Hatay'ın anavatana katılışının 64.yıldönümü nedeniyle
Hatay Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 110. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Temmuz 2003 · 710 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan (AK Parti), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HATAY'IN ANAVATANA KATILIŞININ 64.YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 710 kelime.
Mehmet Eraslan (AK Parti, Hatay). “Hatay'ın anavatana katılışının 64.yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2003-07-23-hatay-in-anavatana-katilisinin-64-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hatay İlimizin anavatana katılışının 64 ncü yıldönümü münasebetiyle söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarihteki 17 nci Türk devleti olan Hatay, 20 yıl süren, benzeri olmayan bir mücadelenin ürünüdür. 20 Ekim 1920'de Türkiye ile Fransa arasında imzalanan Ankara İtilâfnamesiyle ve Lozan Antlaşması hükümlerine göre, Hatay topraklarının Türkiye sınırları dışında kalmasına karşın, kahraman Hataylılar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hassas ilgisine ve Gazi Mustafa Kemal Paşanın "kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz" sözüne yürekten inanarak, anavatana kavuşmak için mücadelelerini sürdürmüşlerdir.
2 Eylül 1938 tarihinde toplanan Hatay Millet Meclisi, daha önce Atatürk tarafından aday gösterilen Tayfur Sökmen'i Hatay Devleti Cumhurbaşkanı seçti, Dr. Abdurrahman Melek Başbakanlığa atanırken, Abdülgani Türkmen de Meclis Başkanı olmuştu. 5 bakandan oluşan Hatay Devleti Hükümeti, 6 Eylül 1938'deki oturumunda güvenoyu alarak göreve başladı.
23 Haziran 1939'da, Türkiye Cumhuriyeti ile -sembolik de olsa- Milletler Cemiyeti yasasına göre mandaterlik sıfatı devam etmekte olan Fransa arasında, Fransa'nın bölge üzerindeki yetkilerinin Türkiye'ye devrini sağlayan, Türkiye ile Suriye arasında toprak meselesinin kesinlikle çözümüne ilişkin anlaşma imzalandı. Hiçbir gizli maddesi olmayan ve geleceğe yönelik hiçbir hüküm içermeyen bu anlaşmaya göre, Fransa, işgalde ele geçirdiği ve Milletler Cemiyeti kararıyla mandater tayin edildiği bölge üzerinde kendisine tanınmış olan tüm hak ve yetkileri, hukukî yoldan kayıtsız ve şartsız olarak Türkiye Cumhuriyetine devretti. Bundan sonra, Hatay Devletinin Türkiye'ye katılmasının önünde hiçbir engel kalmamıştı.
2 Eylül 1938'de kurulan Hatay Devletinin Millet Meclisi, bir anı olarak düzenlenen bu tarihî mekânda anavatana katılma kararı aldı ve 23 Temmuz 1939 sabahı, Hatay'da kalan son Fransız kıtası da Hatay'dan ayrıldı. Türk ve Fransız birliklerinin katıldığı törenle, Fransız Bayrağı indirilip, yerine, İstiklal Marşı eşliğinde, Türk Bayrağı çekildi. Bu tarihî an, töreni izleyen binlerce Hataylı tarafından coşkuyla kutlandı. Kırk asırlık Türk yurdunun anavatana katılması, kurtuluş mücadelesinin başlangıcından yirmibir yıl sonra, Hatay topraklarının Misakımillî sınırları içerisine alınmasıyla tamamlanmış oldu.
Gökyüzünün mavisi ile yeryüzünün yeşilinin birbiriyle kaynaştığı bir yeryüzü cennetidir Hatay. Dünyanın en eski yerleşim birimlerinden biri olan Hatay, bütün dinleri, kültürleri bir arada barındıran bir yerleşim birimidir. Birçok çağa, savaşa, olaya karşı dimdik ayakta kalarak direnen Hatay, bu kültür mozaiği içerisinde bugüne kadar gelerek, kendini bütün dünyaya kanıtlamıştır. Eski çağlarda "dünyanın ikinci büyük şehri" unvanına sahip olan Hatay, çağdaş bir şehir konumundadır. Müslümanların, Hıristiyanların, Yahudilerin ve başka dinlere, mezheplere mensup insanların bir arada yaşayarak, hiçbir provokasyona yenik düşmeden bugünlere kadar, barış, kardeşlik ve huzur içinde gelmiş olması, dünyaya verilecek en güzel örneklerden biri olsa gerek. Çağlar içinde korunan bu çizgiyle, Hatay, tarihteki yerini almıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, Hatay İlimizin görünen güzel yüzü bu. Yöremizde, her şey, böyle güllük gülistanlık değil. Yıllarca süregelen hükümetlerin yanlış politikalarından, ne yazık ki, Hatay da nasibini almıştır. Hükümetlerin yanlış politikalarından nasibini alan Hatay, şu an sıkıntılı günler yaşamaktadır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Eraslan; konuşmanızı tamamlar mısınız.
MEHMET ERASLAN (Devamla)Teşekkür ediyorum.
Bu kısa zaman dilimi içerisinde bu sorunların tamamına değinmek tabiî ki mümkün değil; ama, birkaç önemli noktayı vurgulamak istiyorum.
Hatay İlimizin Amik Ovası göl şeklinde bir ova iken, kurutma çalışmaları sonucunda, 1970'li yıllarda tarıma elverişli hale getirilmiştir. Tarıma elverişli hale gelen bu araziler, yöre halkına 10'ar dönüm halinde kiralanmıştır. Yaklaşık otuz yıldan beri, yöre halkı, devletin kira yoluyla tahsis etmiş olduğu bu arazilerde konaklamış ve bu arazileri verimli hale getirmek suretiyle geçimlerini temin etmişlerdir. Ne yazık ki, geçen hükümet döneminde alınan bir kararla, bu araziler yöre halkının elinden alınarak, dışarıdan gelen birtakım göçmen vatandaşlarımıza dağıtılmıştır. Yıllarca dişiyle tırnağıyla bakıp, kanıyla suladığı bu toprağı kaybetmek, yöredeki 6 500 aileyi; yani, takriben 40 000 insanı çok derinden etkilenmiştir. Çözüm olarak, Amik Ovasında bulunan TİGEM'e ait arazilerin veya sınır bölgesindeki mayınlı arazilerin mayından arındırılarak -ki, bu mayınlı arazi yaklaşık 30 000 dönüme tekabül ediyor- bu arazilerin mağdur edilen yöre halkına dağıtılarak mağduriyetlerinin giderilmesi mümkün olur diye düşünüyorum.
Yöremizi ilgilendiren diğer bir önemli konu da, son birkaç yıldır, Suriye'de bulunan El Zeytun Barajının kapaklarının açılması sonucu, binlerce hektar arazimiz sular altında kalarak, çiftçimize, ne yazık ki trilyonlarca liralık zarar vermiştir ve vermeye devam ediyor. Özellikle son iki yıldır meydana gelen bu çiftçi zararlarının tazmini hususunda uluslararası hukuk işletilerek, gerekli görüşmelerin yapılıp, bu hasarın tazminine gidilmelidir diye düşünüyorum.
Pek çok nedenle beraber, bugüne kadar Hatay'da verilen yüksek vergi tutarlarından dolayı kentimizin gelişmiş yöre sayılmasıyla, Hatay'ın, sanayi yatırımına devletçe sağlanan desteklerden yoksun kalması, ilimizin yeterince ilerleme kaydetmemesinin en büyük nedenlerindendir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 23 Temmuz 2003