İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda

Mehmet Beşir Hamidi

Mardin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Aralık 2005 · 900 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Beşir Hamidi (AK Parti), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA); konuşma 900 kelime.

Mehmet Beşir Hamidi (AK Parti, Mardin). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-besir-hamidi-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2006 malî yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, konuşmama, ülkemizin en stratejik sektörü haline gelen turizmdeki başarıların kısaca altını çizerek başlamak istiyorum.

Turizm, son dönemde, üstün başarılara ve ardı ardına kırılan rekorlara tanık olduğumuz bir sektör haline geldi. 2004 yılında 17 500 000 olan yıllık turist sayısının, son günlerine girdiğimiz 2005 yılında, en az yüzde 20'lik bir artışla, 21 000 000'u aşması beklenmektedir. 2005 yılında, 2004 yılına göre 3,5 milyon fazla turisti ülkemizde misafir etmiş olacağız; turizmde sağladığımız gelir 18 milyar doları aşmış olacak.

Değerli arkadaşlarım, bu rakamlar hepimizin gurur kaynağıdır. 1980'lerde 1 200 000 turisti ağırlayan bir ülkeden, yılda 21 000 000'un üzerinde turistin geldiği bir Türkiye'ye ulaşmak, gerçek bir başarı öyküsüdür. Bu başarıda bugüne değin emeği geçenlere, bu sektörde çalışan garsonundan patronuna, rehberinden kaptanına kadar herkese teşekkür etmek vicdanî bir sorumluluğumuz olsa gerek.

Turizmde elbette daha büyük hedeflerimiz var. Bakanlığımızın, cumhuriyetimizin kuruluşunun 100 üncü yılı perspektifi çerçevesinde belirlediği 42 000 000 turist ve 66 milyar dolar gelir hedefine, inşallah, çok daha önce ulaşacağımızı düşünüyorum; çünkü, bizim o potansiyelimiz var. 2004'te dünya turizmi yaklaşık yüzde 50'lik bir artışla 500 000 000 kişiden 750 000 000'a yükselmişken, Türkiye'de bu rakam yüzde 300'lük bir artışla 6 670 000'den 17 500 000'e ulaşmıştır. Ancak, bunu asla yeterli görmüyoruz. Turizmi tek mevsimli, tek bölgeli olmaktan çıkaracak gelişme planlarının ve perspektiflerin de olgunlaştığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Kış turizmi, yayla turizmi, termal turizmi, golf turizmi gibi, turizmi dört mevsime ve ülkemizin tamamına yayacak imkânlarımızı harekete geçirmeye çalışmaktayız.

Turizm artık bizim için bir hayat biçimidir. Turizmin önemini yeni kavradık. Türkiye, sadece bizim değil, aynı zamanda ülkemize gelen misafirlerimizin de söz hakkının olduğu gerçeğini içine sindirecek demokratik olgunluğa ulaşmak mecburiyetindedir. Müşteri memnuniyeti, sadece sunduğumuz hizmetlerin kalitesini değil, aynı zamanda onun söz ve karar hakkını da içeren dinamik bir sürecin adıdır. Farklı hayatlara ve beklentilere tahammül ve hoşgörüyle yaklaşmak, bizim tarihten süzülerek getirdiğimiz en önemli değerlerimizdendir. Unutulmamalı ki, turizm, Avrupa Birliği yolundaki en sağlam referans ve kabul noktalarımızdan biridir. Avrupa'daki her potansiyel turistin en az bir kere ülkemizi ziyaret etmesini sağlayacak pazarlama ve tanıtım stratejileri oluşturmalıyız.

En iyi tanıtım, insandan insana yapılan tanıtımdır. Bunu başardığımızda, makul bir süre sonra "tam üyeliğinizi en sonunda halkımıza sorarız" sözünü Avrupalı liderler o kadar kolay söyleyemeyeceklerdir.

Turizm, sadece turizm değildir; turizm, adını ve önemini değiştirmektedir. Millî gelirimizin yüzde 5,5'unu sağlayan turizm, yarattığı olumlu dalgalarla ulusal çıkarlarımız için sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Bu bakımdan, turizm, sadece gelir yönüyle değil, ülkemizin nihaî hedefleri açısından da son derece stratejik bir sektördür.

Turizmde iç ve dış kaynakları maksimum derecede harekete geçirip, altyapı, hukuk ve mevzuatı iyileştirmek, mutlaka, olumlu sonuçlar verecektir.

Turizm alanındaki başarılı çalışmalar, siyasal istikrarın ve güven ortamının devamıyla da yakından ilgilidir. Riski en yüksek sektör kabul edilen turizme yabancı sermayenin çok büyük ilgisi, ülkemize duyulan güvenin sonucudur. Bu, Türkiye'nin de en büyük sermayesidir. Büyüyen ve gittikçe çeşitlenen turizm aktivitelerinin tek elden ve verimli bir şekilde organize edilmesi için, kültür ve turizm koruma ve geliştirme bölgelerinin ilan edilmesi ve turizm kentleri projelerinin hayata geçirilmesi, bu alandaki gelişmelerin önünü açacaktır. Zira, her noktasında medeniyetler barışına bir örnek bulabileceğimiz ülkemiz, bütünüyle bir açıkhava müzesi zenginliğindedir. Ülkemizde 7 671 adet SİT alanı, 68 185 adet de taşınır-taşınmaz kültür ve tabiat varlığı tespit ve tescil edilmiştir.

Dünya kültürel mirasına en çok katkı yapan ülkelerden birisi olarak, kültür turizminin daha da gelişeceği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç, hem bizim çevremizi hem de çevremizin bizi etkileyeceği çift yönlü bir süreçtir. Türkiye bu süreçte, yeni markalar, yeni kültür ve turizm ürünleriyle önplanda olmalıdır. İstanbul'un 2010 yılında "Avrupa Kültür Başkenti" olması için başvurulmasının tarihî bir anlamı ve değeri vardır.

İstanbul'un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması için yapılan başvuruda Sayın Başbakanımızın "İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olarak tayin edilmesi, Avrupa'nın siyasî projesi, Avrupa değerleri ve Avrupa'ya aidiyet duygularının ilerletilmesini sağlayacaktır" sözü, Türkiye'nin küresel kültür planındaki müstesna yerini ve önemini tespit etmektedir.

Kültür alanında Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle işbirliği, Kültür 2000 Programıyla daha da yoğunlaşmıştır. Bu program çerçevesinde, 2000-2006 döneminde kültür mirası, edebî eserler, bunların çevirileri ve daha pek çok alanda yapılan işbirliğinin parasal tutarı 206,5 milyon eurodur. Bu program çerçevesinde yapılan restorasyon işlemleri pek çok kentimizde tarihî zenginliklerimizin bütün güzelliğiyle ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Dünyanın yaşayan en büyük tarihî dokusuna sahip Mardin'de de Artuklular ve diğer medeniyetlerin nadide eserlerini görmenizi hepinize tavsiye ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Dünya kültür mirasına aday kentlerimizden birisi olan Mardin, Türkiye'nin yeni kültür ve turizm markalarından birisi olma yolundadır. İstanbul ve Mardin'in, örneklerini, Türkiye'nin küreselleşme ve Avrupa Birliği üyeleri...

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya)Antalya da var!

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman)Adıyaman da var!

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Devamla)Adıyaman da var.

Evet, Türkiye'nin, küreselleşme ve Avrupa Birliği perspektifiyle tarihî değerlerinin tam bir uyum içerisinde olduğunu da ortaya koymaktadır. Bakanlığımızın kültür politikalarının da bu anlayış ve vizyon çerçevesinde oluştuğunu görmekteyiz. Farklı kültürlerin bir zenginlik kaynağı olarak güvence altına alınması ve bireyin kültürel gelişiminin önündeki engellerin kaldırılması, hayatî değerdedir.

Bireyi kültürüyle, inancıyla ve bizzat varlığıyla en önemli değer olarak görmek, çağdaş insan hakları yaklaşımının da temelini oluşturmaktadır. Bakanlığın, kültürü Türkiye'nin her köşesine taşıma gayreti ve çabası alkışlanmalıdır. Halihazırda faaliyette bulunan 47 kültür merkezine ek olarak 9'u kısa dönemde bitirilecek 71 kültür merkezinin tamamlanmasıyla, Türkiye'nin her noktasında, sadece tüketen değil, aynı zamanda kültür üreten odaklara kavuşmuş olacağız. 2005 yılında, çoğunluğunu onarım ve restorasyon çalışmalarının oluşturduğu 254 adet proje bitirilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 22 Aralık 2005

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook