Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)
Kastamonu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 84. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2005 · 1.363 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Yıldırım (CHP), 14 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 1.363 kelime.
Mehmet Yıldırım (CHP, Kastamonu). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yildirim-22-2005-04-14-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 21 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten, bu tasarıyla ilgili, Grubumuz adına, bu konunun uzmanları olan Sayın Akif Hamzaçebi ve Sayın Kılıçdaroğlu çok güzel değerlendirmelerde bulundu. Ben de, tasarıyı, bu konunun uzmanı olmamakla birlikte, vatandaşın vekili, yurttaşın vekili, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesi, bu tasarıya pozitif veya negatif oy verecek bir vekil olarak, vatandaş gözüyle, çalışan memurlar gözüyle, Türkiye gözüyle, esnaf gözüyle, vergi verenler gözüyle değerlendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu madde 11 fıkradan oluşmaktadır. Burada, görevler, performans değerlendirmesi, atamalar ve eğitime kadar varan bir değerlendirme var.
Bakın -arkadaşlarımız da söyledi- bu tasarı çok önemli bir değişiklik getiriyor -gerçekten de, Sayın Maliye Bakanını kutluyorum- Gelir İdaresi Genel Müdürlüğü, daire başkanlığına dönüştürülüyor. Onun ötesinde, çalışana bir şey var mı; yok. Çalışanların tamamını bir havuza atıyor. Bütün Türkiye'de gördüğümüz gibi, her yerde, gerek KESK'e bağlı memurlar gerekse Kamu-Sene bağlı, örgütlenmiş memurlar bu yasaya karşı direniyor. Niçin direniyor, neden toplumsal bir mutabakat yok? Neden, toplumsal mutabakatı arıyoruz diyor sayın milletvekili? Doğru Yol Partisinin arada bir çıkan, AK Partiden seçilmiş; ama, Doğru Yol Partisinde şimdi siyaset yapan Sayın Ümmet Kandoğan -Taşköprü eski Kaymakamıdır, çok iyi de tanıyorum kendisini- çok iyi değerlendirmeler yapıyor ve Meclisin salonunun... Veya koridorlarda, kulislerde arkadaşlarımızın oturduğunu ve burada izlemediğini, vatandaşlarımızın da bundan rahatsız olduğunu ifade ediyor. Gerçekten de, vatandaşların yanına gittiğimizde, vatandaşlarımızın, bu konudan, bu görüntüden müşteki olduğu açıktır.
Değerli arkadaşlar, Sayın Maliye Bakanı buradayken açıklıkla itiraf ediyorum ki, Türkiye'de birbirini seven iki tane kamu kuruluşu çalışanı vardır; bir tanesi Maliyeciler, ikincisi de Karayolcular. Ben Karayolcuyum ve Maliyeciler de, doğrudur...
Bana göre, Türkiye'nin en dürüst insanları, ifade edeyim ki, Maliyecilerdir, Maliye çalışanlarıdır. Devletin 1 kuruşunu heder etmemek için, kuruşuna kadar yerli yerinde harcanması için bütün taleplere karşı direnirler, direnirler, direnirler. Ama, kendi çalışanına hiçbir şey vermezler. Kendi çalışanlarıyla ilgili çok cimridirler. Kendi çalışanlarıyla ilgili, özlük haklarıyla ilgili hiçbir katmadeğer yaratmazlar.
Şimdi, Gelir İdaresi Kurumunu yeniden yapılandırırken, 6 500 kişiye kadar ve bir kadro noktasına gelmiş vatandaşımızı havuza atarak, yarınından emin olmadığı noktaya taşıyorsak ve tedirgin ediyorsak, bunu yanlış yaptığımızı ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, elbette ki, diyeceksiniz ki, Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşuyorsun ve Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşurken, sen Kastamonu Milletvekili olarak Kastamonu'yu yerine, ortasına sokuyorsun.
Evet, değerli arkadaşlar, ben, Türkiye'nin milletvekiliyim; ama, benim seçim bölgem Kastamonu. Kastamonu insanlarının, Kastamonu çalışanlarının, Kastamonu Defterdarlığında görev yapan memurların sorunlarını, yüksek sesle, onların vekili olarak, onlardan oy almış veya almamış bir kişi olarak, Meclisin kürsüsünü kullanmıyorsam, yazıklar olsun bana! (CHP sıralarından alkışlar)
"Bizler, son derece fedakâr şartlarda çalışan, gecesini gündüzüne katıp, asla maddî çıkar gözetmeyen Kastamonu Vergi Dairesi Müdürlüğündeki vergi memurlarıyız. Bizler -son yasadaki yerini alan- Gelir İdaresi Yasasıyla ilgili olarak tedirgin bir halde beklemekteyiz. Hangimiz hangi kuruma gidecek, hangimiz hangi havuza atılacak diye uykularımız kaçmaktadır. Servisimiz yok, lojmanımız yok, hiçbir sosyal imkânımız yok; ama, çok şükür ki, itibarımız var. Mükelleflere yüzümüzü asmadan, onlara hizmet vermek için gece gündüz fedakârlık eden biz memurların, son dönemde, hakları elinden alınmakta, unvanlarımızın ne olacağı meçhul bir şekilde beklemekteyiz. Çoğumuz açlık sınırını zorlamakta, çocuğumuza yeterli eğitimi veremediğimizden, dershane, okul paralarını düşünmekteyiz. Her şeyin maddiyata dönüştüğü bir ortamda, onurumuzla, alnımızın akıyla mücadelemizi sürdürmekteyiz. Sorunlarımızı, Türkiye kamu çalışanları olarak duyurmaya çalışmaktayız; ama, ne yazık ki, bizi bölmeye ve küçültmeye çalışmakta direnen IMF'ye ayıp olur düşüncesiyle sesimizi duymamakta direniyorlar. Çoğumuz, yol parasını düşünerek, eve gitmeden, simitle vaktimizi geçiriyoruz; buna, Sayın Vekilimiz Mehmet Yıldırım şahittir. Almakta olduğumuz ekücretlerin tırpanlandığını biliyoruz ve duyuyoruz. O zaman... Maaşlarımız asgarî ücretten bile azdır. Biz, onurumuza yakışan, devleti ve milleti düşünen... İnsanca yaşamak istiyoruz" diyor Kastamonu vergi çalışanları. Değerli Sayın Bakan, duy çalışanlarının sesini!
Değerli arkadaşlar, bu yetmiyor... Bakın, Karayolları mühendisleri dilekçe veriyor. Diyorlar ki: "Sayın Mehmet Yıldırım, 15 inci Bölge Müdürlüğü çalışanları, teknik elemanları olarak, bir mühendis olarak 917 YTL para alıyorum, elime 745 YTL geçiyor. Üniversitede okuyan çocuğum var. Ne olacak; onurumla nasıl çalışacağım?" Bakın, mühendisi ne hale getirdiniz, çalışanları ne hale getirdiniz! Üstelik, değerli arkadaşlar, bunun burasında, bütün AK Partili milletvekillerine de mektuplar yazmışlar; sanıyorum, bu mektuplar, sizlere de gelmiştir, Karayolları mühendislerinden gelmiştir.
Şimdi, ikibuçuk yılda, allahaşkına, gözünüz görmüyor mu, kulağınız duymuyor mu?.. Bu hafta, biz, Güdül'deydik, bu hafta, biz, Evren İlçesindeydik; esnaf "siftah etmedik" diyor.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Hayır, hiç öyle bir şey demiyor.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)"Biz, AK Parti Türkiye'nin sorunlarını çözecek, IMF'yi kapı dışarı edecek diye oy verdik; elimiz kırılsaydı" diyorlar.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Hayır, hiç öyle demiyorlar; elinize sağlık diyorlar.
MAHFUZ GÜLER (Bingöl)İyi ki vermişiz diyorlar.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Soruyoruz, hangi partiye oy verdin?... Evren'e gittik, AKP'ye vermişler; Güdül'e gittik, AKP'ye vermişler. Güdül'ün Karataş Köyünde 2 000 insan var; havuç yetiştirmişler, deposunda havuçlar bekliyor. Soğukhava deposuna gittik; 3 000 ton havucu satamıyorlar. Türkiye'yi bu hale getirdiniz?
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Mehmet Bey, seni severiz; biraz insaf!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Değerli milletvekilleri, bakın, bir gerçeği ifade edelim. Siz aşağı iniyorsunuz, biz de, size karşı etkin muhalefet etmediğimiz için, bizi de sizin terazinizde tartıyorlar, bizi de size eşdeğer tutuyorlar. Onun için, bundan sonra, size karşı muhalefetimizi etkin bir şekilde sürdüreceğiz; bunu bilesiniz! (AK Parti sıralarından "Ooo" sesleri, alkışlar [!])
Değerli arkadaşlar, bakın, Karayolcu işçiler perişan; biraz önce, vergi çalışanlarının durumunu anlattık, perişan. Bu kürsüden, çalışanların vekili olarak, Sayın Bakan, 657 sayılı Yasada, özlük haklarına yönelik, bu, IMF'ye karşı gösterdiğiniz cömertliği, ülkeyi sömüren hortumcuya karşı gösterdiğiniz cömertliği ve ileri giderek, tefeciye karşı gösterdiğiniz cömertliği, memura ne zaman göstereceksiniz, çalışana ne zaman göstereceksiniz?.. Memurun hakkını, köylünün hakkını ne zaman vereceksiniz?..
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Atış serbest!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Değerli arkadaşlar, geliri konuşuyoruz. Gelir nereden gelecek; gelir, vergi mükellefinden gelecek. Peki, vatandaşın durumu müsait mi; yani, çok iyi, değil mi; gerçekten çok iyi!..
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Atış serbest!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Bakın, burada, elimde bir belge var. Yaklaşık olarak, Türkiye ihracatının en büyük dilimini gerçekleştiren konfeksiyon sektörünün sorunu ve bu, İstanbul Tekstilciler ve Konfeksiyoncular ve Fasoncular Derneği ile Tekstil İhracatçıları Birliğinin bir istihdam manifestosu; "üretim, istihdam ve sosyal barış tehdit altında" diyor. Bakın, burada ve bu, Hürriyet Gazetesinin pazar günkü sayfalarında tam sayfa çıktı. Sayın Yılmaz Kocaoğlu ve Sayın Süleyman Orakçıoğlu, örgütledikleri tekstil sanayii örgütüyle "hükümete uyarı yap" diyorlar; "sesimizi sağır sultan duydu, Ankara'daki hükümet duymadı" diyorlar; yani, Türkiye batıyor, 3,5 milyon insan, bizim sektörde, atölyelerde çalışan, istihdam yarattığımız sektör çöküyor. Avrupa'ya ihracat bağlantıları yapmıştık; bu kur sistemi nedeniyle bizim üretimimiz düştü, atölyelerimiz kapanma noktasına geldi ve bizim bu konudaki feryadımızı hükümet duymuyor diyorlar.
Sayın Hükümet, Sayın Maliye Bakanı, duy!.. Sayın Bakan, duy sesimi, duy!.. Ben, tekstilcinin sesini burada duyurmaya çalışıyorum, çiftçinin sesini duyurmaya çalışıyorum, sizin şu anda görüşülen gelir idaresi tasarısında konuştuğunuz 43 000 memurun derdini anlatmaya çalışıyorum, 600 000 000 liraya çalışan, geçimini sağlayan insanların derdini anlatmaya çalışıyorum.
Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakan bizim adımıza ifade etti. Allah'a şükür, bu devlet, bize, burada çalışmalarımızı yapmak için, 6 500 000 000-7 000 000 000 civarında para veriyor. Başbakan, bu kadar servetin içerisinde "ben, bu parayla geçinemiyorum" diyor. Peki, asgarî ücretli 350 000 000 lirayla nasıl geçiniyor, 450 000 000-500 000 000 lirayla nasıl geçiniyor?! Benim Karayolcu mühendis arkadaşlarım, trilyonlarca liraya, milyonlarca dolara imza atan, sizin kuruş kuruş topladığınız paraları çarçur etmeyen o meslektaşlarım, 650 000 000-900 000 000 lirayla nasıl geçiniyor?!
Sayın Bakan, bu yasayı ne zaman getireceksiniz? Bu yasayı getirmenizi talep ediyoruz. Bu yasayla ilgili kaynak nerede?.. Kaynak nerede, biliyor musunuz; akaryakıt kaçakçılarında. Türkiye'yi -9 katrilyon civarında- akaryakıt kaçakçılığı cenneti haline soktunuz, et kaçakçılığı cenneti haline soktunuz ve sınırları açarak, tarım ürünlerinin girişini serbest hale getirdiniz, 100 milyar dolar civarındaki ithalat patlamasıyla, Türkiye'yi bir ithalat cenneti haline dönüştürdünüz. Türkiye'nin kaynağı ihracata dönüştürmesinden geçmektedir ve tefeciye verdiğiniz 40 milyar dolar paranın vergilendirilmesinden geçmektedir. Eğer, asgarî ücretliden vergi alıyorsanız, sanayi çarşısındaki makasçı Zeki ve motorcu...
YAHYA BAŞ (İstanbul)Hasan...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Hasan; doğrudur... Hasan; doğru...
Kastamonu'da çalışan sanayi esnafı, Bağ-Kur primini ödeyemeyen vatandaş, mart ayında, vergi barışı için, vergi günleri için, koşarak vergisini ödüyorsa, tefeciden ne zaman vergi alacaksın?.. 40 milyar dolar Türkiye'yi üten karapara sahiplerinden, bir gün borsaya para yatırıp, ikinci gün faize para yatıran ve üçüncü gün dolara para yatıran üçkağıtçılardan ne zaman bu Meclis hesap soracak?
Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 14 Nisan 2005