İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Temmuz 2003 · 1.081 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 1.081 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2003-07-23-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Topluma Kazandırma Yasa Tasarısının "Uygulama şartları ve esasları" başlıklı 4 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana görevi, hepimizin bildiği gibi, insanlarımızın daha rahat, daha huzurlu, mutlu ve çağdaş yaşamalarını sağlayacak her türlü düzenlemeleri yapacak yasaları çıkarmak ve uygulamak üzere hükümete sunmaktır. Değişen ülke veya dünya koşullarına göre, bazen bu yasalar elbette ki değiştirilebilir, yürürlükten de kaldırılabilir; ancak, bu tür değişimler, bazen toplumun tüm kesimlerinde kabul de görmeyebilir ve aslında, bunların da kendilerine göre çok haklı sebepleri olabilir.

Değerli arkadaşlar, ister dış güçlerin bölgemizdeki çıkar çatışmalarının sonucu olarak ülkemizde yarattıkları karışıklıklar diyelim, ister ülke içindeki demokratik açılımların çağa uygun bir şekilde zamanında yapılamaması diyelim, yine, ülkemizde çok uzun yıllardır devam edegelen gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve eğitimsizliğin sonucu olarak veya bazı kesimlerin kültürel hak ve özgürlüklerini silah zoruyla elde etme bahanesiyle ve hatta daha ileri boyutlara taşıma amacıyla çıkan olaylar sonucunda, kısacası, nedeni ne olursa olsun, ülkemiz, son 20 yıl içinde onbinlerce evladını yitirmiştir. Başlangıçta basit bir asayiş olayı olarak algılanan; fakat, daha sonra ülkenin bölünmesi yönünde seyreden ve yine, ülkemizi bazı komşularıyla savaş durumuna dahi getiren çok şiddetli bir terör ortamı yaşamıştır. Bu arada, kalkınmaya, insanların refahına harcanabilecek milyarlarca dolar, ülkenin birlik, beraberlik ve huzurunu sağlamak amacıyla sarf edilmiştir; ancak, bu olaylar, başta güvenlik güçleri olmak üzere, devletin topyekûn mücadelesi sonucunda kontrol altına alınmış, bu mücadeleye giren gruplar da, bu yöntemle amaçlarına ulaşamayacaklarını anladıkları için ya silah bırakmışlar ya da yurt dışına çıkmışlardır. Bu yüzden, yaklaşık 4 yıldır, ülkemizde, nispî olarak bir huzur ve güven ortamı oluşmuştur. Daha doğrusu, herkes, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde devletin temel kurallarına bağlı olarak yaşamaktan başka çareleri olmadığı noktasına gelmiştir; ama, maalesef, yukarıda da değindiğim gibi, bu olaylar, hepimize çok pahalıya mal olmuş, bölgedeki uluslararası çıkar çatışmaları ve sınırlarımızda devam eden savaş karşısında ülkeyi büyük sıkıntılara sokmuş, güçlü bir Türkiye'nin muhatap olamayacağı onur kırıcı olaylar ve şantajlarla karşı karşıya bırakmıştır.

İşte, bugün burada görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı da, aslında, ülkemizde toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devamını sağlamak için, her ne sebepten olursa olsun, bu örgütlere karışmış, katılmış Türk vatandaşı örgüt militanlarını topluma yeniden kazandırmak amacıyla hazırlanmak istenmiş bir kanun tasarısıdır.

Bölgelerarası kalkınma eşitsizliğinin giderilebilmesi, tüm ülke insanlarının yaşam seviyelerinin çağdaş ülkeler seviyesine getirilebilmesi ve yine, çağın gerektirdiği demokratik, inanç ve kültürel hakların açılımının yapılabilmesi, daha doğrusu, bütün bu hakların demokratik ortamlarda tartışılabilmesi için, öncelikle çatışma ortamının ortadan kaldırılmasını düşünen geçmiş hükümetler de, değişik terör örgütlerinin silahlarını bırakmaları ve bu örgütlerdeki insanların ülke sistemine katılmaları amacıyla, şimdiye kadar, çeşitli başlıklar altında değişik af yasaları ve pişmanlık yasaları çıkarmışlardır. Ancak, bu yasalar, çok iyi incelenmeden, tartışılmadan ve değişik kesimlerin görüşleri alınmadan çıkarıldıkları için amacına ulaşamamış; sorunlara köklü bir çözüm getiremediği için, sorun, var olmaya devam etmiş ve bazı dış güçler tarafından, yine pazarlık edilir duruma getirilmeye çalışılmıştır.

Bu tasarıya bakıldığında da, tasarının kamuoyunda yeterince tartışılamadığı ve konuya taraf farklı kesimlerin yaklaşımlarının tam olarak netleştirilemediği görülmektedir. Bu açıdan, uygulanabilirliği konusunda yeterli ve kapsayıcı tespitler yapılamayan bu düzenlemenin, ilk izlenimleri itibariyle, mevcut haliyle toplumda beklenen heyecanı oluşturamadığı, ileriye dönük etkili sonuçlar doğurabileceğine ilişkin hareketliliği meydana getiremediği gözlenmektedir. En azından, maksatlı çevrelerce "pişmanlık yasa tasarısı" olarak lanse edilen kanun tasarısının, hedef kitleler üzerinde, hiç olmazsa, psikolojik olarak daha yapıcı ve etkili olabilmesi için isminin değiştirilmesi gerekirdi.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisinin de, AK Partinin de, toplumun her kesiminde huzur ve barışın sağlanması için her türlü düzenlemeleri yapmak niyetinde olduklarından, herhalde, hiç kimsenin şüphesi yoktur; ancak, bu düzenlemeleri yaparken, yapılabilecek yanlışlar veya ihmaller, insanları amaçlarına ulaştıramayacağı gibi, aksine, uzaklaştıracak ve belki de iyi niyetine gölge düşürecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisini böyle bir duruma düşürmemek, bir an önce normal yaşama dönmek için bir el uzatılmasını bekleyen, çok değişik sebeplerden dolayı yasadışı olmuş insanlarımızı, çocuklarımızı, tekrar aile yaşamına döndürebilmek için, ancak, bu arada, ülkede, toplumun her kesiminde büyük tahribata yol açmış böyle bir olayı bitirmeye yönelik yeni bir yasa çıkarırken, çok titiz davranmamız gerekecektir. Dolayısıyla, son yirmi yıldır devam eden olaylar, toplumumuzun çok değişik kesimlerini, çok değişik şekilde etkilemiştir. Onun için, böyle bir yasa tasarısı hazırlanmadan önce, toplumun tüm kesimlerinin, silahlı kuvvetlerin, emniyet güçlerinin, hangi görüşte olursa olsun tüm siyasî partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, şehit analarının, iş dünyasının ve hatta bu örgüte katılmış insanların ailelerinin düşünceleri alınmalı, kamuoyuna, bu konunun ülkemiz için önemi iyice anlatılmalı, kamuoyunun onayını aldıktan sonra, belki de, daha geniş kapsamlı bir yasa çıkarılmalı ve bu olaylar, ülkemizin ve toplumumuzun menfaatları için, bütün acılarıyla birlikte, bağırlara bastırılabilmelidir. Çıkaracağımız yasa, sadece biz istiyoruz diye, sadece Türkiye insanının barış ve huzurunu sağlamak üzere, değişik etnik kökenden, değişik dinî inançtan olup da, birlikte, bin yıldır nasıl kardeşçe yaşıyorsak, bundan böyle de aynı şekilde yaşamak amacıyla çıkarılmalıdır; yoksa, dost mu düşman mı olduğu belli olmayan, ama, sadece ve sadece kendi çıkarlarını düşünen ve bu çıkar uğruna onbinlerce insanı katledebilen, kendi suçuna iştirak etmeyen ülkeleri de tehdit eden birtakım ülkelerin empozeleriyle çıkarılmamalıdır.

Değerli arkadaşlar, böyle bir yasa ülkemiz için gereklidir ve önemlidir diye bu yasayı tartışıyoruz değil mi? Bundan önceki yasalar sorunlarımızı çözemedi diye, onlara benzer bir yasa çıkarmaya çalışıyoruz. O halde, niçin, bu kadar önemli bir yasayı, sıradan bir yasaymış gibi gündeme getiriyorsunuz?! Acaba, Mecliste bulunan kaç değerli milletvekili arkadaşımız bu yasayı tam olarak inceleyebildi?!

Yasanın yürürlüğe girmesi halinde, uygulamada görev alacak tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşların uygulama esaslarında etkili olan yönetim kademelerinin görüşleri alınarak, düzenlemenin buna göre şekillendirilmiş olması gerekir; ancak, yasayı hazırlayanların, böyle bir çalışma içinde olmadıkları görülmektedir. Aslında, bu yasa tasarısının nasıl uygulanabileceği hakkındaki yönetmeliklerin de beraberinde hazırlanması, çocukluğundan beri bu örgütlerin içinde yaşamaya alışmış ve Türkiye'nin sisteminden habersiz olarak yetişen bu insanlarımızın nasıl ve hangi kurumlarca topluma kazandırılacağının, bu kurumların görev ve yetkilerinin belirlenmesi gerekir ki, böyle bir düzenleme hedefine ulaşabilsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Melik, sözlerinizi tamamlar mısınız.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Değerli milletvekilleri, söz konusu yasanın 4 üncü maddesi, kanunun uygulama şartları ve esaslarıyla ilgili olup, bu yasadan yararlanmak isteyenlerin yargılama ve ceza konularıyla ilgili; ancak, yasanın tamamının, sorunun esası dikkate alınmadan ve tüm kamuoyunun ve bu yasanın gerçek uygulayıcılarının görüşleri alınmadan hazırlanması, sanki, çok büyük bir sıkıntıyı bir an önce başından defetme veya her sorunu çözüyormuş mesajı vermek amacıyla çıkarılmış havası vermesi, 4 üncü maddeyi de önemsiz kılmaktadır. Bu yüzden, ülkemizin çıkarları ve konuya bakışımızın ciddiyeti açısından, 4 üncü maddeyle birlikte, tasarının tümünün geri çekilmesi ve tüm ülke kamuoyunun görüşü alındıktan, uygulamadaki detaylar dahi hazırlandıktan sonra gündeme getirilmesi gerekir.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 23 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook