Tarım ve hayvancılığın sorunları hk.
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 7. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ekim 2005 · 1.582 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 13 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARI HK.); konuşma 1.582 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Tarım ve hayvancılığın sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2005-10-13-tarim-ve-hayvanciligin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'nün gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.
Değerli arkadaşlarım, tarım sektörü, tabiî, ülkemiz açısından son derece önemli bir sektör. Büyük bir kitleyi ilgilendiriyor. Nüfusumuzun yüzde 35'ini istihdam açısından, yüzde 100'ünü de birer tarım tüketicisi olması hasebiyle, herkesin, bütün vatandaşlarımızın, yüzde 100'ü de doğrudan tarımla ilgisi olması hasebiyle, tarım en çok konuşulan, en çok tartışılan bir sektör olma özelliğini koruyor.
Tabiî, bu kadar cesim, bu kadar büyük bir sektörün sorunlarının olmaması mümkün değildir. Bu sorunlar da yılların birikimiyle ortaya çıkmış, yılların birikimiyle oluşmuş, yığılmış, devasa sorunlar. Ölçek, kaynak, altyapı, ürün kalitesi, örgütlenme, pazarlama gibi temel konuların hepsinde sektörün sorunları var ve bu sorunlar, tabiî, kısmen çözülmekle birlikte hâlâ varlığını sürdürüyor.
Tabiî, geçmiş dönemlerde buna ait temel yaklaşımlar, temel adımlar atılmadığı için, bugün, bizim, AK Parti İktidarı olarak, ikibuçuk yılda katettiğimiz mesafe geçmişe göre önemli ve yüksek olmakla birlikte, ancak belirli bir noktaya kadar getirilebilmiştir ve bizim adımlarımızla, bizim yaptığımız kalıcı reformlarla, örneğin hiç oluşturulmamış, bugüne kadar hiç el atılmamış mevzuatları çıkarmak, kanunları çıkarmakla bu sorunların çözümünün hızı daha da artacak ve inanıyoruz ki, çok kısa vadede olmasa bile, orta vadede, bu sorunların çok büyük bir kısmı çözülmüş olacaktır.
Değerli arkadaşlar, tabiî, dünyada da tarımla ilgili önemli gelişmeler olmakta; hem Dünya Ticaret Örgütü hem Avrupa Birliğiyle olan ilişkiler, tarım sektörümüzün akılcı ve köklü bir değişime tabi tutulmasını mecburiyet haline getirmektedir. Müzakerelere başlamış aday bir ülke olarak Türkiye, Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikasına uyum sağlamak ve dahası, tarım sektörünün Avrupa Birliği içinde ayakta kalmasını mümkün kılacak tedbirleri uygulamaya aktarmak gerçeğiyle karşı karşıyadır.
Özet olarak, küresel bir dünya düzeninde, uluslararası kurallara ve bunların etkilerine açık bulunan sektörün, ciddî düşünce ve politikalarla ele alınması zorunluluk haline gelmiştir.
Bu nedenle, ben, sektörün yeniden canlandırılması bağlamında Bakanlığımızca yapılan birtakım çalışmaları sizlere arz etmek istiyorum.
59 uncu cumhuriyet hükümetinin programlarında tarım öncelikli bir sektör olarak ele alınmış, bu sektörün ayağa kalkması ve istikrarlı bir gelişme göstermesi için yoğun bir çalışma başlatılmıştır. Bu çerçevede, öncelikle, her gün gazetelere konu olan çiftçilerimizin hapis kuyruğunda bulunduğu, haciz kıskacında bulunduğu haberleriyle ortalığın allak bullak hale geldiği dönemde, biriken çiftçi borçları, gecelik yüzde 7 500 oranındaki faizlerin, temerrüt faizlerinin kıskacında boğulmuş çiftçilerimizin katrilyonlarca borçla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde işbaşına gelen AK Parti Hükümeti, öncelikle bu meseleye el atmış ve ödenemeyen, 2,7 katrilyon tutarındaki çiftçi borçlarını yeniden yapılandırmıştır. Bunun 1,5 katrilyonunu tamamen silmiş, geri kalan 1,2 katrilyon Türk Liralık borcunu ise uygulanabilecek, ödenebilecek bir yapıya kavuşturmuştur. Şimdi, bu, öncelikle, Türk çiftçisine yapılmış, AK Parti iktidarı tarafından, AK Parti iktidarı döneminde yapılmış en önemli, en büyük hizmet adımlarından bir tanesini oluşturmuştur.
Şimdi, meseleleri değerlendirirken, nereden alıp nereye götürdüğümüz önemli; bunun kıstasını vermek lazım. Rakamlar, nispet yapılarak, oransal olarak ortaya konulduğunda bir anlam taşır. Nereden aldığımızı eğer bilmezsek, tarımda hangi noktadan devraldığımızı bilmez, bunu iyi değerlendiremezsek bugün nerede olduğumuzu da doğru bir şekilde anlamlandırmak ve tanımlamak mümkün olmayacaktır.
Bir başka, bizim, acil olarak çiftçilerimiz için, iktidarımız döneminde yapılan icraat şudur değerli arkadaşlar: Düşük faizli kredi desteği verilmiştir. Bu uygulama kapsamında, üreticilerimize, piyasada uygulanan cari faiz oranlarından yüzde 25 ilâ yüzde 60'ı arasında indirimli kredi imkânı sunulmuştur. Diğer bir ifadeyle, çiftçilerimize verilen sübvansiyonlu kredi faiz oranları, kredi konularına göre yüzde 8 ilâ 15 aralığına çekilmiştir. Bunun yanında, 2005 yılında işletme kredileri vadesi 12 aydan 18 aya, yatırım kredileri vadesi ise 3 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır. Uygulamayla birlikte 2002 yılı sonunda Ziraat Bankası tarafından üreticiye verilen krediler 227 trilyon lirayken, iktidarımız döneminde 2004 yılında 6 kat artırılarak 1,3 katrilyon Türk Lirasına çıkarılmıştır.
2005 yılı eylül ayı itibariyle 589 000 üreticimize yaklaşık 2,5 katrilyon Türk Lirası kredi kullandırılmıştır. Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, AK Parti Hükümetini, AK Parti Hükümetinin icraatını yorumlarken, değerlendirirken insaf ölçüsünde konuşmak daha doğru olur diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, dünyada petrol fiyatlarının yükseliş trendi hepinizin malumlarıdır. AK Parti Hükümeti işbaşına geldiği 2002 Kasımında dünyada hampetrolün varili 22 dolardı. Bugün, bir hafta on gün öncesinde 70 dolara vurmuştu; bir haftadır birkaç dolar düştü; ama, iktidara gelişimizden bu yana 3 katın üzerinde dünya petrol fiyatlarında artış meydana geldi. Biz, tabiî ki, bu artışın tamamını çiftçilerimize yansıtmadık. 1 298 000 lira civarındaki 2002 Kasım ayındaki mazot fiyatı bugün 2 080 000 civarına gelmiştir ve bu artış dünya petrol fiyatlarındaki artışın üçte 1'i oranındaki bir artıştır. Bununla birlikte, biz, yine de bunun yüksek bir artış olduğunu, enflasyonun çok üzerinde bir artış olduğunu biliyoruz; bunu kabul ediyoruz ve bunu telafi etmek bakımından da, gerek 2003 yılında, 2004 yılında gerekse 2005 yılında, biz, üreticilerimize bu artışın hiç değilse önemli bir miktarını ödedik. En son, geçtiğimiz ay, eylül ayının ilk yarısında, Türkiye'nin gelişmişlik endeksine göre, ilk 450 ilçesine 300 trilyonun üzerinde bir mazot desteği sağladık, ödedik. Kalan ilçelerimizin tamamına da 14 Ekim tarihi itibariyle mazot desteği ödemeleri yapılacaktır.
Yanında, yine, gübrede, biz iktidara geldiğimiz dönemde, üre gübresinin hammaddesini teşkil eden amonyağın tonu dünyada 150 dolar idi. 2003 yılında 150 dolarlık amonyak 300 dolara çıktı ton başına. Bunun, tabiî, meydana getirdiği üre bazlı gübrelerde bir artış meydana geldi. Bu üre bazlı gübrelerdeki artışın da, biz, yine, enflasyonun üzerinde olması hasebiyle, hesabını yaptık. Kullanılan 30 çeşit gübrenin 2004 Mart-2005 Mart arasındaki artış oranını hesaba katarak, bunu hesaplatarak, bununla ilgili olarak, yine, geçtiğimiz eylül ayında ve bu ekim ayının ilk onbeşinde ödenmek üzere 273 trilyon lira, biz, gübre parası ödedik değerli arkadaşlarım.
Şimdi, bunlar -çiftçilerimize- bizim dışımızda, dünya piyasalarındaki artıştan kaynaklanan ve bizim de Hükümet olarak ayrıca sübvanse ettiğimiz girdilerdir. Şunu da söyleyelim: Bunlar, girdi destekleri, dünyada gerek Dünya Ticaret Örgütünün gerekse Avrupa Birliğinin kuralları doğrultusunda kırmızı kutuda yer alan desteklerdir değerli arkadaşlar, kırmızı kutuda yer alan desteklerdir girdi destekleri; ama, dünyadaki artışlar göz önünde bulundurularak, biz, buna rağmen, kırmızı kutuda olmasına rağmen, çiftçilerimizin daha iyi şartlarda üretim yapmasını teminen bunları ödedik; bundan sonra da lüzumu halinde ödemeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, yine, iktidarımız döneminde tarımsal girdilerde Katma Değer Vergisi indirimine gidilmiştir. Sertifikalı tohum ve fidan, karma yem üretim girdileri ile sunî tohumlama için dondurulmuş hayvan spermalarında ve hizmetlerinde uygulanmakta olan KDV oranları düşürülmüştür. KDV indiriminden dolayı ortaya çıkan gelir kaybı, üretici açısından bakıldığında, 2005 yılı cari fiyatlarıyla yaklaşık 44 trilyon Türk Lirası destek anlamına gelmektedir.
Elektrik borçlarına, çiftçimizin kullandığı elektrik borçlarına ödeme kolaylığı sağlanmıştır. 1995 yılından bu yana anapara ve faizleriyle birlikte günümüze taşınan toplam 666 trilyon TL'lik enerji borçlarına da ödeme kolaylığı getirilmiştir. Borçlar, ek bir faiz uygulaması yapılmaksızın tarımsal TEFE'ye göre yeniden yapılandırılmış ve otuzaltı ay taksitlendirilmiştir. Ayrıca, sulama enerjisi borçlarını zamanında ödeyen çiftçiler için de enerji fiyatlarında yüzde 15'lik bir indirim sağlanmış, kilovat başına 17 000 TL destekleme yapılmıştır.
Değerli arkadaşlarımız, Türkiye'de tarım sektörümüzün karşı karşıya bulunduğu temel sorunlarından bir tanesinin örgütlenme sorunu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu alanda bu sorunu çözmek bağlamında, Tarımsal Üretici Birlikleri Yasası, Hükümetimiz, iktidarımız döneminde yayımlanmış ve 84 adet üretici birliğinin kurulması sağlanmıştır. Kooperatiflere, kooperatifçiliğe önemli destek sağlanmış, ortaklar mülkiyetindeki kooperatif projelerinde... Biz, 630 projeye destek sağladık; bunlara 400 000 000 YTL kredi kullandırdık kendi iktidarımız döneminde.
Şimdi, bunun ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmemiz için değerli arkadaşlar, bir başka rakamla bunu mukayese etmemiz lazım. 1990 ile 2002 yıları arasında Türkiye'de -oniki, onüç sene içerisinde- 600 proje desteklenmiştir, 600 kooperatif desteklenmiştir ve bunlara ödenen para 90 000 000 YTL'dir. Ama, ikibuçuk yılda bizim desteklediğimiz kooperatif sayısı 630'dur; yani, bizden önceki iktidarların, bizden önceki hükümetlerin oniki yılda yaptıklarından daha fazlasını biz ikibuçuk yılda yaptık. Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, eğer, tarımı, kooperatifçiliği, üreticiyi desteklemek değilse, ben size soruyorum; bu nedir?
Doğrudan gelir desteği, hayvancılık, prim ödemeleri, mazot ve gübre, telafi edici ödemeler, 2003 ve 2004 yıllarında toplam 5,7 milyar YTL'yle desteklenmiştir. 2005 yılında sağlanan 4,1 milyar YTL'lik destekle birlikte bu rakam 10 milyar YTL'yi bulacaktır.
Değerli arkadaşlar, tabiî, desteklemelerin zamanında ödenmesi de önemli bir konudur. İhtiyaç olunan zamanda bu desteklerin ödenmesi, tıpkı bizim şu anda ekim döneminden önce mazot ve gübre desteği verdiğimiz gibi, yerini ancak bu şekilde bulur. Doğrudan gelir desteği 2005 yılı içerisinde şubat ve mayıs aylarında ödenmiştir. Üreticimizin yılın en çok para sıkıntısı çektiği aylarıdır bu aylar. Doğrudan gelir desteğini biz bu aylarda ödedik. Mazot ve gübre desteğini biz ekimden önce, üretici, çiftçi traktörünü toprağa getirmeden, tarlaya getirmeden önce ödedik. Her yıl eylül ayında ödenmeye başlanan primler bu yıl ilk defa mayıs ayında ödenmeye başlanmıştır.
Değerli arkadaşlar, çevre amaçlı tarım arazilerinin korunması, kırsal kalkınma destekleri, tarımsal sigorta desteği, enerji desteği gibi yeni destekleme araçları da hükümetimiz döneminde uygulamaya konmuştur.
Ayrıca, önemli yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bunların birçoğu cumhuriyet tarihinde ilk defa Hükümetimize, iktidarımıza nasip olmuştur. Nedir bunlar:
Gıda Kanunu.
Bitki Islahçı Hakları Kanunu; bu, bitkilerin patent kanunudur. Türkiye'de her zaman, herkes şundan şikâyet eder: Türkiye'de tohumlar ithal ediliyor, milyonlarca dolar bu iş için yurtdışına para ödeniyor. Türkiye bir tarım ülkesi, neden kendi tohumunu üretemiyor? Ama, hiçbir iktidar bizden önce Bitki Islahçı Hakları Kanununu çıkarmadığı için, Türkiye'de bu sektörün önü açılmıyordu, bu sektör gelişmiyordu. Bu kanunu çıkarmak AK Parti Hükümetine nasip oldu ve bunu biz çıkardık.
Keza, dünyada onbeş senedir önemli bir kavram haline gelen, Organik Tarım ve Organik Tarım Ürünleri Kanununu çıkarmak da AK Parti Hükümetine nasip oldu, onu da biz çıkardık.
Üretici Birlikleri Kanunu.
Tarım Sigortaları Kanunu. Hepimiz, her zaman tabiî afetlerden, bunun açtığı zararlardan bahsediyoruz, bundan şikâyet ediyoruz haklı olarak; ama, Tarım Ürünleri Sigorta Kanununu da yine biz çıkardık.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu. Türkiye'de seksen senedir erozyondan, erozyon tehlikesinden, kaybedilen topraklardan, arazilerin yanlış kullanılmasından, amaçdışı kullanılmasından herkes şikâyet ediyordu; ama, kimse, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu çıkarmıyordu; bunu da biz çıkardık değerli arkadaşlar.
Bunun yanında, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun... Üreticilerimizin örgütlenmesini, üreticilerimizin daha aktif bir şekilde, üretici örgütlerinin çiftçilerle birlikte işbirliği yapmasını, onlara yardımcı olmasını…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 13 Ekim 2005