İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 26. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

10 aralık insan hakları günü hk

Mehmet Atilla Maraş

Şanlıurfa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 26. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2003 · 638 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Atilla Maraş (AK Parti), 10 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ HK); konuşma 638 kelime.

Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa). “10 aralık insan hakları günü hk”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2003-12-10-10-aralik-insan-haklari-gunu-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10 Aralık 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Birleşmiş Milletlerce daha sonra kabul edilen 10 Aralık İnsan Hakları Günüyleö ilgili, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İnsanlık, 20 nci Yüzyılın ilk yarısında, iki büyük dünya savaşına maruz kaldı. Bu savaşlar sonunda, milyonlarca insan hayatını kaybetti, yaralandı ve belki etkisi yıllarca süren değişik travmalara maruz kaldı. Bu savaşlarla birlikte birçok devlet yerle bir oldu, bazı siyasal ve sosyal akımlar inişe geçerken, ırkı, dili, dini, cinsiyeti ne olursa olsun, her insanın tartışılmaz hakları, bir değer olarak, siyasal otoritelerce kabul gördü. Bu değeri günlük hayata aktarmak için, 1945 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Anlaşmasını tamamlamak amacıyla, 16 Şubat 1946'da kurulan İnsan Hakları Komisyonu, tasarıyı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sundu. 10 Aralık 1948 tarihinde ise, insan hak ve özgürlüklerinin 20 nci Yüzyılın bir manifestosu olarak kabul edilebileceği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 8 çekimsere karşılık 48 oyla kabul edildi. Beyanname, bir önsöz ve 30 maddeden oluşmaktadır. Kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, toplumsal ve kültürel haklar bu maddelerde ayrı ayrı belirtildi. Daha sonraki uluslararası bildirge ve sözleşmelere esin kaynağı olmasının ötesinde, ulusal anayasaları da ruhen besleyen bu bildirgeyi ülkemiz de kabul ederek imzaladı.

Değerli milletvekilleri, kabul edildiği günden beri çeşitli haklı eleştirilere de konu olan bildirgenin en büyük başarısı, insan hak ve özgürlüklerinin evrensel olduğu idealinin, söylem düzeyinde de olsa, tüm siyasal yönetimlerce hatırlatılması ve şahıslara, idarenin haksız ve hukuksuz uygulamaları karşısında başvurabilecekleri açık bir referans kapısı olmasıdır; bu, çok önemli bir kazınımdır. Artık, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, kim, niçin ve kime karşı yapılırsa yapılsın, her bir insan hakkı ihlali, buna maruz kalmayan diğer şahıslara ya da toplumlara yapılmış olarak algılanmakta ve tepki gösterilmektedir. Artık, hiçbir devlet, kendi sınırları içerisinde yaşanan insan hakları sorunlarını iç sorun olarak görmemekte ve başına buyruk hareket edememektedir. Daha da önemlisi, devletlerden bağımsız uluslararası bir insan hakları mücadele birlikteliği kadar, uluslararası insan haklarının ve hukukunun bugünkü varlığıdır. Tüm bunlar, daha uygar ve daha barışçı bir dünya için bizlere umut vermektedir.

İnsan hakları mücadelesinin temelinde insan onurunun korunması yatar. Bu haklar, insanın insan olarak doğmasından dolayı kazandığı, evrensel, vazgeçilmez ve devredilmez haklarıdır. İnsan hakları, ırk, renk, cinsiyet, din, dil, siyasal görüş, felsefî kanaat, ideoloji, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet veya başka bir ayırım asla kabul etmez. Ne var ki, insan hak ve özgürlüklerini, başından beri, sadece kendi toplumlarına ya da sadece kendi siyasal tasarımlarına dönük emperyal bir araç olarak algılayan kimi devletler, bu umutlarımıza gölge düşürmektedir. Bunlar, insan hakları adına, özgürlükler adına, milyonlarca insanın hak ve özgürlüğünü çiğnemekte, âdeta yok saymaktadır. Daha korkuncu ise, işin böyle devam etmesi durumunda, insanlık âleminin hak ve özgürlüklerinin tehdit altına girecek olmasıdır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, Türkiye, insan hakları açısından çok olumlu bir geçmişe sahip değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Maraş.

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Devamla)Şimdi, bunun sebepleri üzerinde durmayacağım; ancak, bir şeyi unutmamak gerekir; niçin biz de bu açıdan olumlu bir geleceğe sahip olmayalım?! Neden en yüce paydamız olan insan haklarını içselleştirmeyelim?! İnsan hakları, hiçbir istisna söz konusu olmaksızın tam bir eşitlikle insanlık ailesinin her bir ferdine tanınan, insanlık onuruna bağlı olan haklar değil midir?! İnsanlık açısından, din, dil, cinsiyet, renk ve ırk ayırımı yapmak insanlık onuruna yakışır mı?!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünya yeni bir dönüşüm sürecinden geçmektedir; ülkemiz de bu sürecin merkezinde bulunmaktadır. Kendi payıma, AK Partinin, bu zorlu süreçte Türkiye'de iktidar olmasını bir şans olarak görmekteyim.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabulünden yarım yüzyıl sonra, dünya, yeni bir dönüşüm yaşıyor. Bu, insan haklarının evrenselliğini savunanlar ile buna karşı çıkanlar arasında geçmektedir. Bu süreçte, bizler, insan haklarının evrenselliği idealini hayata geçirmek adına daha fazla çaba sarf etmek durumundayız. Amacımız, gerek ülkemiz içinde ve gerekse ülke dışında insan hak ve özgürlüklerinin, her zaman ve her yerde ve herkesçe paylaşılan bir üst değer olduğunun kabulüyle bunun mücadelesini vermek olmalıdır.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 10 Aralık 2003

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook