İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk deri sanayii ve sorunları konusunda

Mahmut Uğur Çetin

Niğde Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 65. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Nisan 2003 · 464 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti), 10 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK DERİ SANAYİİ VE SORUNLARI KONUSUNDA); konuşma 464 kelime.

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti, Niğde). “Türk deri sanayii ve sorunları konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-ugur-cetin-22-2003-04-10-turk-deri-sanayii-ve-sorunlari-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Türk deri sanayii ve sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Derinin, insanoğlunun yaratılışıyla başa baş denebilecek bir tarihi olduğu ve giyinme, korunma bakımından hayvanların kürklerinden istifade edilmesi amacıyla ilk tabakların oluştuğu, deri bilimcileri ve araştırmacılar tarafından belirtilmektedir.

İnsanlığın var oluşundan bu yana kullanılan derinin, dericilik mesleği sanatı haline dönüşümü ise tarihinin saptanamadığı kadar eskidir.

1990'lı yıllarda bir tesadüf neticesi Alp Dağlarında bulunan ve takribî 5 000 yıl öncesi yaşadığı tahmin edilen insanın buzullar arasında donmuş cesedi üzerinde, işlenmiş deri giysiler ve av gereçleri olduğu açıklanmıştı.

Türklerin tarihi kadar eski bu sanat dalında, Ahilik teşkilâtı kurucusu Ahi Evran'ın dericilerin piri ve kendisinin bir debbağ olduğundan, Osmanlı külliyatında ve Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde bahsedilmektedir.

Günümüz Türkiyesinde, deri ve deri mamulleri, 1970'li yıllar sonrası büyük bir hamle yaparak, bilhassa konfeksiyon eşyası olarak, ihracatta önemli bir yer almıştır. Bu yıllara gelene değin sadece korunmak maksadıyla kullanılan deri, günümüzde gelinlik olarak yaşantımıza girmiştir.

Sektörün ülke ekonomisindeki yeri: Türk deri sektörü, ülke ekonomisinde çok önemli bir yere sahiptir. Toplam imalat sanayii üretimi içerisinde yüzde 2,5; toplam ülke istihdamı içerisinde yüzde 4'lük payıyla ülkemize sağladığı katkı bakımından 10 uncu büyük sanayi sektörümüzdür. İhracat büyüklüğü açısındansa, ülke toplam ihracatının yüzde 2,5'lik payını Türk deri sektörü almaktadır. Bavul ticareti ve ülkemizdeki turistlere yönelik dışsatımlar dikkate alındığında genel ihracat içerisindeki payı yüzde 10'dur. Türk deri sektörünün ihracat performansı, 1985 yılından sonra geometrik artışla büyüme göstermiş, 1988 yılı ihracatı, kayıtlı ekonomi göstergelerinde 850 000 000 dolarla en üst seviyeye çıkmıştır. 1990'lı yılların başında Doğu Bloku ülkelerinin dışa açılmaları sonucu Rusya ve diğer ülkelerde yeni pazar imkânları yaratılmış; ancak, deklaresiz ticaret şekliyle bambaşka bir ihracat yöntemi ortaya çıkmıştır. Adına "bavul ticareti" dediğimiz bu ihracat şeklinin, 1998 yılına kadar, kayıtlı ihracatın birkaç kat fazlasıyla gerçekleştiği, hammadde girdilerinin miktarı ve sektörde bu yıllarda ortaya çıkan yüzde 120'lere varan büyüme hızından anlaşılmaktadır.

Ülkemizde bavul ticaretinde merkez konumundaki bölgeler, dünyadaki öneklerinde -İtalya'da Napoli- olduğu gibi, yeniden yapılanmalıdır.

Limanlarımıza yanaşan ve bavul ticareti yapmaya gelen turistleri taşıyan Rus gemilerinden 6 000 ilâ 15 000 dolar yanaşma alınmaktadır. Komşumuz ve rakibimiz durumundaki Yunanistan'da bu seviyenin 2000-3000 dolar düzeyinde olduğu gözönünde bulundurulursa, bavul ticareti potansiyeli bu ülkeye kayabilecektir. Bunun için, limanlara yanaşma parası, en azından Rusya için azaltılmalıdır veya tamamen kaldırılmalıdır.

Bavul ticaretine konu alışverişte ödemelerin Rus Rublesiyle yapılabilmesine kesinlikle ve kesinlikle imkân sağlanmalıdır. Halen büyük çapta bavul ticareti yoluyla ihracat yapılan Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine yapılan özel faturalı resmî ihracatın önü mutlaka açılmalıdır. Sektörün 1995'ten itibaren ithalatındaki büyüme, bavul ticareti olarak değerlendirilen deklaresiz ihracatın göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1998 yılındaki ithalatın yüzde 68,9'u hamderilerdir; yani, sektör, ana hammaddesi olan hamderinin ancak yüzde 30'unu yerli girdilerle karşılamış, bir başka anlatımla, ülkedeki hayvancılığın ve hamderi arzının yetersizliği karşısında, sektör, ana girdisini ithalatla karşılamak zorunda kalmıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 10 Nisan 2003

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook