İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İstanbul ilinde artan asayış sorunlarıyla ilgili

Mehmet Ali Özpolat

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Şubat 2005 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Özpolat (CHP), 10 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL İLİNDE ARTAN ASAYIŞ SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 921 kelime.

Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul). “İstanbul ilinde artan asayış sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2005-02-10-istanbul-ilinde-artan-asayis-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbulluları canından bezdiren asayiş sorunlarıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şu anda İstanbul, önemli bir güvenlik sorunuyla karşı karşıyadır. Kentimiz, yeni bir terör dalgasının pençesindedir. Kentimizde can güvenliği de, mal güvenliği de kalmadı; sokağa çıkmaya korkar olduk. İnsanlarımız, evlerinde de işyerlerinde de güvende değiller. Kapkaç, gasp, bıçaklama, tehdit, kaçırma, taciz, tecavüz, insanlarımızı canından bezdirmiştir. İyi korunan yalılar, villalar, hastaneler bile kolayca soyuluyor. Eski Başbakana ait yalı, sıkı güvenliğine rağmen, tanınmış bir sanatçının evi, kendisi ve çalışanları evdeyken soyuldu; AKP İl Başkanının, milletvekillerinin evleri de öyle. Bir hastanemizden, pahalı cihazlar, rahatça, alıp götürülmüştür. Meydan okur gibi, Beyoğlu Emniyetinin bulunduğu caddenin hemen paralelinde, yakınında olan caddeler ve birçok işyeri, tek ve çift numaralara ayrılarak, ilkönce tek numaralar, sonra çift numaralar, hepsi birden soyulmuştur. Üsküdar Adliyesinin ve Askerlik Şubesinin bulunduğu cadde de aynı şekilde bu soygunlara muhatap olmuştur. Deprem konteynerleri bile soyuldu, hem de 62 tanesi birden. İstanbul'da ayda 10 000 araç soyuluyor. Bunlar, kayıtlara geçenler. Ne güvenlik sistemleri ne çelik kapılar ne de çelik kasalar işe yarıyor. Her gün, her saat, onlarca olay meydana geliyor.

Suç örgütlerinde yöntem çok; organize, akıllıca ve cesurca çalışıyorlar. Geçtiğimiz hafta çok değerli bir kanalda yer aldı; asker, polis, zabıta ve postacı kıyafetleriyle evlere giriyorlar ve evleri rahatça soyup, oradan çıkıyorlar. Üstelik, bu resmî giysileri pul parasına ve rahatça temin etmek mümkün. Bu konuda hiçbir engel de bulunmuyor.

İstanbullu, çarşıda, pazarda, otobüste, minibüste, metroda, trende, kendi aracında, evinde, her an saldırı tehlikesiyle karşı karşıyadır. Şehrimiz bir suç şehri oldu.

Değerli milletvekilleri, İstanbul, birçok bölgeden göç alıyor. Kimlik Bildirme Kanununun yetersizliği, Emniyetin suçla mücadelesini zorlaştırıyor. Yakalanan küçük yaştaki çocuklar serbest kalıyor ve tekrar suça dönüyor; çünkü, yerleştirilecekleri yurt ve ıslahevleri bulunmuyor. Küçük çocuklarını suça teşvik eden ailelere yönelik yaptırımlar yetersiz; çoğu, erteleme ve paraya çevirme hallerinden yararlanıyor. Hırsızlık malları kolayca paraya çevriliyor; çünkü, denetim yok, bilgisayar ve cep telefonu gibi aygıtları tespit için teknoloji yetersiz.

Değerli milletvekilleri, meseleyi sadece sokak çocukları, tinerci terörü olarak görmek de yanlış. Zira, organize suç şebekeleri, İstanbul'u kuşatmış. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, onların işlerini kolaylaştırıyor. Yoksul ailelerin eğitimsiz çocuklarını kolayca ağlarına düşürüyorlar, onları birer suç makinesine çeviriyorlar. Ülkemizde 10 000 000 işsiz var, yüzde 30 aç ve yoksul, 100 000 kimsesiz çocuk sokaklarda. Üstelik, bu tablo her gün daha da ağırlaşıyor. Bu insanlar, ülkenin her köşesinden binbir umutla İstanbul'a akıyor ve İstanbul Şehri onlara tek seçenek sunuyor; o da suç.

Suç işleyenlerin çoğu, aslında, bilinen, daha önce suç işleyerek kayıtlara geçmiş kişiler; yoğun göç ve çarpık kentleşme, onların bu kente kolayca saklanmasını sağlıyor; zira, suç, bir sektör haline gelmiş; bu işten zengin olan mafya liderleri, patronları var. Bu alanda istihdam edilen geniş bir kesim oluşmuş.

Bunlarla etkili biçimde mücadele edilmezse, yarın tehlike daha da büyüyecektir. Yurttaşa "çanta taşımayın, saldırganlara direnmeyin" demek çözüm değildir. Bu, suç şebekelerinin işlerini kolaylaştırmak oluyor "başınızın çaresine bakın, bizden size fayda yok" demek oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Özpolat.

MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla)Medya da şiddet ve mafya liderlerini yüceltiyor, suç kanıksatılıyor, ekrana yansıyan yaşam biçimleri özendirici içerik taşıyor. Elbette, konu, öncelikle bir sosyal sorun olarak ele alınmalıdır; ancak, bu, uzun soluklu bir mücadeleyi ve sorumlu bir yönetim anlayışını gerektirir. Oysa, İstanbul'un artık sabrı kalmadı. En acil biçimde yeni ve etkili güvenlik tedbirleri geliştirilmelidir.

"Biz yakalatsak da yargı bırakıyor" anlayışıyla sorumluluğu başka yere yüklemek de sorunu derinleştiriyor. Öncelikle, Emniyet Teşkilatı, daha donanımlı hale getirilmelidir. Hem ekonomik hem teknolojik hem de eğitim konularında önemli takviyeye ihtiyaç olduğu ortadadır. Polis memuru, görevini gerektirdiği gibi yapacak motivasyona sahip değildir. Görev koşulları ağır, ücretler düşük, meslekiçi eğitim sınırlı, teknoloji eski, araçlar yetersizdir. Örneğin, İstanbul'da 3 487 aracın 653'ü yeni, geri kalan araçlar eski ve yorgun araçlardır. Suçluyu izlemek için tanınan olanaklar yetersizdir. Mesela, bir araca 24 saat içinde verilen benzin miktarı 15-20 litreyle sınırlıdır. Her ilçede motorize ekipler yoktur; oysa, İstanbul trafiğinde suçlu takibi için daha çok motorize ekibe gerek vardır. Polis memuru mutsuz ve aşırı stres altında, intiharlar artıyor. Hatta, bu olumsuz koşullar polisi de suç şebekelerinin ağına düşürebiliyor. Tüm bunlar, Emniyetin etkili biçimde görev yapmasını zorlaştırıyor. Kendi hayatının ve geleceğinin kaygısını taşıyan polisin halkın güvenliğini sağlaması güç.

Değerli milletvekilleri, polisin yaşam koşulları düzeltilmelidir, eğitimi güçlendirilmelidir, görev koşulları iyileştirilmelidir, gelişmiş teknolojinin kullanımına özen gösterilmelidir, etkin izleme ve istihbarat yapacak biçimde donatılmalıdır. Bölgenin özelliklerini iyi bilen, böylece suçla daha etkili mücadele edilen kadrolar dağıtılmamalı, yerleri sık sık değiştirilmemelidir; suçlunun izlenmesi açısından bu nokta çok önemlidir. Polis her açıdan suçludan daha güçlü konuma getirilmelidir ki, suçluyla mücadele edebilsin.

Medyaya da çok iş düşüyor. Sorumlu yayıncılık önem taşıyor. Suçla savaşmak konusunda herkesin ortak sorumluluğuna ihtiyaç vardır. Hükümet, İçişleri Bakanlığı, Emniyet, sivil toplum örgütleri, medya, iş çevreleri ortak bir duyarlılıkla konuyu masaya yatırmalı ve sorumluluk almalıdır.

Evet, 2000 affından sonra İstanbul'da asayiş sorunları çok daha ciddî boyutlara tırmanmıştır; evet, yoksulluk temel nedendir; ancak, son aylardaki bu suç patlamasının başka zafiyetlerden de kaynaklanabileceği gözönüne alınmalıdır. Bu zafiyetler tespit edilmeli, daha etkin bir mücadele yürütülmelidir.

Artan suç ve şiddet kentin turizm gelirlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Şehir, giderek yoksullaşıyor. Böylece, yoksulluk ve suç sarmalı birbirini büyütüyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, İstanbullu evinde, şehrin sokaklarında, caddelerinde, meydanlarda güvenle, özgürce yaşamak istiyor. Bunun sağlanması için hükümeti ve tüm ilgilileri konuyu baştan ele almaya çağırıyorum ve konunun bütünüyle ele alınmasını öneriyorum. Sorun, tüm tarafları ve tüm boyutlarıyla ele alınmalı, tartışmaya açılmalıdır. Rasyonel ve iyi planlanmış çözümler geliştirilmelidir. Bir hükümetin en temel görevi, yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Suçla savaşacak güçlü iradeyi ortaya koyamayan idareciler görevde kalmamalıdır.

Bu kaygıyla, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyor; bu konuya ilgi bekliyorum.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 10 Şubat 2005

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook