Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 57. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Şubat 2005 · 1.657 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Küçükaşık (CHP), 10 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.657 kelime.
Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2005-02-10-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 34 üncü maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Biraz önce, Sayın Tarım Bakanımız "gerçekten de insanlara bu kadar karamsarlık aşılamayın, Türkiye'de güzel şeyler de yapılıyor. Eğer, insanların yok olduğunu söylerseniz, insanlarda ileriye yönelik yaşama umudu, bir ümit kalmaz" dedi. Evet, bunlar, gerçekten de doğru sözler; ama, insanların bir şeyi de bilmesi gerekiyor; var olan gerçeği de biraz bilmek gerekiyor.
Şimdi, yine, Tarım Bakanımız konuşmasında, tarımsal teşviklerden söz etti. Tarımsal teşviklere gerçekten de çok büyük indirimler var. İnsanlara, kredilendirmede, gerçekten de güzel açılımlar sağlandı; ama, bir tarafa bakmak gerekiyor. Türkiye'de Ziraat Bankasından ve tarım kredi kooperatiflerinden bugüne kadar kredi alan ve 4876 sayılı Yasayla taksitlendirmeden yararlanan insanların, bir, konumuna bakmak istiyorum, rakamlar vermek istiyorum.
Ziraat Bankasına borçlu bulunan şahıslar... 218 718 kişi bu aftan yararlandı; başvuran 177 318 kişi, yani yüzde 81'i. Bunlardan 9 933 kişi, birinci taksitini ödeyemedi; ikinci taksitini ödeyemeyenler ise 33 288 kişi şu anda. Bunlara, kasım, aralık, ocak aylarında yüzde 108 ortalama faiz uygulandı. Şimdi ise, bu süre, tekrar Nisan 2005 sonuna kadar uzatılıyor ve yüzde 26 carî faiz uygulaması var. Buna baktığımızda, Ziraat Bankasında borcu taksitlendirilen şahısların yüzde 25'inin borcunu ödeyemediğini görüyoruz, bu kadar güzel şartlar hazırlandığı halde.
Tarım kredi kooperatiflerine geldiğimizde, orada da durum pek farklı değil. Tarım kredi kooperatiflerinde de, 233 972 ortak, 799 trilyon lira borcu için, 393 trilyon lira olarak taksite bağlandı; bunlar, 3 taksitte ödeyecekler. Borcu taksite bağlanan 233 972 ortağın Ekim 2003 taksit tutarı olan 130,7 trilyon lirasının 215 472 ortak üzerindeki 115,7 trilyon lirası ancak ödendi; 18 500 ortak üzerindeki 15 trilyon lirası ise tahsil edilemedi. Yine, 2004 yılında, 233 972 ortağın Ekim 2004 taksit tutarı olan 130,7 trilyon lirasının 186 481 ortak üzerindeki 101,9 trilyon lirası tahsil edildi; 47 491 ortak üzerindeki 28,8 trilyon lira ise tahsil edilemedi. Baktığımızda, Ziraat Bankasındaki borcunu taksitlendiren insanların da yüzde 25'inin yine borcunu ödeyemediğini görüyoruz. Bu süre, şimdi, yine nisan sonuna kadar, Ziraat Bankasında yüzde 26, tarım kredi kooperatiflerinde yüzde 28 carî faizle ödenecek.
Şimdi, gerçekten de tarımda güzel krediler veriliyor; ama, burada bir şart var. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine borcu olan, borcunu taksitlendiren şahıslar, gerek hayvancılık kredilerinden gerekse tarımsal kredilerden faydalanamıyor. Şimdi, siz, devlet olarak insanlara söz vermişsiniz ve "arkadaş, ben, sana bu kredileri vereceğim, senin daha önceki borcunu da yeni taksitlerle ödemen koşuluyla güzel taksitlere bölüyorum; sana bir can suyu vermeye çalışıyorum" diyorsunuz; ama, bu insan kredi almaya gittiğinde "ben yatırım yapacağım, kredi alacağım" dediğinde, gerek işletme gerek yatırım kredisi almaya gittiğinde "hayır arkadaş, ben sana para veremem, sen daha önceki borcunu öde" diyorlar. Bakınız, insanlar, bu kadar güzel şartlar hazırlandığı halde, eğer, tüm borçlularının yüzde 25'i hâlâ borçlarını ödeyemiyorsa, tarımda birtakım şeylerin iyi gittiğini söyleyebilmek pek mümkün değil.
İkincisi, insanlara ümit verebilmek için, yöneticilerin de güzel şeyler yapması gerekiyor. Mısırdan bahsediyoruz burada. Sürekli, tüm arkadaşlarımız, buğdaydan bahsetti, diğer ürünlerden bahsetti, şekerpancarından bahsetti. Şimdi, mısırda daha ilginç fiyatlar var. Türkiye'de, şu anda, gerek Çukurova Bölgesinde gerek Marmara Bölgesinde, 15 rutubet mısırın fiyatı 315 000 ile 320 000 arasında. Normal piyasa değerlerine göre 380 000 lira olması gerekiyor fiyat; ama, ithal mısır gündeme geldiğinde, özellikle, Türkiye'ye, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'dan, Bandırma Limanına teslim -bunu özellikle söylüyorum; çünkü, Bandırma Limanından ithal mısırı kimin ithal ettiğini herkes biliyor- 122 dolara geliyor. Daha önce gümrük vergileri yüzde 80'di; şimdi, yüzde 100 arttı vergisi; yani, 244 dolara, Bandırma Limanından Türkiye'ye, daha onbeş gün önce -benim bildiğim kadarıyla- 40 000 ton mısır geldi.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat)Kim getirdi?..
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Herkes biliyor, bütün Türkiye biliyor bunu; söylemeye gerek yok.
NAİL KAMACI (Antalya)Söyle, söyle... Bilelim, daha iyi...
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Bütün Türkiye biliyor kimin ithal ettiğini Türkiye'de ithal mısırı...
GÖKHAN DURGUN (Hatay)Tavuklara yem için!..
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Tavuklara yem için getiriliyor, biliyorsunuz; ama, ne yazık ki piyasaya sürülüyor, piyasaya sürülüyor; sadece tavuklara yem için gelse iyi olacak. Eğer, yöneticilerimiz, o kararı vermekle yükümlü olanlar, Türk üreticisinin ürettiği mısırı, kendisi ithal edip de, kendisi para kazanıyorsa, o acı çeken köylüye "arkadaş, sen bu sıkıntılara katlan" deme cesaretini hiç kimse bulamaz.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat)Kim?.. Kim?..
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Çok bağırdık... Herkes de bağırıyor...
Ben başka bir şeye gelmek istiyorum. Türkiye'de şekerpancarı ve şeker kotaları var; hep konuşuldu. Şeker Kurumu da, nedense, aralık ayı içerisinde, Bakanlar Kurulunun bir kararnamesiyle kapatıldı; ama, kurum kapatıldı, Kurul hâlâ devam ediyor. Şimdi, Türkiye'nin şeker fabrikaları var, özelleştirilmemiş; özelleştirilecek. Şeker Kurumu bu piyasayı düzenliyor. Kurulun hiçbir yetkisi yok, sadece adı var, sadece adı var.
Şimdi, Türkiye'de, nişasta bazlı şekerdeki kotalar arttı diye ve Şeker Kurumu, 2 tane büyük şirkete yaklaşık 13 trilyon lira üzerinde ceza kesti diye bu hükümet tarafından Şeker Kurumu kapatılıyorsa, Türkiye'de şekerpancarı eken köylünün bu iktidara güveni olur mu arkadaşlar?!
Ben bir mahkeme kararı getirdim; Türkiye'de nişasta bazlı şekeri imal eden ve ithal eden bir şirketin yıllardan beri süren yargılaması sonuçlandı. Bursa Bölge İdare Mahkemesinin, 2. İdare Mahkemesinin 2004/1127 esas, 2004/1561 sayılı kararıyla, bu şirkete verilen, bütün Bakanlar Kurulunun sağdan soldan aşarak vermiş olduğu bütün ruhsatlar iptal edildi şu anda; Bölge İdare Mahkemesinin kararı bu. Bursa Barosundaki Çevre Komisyonunda görevli arkadaşlarımız, hem Bursa Valiliğine hem de Sayın Başbakana, 13 Ocak 2005 tarihinde, mahkeme kararlarının yerine getirilmesi yazısını yazdılar, yazı yaklaşık bir ay önce ulaştı.
Şimdi, acaba, Türk yargısının iptal ettiği ruhsatlar üzerine, yıkılması gereken bir fabrikayı, acaba bu siyasal iktidar, Endüstri Bölgeleri Yasasıyla güvence altına alınan bu şirketi, acaba Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız... Çünkü, 3 tane özel şirket için Endüstri Bölgeleri Yasası çıkarıldı, diğer bölgelerde uygulamıyor; acaba, bu fabrika hâlâ faaliyete devam edecek mi? Dünyada yüzde 2 olan nişasta bazlı şeker üretimi kotası Türkiye'de yüzde 10 ve her yıl Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 5 artırılmasına rağmen, hâlâ kaçak nişasta bazlı şeker ithal eden firmalara cezayı bundan sonra kesecek kurul kalmadığına göre, acaba hükümetimiz ne yapacak? Hükümetimiz bu halka bu güveni verebilecek mi? Ondan sonra da, o çiftçiye "arkadaşlar, direnin, ben sizin için iyi şeyler yapıyorum" demek mümkün olacak mı; ben olacağını sanmıyorum, ben olacağını sanmıyorum.
Bakın, bir Tarımsal Üretici Birlikleri Yasası çıkardık. Bu yasa çıkarılırken burada çok kavga verdik bir yıl önce; dedik ki, bu yasayı eksik çıkarıyorsunuz, yanlış çıkarıyorsunuz. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı bize "merak etmeyin, biz sözleşmeli çiftçilik yasasını da çıkaracağız" dedi. Biz bu yasayı geçen sene haziran ayında çıkardık. Tarımsal Üretici Birlikleri Yasası yaş sebze ve meyveyi düzenliyordu.
Şimdi size domatesten örnekler vereceğim: Bakınız -Yeni TL'ye geçtik, kuruşu çok rahat anlar bazı arkadaşlar- 1975 yılında Mustafakemalpaşa, Karacabey Ovalarında 1 kilo domates sözleşmeyle fabrikalara 14 kuruştan satılıyordu. 1987 yılında 18 kuruş, 2002, 2003, 2004 yıllarında 10 kuruş. Bakınız, tam 10 kuruş; yani, 100 000 lira. Bu 100 000 lira nasıl ödeniyor biliyor musunuz; eğer ağustosta, eylülde teslim ettiğiniz domatesin parasını ekim sonunda almak istiyorsanız, bugünkü parayla 8,5 kuruştan, 15 ocakta almak istiyorsanız 9 kuruştan, 10 kuruştan almak istiyorsanız Mart 2005'te ödeyecekler size.
Şimdi, sözleşmeli çiftçilik yapmak için, sözleşmeyi imzalamak için bu özel sektör fabrikaları köylüleri dolaşıyor. Teklif edilen fiyatı söyleyeyim mi size; 7,5 kuruş; yani, domateste kilo başına 75 000 lira teklif veriliyor. Biz, Tarımsal Üretici Birlikleri Yasasını çıkardık, uygulanması için yönetmeliğin çıkarılması gerekiyor. Hazirandan beri daha yönetmelik çıkarılmadı ve yönetmeliğin çıkarılmasının hiçbir hazırlığı dahi yok.
Ama ne yapıyor Bakanlık; kooperatiflere ve tarım kredi kooperatiflerine, Haller Yasasına dayanarak üretici birliği belgesi veriyor, yasa çıktıktan sonra. Arkadaş, bunu daha önce de verirdin, Tarımsal Üretici Birlikleri Yasası çıktıktan sonra bunu verseydiniz ne olurdu?! Kötü şeyler mi olurdu; hayır, çok iyi şeyler olurdu.
Bakınız, hep ümit vereceğiz insanlara; verelim, güzel. Biliyorsunuz, kurban bayramından önce Başbakanımız, bütün ziraat odalarına telefon etti, birliklere telefon etti "hemen toplanın, herkesin yönetim kurulu Ankara'ya gelsin" dedi ve orada tarımsal müjdeler verdi. Müjdelerden birisi ne; ben size söylüyorum: Bir, doğrudan gelir desteği 2005 şubat ayında başlayacak, nisan ayında ödenecek ve bir defada ve peşin olarak ödenecek dendi. Bugün şubatın 10'u. Burada yine konuşacağız. Yani, Başbakanımız, doğrudan gelir desteğini şubatta, martta ödemeye söz verdi ve şimdi, insanlar bekliyorlar.
İki, Sayın Bakanımızın da biraz önce söylediği gibi, 660 trilyon lira olan elektrik borçlarına af getireceğim, enerji barışı yapacağım dedi. Şu anda, bütün elektrik borcu olan kooperatifler TEDAŞ'la kavga halinde. Neden; her gün, o konuda bir yönetmelik var mı, bir çalışma var mı diye geliyorlar. Bekliyorlar. Hâlâ bir şey yok. Şu anda, o kooperatiflerin hepsi TEDAŞ'a aylık yüzde 8 faiz ödüyor beyler. Yüzde 8 gecikme faizi uygulanıyor. Barış çıkacaksa bir an önce gelsin; o insanlar borçlarını bir an önce bitirsinler. Müjde vermek güzel. Edeceğiz, yapacağız... Cek- cak’larla gidiyoruz hâlâ. Yine, şubata geldik. Bu basın toplantısı yapılalı bir ay geçti. Bir aydan beri henüz daha hiçbir şey yok.
Biliyorsunuz, don olayı vardı. Bakın, çok güzel bir örnek vereyim. Türkiye'de dondan zarar görme oranı 4 katrilyondu. Sadece Bursa'da 350-400 trilyon lira zarar vardı. Tüm Türkiye'de don nedeniyle uğranan zarardan ödenecek para, biliyorsunuz, 400 trilyon; yani, tüm zararın onda 1'i. Bugüne kadar ne kadar ödendi; 52,5 trilyon lira; yani, don zararının yüzde 15'i bile ödenmedi. Ne zaman oldu bu; 2004 yılı nisanında; aradan tam on ay geçmiş. Maşallah... Geri kalanı ödeyeceğiz diye bir şey yok.
Dediniz, tarımsal ürün sigortasını çıkaracaktınız, burada o söz verildi. Aralık ayında komisyondan da geçti; değil mi, tarımsal ürün sigortası 16 Aralıkta komisyondan da geçti. Nerede Meclis gündeminde; yok. Getirsenize bu yasayı.
Eğer insanlara ümit verecekseniz, merak etmeyin ben sizin hakkınızı savunuyorum diyecekseniz, o insanlara somut örneklerle bunu vermeye çalışacaksınız. Hiçbir şekilde arkasında değilsiniz. İnsanlara diyorsunuz ki, ben size kredi verdim, kolaylık verdim; güzel; ama, borcunu öde. Vatandaş, ben, zaten taksitlendirdim borcumu, sana, devlete güvendim, taksitle ödemeye çalışıyorum; benim kazandığım bu kadar diyor. Hayır arkadaş, o zaman, sen, bu tarımsal kredilerden yararlanamazsın...
O zaman, siz, tarımsal kredilerde verdiğiniz bu teşvikleri, bu kolaylıkları, dar durumda olan, zor durumda olan, gerçekten de üretici konumunda olan köylüye mi vermeye çalışıyorsunuz; yoksa, tarımla alakası olmayan; ama, hiçbir şekilde borcu olmayan ve kazandığı paralarla, nereden kazandığı belli olmayan paralarla tarımsal yatırım yapmak isteyen başkalarına mı o kaynağı aktarmak istiyorsunuz? Bence, esas cevabı verilmesi gereken sorulardan bir tanesi bu.
Teşekkür eder; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 10 Şubat 2005