İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk ceza kanunu ile hapishane ve tevkifhanelerin idaresi hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (1/304) (s. sayısı: 43)

Mehmet Ali Özpolat

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 31. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Şubat 2003 · 504 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Özpolat (CHP), 5 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU İLE HAPİSHANE VE TEVKİFHANELERİN İDARESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (1/304) (S. SAYISI: 43)); konuşma 504 kelime.

Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu ile hapishane ve tevkifhanelerin idaresi hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (1/304) (s. sayısı: 43)”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2003-02-05-turk-ceza-kanunu-ile-hapishane-ve-tevkifhanelerin-idaresi-hakkinda-kan (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, bilindiği gibi, geçen yasama dönemine ait bir kanun tasarısıdır. Yeni hükümet hiçbir yeni çalışma yapmadan, yeni demokratik açılımlar aramadan, eski tasarıyı, şimdi yine Meclisimizin gündemine taşımıştır.

Tüm dünyada kabul gördüğü gibi, avukatlık mesleği, yargı için yadsınamaz bir güçtür. Avukatlık olmazsa yargı olmaz. O nedenle, bu meslek diğerlerinden farklı ve özel bir öneme sahiptir.

Demokratik sistemin işlemesi, avukatlık mesleğinin iyi işlemesine bağlıdır. Demokratik sistemin iyi işlemesi, adil yargılamanın tüm koşullarda birlikte yerine getirilmesi, avukatlık mesleğinin özgürlük ve bağımsızlık içerisinde yapılabilmesine bağlıdır. Avukatlık mesleğinin, toplumun hiçbir kesiminden, herhangi bir sebeple doğrudan doğruya veya dolaylı olarak hukukdışı bir sınırlamaya, tahrike, etkiye, baskıya, tehdide uğramadan icra edilebilmesi, adil yargılamanın en temel koşuludur.

Ancak, bugün "ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatın üzeri aranamaz" diyen Avukatlık Yasasının 58 inci maddesi ortadayken, kararname ve protokollerle, onun üzerinde uygulamalarla savunma mesleği baskı ve tehdit altına alınmak istenmektedir. Kamuoyunun üçlü protokol olarak bildiği Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında düzenlenen protokolle, zaten, ceza ve tutukevlerine girişte avukatlar inanılmaz uygulamalarla karşı karşıyadırlar. Bugünkü yasa tasarısının ve yapılmak istenen değişikliğin temel dayanağı da işte bu üçlü protokoldür.

Hafta sonu İstanbul Barosunun tasarı hakkında bir toplantısına katıldım. Toplantıya birçok ilin baro başkanı da davetliydi. Savunma mesleğinin sorunlarını dinleme fırsatı buldum. Avukatlar şikâyetçi, şikâyetleri inanılmaz boyutlarda. Müvekkille görüşebilmek yoğun sabır ve cesaret gerektiriyor. Birkaç noktada aramadan geçen avukatlar, yüksek duyarlığa ayarlanmış x-ray cihazından ellerinde kemerleri, ayaklarında lastik terlikleri ya da yalınayak, görevlilerin önünden onurları zedelenmiş olarak geçmek durumunda kalıyorlar. Çünkü, cihaz, ayakkabıdaki bir çiviye, bayan avukatların giysilerindeki en küçük metal aksama bile geçit vermiyor. Avukatlar bu cihazlardan defalarca geçmek zorunda bırakılıyorlar. İşlem, kişilik haklarını zedeleyici ve onur kırıcı bir duruma dönüşüyor. Bu durum kimi zaman öyle bezdirici bir hal alıyor ki, cihazdan defalarca geçmek yerine, neredeyse, eziyet bitsin diye elle aranılmaya razı olmak gerekiyor. Bu noktada da başka bir tehlike var; elle arama tacize, küçümsemeye, saygısızlığa dönüştürülüyor. Üstelik, kadın avukatı kadın görevlinin araması da durumu hafifletmiyor. Sonuçta, avukatın, bu biçimde, cihazdan bezdirilmesi adil savunma ve yargılamaya gölge düşürüyor. Görevini yapmaya çalışan avukatın daha işin başında kişilik haklarına bu denli yoğun saldırı ve darbe alması sürecin devamını olumsuz etkileyebiliyor.

Avukatların cezaevlerine girerken aranmalarında özel hükümler bulunmalı; ama, işlemin herhangi bir kişiye değil de savunma mesleğini yerine getiren kişiye yapıldığı gözönünde tutulmalı; hiçbir zaman, avukatın evrakları ve çantası aranmamalı, aranamamalı, dokunmamalı ve üst araması hiçbir surette yapılmamalı, x-ray cihazından geçişler eziyete dönüşmemelidir. Bu cihazların duyarlılıkları kişilik haklarına saldırıya dönüşmeyecek şekilde ayarlanabilir. Örneğin, silah arama ya da benzeri metalleri tespite ayarlamak kural haline getirilebilinir.

Avukatlık Yasasının 58 inci maddesine göre ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatın üstünün aranmayacağı hükmü emredici hükümdür. Buna rağmen ve bunun üstünde uygulamalar hukuka aykırılık taşır. İşte, bu nedenle, 48 000 avukatı temsil eden baroların görüşleri yansıtılmadan, değerlendirilmeden sonuca gidilmesi çok sakıncalı olmuştur. Aksi halde, savunma mesleği, adil yargılama ilkesi, giderek, hukukumuz ve demokrasimiz ciddî yaralar alacaktır. Çünkü, savunma hakkına duyulan güven demokrasiye duyulan güvendir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 5 Şubat 2003

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook