon lira ödeyerek, her kavşağa köprülü geçiş yapmak gelişmiş Avrupa ülkelerinin hangisinde var; hangi ciddî Avrupa şehrinde var; hiç birisinde yok. Bu geçişleri kolaylaştırdığımızı zannediyoruz, büyük masraflar yapıyoruz; ama, bilin ki, kavşak kavşağı doğurur. Her kavşağa köprülü geçiş yapsanız, yine de o yolların kapasitesi ne kadarsa, o kadar trafik akar.

Bu kaynaklar, trilyonlarla, katrilyonlarla ifade edilecek kaynaklar, aslında bir güzergâhta çok sayıda yolcu taşımak için, toplutaşımacılık sistemine kullanılmalıydı, metroya, tramvay sistemlerine kullanılmalıydı, yeni yerleşim alanlarının altyapısına kullanılmalıydı; fakat, çok belirgin bir şekilde, kime verildiği, nasıl ihale edildiği bilinen bir şekilde, kaynaklar burada israf edildi. Diyelim ki, soygun yok, vurgun yok, talan yok; ama, en azından, büyük israf var; kamu kaynağıyla ilgili büyük israf var. Türkiye niye bu duruma geldi; soygundan, vurgundan, talandan, israftan dolayı; rasyonel olmayan, gerçekçi olmayan, planlı olmayan, kaynakları çorak toprakta suyun kaybolduğu gibi kaybeden yatırım anlayışlarından bu hale geldi Türkiye. Bunun tipik örneklerini, burada, Ankara'da yaşıyoruz; her gün yaşıyoruz. İçişleri Bakanı da Ankara'da, Sayın Bakan da yıllardır politika yapıyor, Ankara'da yaşıyor; ama, buna bir dur diyen yok. Bizim kaynaklarımız heba ediliyor. Halkın yararına pek çok iş yapılabilecekken, sorunlar çözülebilecekken, bir şey yapılmıyor. Yani, şimdi, gecekondu bölgelerinde imar ıslah planlarıyla sorun çözmeye çalışıyoruz; ama, zaten orada bir bozuk altyapı var. Niye onları, Batıkent gibi, batı koridorunda, altyapı masrafı en ucuz yerlere aktarmayalım; boşalan gecekondu mahallelerini de, çok rahat bir şekilde, çağdaş kent parçaları gibi yeniden planlamayalım. Böyle yaparsak israf olmaz, çağdaş bir kentleşme olur, bozuk düzen bir kentleşme olmaktan çıkar; ama, bu yapılmıyor; kaynaklar, dediğim gibi, alabildiğine israf ediliyor.

Bu ülkenin kaynakları o kadar bol değil, böylesine israf edilmesine göz yummak da mümkün değil. O nedenle, ben, Meclis soruşturması önergesine olumlu oy vermenizi rica ediyorum; hepinizi saygılarla selamlıyorum, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

8 konuşma daha · 7 Ekim 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook