İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Tarım ve hayvancılık sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması, temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin tarım bakanı mehmet mehdi eker hakkında verilen gensorusu (11/1)

Mehmet Mehdi Eker

Diyarbakır Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 2.068 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEKİ DESTEKLEMELERİN ZAMANINDA ÖDENMEMESİ VEYA KALDIRILMASI, TEMEL GIDA MADDELERİNDE MEYDANA GELEN AŞIRI FİYAT ARTIŞLARI İLE DE HALKIN MAĞDURİYETİNE SEBEP OLDUĞUNA İLİŞKİN TARIM BAKANI MEHMET MEHDİ EKER HAKKINDA VERİLEN GENSORUSU (11/1)); konuşma 2.068 kelime.

Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Tarım ve hayvancılık sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması, temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin tarım bakanı mehmet mehdi eker hakkında verilen gensorusu (11/1)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-04-29-tarim-ve-hayvancilik-sektorundeki-desteklemelerin-zamaninda-odenmemesi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gensoru vesilesiyle, 2002 yılında AK Parti Hükûmetinin devraldığı enkazı nasıl düzelttiği ve Türkiye’yi, Türkiye'nin tarım sektörünü nereden nereye getirdiği hakkında da sizlere bilgi sunma fırsatı bulacağım ve hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle tabii, gensorunun konusuyla ilgili sizlere bazı açıklamalarda bulunacağım, kayıtlara geçmesi açısından. Dünyada son bir iki yıl içerisinde bazı gelişmeler oldu. Başta petrol fiyatları -bildiğiniz gibi- 23 dolardan 120 dolara çıktı. Bu, dünyada tarımsal üretim potansiyeli olan birçok ülkenin pozisyonunu gözden geçirmesine ve enerji tarımı yoluyla petrol masraflarını azaltmaya karar vermesine yol açtı. Örneğin, Avrupa Birliği ülkeleri 2010 yılı için petrole katılacak miktarı yani biyoetanol ve biyodizeli, biyoyakıtı yüzde 5 olarak, Amerika Birleşik Devletleri yüzde 5,75 olarak, bazı ülkeler yüzde 10 olarak, bazı ülkeler de mevcut durumlarını ikiye katlama kararı aldılar ve bu, tabii, dünyada önemli bir pozisyon değişikliğine sebebiyet verdi.

Şimdi, gıda maddesi olarak üretilen ve aslında gıda maddesi olarak kullanılması gereken buğday, mısır ve yağlı tohumlar, şeker kamışı, şeker pancarı, bunların tamamı ya biyoetanol veya biyodizel olarak kullanılmaktadır. Bu, tabii, sebeplerin en önemlisi. Çünkü bunun arkasından aslında başka bir şey daha gelecek. Çünkü dünya artık genetiği değiştirilmiş organizmalarla birlikte tarımsal üretimi artırıp, şu anda bunu nasıl enerji üretiminde kullanmayı veya gıda tedarikinde kullanmayı tartışmakta.

İkinci bir konu: Tabii, dünyadaki gelişmelerde, dünyada “küresel ısınma” dediğimiz hadise özellikle 2007 yılında dünyanın değişik bölgelerini çok ciddi şekilde etkiledi. Akdeniz havzası başta olmak üzere Avustralya Kıtası, Balkanlar bu durumda en çok etkilenen ülkeler oldu. Bu da tabii ki bölgesel anlamda dünyanın değişik yerlerinde üretim düşüşüne sebebiyet verdi.

Bir başka sebep, refah artışıyla birlikte dünyanın büyük tüketicisi ülkeler, Çin gibi, Hindistan gibi büyük nüfus barındıran ülkeler ve yine gelişmekte olan ülkeler, gelişme yolundaki ülkeler, refah düzeyinin artışıyla birlikte gıda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiler. Örneğin, daha çok et ve daha çok süt tüketmeye başladılar. Bu da bir yandan hububat tüketimini artırdı, çünkü yem olarak kullanılıyor. Bildiğiniz gibi hayvansal üretimde, özellikle beside 1 kilogram canlı ağırlık artışı için -bir besi danası- 7 kilo civarında karma yem, bir başka deyişle hububat tüketilmektedir. Dolayısıyla 1 milyon ton et artışı, aynı zamanda 7 milyon ton hububat demektir. Bunu da bir etken olarak belirtmemiz gerekiyor.

Dünyada aslında baktığımız zaman, üretimde, örneğin 2006-2007 üretimini mukayese ettiğimizde ne buğdayda ne pirinçte ne arpada ne mısırda bir verim düşüklüğü yok, bir rekolte düşüklüğü yok. Örneğin, 2006 yılında dünya buğday üretimi 593 milyon tondur, 2007’de 604 milyon ton olmuştur. Mısır 699 milyon tondan 768 milyon tona çıkmıştır. Arpada bir miktar düşüş var, çok önemsiz bir miktar, ama pirinçte de 418 milyon tondan 422 milyon tona dünya üretimi çıkmıştır. Ona rağmen, biraz önce söylediğim sebeplerle meydana gelen talep artışı dünyada hareketlenmelere sebebiyet vermiş ve mevcut stoklardan tüketim artmıştır.

Şimdi, Türkiye’ye baktığımız zaman, Türkiye’de 2006 yılında 20 milyon ton buğday, 3,8 milyon ton -yaklaşık 4 milyon ton- mısır, 9,6 milyon ton arpa ve 700 bin ton da çeltik üretilmiştir. Yaşadığımız olağanüstü kuraklık sebebiyle buğdayda yüzde 14’lük bir düşüş, mısırda yaklaşık yüzde 8’lik bir düşüş ve çeltikte de 650 bin ton ile yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş yaşadı Türkiye.

Ancak, burada dünyadaki etkiler ile Türkiye’deki etkileri mukayese ettiğimizde, dünyada, örneğin buğdayda bu durumlar yüzde 130’luk bir artışa sebebiyet vermiş, dünya buğday fiyatı yüzde 130 oranında artmış bir yıl içerisinde. Arpada yüzde 57 oranında artış olmuş, mısır yüzde 50 oranında artmış, pirinç yüzde 100 artmıştır dünyada. Türkiye’ye baktığımızda, aslında yaşadığımız kuraklığa rağmen buradaki fiyatlar, 2006-2007 mukayesesinde, ekmeklik buğdayın fiyatı Türkiye’de yüzde 40 artmış, dünyada yüzde 130 artmıştı. Arpa fiyatında yüzde 25, mısır fiyatında yüzde 17 ve pirinç fiyatında yüzde 78’lik bir artış meydana gelmiştir.

Tabii, bunun çeşitli sebepleri var. Biz, bu durumda, aslında dünyanın karşı karşıya kaldığı bu yeni durumda ve Türkiye'nin pozisyonuna rağmen, bizim aldığımız birtakım tedbirlerle Türkiye'nin içerisinde -ki bizim Bakanlık olarak, Hükûmet olarak görevimiz bu- Türkiye’de, Türkiye'nin ihtiyacını giderecek kadar mal bulunmasını temin etmektir ve biz de bunu sağladık. Şu anda, bugün itibarıyla da, bundan on gün önce de, on beş gün önce de, Türkiye’yi hububat açısından haziran, temmuz ayına yani yeni hasat sezonuna, pirinç açısından da eylül ayına, yine hasat sezonuna Türkiye’yi rahatlıkla yetiştirecek kadar Türkiye'nin ambarlarında, Türkiye'nin stoklarında pirinç de hububat da bulunmaktadır. Bu konuda ne dün ne bugün ne önceki gün bir problem biz yaşamadık. Onun için, aslında bu sorunu, yani perakende fiyat artışlarındaki sorunu biz yapay bir sorun olarak gördük çünkü Türkiye’de böyle bir fiyat artışını gerektirecek, geçtiğimiz haftalardaki, pirinçte, perakende fiyatlarındaki bir fiyat artışını gerektirecek bir mal yokluğu, bir arz eksikliği kesinlikle olmadı. Onun için, biz buna spekülatif maksatlıdır dedik.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul)O da sizin sorumluluğunuzda değil mi?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün itibarıyla -önce o bilgiyi sizlerle paylaşayım- pirinç fiyatında, geçtiğimiz haftalardaki 2,9 YTL’den, mesela Meşhur Peynirci firmasında Osmancık pirinci 2 YTL’ye, Real’de 2 YTL’ye, GİMPA’da 2,9’dan 1,95 YTL’ye, Carrefoursa’da da 2,9’dan 1,9 YTL’ye düşmüştür fiyatlar. Yani, şu anda bu fiyatlar piyasada cari, bugün bizim yaptırdığımız araştırmada, mağazalarda, halkımızın alışveriş yaptığı yerlerde fiyatlar bu durumda. Yani, fiyatlar düşme seyrinde. Bu da bizim söylediğimizi doğruluyor; bizim, daha önce bunun spekülatif maksatla yapıldığına dair görüşlerimizin doğru olduğunu gösteriyor.

Peki, biz ne yaptık? Şimdi, aslında, AK Parti Hükûmetinin biraz sonra söyleyeceğim diğer icraatlarını ama burada da önemli bir nokta var, eğer AK Parti Hükûmetiyle ilgili, pirinçle ilgili bir şey söylenecekse tarihin şeref sayfasında Türk siyaseti için AK Partiye bir sayfa ayrılır, denir ki: “AK Parti Hükûmeti pirinç üretimini Türkiye’de 360 bin tondan 700 bin tona çıkardı, 2 katına çıkardı.” Tarih bunu yazacak. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu, durduk yerde olmadı arkadaşlar…

RASİM ÇAKIR (Edirne)Üreticiler de iflas etti!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Durduk yerde bu olmadı. Bakın, nasıl oldu?

Şimdi, biz çeltikte prim uygulaması başlattık 2005 yılında, tarife kontenjanı getirdik, referans fiyat uygulaması getirdik ve bu üç uygulamayla birlikte Türkiye’de pirinç üretimi, çeltik üretimi 360 bin tondan, kuraklığa rağmen bu sene 650 bin tona çıktı. Şimdi, bu, 2002’de ne kadardı? Yani, 200 bin ton pirinç üretiliyordu Türkiye’de. Türkiye'nin toplam tüketimi 500-550 -azami- arasında. Bunun ancak yüzde 30’u karşılanırken bugün yüzde 80’i yaklaşık karşılanır hâle gelmiştir.

Bunun dışında, tabii, biz ileriye dönük olarak da, problem ortaya çıkar çıkmaz Toprak Mahsulleri Ofisine sıfır gümrükle ithalat yetkisi verdik ve Toprak Mahsulleri Ofisi bu konuyla ilgili icraatlarını başlattı, çalışmalarını başlattı.

Şimdi, buğdayla ilgili olarak da yine aynı şekilde, Türkiye’de, bakın, un fiyat artışı yüzde 40 iken Amerika Birleşik Devletleri’nde un fiyat artışı yüzde 400. Kanada’da un fiyat artışı yüzde 150 olmuştur. Şimdi, burada bizim aldığımız birtakım tedbirler oldu. Demin arkadaşlar diyorlar ki: “Efendim, geçen sene hasat sezonunda niye ithalat yapmadınız?” Biz, Türk çiftçisini, Türk üreticisini hasat sezonunda ithalat silahıyla vurmak istemediğimiz için, onların üretiminin değerini düşürmemek için o tarihte yapmadık, yapamazdık. Çünkü zaten Türkiye'nin yaklaşık 17,5 milyon ton buğday üretimi var ve bu, Türkiye'nin tüketim ihtiyacına yetecek kadar bir miktardır. Biz ne yaptık? Eylül ayından itibaren tedbirlerimizi aldık ve peyderpey Türkiye'nin ihtiyacı kadar miktarı gerek Toprak Mahsulleri Ofisi gerekse zaten bizim sanayicilerimiz, tüccarlarımız ithalatlarını yapıyorlar ve dolayısıyla, tedbirlerini alıyorlar. Onun için, şu anda, piyasada bu manada da bir sıkıntı bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu tarım olduğunda, insanlar maalesef çok rahat bir şekilde, böyle, derleme, sağdan soldan duyulmuş rakamlarla konuşurlar.

Şimdi, ben size 2002’de ne oldu, biz nasıl bir tablo devraldık; onu söyleyeceğim:

Değerli arkadaşlar, 2002 tarihinde yürürlükte olup da o tarihte yürürlükten kaldırılan destekleri size söylüyorum. Çünkü, biraz önce, bizleri…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Gübre?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Gübreye de geleceğim.

Biraz sonra, sizleri bu bilgilerle şu şekilde bilgilendirmek istiyorum:

Kimyevi gübre desteği: 1/1/2002 tarihinde kaldırılmış. Belgesi burada. Bakanlar Kurulu kararı. Gensorunun altında imzası olan bakanlar, o gün bu kararın altında imzası olanlar, bugün de gensorunun altında imzası olan arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, Zirai Mücadele ne diyor: “Kimyevi gübre desteğini kaldırdık.” Burada, Bakanlar Kurulu kararı.

Zirai mücadele ve veteriner ilaç desteği: Fatura bedelinin yüzde 5’i ile 30’u arası ödeniyordu, 1/1/2002 tarihinde kaldırıldı.

Pazar fiyat desteği: Bakın, şeker pancarı, tütün, buğday, arpa, yulaf, çeltik, mısır, çavdar; bütün bunlarda uygulanıyordu ve bunlarda pazar fiyat desteği kaldırıldı.

Tarımda kullanılan elektrik desteği: 2002 yılında kaldırıldı ucuz elektrik kullanım desteği.

GÜROL ERGİN (Muğla)Siz onu 2002’de geldikten sonra kaldırdınız. Elektrik desteğini Aralık ayında kaldırdınız.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Yine, ülkemizde sık sık meydana gelen doğal afetlerden zarar gören üreticilere yapılan yardımlarla ilgili bir kanun vardı, bu kanunun adı 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Tohumluk Dağıtılması Hakkında Kanun’du, bu Kanun da kaldırıldı.

Şimdi, biraz önce yine söylendi. Değerli arkadaşlar, bütün bu desteklerin kaldırılmasını onaylayan Dünya Bankası Başkanına yazılmış olan mektup burada. Bu mektubun altında, yine gensoruda imzası bulunan iki bakanın imzası var ve burada. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, biz, 2002 yılında Türk tarım sektörüne verilen destekte şöyle bir tablo devraldık; ben size okuyorum: 186 milyon prim ödemesi, 2002’de. 83 milyon hayvancılık, 1,5 milyar YTL doğrudan gelir desteği, 42 milyon YTL çay desteği; toplam 1 milyar 868 milyon YTL. Yani, devraldığımız tablo bu. Sadece bu destekler var.

Biraz önce söyledi DGD’nin durumunu, onun faziletlerini, onu anlatmayacağım. Ama, bakın, biz ne yapmışız, biz hangi yeni destekler getirmişiz, onları size arz edeceğim:

Prim uygulamaları getirdik hububatta, 2005’te. Ne ödedik şimdiye kadar? 1 milyar 632 milyon YTL. Mazot, 2003’te desteği getirdik. Ne ödedik? 2 milyar 13 milyon YTL. Gübre, 2005’te getirdik; 966 milyon YTL ödedik. Dane mısır, 2004’te prim desteği getirdik; 455 milyon YTL. Aspir, arıcılık, sertifikalı fidan, 2005’te getirdik; 130 milyon YTL ödedik. Sertifikalı tohum, biz getirdik 2005’te. Kırsal kalkınma, 385 milyon YTL ödedik, biz getirdik 2006’da. Su ürünleri, sigorta... Tarım sigortası uygulaması getirdik ve poliçe bedelinin yüzde 50’sini hibe olarak ödüyoruz. Bu, Türk tarımına yapılmış en büyük hizmettir (AK Parti sıralarından alkışlar) ve tarihin şeref sayfasında bu da yazılacaktır. Toprak tahlili, organik tarım desteği getirdik ve ARGE desteği getirdik.

Şimdi, bunlarla birlikte, bakın, bugün, daha önce 83 milyon YTL olan hayvancılık desteğini biz 1,3 milyar YTL’ye çıkardık. 186 milyon YTL olan prim desteğini -ki bunlar yağlı tohumlar, pamuktu, ayçiçeğiydi vesaire- 1,2 milyar YTL’ye de bunu çıkardık.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar… Tabii ki doğrudan gelir desteğini indirmemiz gerekiyordu çünkü adaletsizdi ve üretimle bir ilişkisi, verimlilikle hiçbir ilişkisi yoktu. Peki, biz bunu yaptık, sonra ne oldu? Yani Türk tarımında hangi gelişme oldu? Hangi büyüme meydana geldi?

Değerli milletvekilleri, 2002 yılında Türk tarım sektörünün gayrisafi üretim değeri sadece 23,7 milyar dolardır, 2002 yılında. Bakın, 2007’de… Biraz önce arkadaşlar dediler ki: Tarım öldü, bitti, çöktü vesaire. Ne ölen var ne çöken var, Türk tarımı dimdik ayakta. AK Parti Hükûmetinin hizmetleriyle çok daha ileri bir noktaya gidecek. [AK Parti sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından alkışlar (!)]

Bakın, ne olmuş? 50,7 milyar dolara çıktı Türk tarım sektörünün gayrisafi üretim değeri 2007 yılında.

GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Bakan, sen böyle söylersen çiftçi de “Külahıma anlat!” diyor “Külahıma anlat!” Bunu çiftçi söylüyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Tarımda kişi başına gelir 2002 yılında, aynı diğer sektörlerde olduğu gibi düşüktü. 2002’de bin dolardı tarımdaki kişi başına gelir, 2007 yılında 2.433 dolara çıktı.

Şimdi, tarımsal kredi faizi oranları… Bakın, biz nereden devraldık? Yüzde 59’dan devraldık. Nereye getirdik? Sıfır ila 13 aralığına getirdik. Yüzde 90’ı sübvansiyonlu kredi olarak kullanılmak üzere, 2007’de Türk çiftçisine kullandırılan kredi 6,3 milyar YTL’dir; 6,3 milyar YTL. Peki, bunu kim kullandı? Tam 1 milyon 100 bin Türk çiftçisi kullandı, tam 1 milyon 100 bin. (AK Parti sıralarından alkışlar) Peki, ne kadardı bu? 2002’de kaç Türk çiftçisi ne kadar kredi kullanıyordu? 550 bin çiftçi toplam 550 milyon YTL kullanıyordu.

GÜROL ERGİN (Muğla)Çiftçi kendisini mi icraya veriyor!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Kaç kat artmış? 13-14 kat artmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Şimdi, değerli kardeşlerim, bakın, biz Türk çiftçisinin borçlarını sildik. 765 bin çiftçinin 2,7 -o günkü parayla- katrilyon değerindeki borcunun 1,5 katrilyonunu sildik, geriye kalanı da yapılandırdık, ödeyebileceği şekilde. Bugün, gerek Ziraat Bankası gerek tarım kredi kooperatiflerinin kullandırdıkları kredinin yüzde 96 ila 98 arasında geri dönüşü var. Ne demektir bu? Türk çiftçisinin kredi alan 100 tanesinin 98’i borcunu da tıkır tıkır ödüyor, borcunu da tıkır tıkır ödüyor. Demek ki ödeme gücü var, demek ki bunu sürdürebiliyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, ihracatla ilgili olarak size bazı rakamlar vereceğim. Bu da son derecede önemli çünkü Türk ihracatçısına da Türk tarım sektörüne de haksızlık yapılıyor. Biz hükûmeti devraldığımız 2002 yılında Türkiye'nin tarımsal ithalatı 4 milyar dolar, tarımsal ihracatı da 4 miyar dolar. Bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

81 konuşma daha · 29 Nisan 2008

81 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook