Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)
Burdur Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 57. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Şubat 2005 · 1.484 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ramazan Kerim Özkan (CHP), 10 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.484 kelime.
Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2005-02-10-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının denetim kurulu üyesi atanmasıyla ilgili 30 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Bu maddede, göller ve güller diyarının Cumhuriyet Halk Partili Isparta Milletvekili Sayın Mevlüt Coşkuner de söz almıştı; ancak, bugün ve yarın Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'la birlikte Muğla Dalaman Kâğıt Fabrikasında işten atılarak açıkta kalan işçilerimizle birlikte bir dayanışma içerisinde olacaklarından dolayı, Burdur Milletvekili olarak, komşu ilimiz Isparta'nın sorunlarını da, bu tasarı maddesi içerisinde ele almaya çalışacağım.
Tarımsal kaynakların günden güne azaldığı, hortumlanan bankaların maliyetlerinin tarımsal kesime yapılan dört yıllık toplam desteğin üzerinde olduğu bir dönemde, tarım reformu adı altında, bu tasarıyı tartışmaya başladık.
Türkiye, her geçen gün daha fazla üreterek ihtiyaçlarını karşılamak ve dünya pazarındaki diğer ihracatçılarla yarışmak yerine, maalesef, IMF ve Dünya Bankasının baskılarıyla, üretimden vazgeçmiş, iç piyasayı çokuluslu tekellere bırakma sürecine girmiştir.
Geçmişte özelleştirilen tarımsal KİT'lerin zararlarının birçoğu, devletin, geçmiş yıllarda bu kuruluşlardan tüm desteğini çekmesi ve finansman açığını özel bankalardan yüksek faizle karşılamaya zorlaması nedeniyle oluşan borçlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, özelleştirilen tarımsal ve hayvansal KİT'lerin birçoğu, özelleştirildikten sonra kapanmış, yani, aslî işlevini yerine getirmemiştir; piyasadaki düzenleyici işlevleri de bu sebeplerle sona ermiştir.
Değerli arkadaşlarım, Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Karacabey Harasını sizlere hatırlatmak isterim; bir Acıpayam'ı, bir Aksu Devlet Üretme Çiftliğini, bir Çifteler Harasını, bir Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğini, bir Konya Harasını unutmak mümkün değildir. Bunlar, Türkiye'nin, çoban ateşi gibi, gelişmesine katkı koymuş KİT'lerimizdi. Ne yazık ki, bugün, dar bir kapasiteyle, kaderlerine bırakıldı.
Tarım ürünleri depoculuğuna ilişkin, bugüne kadar, ülkemizde yeterli altyapı kurulamamıştır. Depolama, işletmelerin veya kişilerin ihtiyaçlarına göre, uygun olmayan ortamlarda ve denetimden yoksun bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde tarımsal ürünler depolama altyapısı yeterli olmadığından, arzın yoğun, fiyatların düşük olduğu dönemlerde elden çıkarılmış, bu da, üreticiyi zarara uğratmıştır. Avrupa Birliği tarım mevzuatı açısından da bu yasanın çıkması önemlidir; fakat, biz bu uygulamayı nasıl yapmayı düşünüyoruz, dünyadaki öncü ülkeler nasıl yapıyor, buna bakmalıyız.
Ülkemizde özellikle hasat dönemlerinde, büyük miktarlarda ürünün piyasaya arzı nedeniyle fiyatlar düşmektedir. Üretici, acil finansman ihtiyacını karşılamak için, ürünü, bu düşük fiyattan elinden çıkarmaktadır. Sonbahar aylarında da fiyatlar yükselmekte -bugün olduğu gibi- ve piyasada hem üretici hem de tüketici açısından olumsuzluklar yaşanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, üretici, zaten, hasat dönemine, mazot borcu, gübre borcu, enerji borcu, ilaç ve evinin kullandığı zorunlu ihtiyaçlarının borçlarıyla girmiştir. Hasadını, bulduğu fiyata satmaya zorunludur. Düğün borcu vardır, takı borcu vardır; bunları bir an önce ödemek zorundadır ve hasat mevsimi, tüm bu hizmetleri sunanlar tarafından beklenmektedir. Onun için, bu dönemde, üreticimizin bu lisanslı depolara ürününü koyması mümkün değildir. Zaten, bu lisanslı depolarda ne elma üreticisi düşünülmüştür ne armut üreticisi düşünülmüştür, ne domates ne armut ne biber... Yaş meyve sebze kesinlikle düşünülmemiştir. Bunda, pamuk söz konusudur, buğday söz konusudur, şeker söz konusudur. Bunlar zaten depolanmaz; vatandaş daha önce bunu hasat zamanında satar, parasını bir an önce borçlularına dağıtmayı düşünür.
Avrupa Birliğinde ise duruma baktığımızda, kendi ülkesi içerisinde uzun süredir uyguladığı lisanslı depoculuk ve tarım ürünleri deyimi, kamunun stok tutma ve tarım ürünlerinin desteklenmesi sisteminin bir parçası olarak devam etmektedir; ama, aynı sistem, diğer ülkelere, kamu stoku tutma ve tarımsal destekleme faaliyetlerinden soyutlanarak pazarlanmaktadır. Bu açıdan baktığımızda, Avrupa Birliğinde uygulandığı orijinal sistem ile bizim gibi ülkelere uygulanan sistem arasındaki farklılıklar görülecektir. Bu sebeplerle, Türkiye, destekleme politikaları, kamu stoku, piyasa ilişkilerini gözeterek daha dengeli bir uygulama yapmak durumundadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de ürün borsalarının çoğu tescil ofisi özelliğindedir ve çalışma sistemleri spot piyasa sistemleriyle sınırlıdır. Çağdaş ürün borsası anlayışında ise, borsa, taraflara vadeli işlem yapma olanağı sağlayarak, fizikî işlemlerle sınırlı spot işlem hacminin yükselmesi sağlanır. Vadeli işlem olanağı sunan bu ürün senetleriyle, daha sağlıklı bir lisanslı depoculuk sistemi oluşturulacaktır.
Lisanslı depoculuğu, şüphesiz, dünyada en iyi uygulayan ülke olan Avrupa Birleşik Devletlerinde, tarım ürünleri borsacılığı çok gelişmiş bir yapıya kavuşmuştur. Bununla birlikte, bu borsaların birçoğu kooperatif yapılarındadır. Yine, Avrupa Birliğinde, özel lisanslı depolar, kamu tarafından, malî ve teknik açıdan desteklenmekte ve denetlenmektedir; yani, sistem, özünde kamusal tarım politikalarını destekleyen bir yapıdadır. Devlet, üreticisine yardım eder konumdadır. Lisanslı depolar, hem özel depolama faaliyetlerini sürdürürken hem de kamu stoklarını depolama görevini üstlenmektedir; ayrıca, Avrupa Birliğinde çeşitli ürünleri özelliklerine göre destekleme programları yürütülmekte, tarım piyasalarına müdahale edilerek alım yapılmakta ve oluşturulan kamu stoku, lisanslı depolarda depolanmaktadır. Türkiye'de ise, biz, bunun tam tersini yapmaktayız.
Toprak Mahsulleri Ofisi, aynı Avrupa Birleşik Devletlerindeki sistemde olduğu gibi, güçlü bir müdahale kuruluşu olarak yapılandırılabilir. Tarımda yapılan özelleştirmeler ve Toprak Mahsulleri Ofisinin küçültülmesi planları, Avrupa Birliği tarım politikası uyum çalışmalarıyla da çelişmektedir. Örneğin, Toprak Mahsulleri Ofisinin devreden çıkmasıyla, ekmeklik buğday 280 000 liraya düşmüştür bu yıl. IMF ve Dünya Bankası dayatmalarıyla ancak hasat dönemi ortasında açıklanan buğday fiyatları üreticinin belini bükmüştür; bu, ülkemizin bir gerçeğidir. Hasat dönemlerinde üreticiye yönelik avans kredi sistemi kurulmalı ve lisanslı depoculuk faaliyetleri çerçevesinde üreticinin Toprak Mahsulleri Ofisi depolarını da kullanarak stoklama ve buradan da pazarlama yapacağı bir sistem geliştirilmelidir. Son yıllarda buğdayda yapılan alım ve destekleme fiyatlarının düşürülmesiyle, dünyadaki büyük buğday üreticileri ve özellikle Avrupa Birleşik Devletlerine karşı gücümüz zayıflamaktadır.
Türk insanı, kalori ihtiyacının yüzde 50'den fazlasını, buğdaydan yapılan ürünlerden karşılamaktadır; fakat, bu gidişle, buğdayda kendi kendine yeten ülke olmaktan çıkmaktayız. Tüketimi ülkemizde bu kadar fazla olan bu stratejik üründe dışa bağımlı bir ülke konumuna gelmek üzereyiz.
Avrupa Birleşik Devletlerinde lisanslı depoculukta uygulanan sistemi incelediğimizde, yaygın görüşlerin aksine, kamusal politikalar olmaksızın, lisanslı depo faaliyetlerinin kârlı biçimde sürdürülmesinin pek mümkün olmadığı da görülmektedir. Avrupa Birleşik Devletlerinde, Tarım Bakanlığı, lisanslı depolar üzerinde sıkı bir denetim yetkisine sahiptir. Denetimlerde mevzuata aykırı durumların saptanması halinde, deponun lisansı iptal edilebilir, hatta depoya ilgili bakanlık el koyabilir. Depolardaki ücretlendirme, Tarım Bakanlığının belirlediği ücretlerden yapılır. Lisanslı depo üreticisi, depolanan ürünün sağlıklı bir şekilde muhafaza edilmesinden ve kalitesindeki her türlü bozulmadan sorumludur. Türkiye'de Avrupa Birleşik Devletlerindeki sistemin baz alınarak kurulmaya çalışılan lisanslı depoculuk sisteminde, Avrupa Birleşik Devletlerindeki lisanslı depoculuğun bir devlet politikası olduğu gerçeği gözden kaçırılmaktadır. Türkiye'nin kendine özgü koşulları ve altyapı yetersizliği yeterince gözönünde bulundurulmamıştır.
Türkiye'nin lisanslı depoculuğa geçebilmesi için, ülke çapında bir standart sistemi getirilmeli ve sağlıklı depolamaya uygun tesisler kurulmalıdır. Ayrıca, yeterli ve sağlam bir hukukî altyapı da kurulmalıdır. Örneğin, Türkiye'de hububata, Türk Standartları Enstitüsü, Toprak Mahsulleri Ofisi ve borsaların uyguladığı standartlar birbirinden farklıdır. Lisanslı depoculuğun uygulandığı hububat, bakliyat, pamuk, tütün, şeker gibi ürünlere Tarım Bakanlığı ve yetkili alt kurumları çeşitli programlarla destek vermekte; yeri geldiğinde ise piyasaya müdahale ederek alım yapmakta ve bu ürünleri, kamu stoku lisanslı depolarda depolamaktadır. Türkiye'de ise, bu ürünlerin tümünde müdahale alımları bırakılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu konuyla ilgili olarak hükümetin tarıma bakışına ve uyguladığı politikalara da değinmek istiyorum. Köylünün yükü zaten ağır. Bakın, şehirlerin etrafında ne tilki dolaşır ne tilki dolaşır ne kurt dolaşır. Şehirli, ne karıncayı bilir ne fareyi bilir; fakat, köylümüz, bunlarla karşı karşıyadır, daha hasada başlamadan kargalar tarlasındadır. Ambarda karınca ortaktır, koyununa kurt ortaktır, keçisine kurt ortaktır.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)İstanbul'a kurt inmiş.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Yetmez, ilaçcı ortaktır, aşılama ortaktır, koruyucu hekimlik ortaktır. Yükleri çok ağırdır; bu yüke ilave bir yük getirmeyelim. Köylünün elinden tutalım, onu geleceğe taşıyalım.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Bu yasa tutacak işte onu.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Tutmuyor Sayın Badazlı, tutmuyor.
Değerli arkadaşlarım, bakın, tütünde, Tütün Yasasının yürürlüğe girmesinin ardından, 2003-2004 yılları arasında, ülkemizde ürettiği tütünün neredeyse tamamı ihraç edilen Ege Bölgesinde tütün ziraatıyla uğraşan ekici sayısı yüzde 33 azalmıştır. Yine Karadeniz Bölgesinde azalma yüzde 25'tir. Bizim Burdur-Bucak bölgesinde ise Virjinya tipi tütün üreten üretici, ekimi bırakma durumuna gelmiştir. Pancar, keza öyle. Şekerpancarı ekim alanlarının tüm Türkiye sathına dağılmasından dolayı, çiftçilerimizin birincil geçim kaynağı pancardır; ancak, tatlandırıcıyla bu işin tadını da kaçırdınız.
Pancar, ekim dikim çavuşluğuyla başlıyor değerli arkadaşlarım; bunu defalarca söyledik. Çapması var, çapalaması var, sulaması var, sökmesi var, kantara taşıması var, yaprağı var, melası var, küspesi var. Pancar inek demek, pancar besi demek, pancar traktör demek, pancar lastik demek, kamyon demek, şoför demek, işçi demek, tekniker demek, mühendis demek. Türkiye ekonomisinde, Türkiye'nin imarında, şu günde oluşturduğumuz koşullarda Türkiye'de pancar vardır. Pancar, tek şeker değil; pancarı şekerle alıyoruz, şekerle bitiriyoruz. Ben, pancar tarlasında doğmuş bir kardeşinizim, çapada doğmuş, torbada köye getirilmiş bir kardeşinizim.
Pancarı lütfen unutmayın Sayın Bakanım. Fransa bugün ekim alanlarını, İtalya ekim alanlarını serbest bırakmış; ama, biz, IMF politikalarından dolayı daraltmaya çalışıyoruz. Hani nerede bizim söylemlerimiz?! IMF karşısında duruş sergileyecektik. İsteyen istediği kadar ekecekti; unuttuk; unutmayalım, unutmayalım değerli arkadaşlarım.
Bu, doğusundan batısına, Burdurundan Balıkesirine, Susurlukuna, Afyonuna, Eskişehirine, Alpullusuna, Ankarasına, Karsına, Erzurumuna, Amasyasına kadar uzanan bir sektör. Bunu unutmayalım.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Alternatif ürün sunduk.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Alternatif ürünü tam sunamadınız Sayın Badazlı. Alternatif ürün sunuyorsanız, alanları bir bütünleştirelim, köylünün arazisini bütünleştirelim, o çalışmaya hemen dört elle sarılalım, bölük pörçük arazilerde tarım yapmayalım. Kimse o desteklemeden yararlanamıyor. Mısır desteklemesinden vatandaşımızın yüzde 2'si, 3'ü yararlanıyor. Çalışmayı hemen yapalım, tarım alanlarımızı toplulaştıralım. Benim Burdur'un Düğer Köyünde 200 dönüm arazim var, babamdan kalma, 7 kardeşe; fakat, arazi bölük pörçük. Bizim 50 dönüm olsun orada; ama, yerini bilelim. Biz yerini bilmiyoruz. Bu herkes için geçerli. Buradaki arkadaşlarım için de geçerli.
Burdur'un, Denizli'nin, Çivril'in, Antalya'nın, Korkuteli'nin, Elmalı'nın, Isparta'nın, Eğirdir'in, Sütçüler'in, Gelendost'un elmasını, elma sorununu bu kürsüden defalarca dile getirdik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 10 Şubat 2005