Enerjive tabii kaynaklar bakanı hilmi güler hakkında gensoru açılmasına ilişkin önerge (11/2)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 100. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Mayıs 2005 · 1.206 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 18 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİVE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI HİLMİ GÜLER HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE (11/2)); konuşma 1.206 kelime.
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Enerjive tabii kaynaklar bakanı hilmi güler hakkında gensoru açılmasına ilişkin önerge (11/2)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2005-05-18-enerjive-tabii-kaynaklar-bakani-hilmi-guler-hakkinda-gensoru-acilmasin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bu oturumu tarihî bir oturum olarak kabul ediyorum ve yolsuzluklarla mücadelede de bir dönüm noktası olmasını diliyorum.
Önce, Cumhuriyet Halk Partisine teşekkür ediyorum, böyle bir konuyu gündeme getirdiği için; çünkü, biz, bu konuyu yeterince anlatmadık; çünkü, zaten görevimiz olarak kabul ediyorduk iyileştirmeleri ve iş yapmaktan da bunu anlatmaya pek fırsatımız olmadı. Mademki bu konuyu getirdiler, detayıyla, akıllarda en ufacık bir istifham kalmaması için de bütün açıklamaları burada yapacağım, bu da zaten benim görevim. Aslında, bu, bir savunma konuşması değildir; bu, milletime bir açıklama konuşmasıdır, sadece Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekillerine değil, aynı zamanda, halkımıza, milletimize olan bir açıklamadır, daha da ötesi, bazılarına bir meydan okumadır, bunu da özellikle ifade etmek isterim; çünkü, burada, zamanla sınırla herhangi bir şey açıklığa kavuşmamalı diye düşünmüyorum, mutlaka açıklığa kavuşmalıdır; hatta, ben, Sayın Eşref Erdem'e, mümkün olsaydı da istediği kadar konuşma fırsatı verilseydi diye düşünüyorum; ancak, anladığım kadarıyla İçtüzük meselesi böyle. Ben, geçen sefer de, bu kürsüden, isterseniz herhangi bir zamanda isterseniz sabaha kadar oturalım, bunu açıklayalım, açıklığa kavuşturalım istedim. Buna da, hepiniz şahitsiniz. Çünkü, burada yapılan şey kolay bir iş değildir; tam anlamıyla bir enerji diplomasisi sürdürülmüştür, milletimizin hakkı hukuku gözetilmiştir. Tabiî, bunları size ifade edeceğiz.
Yalnız, şunu size tekrar belirtmek, bir Alman atasözünü hatırlatmak isterim: "Koyun olmayı seçen, kurtlara yem olur." Dolayısıyla biz, çok ciddî, çok kararlı olarak bu işlerin üzerine gideceğiz. Bunu, zaten, görevimiz olarak da görüyoruz.
Bu açıklamayı, ben, milletimize, yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlıkların, hortumların mekanizmasını kolay algılaması, bu bakımdan işbirliklerinin nasıl yapılabildiğini ibretle izlemesi ve önlemesi için bir altyapı açıklaması, hazırlığı olarak sunuyorum.
Ben, sadece bir bakan değilim; sahasında uzman sayılan biri sayılırım ve ülkeme ve milletime faydalı olmak için de, sıradışı bir ekiple, sıradışı bir çalışma yapıyoruz. Ekibimiz, gerçekten büyük bir özveriyle çalışıyor. Biraz önce, Zeyid Bey, çok özel seçtiği kelimelerle bizim geç vakitlere kadar çalıştığımızı söyledi; gerçekten de öyle çalışıyoruz. Çünkü biz, bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için geldik iktidara. Bu çok önemli. Biz, bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için geldik ve bunu da yapıyoruz. Göreve geldiğimizde kucağımızda bulduğumuz sorunlar yumağını da, cesaretle çözmeye çalışıyoruz.
Bu bakımdan, ben, bir mühendis olduğum için de, sizleri iknaya çalışmayacağım, ispat edeceğim. Bunu da, açıkça söylüyorum. Eğer ikna olmayanlar varsa, onlara da, buradaki sınırlı zamanımın dışında, her zaman için açıklamaya hazırım. Burada, sadece size değil, 70 000 000 vatandaşımıza da bunu açıklamakla kendimi sorumlu hissediyorum. Bunu da, inşallah başaracağız.
Bir başka şey daha söyleyeyim; çünkü, bunlar, temelidir işin. Bizim yöneticilik anlayışımızda, bir "yap"ları yapanlar vardır; bir de "yapma" denilenlerin dışındakileri yapmak vardır. Tekrar ediyorum: Görevlerini "yap" diye bahsedilen bir görevler dizisi vardır, bunların zaten yapılması lazım. Ben, "yapma"ların dışındakileri de yapan bir yöneticiyim. Onun için de, derinlemesine işin içine giriyoruz. Belki de, bu, birazcık da ar-geciliğimizden gelen bir şeydir. Bunun üzerine bizzat kendim gidiyorum, operasyonların içinde de bizzat bulunuyorum. Zaten, bu operasyonların içinde bulunmazsanız, olayı anlayamazsınız; çünkü, çok profesyonelce yapılmış bu işler. Eğer işin içine dikkatle girmezseniz, ciddiyetle girmezseniz, bunları çözemezsiniz. ÇEAŞ-Kepez bunlardan bir tanesidir. Bu operasyonu, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığında bir kriz merkezi oluşturarak yürüttük ve orada 11 baraj, 43 trafo merkezine -ki, 2058 yılına kadar bu elde olacaktı- bir kanunsuzluğa, bir yasadışılığa engel olduk ve bunu başardık ve en ufacık bir problem de olmadı. Aksi takdirde, 7 tane vilayette, şu anda çok farklı bir enerji uygulaması olacaktı, hem turizm bölgesi hem sanayi bölgesi; dolayısıyla, bunun üzerine ciddiyetle yürüdük.
Aynı şekilde, bu Mavi Akım meselesinde de... Size şunu kesinlikle ve çok net olarak ifade edeyim ki, buradaki mesele Mavi Akım değildir; esas, Turusgazdır. Ben, esas, sizden, bunu sormanızı beklerdim. Mavi Akım meselesinde, aslında, Cumhuriyet Halk Partisi, belki de bilmeyerek diyeyim -bilerek diyemem; çünkü, böyle bir şey nezaketsizlik olur- elden ele dolaştırılan bir doküman dizisini, burada, biraz da tabiî kendileri de üzerine koyarak, muhtemelen, sunduklarını zannediyorum; çünkü, daha evvel bu bilgi bize geldi; fakat, bu olay, aslında, keşke Turusgaz meselesiyle birlikte ele alınsaydı çok daha kapsamlı olurdu diye düşünüyorum; çünkü, biraz sonra onun detayını vereceğim size.
Şimdi, buradan başka bir noktaya geleyim. Hesap soruluyor olmak, bizi hiçbir zaman ürkütmez; çünkü, biz, hesap soruşları bizzat başlatmayı bilmiş bir ekibiz. En başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere, Başbakanımız olmak üzere bütün Hükümet üyelerimiz ve bütün milletvekillerimiz, Sayın Başbakanımızdan önce Abdullah Gül Beyin Başbakanlığı döneminde de başlattığımız çalışmalarla çok kararlı olarak bu olayların üzerine gittik. Dolayısıyla, bizim, hesap sorma noktasında kesin kararlılığımız vardır; çünkü, ayrıca, hesap verme noktasında da, bizim inancımıza göre, bu dünyayla, bizim hesap vermemiz bu dünyayla da sınırlı değildir. O bakımdan, biz, hem bu dünyada hem öbür tarafta hesap vereceğimizi bilerek daha hassas çalışırız.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Önce bu dünyada hesap verin.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Hesap sormayı amaçlayan...
RASİM ÇAKIR (Edirne)Dokunulmazlıkları kaldırın o zaman Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Hepsini izah edeceğim. Eğer sabrederseniz, hepsini size çok detaylı izah edeceğim; çünkü, hazırlıklarımız var, merak etmeyin; yani, bunlarla sizi rahat ettireceğiz, merak etmeyin.
Şimdi, hesap sormayı amaçlayan bugünkü gensorunun arka planını iyi görmek gerekir; çünkü, burada, birincisi, Hükümetimizin ve aynı zamanda da aktif bir rol alan Bakanlığımızın önünü kesme olayıdır; birincisi bu. İkincisi de, belki, tıkanan siyasete veya bazı muhalefet aktivitelerine, tıkanan aktivitelere hareket getirmektir; bu olabilir diye düşünüyorum.
Şimdi, burada, kendisinden beklenen... Ben, aslında, muhalefetten şöyle bir şey beklerdim: Daha özenle hazırlanılmış, daha detaylı hazırlanılmış bir çalışmayla ortaya çıkılmasını beklerdim. Daha evvelki çalışmalarda proje hazırlıkları gibi, diğer birtakım derinlemesine yapılmış çalışmalar gibi bir çalışma beklerdim; fakat, bu özenli çalışmayı göremedim. Hakikaten, neyle suçlandığımı ben de açıkçası bilmiyorum; ama, yine, ben, bildiklerimi sizlere ifade etmek istiyorum. Çünkü, biraz önceki, şu rakamla öbür rakamı çarpıp aradan bir de çıkarma... Bu, bir toplama-çıkarma işlemi değil; eğer bu kadar basit olsaydı, bu kadar fast food muhalefet yaklaşımıyla eğer olaylar çözülmüş olsaydı, o zaman, bize hiç gerek kalmazdı, bu araştırmalara da hiç gerek kalmazdı.
Şimdi, biz, belki de, burada, bazı işleri anlatmakta, birtakım şeyleri, iyi beceremiyor olabiliriz; çünkü, işte, enerji fiyatları, işte, kömür dağıtmalar, işte, düşük enflasyon, işte, duble yollar, toplukonutlar; bunlar, bizim faaliyetlerimiz; ama, laf aramızda sayın arkadaşlar -özellikle sizlere söylüyorum, kendi adıma da söylüyorum- biz, daha çok, bu sözün işe dönüşmesi işini iyi yapıyoruz da, özellikle işin söze dönüştürülmesini iyi beceremiyoruz; yani, sözün işe dönüşmesini yapıyoruz; ama, işin söze dönüşmesini beceremiyoruz. Bunda mutlaka bizim eksiğimiz var, bunu iyi çalışmamız lazım. Yoksa, böyle bir özensiz çalışmaya karşı, belki de bu kadar zamanımızı harcamamamız gerekirdi; bunu anlatmamız lazım.
HASAN ÖREN (Manisa)Onbeş dakika geçti, bir şey anlamadık daha Sayın Bakan.
AHMET ERSİN (İzmir)Hiçbir şey anlamadık Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Şimdi, yani, açıkçası, pazarlamayı pek bilmiyoruz; ama, bunları da becereceğiz. Hatta, ben kendi adıma söyleyeyim; bunları söylemeyi, aldığımız terbiyeden dolayı, aslında, biz, bunları -çünkü, görevimiz olduğu için- anlatmayı bile bazen ayıp gibi filan zannediyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AHMET ERSİN (İzmir)Hep havadan sudan bahsettin Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Şimdi, geleceğim... Olacak bunların hepsi... Bakın, rahat rahat...
AHMET ERSİN (İzmir)Biz rahatız... Konuya gelin, konuya...
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Sabır, sabır...
Bu neye benziyor biliyor musunuz; adamın bir tanesine yel değirmenini anlatıyorlarmış...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 18 Mayıs 2005