İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · SALI

2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı

Mehmet Aydın

İzmir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 36. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2004 · 759 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Aydın (AK Parti), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS. (3 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI,SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KUR.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI); konuşma 759 kelime.

Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-3-uncu-tur-gorusmelerinde-gumruk-mu-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir)Efendim, ben de saygılarımı sunuyorum.

İlk soru: Nasıl bir Diyanet devraldınız kalite ve kantite yönünden ve bugün ne duruma geldi? Tabiî, bu soruya, kendimle çelişkiye düşerek cevap vermek istemem. Yani, bu konuda, elimizde yeteri kadar güvenilir bilgi yok. Zannediyorum, güvenilir bilgi temin etmek o kadar kolay da değil. Yani, Diyanetin yakın tarihini kalite itibariyle ölçmek son derece zor. Kantite kolay da, ne kadar insan, ne kadar personel var; ama, kalitesi itibariyle bir ölçü ortaya koymak kolay değil; ama, konuşmamda da söyledim, elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Diyanet İşleri Başkanlığında kalite demek, bilgi ve hizmet demektir, bilgiye göre hizmet demektir. Ona göre eğitim öğretim faaliyetlerimiz var, eğitim kurumlarımız var. Bunların bir kısmını akademik düzeye çıkarmak üzereyiz, hatta, bir kısmının adı eğitim merkezi olarak kaldı; ama, içi, niteliği akademik bir hüviyete kavuştu. Artık, Avrupa'ya, Avrupa'nın sorunlarını, Avrupa'daki hizmetin çerçevesini düşünerek insan yetiştirmeye başladık. Devam edegelen gelen iyi şeyler vardı; biz bunu daha iyiye, daha güzele götürmeye çalışıyoruz.

Açık ne zaman kapanacak? Açığın bir kısmı, Sayın Maliye Bakanının göstereceği teveccühle kapanacak; çünkü, şu anda, boş olan, 13 712 caminin kadrosu var; ama, bütçe imkânlarından dolayı atama yapamıyoruz; dolayısıyla, görevli yok. Ayrıca, kadrosu olmayan cami sayısı da aşağı yukarı 10 000 civarında, 9 800 küsur, toplam 23 542 ihtiyaç görünüyor. Bu ihtiyacın bir kısmının giderilmesi, en azından, camilere kadro verip de, hiç değilse onun Diyanetle bağlantısını sağlamak, ama, bütçe imkânı elverdiği zaman oraya atama yapmak, bence, aslında, bizim, birbuçuk sene önce huzurunuza getirdiğimiz ve geniş tartışmalara sebep olan konuydu. O konuda içimde bir burukluğun olduğunu, bir incinmenin olduğunu da ifade etmek istiyorum; çünkü, maksat, kadro sayısını şişirmek veya artırmak değil, ortada ihtiyaç varsa, bu ihtiyacı devlet kurumları, Diyanetin dışındaki devlet kurumları da tespit ve tayin etmişse, bu bilgiyi ve bu ihtiyacı sizin huzurunuza çıkarmaktı; ama, orada yanlış anlaşıldık, orada, yine, siyaset, zannediyorum, önplanda uğradı ve hâlâ Mecliste bekliyor. El ele verin lütfen muhalefet ile iktidar, milletvekillerimiz el ele versinler, yukarıda bekleyen o kadro talebi aşağıya gelsin; gelse de zaten şu anda -o gün de söyledik- atama imkânımız bütçe sıkıntılarından dolayı yoktur; ama, hiç değilse bu camilerimizin, vatandaşımız bilsin ki, onun kadroları vardır, kadrosu vardır.

Diğer bir konu örtünme konusuydu. Örtünme konusu, zaten, Diyanet İşleri Başkanlığına her fırsat düştüğünde, kendisine her soru sorulduğunda, bunun din içi bir mesele olduğunu, bunun dinde yerinin olduğunu zaten söylemiştir. 1980'lerde -tam tarihini hatırlamıyorum, arkadaşlar da hatırlamıyorlar- fetva niteliğinde, bunun dinî niteliğini ifade eden bir fetva niteliğinde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma hâlâ Diyanetin uygulaması içindedir; yani, sorulduğu zaman uygulaması içindedir. Dolayısıyla "o konunun dinle ilgisi yoktur" şeklindeki herhangi bir şeyi Diyanet bugüne kadar söylememiştir, söylemez de zaten.

Hutbe konusu; konuşmamda da söyledim, bazı sosyal konulara da temas etmek durumu ortaya çıkıyor. Benim elimde, hutbeyi açıkçası kendim görmedim; ama, basındaki yansımalarını ben de biliyorum, Diyanet İşleri Bakanlığı onunla ilgili olarak bir açıklama yapmış, evvela basın açıklaması yapmış. Bu basın açıklamasında hutbelerin nasıl hazırlandığını söylüyor; bir komisyon tarafından hazırlanıyor ve bunlara Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından son şekil veriliyor. Diyanetin başka kurumlarının, birimlerinin müdahale hakkı yoktur. Yasa gereği, son sözü Din İşleri Yüksek Kurulu söyler ve Din İşleri Yüksek Kurulu bağımsız bir kuruldur.

Aynı zamanda, burada yine ifade edilen -onu tekrar etmek durumundayız- şudur: Yılbaşı, geçen sene Başkanlığımıza yapılan ve web sayfamızda da bulunan açıklamada da ifade edildiği gibi, değişik kültürleri bir araya getiren, evrensel nitelikte bir olgudur. Her ülkenin, kendine özgü eğlence biçimiyle bunu kutlaması doğaldır. Eğlence ve kutlamanın bizzat kendisi olumlu veya olumsuz bir değer taşımadığı için, hutbede eğlence olgusuna değil, bu olguyla ilgili uygulamada görülen bazı yanlışlıklara işaret edilmiş; israf, vesaire gibi dinimizin uygun görmediği davranışlarla yılbaşı kutlamasının, davranışlarla birlikte böyle bir kutlamanın yapılmaması gerektiği üzerinde durulmuştur. Yani, arkadaşlar, tekrar ediyorum: Diyanete ne zaman sorarsanız sorun, dindeki helaller helaldir, dindeki haramlar haramdır; bu, size, aynıyla, her zaman, kıyamete kadar böyle bildirilir. Dinin özü, özelliği de zaten budur.

Nakil meselesine gelince, Sayın Gazalcı, teşekkür ediyorum; çünkü, bu da çok yanlış anlaşılan bir konu. Diyanet İşleri Başkanlığı, tam rakam vermeyeyim, zannediyorum on onbir sene dışarıya hiçbir nakil imkânı bulamadı. Sebepleri malumdur, onun üzerinde durmayayım, onu açmayayım; ama, insanlar, anayasal haklarını kullanamaz oldular. Normal olarak müracaat ediyor, nakil için ciddî gerekçeleri var, nakil için mahkeme kararı var; ama, bu kararlar uygulanmamıştır, Diyanet İşlerinden aman ha başka bir kuruma kimse gitmesin diye. Sebeplerini anlatmama gerek yok; çünkü, sorunun cevabı, sebebi hepimizce malum.

Ben geldiğim zaman, beklemekte olan mahkeme kararları vardı. 30 hanelik bir köyümüzde, 30 yaşındaki bir delikanlı veteriner fakültesini bitirmiş, iktisat fakültesini bitirenler var, işletme fakültesini bitirenler var, başka fakülteleri bitirenler var ve bunlar, kendilerine göre yeni bir işe müracaat etmişler, kabul edilmiş.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 21 Aralık 2004

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook