İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Şanlıurfa ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü nedeniyle

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 84. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2005 · 617 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 14 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞANLIURFA İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 617 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Şanlıurfa ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-04-14-sanliurfa-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulus-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 85 inci yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; öncelikle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Birinci Dünya Savaşı sonunda 70 000 nüfuslu Birecik, Suruç, Harran ve bugün Suriye toprakları içinde bulunan Rakka'nın bağlı bulunduğu bağımsız bir sancak olan Urfa, Osmanlı İmparatorluğunun 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesine dayanılarak, 7 Mart 1919 tarihinde ilk olarak İngilizler tarafından işgal edilmiştir.

İngilizlerin işgali sırasında Urfa'da bulunan Birinci Süvari Alayı da İngilizlerin istemi üzerine şehri terk edince, Urfa'da düşmana direnebilecek veya işgali önleyebilecek düzenli bir askerî birlik de kalmamıştı; ancak, yıllardan beridir, Karadenizli, Egeli, Orta Anadolulu, Akdenizli, Rumelili, Iraklı, Suriyeli, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Arnavut, Sünnî, Alevî ve daha birçok değişik etnik kökenden kardeşleriyle birlikte, Balkanlarda, Çanakkale'de, Süveyş'te, Kut-ül Amara'da Sarıkamış'ta, Filistin'de, Galiçya'da çarpışan Urfalıların, böyle bir haksız işgali, koşullar ne olursa olsun kabul etmeleri, direnmemeleri mümkün değildi.

Bu nedenle, şehri işgal eden İngiliz komutana karşılama töreni düzenlemediği ve gereken saygıyı göstermediği için, daha sonra İngilizlerce tutuklanıp Nemrut Mustafa Paşa Divanı Harbinde yargılanıp idama mahkûm edilerek Beyazıt Meydanında asılan Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey'in -ki, daha sonra adı Şehit Nusret Bey olarak anılacaktır- önderliğinde, 4-5 Eylül 1919 gecesi toplanan Urfalılar -ki, bunlar da daha sonra halk arasında "Onikiler" diye adlandırılacaklardır- Müdafaai Hukuk Cemiyetini kurarak, silahlı mücadele için teşkilatlanmaya başlamışlardır. Fakat, 15 Eylül 1919 tarihinde Paris'te yapılan ve Suriye İtilafnamesi olarak da bilinen, Suriye ve Kilikya'da işgal kuvvetlerinin değiştirilmesine ilişkin İngiliz-Fransız anlaşmasına göre, Urfa ve çevresi Fransızlara verilecektir. Yoğun direniş karşısında, kendini, bir daha geri gelmemek üzere, Türkiye'nin bugünkü güney sınırlarının arkasına atan Fransız generalinin "tarihimizde Fransa'nın başına konan talih kuşunu ürkütüp kaçırdığı elemli bir devre" olarak dediği, Kilikya olarak adlandırılan bölgenin Fransızlar tarafından işgali de bu anlaşmayla olmuştur.

1920 yılının ocak ayı içinde, bazı Fransız askerlerinin Urfa'da bir kadınlar hamamına girmesi, Urfalılar için bardağı taşıran son damla olmuş ve düşman birliklerine saldırılar başlamıştır. Güçlü silahlarla donanmış düzenli düşman birlikleri karşısında tamamen milis güçlerinden oluşan çetelerle savaşan ve onu memleketinden kovan Urfalılar yüzlerce şehit vermişlerdir; ama, en son 11 Nisan günü yapılan çarpışmalarda birçok askerle birlikte bütün Fransız subayları öldürülmüş ve 100 kadar Fransız askeri de esir edilerek Urfa'ya getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Urfa halkının bu şanlı mücadelesi sonundadır ki, Urfa'nın adı, 1987'den itibaren, çıkarılan kanunla birlikte, Şanlıurfa olarak değiştirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, asırlarca uğrunda savaştıkları ve hayatlarını feda etmekten çekinmeyen ataları gibi, 1920 yılında da, Urfa halkı ve doğru dürüst Türkçe dahi bilmeyen Kürt ve Arap aşiret çocukları, hilalli al bayrak ve onun temsil ettiği değerler tehlikeye düştüğü zaman, yine, canlarını vermekten çekinmediler ve bundan sonra da çekinmeyeceklerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Melik.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Zaten, yabancı bayrak görmeye alışkın olmayan o dedelerin torunları, bölgelerinden geçen yabancı askerlere de, köylerine düşen roketleri toplamaya gelenlere de, Türkiye'nin hiçbir yerinde olmadığı gibi tepkiyi de 2003 yılında vermişlerdir.

Değerli milletvekilleri, elbette ki her devletin bir bayrağı vardır. Dünyadaki birçok devletin bayrağı, o ülkeyi, o devleti uluslararası platformlarda tanıtmak için sonradan yaratılmış simgelerdir; ama, bizim bayrağımız sadece Türkiye Cumhuriyeti Devletinin simgesi değildir, Türk Milletinin bayrağıdır. Hatta şu anda Türkiye'nin siyasî sınırları dışında yaşayan, devlet hayatı için kısa olan bir süre öncesine kadar birlikte yaşadığımız, aynı devlet çatısı altında bulunduğumuz; ama, şu anda birçok değişik devletin tabiyetinde olan milletlerin de bayrağıdır.

Sözlerime, Urfa'nın değerli evladı, şair rahmetli Mustafa Dişli'nin 1948'de, Urfa'nın kurtuluşuyla ilgili yazdığı bir şiirle son vermek istiyorum.

"Başa kalkmam, çabalaram ölürem.

Toprak vermem, içine gömülürem.

İndirmem başımı ben, Nabi'nin oğluyam.

Tapamam hiç kimseye, ben Allah'ın kuluyam.

Benim anam sırtıyla su daşıydı.

Babam düşmanla yaka yaka savaşıydı.

O zaman Urfa kurtuluş savaşıydı.

Ben o ananın, o babanın oğluyam."

Urfa'nın kurtuluşunda şehit düşen ve bugün hayatta olmayan tüm gazileri rahmet ve saygıyla anıyor, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 14 Nisan 2005

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook