02.07.2005 tarih ve5387 bankacılık kanunu geri gönderme tezkeresi va raporu (s.s. 997)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 7. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ekim 2005 · 1.577 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 13 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 02.07.2005 TARİH VE5387 BANKACILIK KANUNU GERİ GÖNDERME TEZKERESİ VA RAPORU (S.S. 997)); konuşma 1.577 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “02.07.2005 tarih ve5387 bankacılık kanunu geri gönderme tezkeresi va raporu (s.s. 997)”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-10-13-02-07-2005-tarih-ve5387-bankacilik-kanunu-geri-gonderme-tezkeresi-va-r (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Az önce Yüce Meclise hitap eden Değerli Milletvekilimiz Sayın Ahmet Yeni konuşmasına başlarken, belgeli konuştuğunu ifade etti. Bir parlamenterin, elbette, düşüncelerini, iddialarını belgelendirmesi bizi de mutlu eder. Hele hele, bazı ciddî iddiaların belgelere dayanması ve bunun Parlamento kürsüsünden seslendirilmesi, bizi, ayrıca mutlu eder.
Belki sürpriz olacak; ama, ben de bazı belgeleri burada, sırası geldikçe size sunmaya çalışacağım; ancak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuyla ilgili bir düzenlemeyi görüşürken, Bankalar Yasasını görüşürken, elime gelen bir mektuptan… Gaziantep'ten Sayın Necmi Mutlu, bu yurttaşımız 77 yaşında, eşi de 67 yaşında, İhlas Finansa para yatırmışlar; ama, paralarını alamıyorlar. Yatırma gerekçesini de şöyle yazıyor; aynen, mektubundan okuyorum: "Ulusal kanallar bizi halihazırdaki bankalardan uzaklaştırdı ve korktuk bu bankalara yatırmaya. Bunlar Müslüman geçiniyorlar, Allah'tan korkarlar herhalde düşüncesiyle buraya yatırdık; yani, İhlas Finansa yatırdık."
Biz, bunu bildiğimiz için ve binlerce yurttaşın dramını sona erdirmek için, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu yasa görüşülürken dedik ki, İhlas Finansı, tasfiye sürecini de TMSF'ye verelim; çünkü, yetkisi var, imkânları var, süratle bunu paraya dönüştürme imkânı var; böylece de bu insanlarımızı mağdur etmeyelim. Bizim bu verdiğimiz önergeye, Adalet ve Kalkınma Partisinden arkadaşlarımız da destek verdiler; ama, bu önerge, Genel Kurulda görüşülürken çıkarıldı.
Şimdi, değerli arkadaşlar, sizler İmar Bankasına el koyup tasfiye sürecine aldığınızda, biz itiraz ettik mi; hayır, yapılanlar doğru muydu; evet. İyi de, birileri yaptığı zaman yanlış; ama, birileri yaptığı zaman doğru derseniz, bunun, acaba, vicdanî ölçüsü olabilir mi?! Bunun vicdanî ölçüsü yoktur.
Gaziantep'ten yazan bu 77 yaşındaki adam, kırküç yıl devlete çalıştığını, 23 000 dolar biriktirdiğini ve bu parayla geçindiğini söylüyor. Şimdi, bu kişi, bütün çalışma yaşamı boyunca biriktirdiği 23 000 doların getirisini alamayacak da ne zaman alacak?!
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Öbür dünyada...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Gelelim İmarzedelere...
Belgeli konuşuyoruz. İmarzedelerde bir karar aldınız, dediniz ki, off-shore'a, son bir ayda off-shore'dan tasarruf mevduatına dönüşene vermeyeceğim. Efendim, devlet içborçlanma senedi alana vermeyeceğim dediniz. İtiraz ettik; yani, bu hukuk ilkelerine aykırıdır, kazanılmış hakka aykırıdır dedik; ama, siz, bir yasal düzenleme yaptınız, vermeyeceğiz dedik; Danıştay iptal etti, Anayasa Mahkemesi iptal etti, yanlıştır bu düzenlemeler dedi. Bakın, aradan ne kadar süre geçmiş, bu insanlar Ramazan ayında perişan; her gün bize onlarca telefon geliyor, eminim ki sizlere de geliyor; peki, bu insanların paraları niye ödenmiyor?! Şimdi, Sayın Bakan açıklama yaptı Sayın Haluk Koç arkadaşımızın sorusu üzerine, bir Bakanlar Kurulu kararının hazırlandığını söyledi; bununla mutlu olduk.
Şimdi, Sayın Bakan, acaba off-shorezedeler için de böyle bir düzenleme yapılıyor mu yapılmıyor mu; bu soruya da yanıt verirse mutlu olurum.
Değerli arkadaşlar, bu konuda Sayın Haluk Koç arkadaşımızın ayrıca bir yasa teklifi var; eğer, bu teklif de gündeme alınırsa süratle gerçekleşebilir.
Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin iddialı olduğu konulardan birisi de şuydu: "Biz bürokrasiyi azaltacağız, bürokrasiyi kaldıracağız, bürokrasi etkin ve verimli olacak" denilmişti; güzel. Şu sorunun yanıtını, doğrusunu isterseniz, ben şu ana kadar almış değilim: Niçin, ayrı bir Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kuruyoruz; böyle bir başkanlığı kurmaya ne gerekçe var, hangi gerekçeyle kuruyoruz?! Eskiden Merkez Bankasının içindeydi, sonra BDDK'nın içinde. Ee, bundan sonra, bankalar da artık tasfiye sürecine girmeyecek, bankalar disipline ediliyor, daha sağlıklı denetleniyor; o zaman, ayrı bir bürokratik mekanizmayı niye kuruyoruz?!
Değerli arkadaşlar, bunu da anlamak mümkün değil. Haydi kurdunuz diyelim, bankaları tasfiye edeceksiniz; bu yasaya bizim itirazımıza rağmen bir şey koydunuz; bankalar, arzu edilirse TMSF bünyesine alınabilir; yani, bunun Türkçe tercümesi şu: TMSF bünyesine alınanın yükü yetmiş milyon insanın sırtına yüklenebilir demektir. Biz buna karşı çıktık; yapmayın, İmar Bankasında olduğu gibi tasfiye yapın, niye birilerini biz korumak zorunda mıyız, birilerinin yükünü bu halkın sırtına vurmak zorunda mıyız?! "Hayır, bu böyle olacak" dediniz. Niçin?.. Çünkü, IMF böyle istiyor… Yurt dışında özel bankalara kredi açanlar, eğer bu özel bankalar batarsa, o yurt dışındaki kreditörlerin haklarını bu ülkenin yurttaşlarının sırtına yıkmak için. Bunun, adaletle, vicdanla ne ilgisi var arkadaşlar?! Ama, yaptınız...
Bakın, bir şey daha yaptınız. Bu ülkede ticarî mevduat sahipleri 5 kuruş Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna para ödemezler; çünkü, adı üstünde, ticarî mevduat, tasarruf mevduatı değil; ama, burada, yasa görüşülürken, değerli arkadaşlarım, sizler, bir grup ticarî mevduatı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamına aldınız. Bunun vicdanla ne ilgisi var arkadaşlar?! Dünyada, hayatı boyunca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna 5 kuruş para yatırmayan o tüccarlar kimlerdir; acaba, onu sordunuz mu? Bu millet, acaba, onların zararını ödemek zorunda mıdır? Kimdir bu insanlar? Bu insanların Adalet ve Kalkınma Partisiyle olan ilişkileri nedir; bunu sordunuz mu? Sormadınız…
AHMET YENİ (Samsun)Belgelendirmeniz lazım onu söyleyince…
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Belgeleme değil, bunun kanunu çıktı; Sayın Yeni, kanun çıktı. Daha…
AHMET YENİ (Samsun)AK Partiyle ilgisini belgelendirmeniz lazım.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)AK Partisiyle ilgisi, bakın, şöyle diyeyim size…
AHMET YENİ (Samsun)Bunu belgelendirmeniz lazım.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Tabiî efendim, çok güzel. Siz, bana, o ticarî mevduat kapsamına aldığınız, ticarî mevduattan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamına aldığınız kişileri açıklayın, ben belgeleyeceğim. Bunu açıklamaya yüreğiniz varsa, samimî söylüyorum, bu kürsüye çıkıp, size teşekkür edeceğim, sizin yürekliliğiniz için de sizi kutlayacağım; ama, bunu yapamazsınız, ben bunu çok iyi biliyorum, bunu yapamazsınız. Veya bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar, ben açıklayacağım; siz, bir yasa çıkarın, bu açıklamadan ötürü benim sorumlu tutulamayacağıma ilişkin, çıkarın, ben, bunu açıklayacağım.
AHMET YENİ (Samsun)Tabiî, tabiî!..
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bir başka şeye geleyim değerli arkadaşlar, bir başka önemli konu daha. İhlas Finansın hortumcu olduğunu, Sayın Yeni'nin teşekkür ettiği TMSF Başkanı Plan ve Bütçe Komisyonunda açıkladı. "Evet, İhlas Finans hortumculuk yapmıştır" dedi. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan değerli arkadaşımız dedi ki: "Biz, hortumcularla mücadele ediyoruz, çıkarcılarla mücadele ediyoruz."
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Damardan giriyorlar!..
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Burada ödüllendiriyorsunuz değerli milletvekilleri, mücadele etseniz sizi alkışlayacağız. Niye mücadele etmiyorsunuz diye bizim sitemimiz.
Bakın, bir şey daha söyleyeyim size: Diyelim ki, bir avukat arkadaş, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aleyhine dava açtı; açabilir ya, her hukukçu açabilir, birisinin hakkını korumak için açabilir; ama, siz, bu avukatı, o dava devam ederken TMSF bünyesine memur olarak alamazsınız. Bir kişi, hem davacı hem davalı olamaz. Eğer siz istiyorsanız…
AHMET YENİ (Samsun)TMSF'ye girince ayrıldı…
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hayır efendim, İstanbul Barosuna gidin, üye…
AHMET YENİ (Samsun)Hayır, TMSF'ye geçerken ayrıldı…
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Tabiî, biz bunun kıyametini kopardık, ayrıldı tabiî. İstanbul Barosuna bakın, bunun belgeleri var elimizde. Siz isterseniz Sayın Yeni, biz o belgeleri de size veririz, hiç endişe etmeyin…
AHMET YENİ (Samsun)Bizde de var belge…
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Biz, ne söylüyorsak… Siz nasıl belgeli olduğunu söylüyorsanız, kusura bakmayın, hasbelkader, biz de biraz belgeli konuşmaya çalışıyoruz.
Bir şey daha söyleyeyim bakın değerli arkadaşlarım: TMSF'nin elindeki yetki hiçbir kuruluşta yoktur devlette. Alacağı tahsil etmek için, Parlamento, ona çok güçlü yetkiler vermiştir, oybirliğiyle verdik bu yetkileri biz, alacağını alsın diye. Şimdi, böyle bir yetki verilen kuruluş diyor ki; ben şu grup alacağımı alamıyorum. Ee?.. Bunu satacağım, birisi kalksın, o alsın… Peki, değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir kurumuna vermediğimiz tahsilat yetkisini alan bir kuruluş bunu niye satıyor? Hadi sattı diyelim -olur ya, satabilir, yasa çıktı sattı diyelim- alan kuruluş varlık yönetim şirketi kuracakmış da, TMSF de ona ortak olacakmış!.. Yahu arkadaşlar, yani, insaf denen bir şey var. Parayı tahsil ediyorsanız adam gibi tahsil edersiniz. Tahsil etmeyip de, ben birilerini koruyacağım diyorsanız, bu kadar dolambaçlı yola hiç gerek yok. Tıpkı, ticarî mevduatı nasıl TMSF kapsamına aldıysanız, getirirsiniz bir yasa, biz bunu siliyoruz dersiniz, biter. Yanlış yapıyorsunuz. Israrla söylüyoruz, yanlış yapıyorsunuz; ama,ısrar ediyorsunuz yanlış yapmakta.
