İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · SALI

Helikopter kazası sonucunda vefat eden büyük birlik partisi genel başkanı sayın muhsin yazısıcıoğlu hakkında

Mehmet Ekici

Yozgat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2009 · 1.029 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ekici (MHP), 31 Mart 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HELİKOPTER KAZASI SONUCUNDA VEFAT EDEN BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MUHSİN YAZISICIOĞLU HAKKINDA); konuşma 1.029 kelime.

Mehmet Ekici (MHP, Yozgat). “Helikopter kazası sonucunda vefat eden büyük birlik partisi genel başkanı sayın muhsin yazısıcıoğlu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2009-03-31-helikopter-kazasi-sonucunda-vefat-eden-buyuk-birlik-partisi-genel-bask (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET EKİCİ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun defnedildiği şu saatlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu olarak onu saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Birçoğunuzun olduğu gibi, Sayın Yazıcıoğlu benim on sekizli yaşımdan itibaren bir kaderi paylaştığım bir arkadaştı. Dolayısıyla, bir insan için söylenebilecek güzel erdemler, sıfatlar neyse, “erdem”, “şeref”, “açıklık”, “cesaret” ne diyorsanız, bunların hepsinden nasibini almış değerli bir Anadolu çocuğuydu. Anadolu çocuğu olması Anadolu’nun bir şehrinde doğması anlamında değil, Anadolu’nun kültürüyle, Anadolu’nun tarihiyle, Anadolu’nun gelenekleriyle iç içe, hemhâl olmuş ve Anadolu’yu ayağa kaldırmaya çalışan bir Anadolu yiğidiydi. Allah rahmet eylesin.

Ben, bugün grubumdan bu konuşmayı bana söylediklerinde Sayın Yazıcıoğlu’nun taşıdığı güzellikleri anlatmak üzere söz almak istiyordum ama Sayın İçişleri Bakanımızın konuşmasını dikkatle takip ettim. Mesele bir iktidar-muhalefet meselesi değildir, mesele bir kazadan ekmek çıkartmak veya siyaset üretmek meselesi değildir. Lütfen sayın Genel Kurul benim konuşmalarımı bu anlamda kabul etsin ama Sayın Bakanın açıklamalarını dinlerken ilk hata şurada başlıyor: Sayın Bakanın, İçişleri Bakanının böyle bir kazayı Meclis Başkan Vekilinden öğrenmesi hatanın başlangıcıdır arkadaşlar. Biz bir devletiz, Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Dolayısıyla, Sayın İçişleri Bakanını bu kaza konusunda ilk uyarması gereken organ Kahramanmaraş Valiliği olmalıydı veya mülki idarenin herhangi bir organı olmalıydı.

Ben, Sayın Bakanın bütün faaliyetlerini çok yakından takip ettim Büyük Birlik Partisi Genel Merkezinde. Korkunç bir bilgi kirliliğiyle karşı karşıyaydık. Bunları eleştiri olsun diye söylemiyorum. Kazanın ilk üç saati çok önemlidir. Eğer bu tip kazalarda ilk üç saatte alınacak tedbirleri düzenlemediyseniz, eğer farzımuhal Kahramanmaraş Valisi veya Kayseri Valisi ilk bir saatte böyle bir kazada ne yapacağını takdir edemez bir durumdaysa, bunun bir programı yoksa, bir afet programı olarak, bir kaza programı olarak böyle bir yönetmeliği yoksa veya uygulaması yoksa öyle bir tabiat şartından, eksi 20 derecelerin, sisin hâkim olduğu bir tabiat şartından elbette kimseyi kurtaramazsınız ve nihayet, Sayın Yazıcıoğlu ve yanındaki 5 tane değerli Anadolu çocuğu kırk saat sonra bulundu.

Şimdi, burada, iktidar-muhalefet demeden bu olayı çok ciddi bir şekilde ele almamız lazım. Olayı çok yakın takip ettiğim için biliyorum, Sayın Bakanın faaliyetlerini de biliyorum, takdir de ediyorum, ama –Sayın Cumhurbaşkanına da taziye ziyaretine geldiğinde arz ettik- bu helikopterin kiralandığı andan itibaren sivil havacılığın genel kurallarına ve prensiplerine uygun uçup uçmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Bu, sadece uçağın şirketinin problemi değildir. Bunun güzergâhı bile önemlidir. Bizim bildiğimiz, bu tür helikopterler hafif helikopterler, yol güzergâhları üzerinde uçarlar. Bu helikopterin bir uçuş güzergâhı var mıdır? Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu güzergâh üzerinde uçuşu takip edebiliyor mu? Etmiyorsa niye etmiyor? Bunlar kaptıkaçtı mı? Yani dolmuş mu bu? Nihayetinde bir hava aracından bahsediyoruz. İşin bu bölümünün incelenmesi gerekir. Kanaatimiz, ön kanaatimiz, bu safahatı dikkatle takip etmiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün ne teşkilat yapısı ne personel sayısı ne personelin kifayet derecesi ve başta Sayın Genel Müdürü olmak üzere 5431 sayılı Yasa’nın ve kurumun Personel Atama Yönetmeliği’nin 6/a bendindeki istekleri karşılamadığı ortadadır.

Bu, işin bir bölümüdür. İkinci bölümü kurtarma faaliyetidir. Bakınız, ilk üç saat “Bacağı kırıldı. Kayseri’ye geliyor. Kayseri’de karşılanacak.” laflarıyla heba edilmiştir. Bu tür arama-kurtarma faaliyetlerinde, hele eksi 20 derecelerin söz konusu olduğu arama-kurtarma faaliyetlerinde ilk yardım ve ilk müdahale son derece önemlidir. Oraya on bin kişiyi de yığmış olabilirsiniz. Ama evlerin yatak odalarının bile elektronik ortamla takip edildiği bir yerde 1 kilometre eninde ve 30 kilometre uzunluğundaki bir vadinin hedef olarak gösterilmesini anlamak, bu kazanın çıkış noktasını tam olarak tespit etmemenin izaha muhtaç olduğu kanaatindeyim. Yani “öhö” desek zabıtlardan kaydı çıktığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ha işte, bu Türkiye’de 30 kilometrekarelik bir alanı o tabiat şartları içerisinde ve Kahramanmaraş’ın o bölgesinin fiziki şartları gereği on bin kişiyle de aramanız mümkün değildir. Nokta tespitinin yapılması gerekirdi. Maalesef, bu nokta tespiti görmedik.

Döngel köylülerinin kurduğu ekibin bir plan ve program ve strateji tayininde gönderildiğini ifade etti Sayın Bakan. Ben buna inanmıyorum, kusura bakmasın Sayın Bakanım.

O bölgedeki arama, o bölgedeki arama faaliyeti, o bölgeyi uzay fotoğraflarından inceleyin, asıl arama faaliyetleri iki gün başka bir bölgede yoğunlaştırıldı. Kazanın olmadığı bölge araştırıldı. Son gün o bölgeye inildi ve bulundu.

Şimdi, bunların hepsini çok ciddi olarak araştırmamız lazım. Bugün rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun başına gelen ve arkadaşlarının başına gelen kaza, benim, parti grubumun, Sayın Başbakanın ve bu Mecliste oturan herkesin başına gelebilecek bir kazadır. Demin söylediğim gibi iktidar-muhalefet meselesi de değildir, böyle bir telaşa da gerek yoktur ama Sağlık Bakanlığı teşkilatının kurtarma noktasında yeterli teçhizat ve elemana sahip olduğu, Genelkurmay Başkanlığının geç haberdar edildiği -şüphe olarak söylüyorum, araştırılmaya muhtaç konular olarak söylüyorum- ve ilk üç saatin sorumsuz beyanatlar ve bilgi kirliliği nedeniyle heba edildiği bir kaza sonucunda bir partinin genel başkanını değil, Anadolu’nun çok kıymetli bir evladını kaybettik. Bu, öyle “Yaptık, ettik.”le geçecek bir konu da değildir. Bu konunun çok ciddi olarak araştırılması lazımdır.

Sayın Bakanımın her türlü gayretini takdirle karşılıyorum. O bizi bilmiyor ama biz onu takip ettik, bütün faaliyetini çok yakından da biliyoruz. Onun da bu kazanın olmaması konusunda veya kazanın bir an önce sonuçlanması konusunda gayreti ayrı bir şeydir, takdir ediyoruz ama devleti arıyoruz biz. Bu tür kazalarda anında müdahale edebilen, anında müdahale etme yeteneğine sahip; “Arıyoruz, yapıyoruz.”la değil, “Bulduk, yaptık.”la uğraşacak devleti arıyorum çünkü yüreğim yanıyor. Dediğim gibi, benim kırk yıllık mücadele arkadaşım. Bir başkası da olabilirdi, herhangi bir insan da olabilirdi.

Onun için, bu kazanın, helikopterin kiralanması aşaması dâhil bir Meclis araştırmasına ihtiyacı vardır ama bir devlet araştırmasına da… Bu konuda Devlet Denetleme Kurulu mudur, Cumhurbaşkanlığı mıdır, Başbakanlık mıdır bilemem, bu kazanın araştırılması lazımdır ve bu araştırma heyetinin içine mutlaka Büyük Birlik Partisinden yetkililerin de -ana heyete- dâhil edilmesinde fayda vardır. Çünkü o arkadaşlarımızın kırk saattir bulunamayan Genel Başkanları için hangi psikolojide olduklarının şahidi bir insan olarak söylüyorum.

Dediğim gibi, bugün buraya, Değerli Arkadaşımızı, Değerli Parlamenteri, Değerli Genel Başkanı ama hepsinden öncesi, bu Meclisteki pek çok insanın gönüldaşı, ülküdaşı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak üzere söz almıştım. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANTamamlayın lütfen.

MEHMET EKİCİ (Devamla)Türkiye'nin yetiştirdiği, Cenabı Allah’ın işkencehanelerde denediği, ülfette denediği ama bütün denemelerden büyük bir feragati nefisle çıkmış, büyük bir yiğitlikle çıkmış Değerli Sayın Genel Başkanı rahmetle anıyorum, mekânının cennet olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum, kederli ailesine, çocuklarına -ki en büyük hüznüm odur, bir torun sevmesini görmeyi çok arzu ederdim ama mümkün olmadı- değerli ailesine ve bütün Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkanım, size de teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 31 Mart 2009

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook