2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2004 · 2.110 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS.(2 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) BAŞBAKANLIK,DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI); konuşma 2.110 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-2-nci-tur-gorusmelerinde-basbakanlik (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Başbakanlığın, bağlı kuruluşların, ilgili ve ilişkili kuruluşların 2005 malî yılı bütçe kanunu tasarısı üzerinde görüşmeler yapıyoruz.
Bu turda, gruplar adına konuşmalar yapıldı, değerlendirmeler ortaya konuldu. Tüm arkadaşlarımıza, gerek İktidar Grubuna gerek Muhalefet Grubuna mensup arkadaşlarımıza, katkıları ve değerli önerileri sebebiyle çok teşekkür ediyorum. Kuşkusuz ki, bunlardan yararlandık, bundan sonra da yararlanmaya gayret edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Başbakanlık, 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanununa göre görevler yürüten ve görevleri, bu kanunda açıkça, tek tek sayılan bir kurum. Görevleri, bu turda arkadaşlarımızın da kısaca ifade ettiği gibi, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek, devlet teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini temin etmek, Anayasa ve kanunlarla Başbakana verilen görevleri yerine getirmek maksadıyla gerekli tedbirleri almak; ayrıca, devlet teşkilatının düzenli ve etkin bir şekilde işlemesini temin edecek prensipleri tespit etmek, hükümet programları ve kalkınma planları ile yıllık programların uygulanmasını takip etmek gibi; bu görevler, 3050 sayılı Yasada sayılmış, Başbakanlık makamı da bu görevleri yerine getirmenin gayreti ve çabası içerisindedir.
Biz, Başbakanlık makamını, koordinasyon görevini yapan, denetim görevini yapan, şu anda yılların birikimiyle bürünmüş olduğu hantal yapıdan kurtulmasını sağlayacak bir düşünceyi taşıyoruz. Nitekim, kamuda yeniden yapılanma çalışmalarını Parlamentoya sevk etmiş, hatta, bu kanunları çıkarmış; ama, bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilerek komisyonlarda bekleyen o yasal düzenlemeleri de biz bu amaçla yaptık. Yani, merkezde toplanmış olan yetkilerin bir bölümünü yerinden yönetim organlarına devretmek suretiyle, Türkiye'de, başta Başbakanlık olmak üzere, diğer bakanlıkların ve kuruluşların yükünü yerele bir nebze aktarmak düşüncesinde olan bir siyasî iktidarız ve geldiğimiz günden beri bu konuda yapmış olduğumuz çalışmaları ve atmış olduğumuz adımları biliyorsunuz.
Benim, fikirlerine son derece itibar ettiğim, tecrübeli devlet adamı Sayın Güneş, bizim Meclise sevk etmiş olduğumuz iki kanun tasarısıyla, Başbakanlığın bir yargı yeri haline getirilmeye çalışıldığını ifade ettiler. Kendilerinin konuşmasında bahsettiği o iki kanun tasarısı -ki, şu anda Meclis komisyonlarındadır; biraz önce ilgili arkadaşlardan bilgi aldım, kendim de tasarıya baktım- hangi maddesinde, Başbakanlığa âdeta, bir yargı yeri yetkisi vermektedir, doğrusu anlayamadım. Eğer, bizi biraz daha net şekilde bilgilendirirlerse, komisyonlardaki arkadaşlarımızı bu konuda uyarırlarsa delilleri ve gerekçeleriyle birlikte, inanıyorum ki, bize de yardımcı olmuş olurlar. Bizim asla böyle bir düşüncemiz yok. Böyle bir niyetle ve böyle bir amaç için herhangi bir tasarı falan da sevk etmiş değiliz. Eğer, gözden kaçan bir şey varsa, kuşkusuz ki, bunu komisyonlarda düzeltmek, yasama organının ve komisyon üyesi arkadaşlarımızın da görevidir.
Değerli arkadaşlarım, Başbakanlık, kuşkusuz, şu anda, 24 bağlı kuruluş, katma bütçeli idare, Başbakanlık bütçesinde yer alan idareler olmak üzere birçok kuruluşu bünyesinde toplamaktadır. İşte, burada, belki, yarından itibaren, bütçeleri müstakil olarak görüşülecek olan Başbakanlığa bağlı genel bütçeli idareler var. İşte, Devlet Planlama Teşkilatı bunlardan biridir; Gümrük Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı bunlardan biridir. Devlet İstatistik Enstitüsü ve Diyanet İşleri Başkanlığı; ki, onların bütçeleri de, bilindiği gibi, burada müstakilen görüşülecektir.
Şimdi, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinde -sanıyorum, yarın görüşülecek- belki gündeme gelmesi muhtemel olan bir konuyu, Sayın Kumkumoğlu, biraz önce CHP adına yaptığı konuşmada dile getirdi. Kendisi hükümetimize şöyle bir ithamda bulundu: "Sistemin yıpratılması konusunda çaba gösteriyorsunuz" dedi ve arkasından da bir soru sordu, hükümetimize dönerek. "Cem evlerine ne kadar para ayırdınız, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde cem evleri için ne kadar para ayrıldı; bunu hükümet adına burada bulunan arkadaşlar açıklasınlar" dedi. Böyle bir soru yöneltildiği için, tabiî, bunların cevapsız kalmaması gerektiği düşüncesindeyim! Bu, son derece hassas bir konudur. "Ne kadar para ayırdınız" sorusuna nasıl cevap vereyim?! O zaman, benim, Sayın Kumkumoğlu'na şöyle bir soru yöneltmem lazım: Siz, Cumhuriyet Halk Parti iktidarları döneminde ne kadar para ayırmıştınız?! Hiç ayırmadınız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HASAN AYDIN (İstanbul)O zaman cem evi yoktu Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Şimdi, arkadaşlar, bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı bir cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet kurulduğunda üç makamın makam arabası vardı: Biri, Cumhurbaşkanının, Atatürk'ün; biri, Genelkurmay Başkanının; bir de, Diyanet İşleri Başkanının makam arabası vardı. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız, haklı olarak, Cumhuriyet Halk Partisini, cumhuriyeti kuran parti olarak değerlendirirler; doğrudur. Yirmiyedi yıl tek başına iktidarda kalmış bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi, Diyanet İşleri Başkanlığına hangi statüyü vermişse, ona hangi misyonu yüklemişse, biz de, AK Parti olarak o misyonun arkasındayız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HASAN AYDIN (İstanbul)Ne alakası var?!.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Lütfen, siz de o misyonun arkasında durun. Bu ülkenin, kendisini Alevî olarak tanımlayan Müslümanları ile kendisini Sünnî olarak tanıyan Müslümanları arasına nifak tohumu sokmak, saçmak isteyenlere, lütfen, prim vermeyelim, onlara malzeme vermeyelim; çünkü, bu ülkenin, kendisini Alevî olarak tanımlayan vatandaşları ile Sünnî olarak tanımlayan vatandaşları birbirinin kardeşidir; bunlar, aynı Allah'a, aynı Kitaba, aynı Peygambere inanırlar. Eğer, cumhuriyet kurulurken Diyanet İşleri Başkanlığına tanınan o statü, özenle, bu şekilde konmuşsa, bunun bir sebebi vardır. Bunu, Türkiye'nin en genç partilerinden biri olan AK Partiden ziyade, Cumhuriyet Halk Partisinin değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
O bakımdan, böylesine hassas konuların uluorta konuşulmamasını temenni ettiğimi, hükümetin bir üyesi olarak, bu ülkenin bir vatandaşı olarak ifade etmeden geçemeyeceğim.
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Sorunun cevabı ne oldu Sayın Bakan?
SONER AKSOY (Kütahya)Söyledi cevabını...
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Söyledim. Siz ne kadar ayırdınız?.. (AK Parti sıralarından "Eşit... Eşit..." sesleri"
Bakın, yirmiyedi yıl tek başına iktidarda kaldınız, 1960'dan sonra rahmetli İnönü'nün Başbakanlığında koalisyonun büyük ortağı olarak iktidarda kaldınız, 1973'te koalisyonun büyük ortağı olarak iktidarda kaldınız. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Diyanet İşleri eski Başkanı Dr. Lütfi Doğan'dı. Ne kadar ayırmışsanız, biz de o kadar ayırdık diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bir bakın... Bir bakın... 1991'de Doğru Yol Partisiyle hükümet kurdunuz; o hükümetlerde Genel Başkanınız Başbakan Yardımcılığı görevini yaptı. Bu konuyu o zaman gündeme getirdiniz mi; ne kadar ayırdınız?!
MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Bakan, yirmiyedi yıldır hiç bilgisayar almadık biz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ve cumhuriyet hükümetleri olarak bu konuya nasıl yaklaşıyorsanız, biz de cumhuriyet hükümeti olarak öyle yaklaşıyoruz, öyle bakıyoruz. Böylesine hassas konuyu politik malzeme yapmayalım. Bunu ifade etmek için söyledim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
V. HAŞİM ORAL (Denizli)Tarikatlara da aynı şekilde yaklaşın Sayın Bakan!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, biraz önce de ifade ettim, Sayın Güneş, Başbakanlığın daha da güçlendirilmeye çalışıldığını ifade ettiler. Sayın Kumkumoğlu da binlerce bürokratı mağdur ettiğimizi ve çok ciddî kadrolaşma çalışmaları içerisinde bulunduğumuzu ileri sürdüler.
Şimdi, Başbakanlık bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde bunlar iddia edildi. Şimdi bakıyorum. Biz göreve geldiğimizde Başbakanlıktaki personel sayısı nedir, bir bakalım. Göreve geldiğimizde Başbakanlıktaki toplam personel sayısı 2 857'dir. Bunun 1 662'si kadroludur, 464'ü sözleşmelidir, 731'i geçici görevli; ki, biz göreve geldiğimizde 1 662 geçici görevliydi; 58 inci hükümet döneminde bu 1 662 sayısı 731'e indirildi; toplam 2 857. Eğer bu kadrolaşma iddiaları doğru olsaydı, bu 2 857'nin 3 000'e, 3 500'e çıkması gerekirdi, değil mi? Peki ne olmuş; 2003 yılında 2 507'ye inmiş, şimdi 2 373'e inmiş. Demek ki, biz, Başbakanlığı daha da güçlendiren, onu daha da hantal hale getiren, kadroları oraya daha da çok yığan bir politika takip etmiyoruz. Onun kadrolarını daha da azaltmaya çalışan; ama, işlevsel hale gelmesi konusunda gayret eden bir tutum içerisindeyiz.
Biraz önce, yemek arasından önce, kişisel görüşlerini açıklamak için huzurunuza çıkan Eskişehir Milletvekili arkadaşımız Sayın Fahri Keskin Bey, Başbakanlıkta yapılan tasarrufa yönelik bazı bilgiler verdiler. Ben, önemli olduğu için birkaçını tekrar etmek istiyorum. Örneğin, Başbakanlıkta 329 tane araç vardı. Biz, 83 tane aracı tasfiye ederek, bunu 246'ya indirdik; indirdik de ne oldu; yüzde 46,74 tasarruf sağladık. Peki, akaryakıt giderleri... Akaryakıt, biliyorsunuz, dışa bağımlı olarak fiyatları artan bir kalemdir. Buna rağmen, Başbakanlık olarak, akaryakıt giderlerinde yüzde 30 tasarruf sağlamışız.
Haberleşme giderleri... Biraz önce Sayın Keskin bunları saydı; ama, önemli olduğu için ben de tekrar ediyorum. 2002 yılında araç telefonu sayısı 93 iken, bunların tamamı iptal edilmiştir. Cep telefonu hattı, 2002 yılında 209 iken, bugün itibariyle 117 adete düşürülmüş, 92 adet hattın sözleşmesi iptal edilmiştir. Sabit telefon hattı 1 035 iken, 2004 yılında bu hat sayısı 852'ye düşürülmüş ve 203 adet hat iptal edilmiştir.
Peki, arkadaşlar, tasarruf nedir; tasarruf yüzde 20 civarındadır. Dolayısıyla, biz, Başbakanlığı hantal yapısından uzaklaştıracağız, koordinasyon ve denetim görevi yapan bir organ haline getireceğiz, tasarruflu davranacağız, savurganlığa karşı mücadele edeceğiz dedik; işte, bunu Başbakanlık bünyesinde uyguladığımızın birkaç çarpıcı örneğini huzurlarınızda ifade etme imkânı buluyorum.
Değerli arkadaşlarım, kuşkusuz, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında hizmette verimliliği artırmak zorundayız. Hizmetleri süratlendirmek, vatandaş memnuniyetini önplana çıkarmak zorundayız. Bu konuda da Başbakanlık örnek bir kuruluş haline gelmeli. Bunun çalışmaları ve gayreti içerisindeyiz. Mesela ne yaptınız; Başbakanlığın önemli genel müdürlüklerinden bir tanesi, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüdür. Demin ismini verdiğim 3056 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinde "Başbakanlık, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgelerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir" denilmektedir. Başbakanlık sık sık genelge yayımlar; ancak, bu genelgeler, biz göreve geldiğimizde, evrak dağıtım sistemiyle kamu kuruluşlarına dağıtılıyordu. Bu, en az bir hafta, on gün alıyordu. Peki siz ne yaptınız; bütün bu genelgeleri, şimdi, Resmî Gazetede yayımlatıyoruz. Bu Resmî Gazeteler elektronik ortamda yayımlandığı için, bir vatandaş, bir kurum aynı gün, aynı dakikada hangi genelge yayımlanmış, hemen internete girmek suretiyle bunu öğrenme imkânına sahip oldu. Peki bununla ne yaptınız; bununla şunu yaptık: Zaman kaybını önledik, yüksek maliyeti düşürdük ve işgücü kaybını da önemli ölçüde azalttık. Peki parasal olarak bunun bir hesabını yaptınız mı, ne kadar tasarruf sağlamışsınız; Türk parası cinsinden, 10 trilyonu aşkın tasarruf sağlamışız. Bunlar basit önlemler. Aslında, bu önlemleri tüm kamu kurum ve kuruluşları alsın diye, biz Başbakanlık olarak bu tedbirleri alıyoruz. Tabiî ki, onların da, bu tedbirleri alması konusunu ciddî şekilde takip ediyoruz.
Arkadaşlar, 12 Eylül harekâtından sonra, suçlu ve zanlıların devlet dairelerine müracaatları halinde yakalanmalarını sağlamaya yönelik olarak, 1981/2 sayılı genelgeyle, vatandaşla doğrudan ilişki içinde bulunan nüfus müdürlükleri, tapu daireleri gibi kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına işaret konulması talimatlandırılmış. Bir vatandaş tapuya gittiğinde, onun hanesine bir işaret konuyor. Genelge var, 1981'de çıkarılmış. Şimdi, hükümet olarak programımızda bir şey vaat ettik; devletin vatandaşa bakış açısı değişmeli. Bunun bir gereği olarak, bu genelge çok kısa bir süre önce yürürlükten kaldırılarak, aradan geçen zaman ve bu konuda geliştirilen yeni yöntemler nedeniyle bu uygulamaya son verilmiştir. Bu, devletin vatandaşa bakış açısındaki bir değişikliği göstermesi bakımından önemlidir diye huzurunuzda ifade etme imkânı buldum.
Değerli arkadaşlarım, 4,5 dakika kadar bir zamanım kaldı; Sayın Başkan, tabiî programı zamanında yetiştirebilmek için haklı olarak bizi uyarıyor; o nedenle, sizlere ifade edeceğim bazı hususları atlamak durumundayım.
Personeli azalttınız, demin söylediğim tedbirleri aldınız; peki, performansta düşme oldu mu; olur ya... Şimdi, bu sorunun da izin verirseniz cevabını vermeye çalışayım.
Bakın, 2000 ve 2001 yıllarında, iki yılda, Başbakanlıkça Meclise sevk edilip kanunlaşan tasarı sayısı 227'dir. 2003 ile 2004 yıllarında -2004 bitiyor biliyorsunuz- Başbakanlıkça Meclise sevk edilip kanunlaşan tasarı sayısı 470'tir. Demek ki, geçtiğimiz iki yıl ile bizim dönemimizin iki yılını kıyasladığınızda, üretim bakımından ve kanun çıkarma bakımından yüzde 102 oranında bir performans artışı olduğunu görüyorsunuz. Bütün bu çalışmaları da Başbakanlıkta ilgili birimler yapıyor. O bakımdan, Başbakanlık, şu anda kamu hizmetlerinin görülmesinde bir öncü kurum olarak yeniden yapılanıyor kendi içerisinde. Hizmetteki kaliteyi artırmaya, daha ucuz hale getirmeye çalışılıyor ve bunun için de, vatandaş memnuniyetini önplana alarak bir çalışma yapıyor. Bu sözümü ispat için demin o bilgileri size verme ihtiyacını hissettim.
Değerli arkadaşlarım, bu arada, yine, Başbakanlıkla ilgili kuruluşlardan birinden, -zamanım çok daraldı- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının faaliyetlerinden size bazı bilgiler vermek istiyorum. Bizim, hükümet olarak, Acil Eylem Planımızda, yerel yönetimlerle işbirliği sağlanarak, kentlerimizdeki gecekondulaşmanın önlenmesi ve mevcut gecekondu alanlarının dönüştürülmesi hedeflerimizden biridir.
Ayrıca, yine bizim hükümet programımızda, dargelirlilerin kira öder gibi ve kısa sürede evsahibi olmalarının sağlanması hedeflenmiştir. Peki, iki yıllık süre içerisinde, Başbakanlığa bağlı bir kurum olan TOKİ, yani, Toplu Konut İdaresi kanalıyla bu hedeflerinizin neresindesiniz? Şimdi, bu sorunun cevabını verecek olursam şu gerçeklerle karşılaşıyoruz: Toplam olarak 73 il merkezi ve bu illere bağlı ilçelerle birlikte 290 noktada 164 180 konut uygulaması projeksiyonu hedeflenmiştir. Bugünkü tarih itibariyle, sosyal donatı ve çevre düzenlemeleriyle birlikte 61 il ve bazı ilçelerde olmak üzere 119 noktada, toplam 84 597 konutun ihaleleri tamamlanmıştır. 76 000 konut inşaatı başlatılmış ve diğerleri de başlama aşamasındadır. Bu konutlar arasında, 14 ilde 23 bölgede, toplam 5 606 konutun inşaatları tamamlanmış ve hak sahiplerine teslim edilmiştir. Bunlar kira öder gibi ödeme yaparak bu dairelere sahip olmaktadırlar.
Şimdi, asıl vurgulamak istediğim husus şu: TOKİ tarafından yapımı başlatılan bu 84 000 konut, yaklaşık olarak 12 000 000 metrekare inşaat alanı demektir, 300 kule vinç demektir, 5 000 000 metreküp beton demektir, 500 000 ton demir demektir, 6 000 000 metrekare seramik demektir. Şimdi arkadaşlarımın bana verdiği bilgiye göre, TOKİ uygulamalarındaki beton, demir, seramik ve kule vinç ihtiyacı sebebiyle, inşaat sektörü bu talepleri karşılamakta artık zorlanır hale gelmiştir.
Şimdi, sadece TOKİ'nin bu inşaî faaliyetleri sebebiyle ne kadar istihdam meydana getirilmiştir; şu anda, TOKİ inşaatlarında doğrudan 200 000, dolaylı olarak da 400 000 civarında kişi çalışmaktadır. Önümüzdeki yıl TOKİ'nin faaliyetleri daha da artacağı için, en az 500 000 insan, TOKİ'nin faaliyetlerinde istihdam edilme imkânına sahip olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 21 Aralık 2004