2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (tümü)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 35. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Aralık 2004 · 6.442 kelime · yaklaşık 32 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Unakıtan (AK Parti), 20 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (TÜMÜ)); konuşma 6.442 kelime.
Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (tümü)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-tumu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve televizyonları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımı saygıyla selamlıyorum.
17 Ekim 2004 günü Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 2003 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarıları, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütün yönleriyle incelenip son şeklini almış ve Yüce Meclisin takdir ve tensiplerine arz edilmiş olup, bugün de Genel Kurul görüşmeleri başlamaktadır.
Bu vesileyle, yaptıkları yorucu çalışmalar ve değerli katkılar için, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkan ve üyeleri ile görevlilerine ve bu sürece katkıda bulunan bütün bakan arkadaşlarıma ve kamu kurum ve kuruluşlarının bütün temsilcilerine teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe kanunlarıyla, devletin bir yıl içerisinde nereye, ne miktarda harcama yapacağına ve bu harcamalar için nereden, kimden, ne miktarda vergi alacağına izin ve yetki verilmektedir.
Bütçe, aynı zamanda, ekonomik ve sosyal politikaların gerçekleştirilmesinde önemli bir araçtır. Dolayısıyla, bütçeler, hükümetlerin icraatlarını ortaya koyan en önemli belgelerdir. Bu nedenle de, Parlamentoda görüşülmeleri özellik arz eder.
Görüşülecek olan 2005 yılı bütçesi, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetlerinin üçüncü bütçesi, 2003 kesinhesabı da görüşülecek olan ilk kesinhesabıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, sizlerin de onayından geçen Hükümet Programımızla, ekonomik istikrarın sağlandığı, rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulduğu, sürdürülebilir bir kalkınma ortamının yakalandığı ve bunun nimetlerinin adil bir şekilde dağıtıldığı, yoksulluğun giderildiği, özgür ve müreffeh insanların barış içinde yaşadığı, çağdaş dünyayla entegre olmuş, demokratik bir Türkiye'yi gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. 2005 yılı bütçesi, bu yoldaki üçüncü adımdır.
Şüphesiz, bütçeler, hazırlandıkları dönemdeki ekonomik ve sosyal şartların, dünya ve ülkenin içinde bulunduğu konjonktürün ve geleceğe ilişkin beklentilerin de izlerini taşırlar.
Bu bakımdan 2005 bütçesine geçmeden önce, sizlere, önce dünya ve sonra ülkemiz ekonomisi hakkında bazı kısa bilgiler vermek istiyorum.
2004 yılındaki önemli gelişmelerden ilki, özellikle petrol başta olmak üzere, enerji fiyatlarında meydana gelen artışlardır. Petroldeki arz-talep dengesizliği, OPEC ülkelerinin üretim kapasitelerinin sınırına yaklaşmış olmaları ve arzı etkileyen kısa dönemli faktörlerin yanı sıra spekülatif amaçlı hareketler sonucunda, petrol fiyatları varil başına 50 doları aşarak nominal bazda rekor seviyelere ulaşmıştır. Kasım ayından itibaren bir süre gerilemeye başlayan, ancak son günlerde 40 doları aşarak tekrar yükselişe geçen petrol fiyatları, dalgalı seyrini sürdürmektedir. Yüksek fiyatların, petrol ithalatçısı ülkelerde büyüme ve enflasyon oranları üzerinde olumsuz etki yaratacağı endişeleri devam etmektedir.
İkinci husus ise, ABD ekonomisinin rekor düzeye ulaşan ve kısa vadede bir iyileşme beklenmeyen bütçe ve cari açıkları ile bunun bir sonucu olarak doların değerindeki düşüşlerdir. Bu kapsamda değinilmesi gereken bir diğer konu da, dolar ile euro arasında devam eden mücadeledir.
Dolardaki değer kaybı sadece ABD ekonomisini değil, başta Avrupa Birliği, Japonya ve Çin olmak üzere diğer ülkelerin ekonomilerini de yakından ilgilendirmekte; temel rezerv para olarak kullanılması nedeniyle de, küresel ekonomi açısından büyük önem arz etmektedir. Dolardaki değer kaybının devam etmesi halinde, rezerv para olma özelliğinin tartışmaya açılacağının işaretleri görülmektedir.
Bu çerçevede, ABD ile ticaretinde 120 milyar doları aşan miktarda fazla veren ve parasının değerini dolara endeksleyerek sabitleyen, bunun değiştirilmesi yönündeki taleplere de pek sıcak bakmayan Çin'in durumu da, dünya ekonomisi bakımından önem taşımaktadır.
Dolarda yaşanan düşüş eğilimi karşısında yatırımcıların alternatif yatırım aracı arayışları altın talebini ve fiyatlarını artırmıştır. 450 doları aşan altının ons fiyatı son onaltı yılın en yüksek seviyesine ulaştıktan sonra, hafif gerileyerek son haftalarda 440 dolar civarında seyretmektedir.
Diğer taraftan, birçok AB ülkesinde işsizlik de önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. İşsizlik oranı, Almanya ve Fransa'da yüzde 9'un, İspanya ve Yunanistan'da ise yüzde 10'un üzerindedir. Euro bölgesinde ortalama işsizlik oranı yüzde 9 civarındadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu yıl dünya ekonomisi ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde büyüme göstermiştir; ancak, ikinci ve üçüncü çeyrekte yavaşlama söz konusudur.
Başta Avrupa, Japonya ve Çin olmak üzere birçok ekonominin büyümesinde önemli bir etkiye sahip olan ABD ekonomisi, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyürken, büyüme hızı ikinci ve üçüncü çeyrekte yavaşlamış ve sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,9 olmuştur.
Euro bölgesinde, ekonomide önceki yıla göre 2004 yılında hafif canlanma söz konusu ise de yeterince güçlü değildir.
Diğer taraftan, Japonya'da ilk çeyrekte dış talep ve yatırım harcamalarının etkisiyle kaydedilen büyüme, ikinci ve üçüncü çeyrekte yavaşlamıştır. 2003 yılında yüzde 9'un üzerinde bir büyüme gösteren Çin ekonomisinin ise 2004 yılında da aynı performansı göstereceği tahmin edilmektedir.
2004 yılında yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyümenin de yüzde 6'larda olacağı hesaplanmaktadır.
2004 yılında dünya ekonomisinin yüzde 5 büyüyeceği tahmin edilmiş ise de, yüksek petrol fiyatları risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede, 2005 yılı için dünya ekonomisinde yavaşlama olabilecek, büyüme hızı öngörülenin altına düşebilecektir.
Hükümet olarak, dünyadaki bütün gelişmeleri ve bunların ekonomimize olası etkilerini yakından izliyoruz. Gereken önlemler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da zamanında alınacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda iktidarımız döneminde çok önemli mesafeler alınmıştır. Avrupa Birliği Komisyonunun 6 Ekim tarihli raporuyla Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirdiği tescil edilmiş ve bildiğiniz gibi 17 Aralıkta da Avrupa Birliği, ülkemizle tam üyelik için 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlama kararı vermiş bulunmaktadır. Böylece, neredeyse yarım yüzyılı bulan AB üyeliği maratonunda önemli bir merhale aşılmış, çok çalışmamız gereken bir dönem başlamıştır.
Bu vesileyle, burada öncelikle, milletimize muasır medeniyete geçme hedefini işaret eden Büyük Atatürk'ü saygı ve rahmetle anıyorum. Ayrıca, Türkiye'nin kırkbeş yıllık rüyasını gerçekleştirme konusunda gecesini gündüzüne katarak örnek bir liderlik ve devlet adamlığı sergileyen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, 59 uncu hükümet üyelerine ve iktidarıyla muhalefetiyle bu Parlamentoya ve katkısı geçen herkese ve özellikle Büyük Türk Milletine teşekkür etmek istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi de, Türkiye'nin ekonomik görünümüne kısaca değinmek istiyorum.
Yıllardır istikrarsızlıktan kurtulamayan ülkemiz nihayet istikrara ve güven ortamına kavuşmuştur. Kararlılıkla uyguladığımız politikalar ve aldığımız önlemler sonucunda, makroekonomik göstergelerde yakın zamanlara kadar ulaşılamaz kabul edilen başarılar elde edilmiştir.
Türkiye ekonomisi 2003 yılında yüzde 5,9 oranında büyümüş, 2004 yılının ilk dokuz ayında ise üçüncü çeyrekteki göreli yavaşlamaya rağmen yüzde 9,7 gibi yüksek bir büyüme hızına ulaşmıştır.
Uzun süre gerileme görülen inşaat sektöründe ilk iki dönemde büyüme gerçekleşmiş, üçüncü dönemde yüzde 0,1 gerileme olmuş; madencilikte ikinci ve üçüncü dönemlerde, malî sektörde ise her üç dönemde de büyüme sağlanmıştır.
2004 yılında, hedeflediğimiz yüzde 5 oranının oldukça üzerinde bir büyüme gerçekleşecektir.
2002 yılında 2 619 dolar seviyesinde olan kişi başına millî gelir ise 2004 yılında 4 000 doların üzerine çıkacaktır.
Bu başarı, başta siyasî istikrar ortamının sağlanması olmak üzere, ekonomide fiyat, döviz kuru ve faize ilişkin belirsizliklerin önemli ölçüde giderilmesi ve güven ortamının tesisiyle mümkün olmuştur. Amacımız, bu güven ve istikrar ortamının devamlı olmasını sağlamaktır.
Büyüme konusunda sağlanan başarı tesadüfî olmayıp, Hükümet olarak uyguladığımız bilinçli ve kararlı politikaların sonucudur. Sağladığımız ekonomik ve siyasî istikrar ve güven ortamı yanında, getirdiğimiz teşviklerle de, ülkemizin dört bir yanında âdeta bir yatırım seferberliği başlamıştır.
Burada dikkat çekici nokta, büyümede özel sektörün öncü rol oynamış olmasıdır. Bu da tesadüf değildir. Zira, Hükümet olarak temel politika tercihimiz, devletin faaliyet alanlarını aslî hizmet alanlarıyla sınırlayarak, ekonomik büyümeyi özel sektörün öncülüğünde gerçekleştirmektir. Bu politikamızın en somut yansıması özel kesim sabit sermaye yatırımlarında kendini göstermektedir. 2003 yılında özel kesim sabit sermaye yatırımları, sabit fiyatlarla yüzde 21,2 artmıştır. 2004 yılında artışın yüzde 40 civarında olmasını bekliyoruz. 2005 yılı için öngördüğümüz reel artış ise, yüzde 8'dir.
Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, genel işsizlik oranı 2002 yılında yüzde 10,3'e çıkmış, 2003 yılında da yaklaşık bu seviyede kalmıştır.
İşsizlik oranı 2004 yılının ilk çeyreğinde yüzde 12,4; ikinci çeyreğinde yüzde 9,3 ve üçüncü çeyreğinde yüzde 9,5 olmuştur.
2004 yılında, özellikle ikinci üç aylık dönemden itibaren, özel kesim yatırımlarındaki artış istihdama da yansımaya başlamıştır. 2004 yılının ikinci ve üçüncü çeyreklerinde istihdam edilenlerin sayısında, geçen yılın aynı dönemlerine kıyasla, sırasıyla 492 000 ve 463 000 artış gerçekleşmiştir.
2004 yılı Katılım Öncesi Ekonomik Programımızda da belirtildiği üzere, özel kesim sabit sermaye yatırımlarındaki artış eğilimi, önümüzdeki üç yıllık dönemde de sürecektir. Bu, istihdamda artış ve daha fazla vatandaşımızın aş ve iş imkânına kavuşturulacağı anlamına gelmektedir.
2005 yılında sadece konsolide bütçeye dahil kuruluşlarda 48 000 kişi işe alınacaktır. Önümüzdeki üç yıllık dönemde 1 650 000 insanımıza iş kapısı açılacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik programımızın kararlılıkla uygulamaya devam edilmesi ve bu çerçevede takip edilen sıkı para ve özellikle maliye politikaları sayesinde, 2002 yılında yüzde 29,7 olan TÜFE'deki artış oranı, 2004 Kasım ayı itibariyle, yıllık bazda, yüzde 9,8 seviyesine kadar gerilemiştir. Böylece, ülkemiz, otuz yıl aradan sonra, bir zamanlar ulaşılması mümkün görülmeyen tek haneli enflasyon rakamlarıyla tekrar tanışmıştır.
Gelinen bu noktayı yeterli görmüyoruz. Hedefimiz, enflasyonu AB ülkelerindeki gibi düşük seviyelere indirmek ve hayatımızın normal bir parçası haline gelen enflasyonlu günlerin bir daha geri gelmemek üzere geçmişte kalmasını sağlamaktır. Bu çerçevede, 2007 yılı sonunda enflasyonun yüzde 4'e inmesi öngörülmektedir.
Enflasyonla mücadelede ve ekonomide elde ettiğimiz başarının bir sonucunu da, 11 gün sonra paramızdaki sıfırları atıp, Yeni Türk Lirasını kullanmaya başlayarak göreceğiz. Paramızdaki bol sıfırların ülkemizin prestijini sarstığını ve günlük hayatımızı zorlaştırdığını hepimiz biliyoruz. Hem psikolojik hem de teknik bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkan ve daha önce de defalarca gündeme gelen paradan sıfır atılmasını da Hükümetimiz gerçekleştirmiş olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında 87 600 000 000 dolar olan dışticaret hacmi 2003 yılında yüzde 33 artışla 116 600 000 000 dolara çıkmıştır, 2004 Ekim ayı sonu itibariyle 128 700 000 000 dolar olarak gerçekleşmiştir.
2004 yılının ocak-ekim dönemi itibariyle, ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30,7 artarak 50 600 000 000 dolar, ithalat ise yüzde 39,9 artışla 78 200 000 000 dolar olmuştur. İthalattaki artışta, sanayi üretimindeki artıştan kaynaklanan yatırım ve aramalı ithalatı artışının önemli etkisi olmuştur.
2004 yılı sonu itibariyle, ihracatın 62 milyar dolara, ithalatın ise 95 500 000 000 dolara ulaşmasını bekliyoruz.
2004 yılının ilk on aylık döneminde 10 700 000 000 dolar cari açık oluşmuştur.
Şu ana kadar olduğu gibi, bundan sonra da, cari dengedeki açığın finansmanında herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Cari açık konusunda, yakın geçmişte yaşanılan sıkıntılardan kaynaklandığı anlaşılan endişeleri yersiz buluyoruz. Zira, siyasî ve ekonomik istikrar ortamı, ekonomik göstergelerde sağlanan iyileşmeler, dalgalı kur rejimi ve yapısal önlemlere ilaveten zamanında ve yerinde almış olduğumuz tedbirler sayesinde, cari açık bir sorun olmaktan çıkmıştır.
2003 yılı ocak-ekim döneminde 1 300 000 000 dolar olan yabancı doğrudan yatırım girişi, 2004 yılının aynı döneminde 2 400 000 000 dolara yükselmiştir.
Ekonomik ve siyasî istikrarla sağlanan güven ortamının bir sonucu olan bu trendin, AB'yle tam üyelik görüşmelerine başlanmasının kesinleşmesiyle hızlanarak devam etmesini bekliyoruz. Nitekim, uluslararası kuruluşların yaptıkları analizler de bu beklentimizi desteklemektedir. Yabancı sermaye girişindeki canlanma, yeni yatırımları, yeni üretimleri, dolayısıyla yeni istihdam imkânlarını beraberinde getirecektir.
2003 yılı sonunda 194,4 katrilyon lira olan içborç stoku, 2004 yılı ekim ayı itibariyle 225,6 katrilyon liradır.
İç borçlanmada faiz oranları, iktidara geldiğimizden bu yana düşmeye devam etmekte, ortalama borçlanma vadesi ise uzamaktadır. Önümüzdeki dönemde, borç faiz oranları ve vade yapısı konusundaki iyileşme seyri devam edecektir.
Faiz oranlarındaki düşüşe paralel olarak, bütçe üzerindeki faiz yükü de aşağıya çekilmiştir.
Sayın milletvekilleri, buraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2001 yılında topladığımız vergilerin tamamı faiz ödemelerini karşılamaya yetmiyordu -çok önce değil, 2001 yılında- faizleri ödemek için, toplanan 100 lira vergiye 3 lira daha ilave etmek mecburiyetindeydik ki ancak faizleri ödeyebilelim. Öyle dönemlerdeydi Türkiye. Kasım ayında iktidarı devraldığımız 2002 yılının sonunda ise, toplanan 100 liranın 87 lirasını faizlere ödüyorduk.
Şimdi, bir de nereye geldiğimize bir bakalım: Toplanan 100 lira verginin 57 lirasını faizlere ödüyoruz; 2005 yılında ise, 47 lirasını ödeyeceğiz. Programımız bu; fakat, her sene gösterdiğimiz over performansla, bu rakamın çok daha aşağıya ineceğini de şimdiden söylemek mümkün.
Geldiğimiz noktayı kesinlikle yeterli görmüyoruz; bunlar, hâlâ yüksek rakamlar. Önümüzdeki dönemlerde bu oranı çok daha aşağılara çekmek, temel önceliklerimiz arasındadır. Milletimizin ve Yüce Meclisimizin güven ve desteğiyle, ekonomik programımız doğrultusunda uyguladığımız politikalar sayesinde, bu hedefimizi de gerçekleştireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
Kamu net borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranı, 2001 yılında yüzde 91; 2002 yılında yüzde 78,7 iken, iktidarımızın ilk yılı olan 2003 yılında yüzde 70,5'e inmiştir; 2004 yılında yüzde 68 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz.
Kamu borç stokunu sürekli azaltarak, 2007 yılında, yüzde 60 olan Maastricht kriteri düzeyine indirmeyi de hedefliyoruz.
Diğer taraftan, uyguladığımız politikalar neticesinde, kamu kesimi borçlanma gereği de sürekli azalmaktadır. 2002 yılında yüzde 12,7 olan kamu kesimi borçlanma gereği 2003 yılında yüzde 9,4'e inmiştir. 2004 yılında ise yüzde 5,9'a düşecektir. 2005 yılında hedefimiz yüzde 3,6'dır. Böylece, faiz harcamalarının bütçe üzerindeki yükü daha da hafiflemiş ve kamu borcunun sürdürülebilirliği konusundaki tereddütler tamamen ortadan kaldırılmış olacaktır.
Kamu borç stoku, bazı AB üyesi ülkelerde de yüksek düzeyini korumaktadır. Örneğin, kamu borç stokunun gayri safî yurtiçi hâsılaya oranı İtalya, Belçika ve Yunanistan'da yüzde 100'ün üzerinde seyretmektedir. Almanya ve Fransa'da ise bu oranlar, AB standardı olan yüzde 60'ı aşmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim ilk bütçemiz 2003 bütçesi olmuştur. Bugün, bu ilk bütçemizin uygulama sonuçlarını ortaya koyan kesinhesap kanunu tasarısı da görüşülecektir.
Bildiğiniz gibi, 2003 yılı bütçesiyle başlangıçta, giderler 145,9 katrilyon, faizdışı giderler 80,5 katrilyon, gelirler 100,8 katrilyon, bütçe açığı 45,2 katrilyon lira olarak belirlenmiş ve borç faizi ödemelerine ise 65,5 katrilyon lira ödenek ayrılmıştı. Öte yandan, bütçe gelirleri içinde vergi gelirleri de 86 katrilyon lira öngörülmüştü.
Uygulamalar sonucunda, 2003 yılı bütçesinde, bütçe giderleri başlangıçtaki 145,9 katrilyon lira yerine 5,5 katrilyon lira daha az bir rakamla -yani, bir azalış oluyor masraflarda; şimdiye kadar görülmeyen hususlar bunlar. Ne zaman bir bütçe gelir, bütçe tahminlerinin sürekli üstünde seyreder, sürekli üstünde- Hükümetimizin takip ettiği politikalarla, tahmin ettiğimizden daha az bir masrafla -masraflar azalmak suretiyle- bütçe 140,5 katrilyon lira düzeyinde gerçekleşmiştir.
Bilirsiniz ki, yıllardır, bütçe giderlerinde gerçekleşmeler hep tahminlerin üzerinde olurdu; ilk defa, bizim 2003 bütçesinde gider gerçekleşmeleri başlangıçtaki tahminin altında gerçekleşmiştir.
Borç faiz ödemeleri de, öngörülen 65,5 katrilyon lira yerine, 6,8 katrilyon lira azalışla 58,6 katrilyon lirada kalmıştır.
Diğer taraftan, bütçe gelirleri, başlangıçtaki 100,8 katrilyon lira yerine, 531,5 trilyon lira azalarak 100,3 katrilyon lira olarak gerçekleşirken, bütçe açığı da, ilk defa, öngörülenden daha az, 45,2 katrilyon lira yerine, yüzde 11 oranında ve yaklaşık 5 katrilyon lira azalışla 40,2 katrilyon lirada kalmıştır.
2003 bütçe uygulamasında dikkati çeken bir diğer önemli ve olumlu gelişme ise 2002 yılında yüzde 51,5 olan vergi gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranının 2003 yılında yüzde 60'a ve 2002 yılında yüzde 65,3 olan bütçe gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranının ise 2003 yılında yüzde 71,4'e yükselmesidir.
Görüldüğü üzere, 2003 yılında, bütçe uygulamaları açısından uzun yıllardır özlediğimiz bir başarı ortaya konulmuştur. Bu başarı, aynı zamanda kaynak baskısına, ulusal ve uluslararası piyasalardaki belirsizliklere, dış gerginliklere rağmen sağlanmıştır. Hedeflerden taviz verilmemesi ve gerekli tedbirlerin uygulanmasında kararlı davranılması suretiyle ulusal ve uluslararası piyasalardaki tereddütler giderilmiştir.
Bütçe uygulamaları açısından zorlu bir yıl olan 2003 yılındaki bu başarıda, şüphesiz, kilit unsur, ilk yılımız, ilk bütçemizde ortaya koyduğumuz ve tavizsiz bir şekilde uyguladığımız malî disiplin anlayışı olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılı ocak-kasım dönemi bütçe uygulama sonuçları bütçe hedeflerine uygun olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde konsolide bütçe giderleri 123,1 katrilyon lira, konsolide bütçe gelirleri ise 98,7 katrilyon lira olmuştur. Aynı dönemde, 9,5 katrilyon lira tutarında ret ve iade yapılmıştır.
Bütçe giderleri içerisinde; personel giderleri 26,8; sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemeleri 3,5; mal ve hizmet alımları 8, faiz giderleri 52,3; cari transferler 25,7; sermaye giderleri 5, borç verme 1,5 katrilyon, sermaye transferleri 271 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir.
Alt düzey harcama kalemlerini de -dağıtılan kitapçıktaki listede görüyorsunuz- müsaade ederseniz, tek tek okumayacağım.
Buna göre, ocak-kasım döneminde bütçe açığı 24,4 katrilyon lira, faizdışı fazla ise 27,9 katrilyon liradır. Böylece, 2004 yılı için belirlediğimiz bütçe hedeflerine ulaşmada herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmayacağımız anlaşılmıştır.
Ocak-Kasım 2004 bütçe uygulama sonuçlarına kısaca değindikten sonra, şimdi de 2004 yılsonu gerçekleşme tahminlerine ilişkin bilgiler sunmak istiyorum.
2004 yılı sonu itibariyle; konsolide bütçe harcamalarının 139,1; konsolide bütçe gelirlerinin 108,6; bütçe açığının 30,4; faizdışı fazlanın 26,3 katrilyon lira olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Konsolide bütçe gelirleri yılsonu tahmini, ret ve iadeler hariç ve özel gelirler dahil tutarı göstermektedir. Aynı şekilde, bütçe harcamaları içinde özel ödeneklerden yapılan harcamalar da yer almaktadır.
2004 başlangıç ödenekleriyle karşılaştırıldığında, bütçe harcamaları 10,9 katrilyon lira daha az, bütçe gelirleri ise 4,5 katrilyon lira daha fazla gerçekleşecektir. Söz konusu gelir artışının 1,4 katrilyon lirası özel gelirlerden kaynaklanmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bütçeyi yapmak önemlidir; fakat, ondan daha önemlisi bütçenin performansıdır. Onun için, bu rakamlara bir kere daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
Faiz giderlerinin bütçe ödeneklerine göre yüzde 14,1 oranında bir azalmayla 56,7 katrilyon lira olarak gerçekleşeceği beklenmektedir. Bu dikkate değer azalma, sağladığımız siyasî ve ekonomik istikrar ortamının ve malî disiplinin bir sonucudur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetimiz, tek haneli rakamlara indirdiğimiz enflasyonu daha da aşağılara çekmek ve kalıcı kılmak, kamu borç stokunu düşürmek, üretim ve ihracat artışını sürdürmek, işsizliği azaltmak ve istikrarlı büyümeyi devam ettirmek azmindedir. Bunu hedef alan ekonomik programımızı disiplinle ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.
Bu anlayışla belirlenen 2005 yılı makroekonomik büyüklükleri şöyledir: Gayri safî millî hâsıla 480 900 000 000 Yeni Türk Lirası olacaktır; gayri safî millî hâsıla büyüme hızı yüzde 5, deflatör yüzde 8, TEFE yılsonu yüzde 8, TÜFE yılsonu yüzde 8, ihracat 71 milyar dolar, ithalat 104 milyar dolardır.
2005 bütçesinin büyüklükleri ve dengeleri de bu makroekonomik öngörülere ve hükümet programının hedeflerine ve önceliklerine uygun olarak hazırlanmıştır.
Ancak, şu unutulmamalıdır ki, 2003 ve 2004 yılları bütçelerinde sağladığımız başarı, kamu maliyesinde düzlüğe çıktığımız ve malî sorunları tamamen ortadan kaldırdığımız anlamına gelmemektedir. Geçmişte yaşadığımız sıkıntıları bir daha yaşamamak için malî disiplin anlayışının temel öncelik olarak devam etmesi gerekmektedir.
Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının, 2003 ve 2004 yıllarında olduğu gibi, 2005 yılında da sunmak zorunda oldukları temel kamu hizmetlerinin kalite ve miktarında herhangi bir düşüşe meydan vermeksizin kendilerine verilen ödenekleri hizmet önceliklerine uygun olarak ve tasarrufa azamî dikkat göstererek kullanacaklarına inancım tamdır.
2005 konsolide bütçesi yüzde 5 -tüm kamu sektörü için yüzde 6,5- faizdışı fazla hedefine uygun olarak hazırlanmıştır. Yüksek faizdışı fazla yoluyla kamu borç stokunun makul düzeylere çekilmesi yönündeki politikamızda herhangi bir sapma söz konusu değildir.
Bir taraftan bütçe hedeflerinin gerçekleştirilmesine özel bir önem verilirken, diğer taraftan bu başarıların kalıcı hale getirilmesi için yapısal önlemlerin alınmasına yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir.
Bu çerçevede, 2005 yılında tahakkuk esaslı muhasebe ile analitik bütçe sınıflandırmasının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalara devam edilecek, performans esaslı bütçeleme, çokyıllı bütçeleme ve stratejik planlama sistemine geçiş yönündeki çalışmalar sonuçlandırılacaktır.
2005 bütçesi, aynı zamanda, yeni bütçe anlayışının da hayata geçirildiği bir bütçe olmaktadır. 2005 yılı bütçesi, daha önceki yıllarda bütçe dışında yönetilen özel gelir ve giderleri de kapsayan bir bütçe olacaktır. Böylece, hem bütçenin kapsamı genişleyecek hem de bütçe disiplininin kuvvetlendirilmesi açısından önemli bir adım daha atılmış olacaktır.
Diğer taraftan, 2005 bütçesi Yeni Türk Lirasıyla hazırlanan ilk bütçe olmaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan müzakereler sonucunda 2005 bütçesinde, bütçe giderleri 155 600 000 000, bütçe gelirleri 126 500 000 000, bütçe açığı 29 100 000 000, faizdışı fazla 27 300 000 000 Yeni Türk Lirası olarak öngörülmüştür.
Bu durumda, 2004 yılsonu gerçekleşme tahminlerine göre; 2005 yılında bütçe giderleri yüzde 11,9, bütçe gelirleri yüzde 16,4 artmakta, bütçe açığı ise yüzde 4,3 oranında azalma göstermektedir.
Gayri safî millî hâsıla oranlarına bakıldığında, 2005 yılında 2004 yılı gerçekleşme tahminlerine göre; bütçe giderlerinin oranı yüzde 32,8'den, yüzde 32,4'e; bütçe açığının oranı yüzde 7,2'den, yüzde 6,1'e düşmekte; bütçe gelirlerinin oranı ise, yüzde 25,6'dan yüzde 26,3'e yükselmektedir.
2005 bütçesinde yer alan ödenekler, temel önceliklere ve kamu hizmetlerinin gereklerine uygun olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede 2005 bütçesinde; personel giderleri için 31 900 000 000, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primleri için 4 300 000 000, mal hizmet alımları için 14 400 000 000, faiz giderleri için 56 400 000 000, cari transferler için 32 500 000 000, yatırımlar için 10 100 000 000, sermaye transferleri için 1 100 000 000, borç verme için 2 800 000 000, yedek ödenekler için 2 100 000 000 Yeni Türk Lirası tutarında ödenek yer almaktadır.
Başlıca transfer kalemlerinden; sosyal güvenlik kurumlarına 22 000 000 000, KİT'lere sermaye desteği olarak 900 000 000, KİT görev zararlarına 500 000 000, emeklilere vergi iadelerine 1 300 000 000, Kredi Yurtlar Kurumuna 1 200 000 000, tarımsal desteklemeye 3 500 000 000, ihracatı teşvik için 400 000 000 Yeni Türk Lirası ayrılmıştır.
2005 bütçesinde, Hükümetimizin önceliklerine uygun olarak, eğitim, sağlık, adalet ve altyapı yatırımları için önceki yıllar bütçelerine göre daha fazla kaynak ayrılmıştır. Sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının finanse edilmesi için yeterli ödenek konulurken, sosyal harcamaların bütçeden aldığı pay artırılmış ve yüzde 27'den yüzde 31'e yükseltilmiştir.
Bu konularda bazı ayrıntıları bilgilerinize sunmak istiyorum. Yeşilkart için 1 200 000 000 Yeni Türk Lirası, yoksul ailelere kömür yardımı için 100 000 000 Yeni Türk Lirası, çiftçilerimize 1 800 000 000 Yeni Türk Lirası, esnaf ve sanatkârlarımıza 886 000 000 Yeni Türk Lirası kredi verilecek olup, bunun düşük faizle verilmesi için ilgili bankalara görev zararı olarak ödenmek üzere 93 000 000 Yeni Türk Lirası; Kredi ve Yurtlar Kurumuna öğrencilere kredi ve burs verilmesi için 1 200 000 000 Yeni Türk Lirası, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının finanse edilmesi için 22 milyar Yeni Türk Lirası tutarında kaynak ayırmış bulunuyoruz.
Değerli milletvekilleri, 2005 yılında kamu yatırımları için ayrılan kaynaklarla; 65 600 hektar alanda sulama, 27 300 hektar alanda tarlaiçi geliştirme, 4 900 hektar alanda toprak muhafaza, 12 000 hektar alanda taşkın koruma faaliyeti gerçekleştirilmiş olacaktır. 3 000 köyün kadastrosu tamamlanarak kadastro oranı yüzde 93'e yükseltilecektir. Ayrıca, ilave 7 milyar kilovat/saatlik enerji üretim gücünün devreye girmesi ve yaklaşık 3 000 kilometre bölünmüş yolun tamamlanması da hedeflenmektedir. Bunlara ilave olarak, ilk ve ortaöğretimde 5 600 derslik, yükseköğretimde ise 62 000 öğrencilik kapasite oluşturulacaktır. 4 200 hasta kapasiteli hastane inşaatları tamamlanacak, bunların 3 500 hastalık kısmı donatılacak, 200 hastane ile 500 sağlıkocağının makine teçhizatının önemli bir kısmı da karşılanacaktır.
Diğer taraftan, 23 organize sanayi bölgesi ve 22 adet küçük sanayi sitesi inşaatı bitirilecek ve 60 adet organize sanayi bölgesi inşaatına başlanacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birçok makroekonomik sorunun kaynağı haline gelmiş olan bütçe açıklarının azaltılması konusunda, iktidara geldiğimizden bu yana büyük bir başarı elde ettik. 2002 yılında yüzde 14,7 olan bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı, 2003 yılında yüzde 11,3'e düşürülmüştür; 2004 yılı bütçe hedefi 10,9 iken, yıl sonu gerçekleşmesinin yüzde 7,2 olması beklenmektedir.
Bu başarı, büyük ölçüde, hizmet kalitesinden ödün vermemek şartıyla, harcamalarda tasarruf ve etkinlik sağlanarak ve sıkı sıkıya uygulanan malî disiplin sayesinde elde edilmiştir.
Bütçe açığındaki düşüş eğilimi 2005 yılında da devam edecektir. 2005 yılında, bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 6,1'e düşmesi programlanmıştır. Bu hedefin gerçekleşmesi konusunda da kuşkumuz yoktur. Zira, 2005 yılında da aynı disiplin devam edecektir.
2003 ve 2004 yıllarında bütçedeki faiz yükünün azaltılmasında da önemli gelişmeler sağlanmıştır. 2003 yılında 65,5 katrilyon lira olarak öngörülen faiz ödemeleri, 6,8 katrilyon lira azalışla yıl sonunda 58,6 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir. 2004 yılı bütçesinde 66,1 katrilyon lira olarak yer almış iken, yılsonu gerçekleşmesinin 56,7 katrilyon lira olması ve böylece 9,4 katrilyon lira daha az gerçekleşmesi beklenmektedir.
Bu katrilyon liraları, Türk Milletinin kolay kolay tasarruf etmesi mümkün değildir; çünkü, bütçemize baktığımız zaman, bugün, hâlâ, bir numaralı giderimiz faizdir. Bu faizleri indirmekten başka yolumuz yoktur. Bunun indirilmesinin yolu da, işte, Hükümetimizin takip ettiği politikalardır. Nitekim, neticesini de böyle görüyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) 2004 yılında, faizler 9 katrilyon civarında daha az oluyor. Bu para nereye gidiyor; bu para, Türk Milletinin cebinde kalıyor. Bunu sağlayan kimdir; bunu sağlayan, bu Hükümetimizin politikalarıdır.
Faiz giderleri konusunda Hükümetimiz döneminde kaydedilen bu olumlu gelişme, 2005 yılında da devam edecektir. 2003 yılı sonu itibariyle, faiz giderlerinin gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 16,4 iken, 2004 yılı sonunda bu oran yüzde 13,4'e, 2005 yılında da 11,7'e gerileyecektir.
Diğer taraftan, 2005 bütçesinde, yatırımları hızlandırma, yedek ödenek ve diğer tertiplerden yapılan aktarmalar yoluyla gerçekleştirilen yatırımlar hariç olmak üzere, yatırımlar için 2004 yılında 6,7 katrilyon lira harcama yapılmış olacaktır. 2005 yılı için, bu bazda yüzde 49,9 artışla 10 100 000 000 Yeni Türk Lirası ödenek ayrılmış bulunmaktadır. Yani, 2005 yılı bütçesinde en büyük artış yatırımlarda olmuştur. Daha önce "yatırımlar az oluyor" diye tenkit edildik; ama, biz, malî disiplin ve hesabımızı bilmek yönünde attığımız adımlardan hiçbir zaman vazgeçmedik, onların sonucu olarak da böyle büyük bir artış sağladık yatırımlarda. 2004 yılında yatırım harcamaları 6,7 katrilyon lira iken, 2005 yılında 10 katrilyon lira civarında -eski paraya göre- onun da üzerinde bir yatırım yapacağız. Bunun sebebi de, hesabımıza dikkat ettiğimiz için bu imkânlara kavuşmamızdır. 2006 yılında, çok daha fazla imkâna kavuşacağız ve bunu yaparken de, hiçbir zaman, ekonomik istikrarı bozmayacağız ve sürekli istikrarı sağlamış olacağız. İstikrarı hem sağlayacağız hem de yatırımları artırmış olacağız; bu, Türkiye için ve Türkiye'nin büyümesi için çok önemli bir husustur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2003 ve 2004 yılı bütçelerinde olduğu gibi, 2005 yılı bütçesinde de kamu sektöründe malî disiplinin kararlı şekilde uygulanması hedefi önplana alınmıştır.
2005 yılı bütçe ödenekleri, uygulanan ekonomik programın ilke ve hedeflerine uygun olarak, kamu kesimi açıkları ve kamu borç stoku ile enflasyonun düşürülmesine, rasyonel, etkin bir bütçe politikası yoluyla ekonominin dinamizminin artırılmasına ve reel ekonomideki canlanmanın sürdürülmesine katkıda bulunmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet öncelikleri ve aslî fonksiyonları da dikkate alınarak tahsis edilmiştir.
Bu genel hedefler yanında, 2005 yılı bütçesinin esas aldığı birtakım spesifik hedefler de bulunmaktadır; bu hedeflerden önemlileri şunlardır: Enflasyonun yılsonu itibariyle, hem TÜFE'de hem de TEFE'de yüzde 8 seviyesine çekilmesi hedefine destek sağlanması; bütçe harcamalarının sağlam gelir kaynaklarıyla karşılanması ve kaynak-harcama dengesinin gözönünde bulundurulması; kamu kaynaklarının kullanımında etkinlik, verimlilik ve tasarruf ilkelerinin önplana alınması; bütçe uygulamalarında saydamlık, samimiyet ve hesap verebilirlilik ilkelerinin güçlendirilmesi; kamu yönetiminde uygulamaya konulan reform çabalarının desteklenmesi; yatırım ödeneklerinin, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlayacak şekilde tahsisinin sağlanması; verimliliği ve üretimi teşvik edecek ve nispî fiyat yapısını bozmayacak bir tarımsal destekleme politikasının oluşturulması.
Bilindiği üzere, bu yıl içinde yürürlüğe konulan 5217 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, özel gelir- özel ödenek uygulamalarına büyük oranda son verilmiş olup, daha önce bütçe dışında yönetilen bu türden gelirler bütçeye dahil edilmiş ve ilgili kurumların bütçelerine yeterli ödenek konulmuştur. Böylece, bütçenin kapsamı genişlemiş, malî disiplin, bütçemizin bütçe uygulamalarındaki denetim yetkisi güçlendirilmiş ve kamu kaynaklarının kullanımındaki saydamlık artırılmıştır.
Değerli arkadaşlar, biraz önce saydığım prensipler, hemen hemen her bütçe konuşmalarında yer alırdı. Bizim diğerlerinden farkımız ne; biz, koyduğumuz prensiplere uyuyoruz ve bunları uyguluyoruz, diğerlerinde sadece kâğıtta kalıyordu; aradaki fark bu. Bunları uyguladığımız zaman aldığımız neticeleri de, işte, hep beraber görüyoruz. Biz, prensiplerimize uyan, onları sadık bir şekilde uygulayan bir hükümetiz.
2004 yılında yapılan yasal düzenlemeyle de, çeşitli nedenlerle bütçe kanunlarında uzun yıllardır yer alan, ancak bütçeyle doğrudan ilişkisi olmayan maddeler ilgili kanunlarına taşınmıştır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2005 bütçe kanunlarında yer alan diğer bazı önemli düzenlemeler de şunlardır:
Kural olarak, 2005 yılı yatırım programına ekyatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir proje için harcama yapılamayacaktır.
Taşıt alımı, ancak çok acil ve zorunlu hallere mahsus olmak üzere, Bakanlar Kurulu kararıyla yapılabilecek, bazı hallerde taşıt ihtiyacı belirli kurallar çerçevesinde hizmet alımı suretiyle de karşılanacaktır. Neden; taşıt alıyorsunuz, taşıta şoför alıyorsunuz, ikidebir taşıtın bakımıyla uğraşıyorsunuz; ondan dolayı hizmet alımını da giderek artırıyoruz. Bu, çok daha ekonomik oluyor.
2005 yılında, 4749 sayılı Kanuna göre sağlanacak garantili imkân limiti 2 milyar ABD Dolarını aşamayacaktır.
İkidebir "hazine garantili... Ben borç alacağım; hazine garantisi..." Yok öyle şey. Burada sınırlanmış bulunuyor.
2005 malî yılı bütçesi ile belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde 1'ine kadar ikrazen özel tertip devlet iç borçlanma senedi ihraç edilebilecektir.
Personel açıktan atamaları ile konsolide bütçe dışındaki kurum ve kuruluşlardan yapılacak memur nakilleri toplamı 48 000 kişiyi geçmeyecektir.
Kamu kurum ve kuruluşlarınca işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderlerine bütçeden katkıda bulunulmayacaktır.
Diğer taraftan, kamu malî yönetimindeki girdilerin kontrol edilmesi şeklindeki anlayış terk edilerek, sonuçların kontrol edildiği performans esaslı bütçeleme sistemine bir an önce geçilmesi amacıyla daha önce başlanan çalışmalara devam edilecektir. Kamu malî yönetimi ve kontrol sisteminde önemli değişiklikler getiren 5018 sayılı Kanunun öngördüğü yeni malî sisteme sağlıklı geçişi mümkün kılabilmek ve bunun için gerekli altyapı hazırlıklarının bütünüyle gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla anılan Kanunun yürütmeye ilişkin hükümlerinde düzenlemeler yapılmıştır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2005 yılı için devlet memurlarının aylıklarına uygulanacak artış oranı, düşük maaş alana daha yüksek, yüksek maaş alana ise daha düşük oranda yansıyacak şekilde bütçe imkânları ve enflasyon hedefleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Ancak, şunu özellikle vurgulamak istiyorum ki, 2003 ve 2004 yıllarında olduğu gibi, 2005 yılında da memurların satın alma gücü azalmayacak, bilakis, enflasyon öngörüsünün üzerinde maaş artışı elde edeceklerdir.
Çocuklar için ödenen aile yardımı ödeneği 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için yüzde 100 artmakta ve memurlarımıza ilave bir imkân sağlanmaktadır. 1991 ve izleyen yıllarda memurluğa başlayan yaklaşık 1 000 000 çalışanımıza ilave 1 derece verilerek, daha önce memuriyete başlayanlarla aynı hakka sahip olmaları sağlanacaktır.
Bu çerçevede, Hükümetimiz, 2005 yılında yüzde 8 enflasyon hedefine karşılık, memur aylıklarının kümülatif bazda yüzde 8,1 ilâ yüzde 12,1 oranında artırılmasını kararlaştırmıştır. Memur emekli aylıklarında ise 2005 yılında kümülatif bazda yüzde 11,4 oranında artış sağlanacaktır.
Memurlarımıza vereceğimiz 1 derece ile aile yardımı ödeneğindeki artışı da dahil ettiğimizde en düşük memur aylığındaki kümülatif artış yüzde 13,5'e ulaşacaktır. Hükümetimiz, 65 yaş aylığı alan yaklaşık 1 100 000 vatandaşımızın ve şeref aylığı alan 52 000 kişinin aylıklarında da üç yıllık dönemde önemli artışlar sağlamıştır. Bu artış, kümülatif bazda, 65 yaş aylığında yüzde 163 ve şeref aylığında ise yüzde 64'tür. Bunları yeterli görmemiz tabiî ki mümkün değildir. Bütçe açıkları ve faiz yükü azaldıkça, bütçe imkânları arttıkça çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha çok kaynak ayırma çabasında olacağız.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu maliyesi alanında en önemli konulardan birisi, vergi politikası ve vergi yönetimine ilişkin olarak alınan kararlardır. Bu kararlar, bir yandan vergi sistemini şekillendirerek kamu maliyesinin performansını etkilerken, aynı zamanda ekonomiyi de doğrudan ilgilendirmektedir. Hükümetimizin işbaşına gelmesiyle birlikte ilk iş olarak, ekonomide önemli bir güvensizlik unsuru olarak varlığını sürdüren ve kamuoyunda "nereden buldun" olarak bilinen düzenleme kaldırılarak, ekonomiyi olumsuz etkileyen önemli bir sorun çözüme kavuşturulmuştur. Bunu takiben, Vergi Barışı Kanunuyla önemli bir adım daha atılarak, ekonomide bir uzlaşma ortamının yaratılması, kriz ortamının yaratılması, kriz ortamının mükellefler üzerinde yarattığı tahribatın hafifletilmesi ve vergi dairelerindeki onbinlerle ifade edilen ihtilaflı dosya sayısının azaltılması hedeflenmiştir. Bu hedeflere büyük ölçüde ulaşılmış ve ayrıca, 4,7 katrilyon liralık bir tahsilat yapılarak önemli bir kaynak sağlanmıştır.
Vergi barışıyla ne yaptık; vergi barışıyla, hem vatandaşımızı rahatlattık hem raflarda duran, artık, tozlanmış dosyaları tamamen tasfiye ettik; hem davalarla tıkanmış bulunan yargıyı büyük ölçüde rahatlattık hem vergi teşkilatını rahatlattık hem de kasamıza 4,7 katrilyon lira tiko para girdi. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Yıllardan beri önemli bir sorun olarak süregelen enflasyonun yarattığı gerçek olmayan kazançların vergilendirilmemesini amaçlayan enflasyon muhasebesi de, Hükümetimiz döneminde uygulamaya konuldu.
Değerli arkadaşlar, yıllardan beri, bütün hükümetler, devamlı olarak, enflasyon muhasebesini getireceğiz vaadiyle gelmişlerdi; fakat, hiçbiri, kendilerine enflasyon muhasebesini getirecek güveni bulamadılar, hepsi bundan korktular. Getireceğiz dediler, getiremediler. İlk defa, bu, Hükümetimiz zamanında oldu. Bununla, biz, birçok şeyi göze aldık; daha önceki hükümetlerin göze alamadığı hususları göze aldık. Evet, enflasyon muhasebesi dolayısıyla vergilerde azalış olacaktı; bunu biliyorduk ve bizde de oldu; ama, bizim, vergilerle ilgili, kayıtdışıyla yapmış olduğumuz mücadeleyle ilgili başarılarımızın yavaş yavaş meyvelerini vermeye başlaması neticesinde, çok şükür, vergi gelirlerimizde önemli bir azalış olmadan -hatta genel gelirlerimizde artış görülerek- bugün, enflasyon muhasebesi vaadimizi de yerine getirmiş olduk. Bu, yabancı sermaye için de çok önemliydi, yerli sermaye için de çok çok önemliydi.
Diğer taraftan, 2001 yılı itibariyle kişi başına milli gelir tutarları 1 500 doların altında olan 36 ilimizde yatırımların artırılması amacıyla, bu illerimizdeki yatırımlar için, enerji desteği, arsa veya arazi temini gibi desteklerin yanı sıra, özellikle istihdam maliyetini indirecek şekilde vergisel teşvikler sağlanmıştır. Bu teşvikler sayesinde bu illerimizde önemli yatırım girişimleri görülmeye başlanmıştır. Bu uygulamanın kapsamının genişletilmesiyle ilgili çalışmalarımız da devam etmektedir.
İlaveten, özellikle eğitim alanında vergi teşvikleri sağlanmış, özel eğitim kurumlarının özendirilmesi amacıyla, yeni kurulacak özel okullar için vergi istisnası getirilmiştir.
Yine, benzer şekilde, teknoloji bölgelerinde yapılan yatırımlar sonucu elde edilecek kazançlar vergiden istisna edilmiş, genel olarak bütün kurumların araştırma geliştirme harcamalarının yüzde 40'ının vergi matrahından indirilebilmesi imkânı getirilmiştir. Bu şekilde, ar-ge harcamalarının tamamının gider olarak yazılabilmesine ek olarak, sağlanan yüzde 40 indirimle yapılan harcamanın yüzde 140'ı oranında bir destek sağlanmış olmaktadır. Ar-ge için 100 lira masraf yapıyorsa 140 lira olarak yazacak bu getirdiğimiz kanunla. Böylece, araştırma geliştirme faaliyetleri ve yeni teknolojilerin oluşturulması alanında, sadece bütçenin gider tarafında tahsis edilen ödenekle sınırlı kalınmayıp, vergi sistemi aracılığıyla da önemli teşvikler sağlanmıştır.
En önemli yatırım teşvik aracı olan yatırım indirimi uygulaması, teşvik belgesi alınması gibi bürokratik işlemler tamamen ortadan kaldırılarak, otomatik işleyen bir sisteme dönüştürülmüştür. Ayrıca, yatırım indirimi istisnasına ilişkin yüzde 20'lere varan tevkifat da tamamen kaldırılmıştır.
Halkımızın büyük bir kesimini ilgilendiren çevre temizlik vergisinde beyanname verme uygulaması kaldırılmış ve verginin su faturalarıyla birlikte ödenebilmesi imkânı getirilmiştir.
Yatırımcılar bakımından önemli bir maliyet unsuru olan Damga Vergisi ve harçların uygulama alanı önemli ölçüde daraltılmış, aracılık maliyetlerinin azaltılması kapsamında özellikle bankacılık alanındaki işlemler Damga Vergisi kapsamı dışına çıkarılmıştır.
O pul yapıştırmayı da artık kaldırdık; onu da biliyorsunuz. Yani, tükürüp, pulu yapıştır; o da kalktı. Yok öyle bir şey artık. (AK Parti sıralarından alkışlar) O devirler kapandı arkadaşlar.
Yatırımcılarımızın yurtdışı faaliyetlerden elde ettikleri kazançların Türkiye'ye getirilmesi durumunda bazı şartlarla vergiden istisna edileceği yönündeki düzenlemeyle bu kazançların Türkiye'ye aktarılmasının önündeki önemli bir engel de ortadan kaldırılmıştır.
Bu husustaki adımlar, yapmış olduğumuz değişiklikler ve getirmiş olduğumuz yenilikler öyle hızlı oluyor ki, maalesef, özel sektörümüzden bazıları bile bunu takip etmekte zorlanıyor. İlgili vergi mükelleflerimiz takip edemiyorlar. Burada, onlardan benim ricam, Hükümetimizin hızlı adımlarına onlar da ayak uydurmaya çalışsınlar, yapmış olduğumuz değişiklikleri iyi takip etsinler. Zaman zaman, yapmış olduğumuz değişikliği bazıları bana soruyor ne zaman yapacaksınız diye; falan kanuna bakın, yaptık onu, çıkardık dediğimizde; öyle mi, sahi mi Sayın Bakanım diyorlar. Bunlara, tabiî, şimdi söylemiyorum; ama, bazı milletvekillerimiz de dahil.
Yine, benzer şekilde, yabancı yatırımcıların Türkiye'yi üs olarak kullanıp Türkiye'yle güçlü ekonomik ve siyasî bağları bulunan ülkelere yatırım yapmalarına imkân sağlayabilmek için, bu yatırımların getirilerinin Türkiye üzerinden yabancı yatırımcının ülkesine vergisiz olarak aktarılabilmesine imkân sağlayan düzenlemeler de yapılmıştır.
Kurum kazançları üzerindeki yüzde 65'lere varan vergi yükü yüzde 45'lere kadar çekilmiştir. Ayrıca, kârların sermayeye eklenmesi durumunda vergileme yapılmaması imkânı getirilmiştir değerli arkadaşlar. Bu, çok çok önemli ve biz, bunu, kendi Hükümetimiz zamanında getirdik ve kalıcı kıldık. Bir şirket, kâr dağıttığında, bunu sermayesine eklediğinde, bu, eskiden, ayrıca Gelir Vergisine tabi idi ve buradan da, ayrıca, yüzde 30, 40, 45, 50 vergi alınıyordu. Biz, şimdi, bunu tamamen kaldırdık. Bu, şirketlerimiz için fevkalade önemli bir husustur, bunun altını çizerek söylüyorum. Eğer, bugünkü yatırımlar böyle hızlı yapılabiliyorsa, özel sektördeki yatırıma ayrılan paylar böyle fazla oluyorsa, yatırım fonları fazla oluyorsa, işte, bu, otofinansmana sağlamış olduğumuz vergi kolaylığının bir sebebi, bir sonucudur.
Gelir Vergisinde de, mükelleflerin kendisi, eşi ve çocukları için yapmış oldukları sağlık harcamaları ile eğitim harcamalarını vergiye tabi gelirden indirebilme imkânlarını getirdik. Herkes "Sayın Bakanım, ne masraf yaparsak yapalım, böyle bir şey getir; ne masraf yapılırsa yapılsın, herkes fiş alsın, fatura alsın; böylece, kayıtlı sistem artsın, vergi gelirlerimiz artsın" diyordu; çok haklılar. Şimdi, bunların en başında da eğitim ve sağlık harcamaları geliyordu hatırlarsanız. Gelip, daha birkaç gün önce bana söyleyen arkadaşlarımız vardı. Arkadaşlar, biz bunu getirdik. Yeni bir kanun daha gelecek, onunla daha da artırıyoruz. Eğitim ve sağlık harcamaları için yazacağınız masraf kalemleri, ülkemizde, bugün, Amerika Birleşik Devletlerinin dahi önüne geçmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tüm bunlara ek olarak, mükelleflerin gönüllü uyumunu artıracak ve vergi idaresi tarafından kolayca uygulanabilecek bir vergi sisteminin oluşturulmasına dönük çalışmalarımız sürmektedir. Nitekim, yine, bu hafta içerisinde Plan ve Bütçe Komisyonumuzda ele almaya başlayacağımız tasarı, vergi uygulamalarının basitleştirilmesine, vergi mevzuatının Yeni Türk Lirasına uyumlaştırılmasına ve eğitimle ilgili olarak yeni teşvik unsurlarına ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Yeni Türk Lirasına uyum çalışmaları çerçevesinde, bütün vergi kanunlarında yer alan Türk Lirası değerler gözden geçirilerek, yeni para birimine çevrilmesi sorun yaratacak tutarlar güncelleştirilmek suretiyle yeniden belirlenmektedir.
Vergi sisteminin rasyonelleştirilmesi ve kayıtdışı ekonomiyle mücadele kapsamında önem arz eden bir diğer konu ise gelir idaresinin etkinliğinin artırılmasıdır. Bu kapsamda; Gelirler Genel Müdürlüğü, başarılı ülke modelleri de dikkate alınarak, vergi idaresinin her düzeyindeki, her bir fonksiyon ve birimin açıkça tanımlandığı, bu birim ve fonksiyonların planlama ve yönetiminin merkezden yönlendirildiği fonksiyonel bir yapı şeklinde yeniden organize edilmektedir. Yeni gelir idaresi Maliye Bakanlığı içerisinde daha güçlendirilmiş bir yapıda olacaktır. Bu konudaki tasarı önümüzdeki günlerde Meclise sunulacaktır.
Gelir idaresinin yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesine dönük çalışmalarımızla eşzamanlı olarak gelir idaresinin teknolojik altyapısını güçlendirmeye dönük faaliyetlerimiz de sürmektedir. Bu kapsamda Vergi Daireleri Otomasyon Projesinin (VEDOP) ikinci aşamasına dönük çalışmalara, 15 Nisan 2004 tarihinde başlanılmıştır. 457 gün içerisinde tamamlanması hedeflenen projeyle, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması açısından kritik önem arz eden veri ambarının oluşturulması, elektronik ortamda beyanname alınması, çağrı merkezi kurulması ve her ilde en az bir vergi dairesi olmak üzere ilave 144 yeni vergi dairesiyle otomasyon ağının genişletilmesi sağlanacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2005 yılı bütçesinde konsolide bütçe gelirleri 139 milyar YTL, vergi gelirleri ise 119 milyar YTL olarak öngörülmüştür. 2005 yılında 12 500 000 000 YTL tutarında vergi iadesi yapılması öngörülmekte olup, vergi iadeleri hariç konsolide bütçe gelirleri 126 500 000 000 YTL olmaktadır.
2005 yılı gelir tahminleri açısından birkaç noktayı vurgulamak istiyorum: Birinci olarak, Kurumlar Vergisi tahmini yapılırken, Kurumlar Vergisi oranında gerçekleştirilecek 3 puanlık indirimin yol açacağı etki dikkate alınmıştır. İkinci olarak ise, özel gelir, özel ödenek konusunda yaptığımız yeni düzenleme sonrası bütçemizin saydamlığı artarak, daha önceki yıllarda bütçe tahminleri içerisinde yer almayan özel gelirler, konsolide bütçe gelirleri içerisine alınmıştır.
Bildiğiniz gibi, önceki yıllarda bu türden gelirler yıl içerisinde gerçekleşerek, belirli kurumlar tarafından özel gelir, özel harcama uygulaması çerçevesinde kullanılmaktaydı ve bütçe tahminleri yapılırken, dikkate alınmamaktaydı. 2005 yılı bütçesinde bu uygulama kaldırılmış ve bunlar, artık, bütçe içerisine alınmıştır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2005 yılı için sizlere; 2002 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 14,6'sı olan bütçe açığını yüzde 6,1'e indiren, faiz yükünü hem nominal hem de reel olarak azaltan, yatırımlarda yüzde 40 civarında reel artış öngören, çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyen, iç ve dışpiyasalara güven veren bir bütçe sunulmaktadır.
Maliye politikamızın temel önceliği, malî disiplini sağlayarak, kamu borç stokunu makul seviyeye indirmek ve istikrarlı bir büyüme ortamını oluşturmaktır.
Yaklaşık otuz yıl aradan sonra yeniden tek haneli enflasyon oranlarıyla tanıştık.
Ekonomimiz, 2003 yılında hedeflenenin üstünde büyüme gösterdi; 2004 yılında hedeflenen yüzde 5'in oldukça üzerinde bir büyüme gösterecektir; 2005 yılı için ise yüzde 5 oranında bir büyüme hedefliyoruz.
İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren sosyal, siyasî ve ekonomik alanda yeni bir anlayışa dayanan bir reform süreci başlattık. Milletimizin özveriyle desteklediği bu sürecin olumlu sonuçlarını hep beraber görmeye başladık.
Bu başarılarda en büyük desteği, kuşkusuz, yüce milletimizin bize olana güveninden aldık. Bu güvene layık olmak için daha da çok çalışacağız.
Yakaladığımız bu başarının geri dönülemez biçimde kalıcı hale gelmesi ve geçmişte yaşadığımız sıkıntıları tekrar yaşamamak, tekrar dibe vurmamak için milletçe çok dikkatli olmalı ve aynı azim ve gayretle çalışmaya devam etmeliyiz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Büyük Atatürk diyor ki: "Türk tarihi incelenirse, bütün yükselme ve gerileme sebeplerinin bir ekonomi meselesinden başka bir şey olmadığı anlaşılır. Tarihimizi dolduran bunca başarılar, zaferler veyahut mağlubiyetler, çöküşler ve felaketler, bunların hepsi, meydana geldikleri devirlerdeki ekonomik durumumuzla ilgili ve bağlantılıdır."
İşte, bizim çabamız da, Türkiye'nin güçlü ve istikrarlı bir ekonomiye sahip olmasıdır; malî disiplin de bunun içindir.
Bütün sorunları çözüp, geriye sorun kalmadığı iddiasında değiliz. Esasen, böyle bir durum mümkün de değildir. Zira, sorunlar toplumsal hayatın doğal bir sonucudur. Sorunlar dün de vardı, bugün de vardır, yarın da olacaktır.
Önemli olan, bu aziz milletin daha güçlü olması, daha müreffeh bir hayat sürmesi için, güvensizliğe ve ümitsizliğe kapılmadan, sorunları, aklın ve bilimin ışığında, azimle ve inançla çözmenin gayreti içerisinde olmaktır.
Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen büyük bir birikim ve sağduyuya sahip olan yüce milletimizin desteği sayesinde aşamayacağımız hiçbir sorun yoktur; yeter ki, temel değerlerimiz etrafında kenetlenelim ve bulunduğumuz noktayı yeterli görüp rehavete kapılmayalım.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu vesileyle, harcamalarında tasarrufu ve etkinliği önplana alarak, birçok makroekonomik sorunun kaynağı haline gelmiş olan bütçe açıklarının, sadece nispî oranlar bazında değil, aynı zamanda, reel ve hatta nominal bazlarda da azaltılmasına katkı ve desteklerinden ötürü, başta Başbakanımız Sayın Recep Erdoğan olmak üzere, bütün bakan arkadaşlarıma ve onların şahsında da bütün kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum.
Vergilerini zamanında ve tam olarak ödeyerek bu başarıya ortak olan vatandaşlarımıza da şükranlarımı sunuyorum.
2005 bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olması temennisiyle, sizlere ve vatandaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağ olun. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 20 Aralık 2004