Bir başka şey: TMSF, Giresun'da bir araziyi bünyesine alıyor, sonra bu araziyi satıyor. Kaça satıyor; 440 milyar liraya; ihaleyle satıyor, birisi alıyor. Alınan bu arazi, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, Karadeniz otoyolu nedeniyle istimlak ediliyor. Biçilen değer ne; 640 milyar lira. Devlete kaç liraya mal oluyor biliyor musunuz arkadaşlar; 2 trilyon 249 milyar liraya. Şimdi, ben merak ettim, olur ya…
AHMET YENİ (Samsun)O para nereye gitmiş?!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Mahkeme, bilirkişi gitmiştir, bir şekliyle çok yüksek bir bedel tespit etmiş olabilir ve bu para şu anda TMSF'nin kasasında…
AHMET YENİ (Samsun)Hah.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Güzel; ama, bakın Sayın Yeni, asıl olay ondan sonra başlıyor, asıl ondan sonra başlıyor. Diyelim ki, bu parayı TMSF aldı, hukuk filan hikaye dedi, siz de bir yasa tasarısı getirdiniz, yasayı çıkardık, bu para TMSF'nin oldu. TMSF, aldığı 2 trilyon 249 milyarın karşılığında el koyduğu şirketin alacağını silecek. Kimin parasıyla; devletin parasıyla onun alacağını silecek. Peki değerli arkadaşlar, buna sizin vicdanınız elverir mi?! Bizim vicdanımız elvermiyor. Ben eminim, sizler de isyan ediyorsunuz, böyle bir şey olamaz. Bu hukuksa yanlış, adaletse yanlış. Karayollarının parası başka bir ülkenin parası değil ki arkadaşlar, bu ülkenin parası. O zaman bunun kavgasını vermek zorundayız.
Bakın, bu konuda süratli bir şekilde yasal düzenleme getiriyorsanız, biz o yasal düzenlemeyi destekleriz. Karayolları Genel Müdürümüz "burada bir çıkar grubu oluşmuştur" diyor; çıkar grubu…
Bakın, ben şunu da araştırdım, belki TMSF'nin haberi olmayabilir dedim, sordum: Buranın kamulaştırma kararı ne zaman alınmış?.. Size sürpriz gelecek arkadaşlar, kamulaştırma kararı 19.4.2002'de Karayolları Genel Müdürlüğünce alınmış, 19.4.2002. Yani, buranın Karayollarınca kamulaştırılacağı önceden biliniyor. Ne zaman ihale yapılıyor; 17.6.2004'te. Peki, kamulaştırılacağı bilinen bir yeri; Karayolları Genel Müdürlüğü alacak, buraya yol yapacak, yolun alanı içinde, TMSF burayı niye ihaleye çıkarıyor? Versin Karayolları Genel Müdürlüğüne ücretsiz. Kim itiraz edebilir buna; hiç kimse itiraz etmez. Karayolları, en fazla 640 milyar değer biçecekti, olacaktı, o kadar borcu olan kişinin 640 milyarı silinecekti, mesele de çözülecekti; ama, bakın, o da olmadı.
Değerli arkadaşlar, yasama yetkisinin Parlamentoda olduğunu biliyoruz. Yasama yetkisini kullanırken, kamu kaynaklarının korunmasına da hepimizin titremesi gerektiğine inanıyoruz. Ben eminim, bu Parlamentodaki 550 arkadaşımız da, kamu kaynaklarının birilerinin cebine gitmemesi için düzenli, özenli, nitelikli çalışmak zorundadır, çaba göstermek zorundadır. Söylediğim bütün bilgiler, zamanın…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 13 Ekim 2005